ForumNeuro


Geri Git   ForumNeuro > Her Telden > Aşk'a Dair Her Şey
Kayıt S.S.S Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Aşk'a Dair Her Şey Aşklar Aşıklar buraya...


Yanıtla
 
Forum Araçları Görüntüleme Biçimleri
Eski 08-09-2005, 01:01   #1 (permalink)
Tayfun
Orgeneral
 
Giriş Tarihi: 04-08-2005
Mesajlar: 3,435
Rep Gücü: 2212
Rep Puanı : 548788
Tayfun Beni kesseler acımazTayfun Beni kesseler acımazTayfun Beni kesseler acımazTayfun Beni kesseler acımazTayfun Beni kesseler acımazTayfun Beni kesseler acımazTayfun Beni kesseler acımazTayfun Beni kesseler acımazTayfun Beni kesseler acımazTayfun Beni kesseler acımazTayfun Beni kesseler acımaz
Varsayılan İhtiyar adam ve karısı (Gerçek Aşk'lar Eskide Kalmış)

Arkadaşlar bu yazıyı nette dolaşırken buldum, umarım daha önce verilmemiştir.
Yazı uzun diye okumak istemeyen olursa zaten hiç okumaya kalkmasın.


İhtiyar adam ve karısı

İhtiyar adam ker*** damın içinde gezinip durdu. Duvardaki eşinin resimlerine takılıp kaldı gözleri bir süre, derin bir iç çekti…

”Hey gidi Ferhat Ali heyy! Hey gidi günler! Nerede o daldan dala atlayan gençlik yılları, tuttuğunu koparan, o mutlu baharlar, mutlu yazlar, nerede etrafında fır dönenler? Şimdi şu evde tek başına, kimsiz, kimsesiz. Sesine ses veren yok. Ölsen kim duyar?”

Aynaya baktı bir süre, avurtları çökmüş, alnında derin çizgiler. Saçı, sakalı uzamış, yüzü kırış kırıştı. Gözlerinde derin ve korkunç bir hüzün vardı.
Yaşadığı mutlu günleri düşündü Ferhat Ali. Eşi Gülizar geldi gözlerinin önüne. Yüzünde acı bir ifade belirdi. Göz çukurlarından yanaklarına doğru damla damla yaşlar süzüldü biribiri ardına …

Bir ömür bütün güzellikleri birlikte soluklamışlardı, birlikte göğüs germişlerdi zorluklara. Üzüldüklerinde beraber ağlamışlardı, sevindiklerinde beraber gülmüşlerdi.
Çocukları olmuyordu bütün dedikodu ve beraberliklerini bozmak isteyenlere inat daha çok perçinlemişlerdi sevgilerini. Neler yaşamamışlardı ki hayatta, neler görmemişlerdi ki bu yalan dünyada.

Ayırmaya kalktıklarında kimse onların yüreğini yakan tertemiz sevdalarını düşünmemişti. Onların sevdaları evlilikten de öteydi. Söz vermişlerdi sevdalarına , daha önemlisi biribirilerine.

Gülizar’sız hayat yoktu ihtiyar adam için, onsuz yaşayamazdı, bu Gülizar için de öyleydi. Sevgilerini içlerine gömüp biribirini bırakamazlardı. Aldırış etmemişti kimseye ihtiyar adam, ayrılmamıştı Gülizar’ından. Çünkü yaşarsa onun için yaşayacaktı, sevdası için yaşayacaktı. Çocuğu olmuyorsa salt Gülizar suçlu değildi, kabahat kendisinde de olabilirdi.

Her defasında İsraf ettikleri, kaybettikleri güzellikler karşısında birbirilerinin gücüne inanarak, sarsılmaz sevgilerinin sağlamlığına dayanarak üstesinden gelip sürdürmüşlerdi hayatını.
En zor koşullarda bile sevgiyi, mutluluğu kazanma ve perçinleme yolunda hep aynı rüyayı görmüşlerdi, hep aynı sızıları duymuşlardı yüreklerinde, aynı pişmanlıkları yaşamışlardı.
Bedenleriyle değil, yürekleriyle aynı yolu yürümüşlerdi. Hiç ihanet etmemişlerdi yüreklerine... Hiç ihanet etmemişlerdi sevgilerine...

...

- İki ihtiyar yalnız kalınca tek bir şey söylemeden biribirine bakakaldılar:
Yüreği kan ağlıyordu ihtiyar adamın. Yaşlı kadın gözleri açık hiç kıpırdamadan yatağına büzülmüş yatıyordu. İhtiyar adam yanına uzandı. Yaşlı kadın boynunu uzatıp yüzünü okşayan eline değdirdi. “Zavallı hayat arkadaşım benim artık ikimizde de iş kalmamış” deyip derin bir iç geçirdi ihtiyar adam...

İhtiyar adam hayat arkadaşını bekleyen büyük acıyı düşünüyordu... Şimdiden bu acıyı yüreğinin taa derinlerinde duyuyordu. Perişan durumuna, yaşlılığına, çektiği acıya yanıyor, elinden bir şey gelmediği için de kahroluyordu. İlk kez yüreği bu kadar sancıyordu.... İlk kez bu kadar çaresiz hissediyordu kendini. Doktorların bir kaç aylık ömrü var demelerine inanmak istemiyordu bi-türlü.

