bir halk türküsünde cinsiyet kavramı
BİR HALK TÜRKÜSÜ
"Bir adam. Sağ eliyle tempo tutmuş, halk türküsü söylüyor.'Öyle bir yar sevdim ki, on üç on dört yaşında…'
'Halk Türküsü' söylüyor adam. Halkın sanatçısı, şarkıcısı… Yar sevmek değil yüreğimize batan, yarın yaşı. Yar dişil, yar buluğa ermemiş bir kız çocuğu. Kirlenmemiş bir masumiyet taşıyordu yüzünde. Anlar mı ki aşktan; aşk sanılanın ardında nelerin saklı olduğundan? Nerden bilsin ki, her kadın tragedyasının başlangıcında böylesi bir 'aşk' olduğunu? Öyle ya, öldürümler de aşkla başlar.
Yar sanılan kız, bihaber belki yar kılındığından. Safiyetiyle baktığı karşıdaki erilin gözlerinde sahiplenilmiş çoktan. 'Benim' kılınmış da haberi yok. Kirlenmiş eril bakışlardan kaçmanın imkanı var mı ki? Kız çocuğu yar edilmiş. Toplumsal rollerde kadının nesneleştirilmesinin sunumu var türkünde. 'Yar' edilmiş de, ardında 'sevilmiş'. Eril, dişili yar kılmayı kendine hak görüyor. Sonra sevmeyi… Karşıdakinin sevme hakkını ona verdiğini düşünemeyecek kadar hissiz, anlayışsız ve bilinçsiz. Sevgi maskesinin altında korkunç bir ötekileştirme saklı türküde. Ve cinsiyetçilik…
'Halk Türküsü' söylüyor adam. Halkın sanatçısı, şarkıcısı… Yar değil yüreğimize batan, sevme biçimi. 'Öyle bir yar sevdim ki' diyor… Hemcinslerine karşı övünüyor, böbürleniyor. Hitap dişillere değil, bizzat erillere. Saklı bir çağrı var erillere. 'Böyle bir adam ben' demeye getiriyor. Belki de,'benim gibi olamazsınız' a getiriyor. Oysa yar kıldığı ve ardından onu sevmeyi hak gördüğü, bir kız çocuğu. Böylesine kör işte adam! Yar ise sahiplenilen, devamında onu başkasına kaptırmama gelecek. Sonra yar olarak sevmeye devam mı edecek adam? Evlenecek, evlenmek istenecek dişille. Yar bir evde tutsak edilecek. Her ev(lilik) bir zindan ve tutsaklık zaten. Sonra yardan çocuk istenecek. Güdüler 'yar'da tatmin edilecek.
İlginçtir, bir 'Er'zurum türküsü bu. Kadının ruhunun silindiği soğuk coğrafya… Kadının kara çarşaf içinde bile kendini rahat hissetmediği bir yöre. 'Dini-imanı bütün alanlarıyla' övgü duyulan il. Töresinde eşitsizlik olanın, türküsünde eşitlik ve yüceltme olur mu hiç?
'Halk Türküsü' söylüyor adam. Halkın sanatçısı, şarkıcısı… Yar sevmek değil gözlerimizi kanatan, yarin yaşı. 'Ne kadar küçük olursa yarin yaşı, o kadar iyi' demeye getiriyor adam. Körpe beden arzusu… İğrençleşmenin yaşça düşüşü. Adam 'türkü'yü söylemeye devam ediyor. Dinleyenler tempo tutuyor.
'Öyle bir yar sevdim ki,
on üç on dört yaşında…'
Daha neler yok ki diğer mısralarında türkünün… Traji-komedyanın türküsü aslında. Kanıksandığı içindir ki kalıcılaşmış, türküleşmiş. Bir cinsin ötekileştirilmesi hiçleştirilmesini ezgilere büründürülmüş hali bu. Hareketli tempoda söylenmesi ve bestelenmesinde de bir şeyler saklı olmalı. Herkes eşlik ediyor çünkü, tempo tutuyor halk, kanıksadığı cins eşitsizliğinin türküsünü.
'Halk Türküsü' söylüyor adam. Yar sevmek değil yüreğimizi inciten, yarin yaşı… Yar, buluğa ermemiş bir kız çocuğu. Söylenmeye devam edecek değişmedikçe eşitsizlik. Öyle ya bu da bir türkü. Ki, içinde hayatımızın gerçeklerinin saklandığı. Türküsü bitti adamın. Halk nasıl da alkışlıyor… Bir tane daha istiyorlar… Bir tane daha, bir tane daha, bir tane daha…"
__________________
"...yaşamış sayılmaz zaten, yurdu için ölmesini bilmeyen..."
|