View Single Post
Eski 17-07-2008, 05:02   #1 (permalink)
karabins
Asteğmen
 
Giriş Tarihi: 03-03-2007
Mesajlar: 334
Rep Gücü: 628
Rep Puanı : 156301
karabins Beni kesseler acımazkarabins Beni kesseler acımazkarabins Beni kesseler acımazkarabins Beni kesseler acımazkarabins Beni kesseler acımazkarabins Beni kesseler acımazkarabins Beni kesseler acımazkarabins Beni kesseler acımazkarabins Beni kesseler acımazkarabins Beni kesseler acımazkarabins Beni kesseler acımaz
ka20 CHP ve Sosyalist Enternasyonal...

Deniz Baykal’ın Sosyalist Enternasyonal’in Başkan Yardımcısı olmasına rağmen Atina’daki toplantıya katılamaması ya da katılmak istememesi ilginç değil mi? Söylenene göre bazı sosyal demokrat partilerin sözcüleri CHP’yi eleştirecek ve üyeliğinin askıya alınmasını isteyeceklermiş.
Olabilir. O zaman yapılacak olan nedir? Gidersiniz ve haklı olduğunuza inanıyorsanız, bu eleştirilere gereken cevabı verirsiniz. Bu köklü örgütün çoğunluğuna güvendiğinizi gösterirsiniz.
Baykal bunu neden yapmadı dersiniz? Bence Baykal ve arkadaşları, CHP’nin şu anda izlediği çizginin Sosyalist Enternasyonal ilkeleri açısından pek de savunulacak bir yanı olduğuna inanmıyorlar. İnansalar, gider savunurlardı.
Onlar ne yapıyorlar? Gazetelerin yazdığı doğruysa Sosyalist Enternasyonal’in başkanı Yorgo Papandreu’dan aleyhte yapılması düşünülen konuşmaların önlenmesi konusunda garanti almak istiyorlar. Bu bir güvensizlik işareti sayılmaz mı?
***
CHP, aslında hiçbir zaman gerçek bir sosyal demokrat parti olmadı. Halka en yakın olduğu, halkçı bir çizgi izlediği zaman bile sosyal demokrat sayılması zordu.
12 Eylül döneminde birlikte aynı cezaevinde kalırken Bülent Ecevit’le bu konuyu konuşma olanağımız olmuştu. Avrupa’daki sosyal demokrat partilerin Marksist bir kökten geldiğini biliyoruz. İkinci Enternasyonal’in kurucuları arasında Marks ve Engels de bulunuyordu.
Ecevit, CHP’nin hiç Marksist olmadığını vurgulardı. Bu partinin anti-Marksist olduğunu bile söyleyebiliriz. Öyleyse CHP neden dünyadaki sosyal demokrat harekete katılmıştı?
Türkiye’de sosyalist hareket 1960’ların ortasında siyaset sahnesine çıkmıştı. Mehmet Ali Aybar, Behice Boran, Sadun Aren önderliğindeki Türkiye İşçi Partisi 1965 seçimlerinde 15 milletvekili ile Meclis’e girmeyi başarmıştı. Bu sol dalga CHP’yi de etkiledi, partinin efsanevi lideri İsmet İnönü, çevresindeki genç ekibin de etkisiyle ‘ortanın solu’ çizgisinde olduklarını söyledi.
Bu CHP’nin tarihinde ilk kez solla ilişkisini ifade ettiği an sayılabilir. 12 Mart 1971 askeri darbesinin ardından partinin genel sekreteri Bülent Ecevit, ‘halkçı’ bir söylemle ortaya çıkmış ve İsmet İnönü’yü yenerek partinin liderliğini ele geçirmişti.
Bülent Ecevit, ‘ortanın solu’ sloganının içini doldurmuş ve ‘Bu düzen değişmelidir’, ‘Toprak işleyenin su kullananındır’ türünden bir siyasi çizginin savunucusu olduğu gibi, CHP’yi askeri müdahaleye karşı sivil bir çizgiye doğru yöneltmiştir.
Seçmen, yeni gelişmeyi hemen değerlendirmiş ve Bülent Ecevit önderliğindeki ‘halkçı’ ve ‘anti-militarist’ eğilimi önce 1973 seçimlerinde yüzde 30’ların üzerinde bir oyla desteklemiş, bu desteğini 1977 seçimlerinde yüzde 42’ye yükseltmişti. Baykal da o zaman bu çizgiyi savunanlar arasındaydı.
***
12 Eylül 1980 askeri darbesi ve sonrası gelişmeler CHP’yi geriletti, eski çizgi gitti, yerini geleneksel ‘devletçi’, ‘milliyetçi’ siyasetler aldı.
Bu gerileme Baykal önderliğinde daha da hız kazandı. Öyle ki 12 Eylül darbesinin başlangıcında karşı çıkılan 1982 Anayasası, YÖK, Milli Güvenlik Kurulu’nun yapısı, Seçim Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu, Ceza Kanunu’nun düşünceyi hedef alan maddeleri gibi konulara yaklaşım değişti, giderek bu 12 Eylülcü kurumlar ve kanunlar desteklenmeye başlandı.
***
Şu gerçeği kabul edelim, bugünkü CHP önderliğinin evrensel sol değerlerle bir ilişkisi kalmamıştır. Geçmişte ne kadar vardı diye sorarsanız, bunun da çok tartışma götürür olduğunu söyleyebiliriz. Tek fark geçmişte, sivil, demokratik söylemlere daha yakın bir yerde duruluyordu, şimdi otoriter anlayışlar tamamen egemen olmuş durumda.
Tabii biz solcular bütün suçu CHP’nin ve Baykal’ın üzerine yıkarak sorumluluktan kaçamayız. Ülkemizdeki sosyal demokrat hareket de, sosyalist hareket de bir krizden geçiyor.
Değişen dünyaya uyum sağlamakta, değişimi anlamakta zorluk çeken sol hareket geçmişin anlayışlarına sıkışıp kalmış durumda. Sol, dünyadaki yeni özgürlük ve demokrasi talepleriyle bir ilişki kuramıyor.
Bu nedenle tutuculaşıyor, muhafazakârlaşıyor...
İçe kapalı milliyetçiliğin esiri haline geliyor...
Baykal’ın geldiği noktaya bakarken MHP gibi düşünen solcuların bunda hiç sorumluluğu yok mu diye sormadan edemiyorum.
Bir özeleştiri zamanı gelmedi mi?
karabins is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
 
1 2 4 5 6 7 8 10 11 12 13 14 15 16 22 23 24 25 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 44 45 46 47 48 50 51 52 53 54 59 66 70 77 78 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 94 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 113 114 115 116 119 120 124 125 126 127 128 130 131 132 133 134 135 136 137 138 140 141 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 159 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 240 249 250 251 253 256 257 260 267 268 269 270 272 273 274 275 277 278 279 280 281 283 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 306 307 309 310 312 313 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 346 347 348 349 351 352 353 354 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 369 370 371 372 373 374 402 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490