Dışarda durmadan şimşekler çakıyordu, sessizliği bozan bu gürültüyü duymuyorlardı bile. Anılarına gömülmüşlerdi her ikisi de. Gözlerini alabildiğine uzanan karşı dağlara dikmişlerdi. Sönmeye yüz tutmuş anılar uyanıyordu her ikisinin belleğinde, çok gerilerde kalmış mutluluk günleri canlanıyordu.

Dalgınlığı dağılmıştı yaşlı kadının, ince bir hüzün soluk yanağından bükülüp dudağının kıvrımına iniyordu. Yüzünün inceliğini, solukluğunu okşadı, elmacık kemiğindeki soluk çillerini öptü ihtiyar adam. Yaşlı kadının gözlerinden iki damla yaş süzüldü. “Öyle yalnız ve çaresiziz ki Ferhat Ali, bizden başka kimse yok içimizde biliyor musun” dedi yaşlı kadın..

Ortalık kararmıştı. Günün, en bahtiyar insanlarını bile az çok gamlandıran bir saatti. Yıllarca her şeyini paylaştığı ve kalbinden bir parça demek olan bir insanı ölüme terketmek kolay değildi.

Bütün soruları yanıtsız bırakıyordu ihtiyar adam, ağzını bıçak açmıyordu. Zar zor elindeki bastona yaslanarak kalktı yerinden, iki bardak çay doldurup geri geldi . Yaşlı kadın bir kaç adım ötede kıpırtısız yatıyordu, eski bir yatağın içinde kıvrılmış olarak küçücük bedeniyle...

İhtiyar adam geçmişteki bütün bu güzelliklerin kıymetini ise Gülizar’ın hasta düştüğünde daha iyi fark etmişti. O ulaşılmaz temiz sevgileriydi ki; gönülleri arasında yıkılmaz köprüler kurmuş. Gözlerine fer, gönüllerine ve ruhlarına aydınlık katmıştı, kapılar açmıştı mutluluklarına.

Hayat yolunda yalpaladıkları, sarsıldıkları olmamış mıydı? Olmuştu. Çok defa uçurumun kenarından dönmüşlerdi ama bütün bu engeller ve zorluklar vız gelmişti sevgilerinin gücüne.

Ama şimdi öylemiydi, zaman rüzgâr olmuş, yaprak gibi savuracaktı onları. Güçleri yetmiyordu, her birini bir yana düşürecek, ayıracaktı biribirinden.

-Yaşlı kadın her gün biraz daha hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Seven kalbi belliki artık bu hastalığa daha fazla dayanamayacaktı. Ker*** evinin o küçük odasında hergün biraz daha solmaktaydı. Gözü yaşlı, boynu bükük bir şekilde ölümü bekliyordu...

Gözlerini kapadı yaşlı kadın, bu küçük odada yalnız kaldığında gözyaşı dökmekten bıkmıştı...
Yinede engel olamıyordu pınar gibi çağlayan gözyaşlarına. İhtiyar adamı düşündü ne yapacaktı zavallı yapayalnız bu dünyada, hastalanınca kim bir sıcak çorba verecekti. Yaşlı kadın kendi ölümünden çok kocası evin deliğinde yapayalnız ve kimsesiz kalacağına içi yanıyordu.
"Bu dağ başında yapayalnız, kimsesiz yaşlı bir ihtiyar, tek başına nasıl yaşardı? Kim ekmeğini, aşını pişirir." Bunu düşünmek bile içini burkuyordu.Yaşlı kadın hep bunları düşünüyordu.
Kocası evden çıktığı zaman hep aynı şeyleri düşünüyor, anıları bir film şeridi gibi gözünün önünden geçiyordu...

“Eskiden köy ne kadar kalabalık, ne kadar canlıydı, yaz akşamları, harman günleri, hele güz ayları düğün düğün üstüne olurdu. Kış ayları her akşam bir yerde toplanıp köy yaşlılarınca hikayeler, masallar anlatılırdı. Şimdi köy ıpıssız, bizim gibi bir kaç yaşlı kimsesizden başka kimsecikler kalmadı. Kimileri büyük şehirlere, kimileri avrupa’lara gidip yerleşti. Buraları terk edenler, bir gün geri dönüp gelirler mi bilmem?

-İhtiyar adam, usulca yaşlı kadının başına dokunup bir öpücük kondurdu alnına: “Gülizar kadınım uyan ben geldim” Değirmende sıra beklemekten eve geç kalmıştı.
Yaşlı kadın, hafifçe silkinerek gözlerini açtı, yerinde doğrulmaya çalıştı ama doğrulamadı.
Elinin tersiyle ağzını kapayıp esneyerek: “Ben de seni beklerken uyuya kalmışım. Bu gün bana bir hal oldu. Durduğum yerde dalıp dalıp gidiyorum”.

Yaşlı kadın, başını yastığa dayayıp, karşısında ayakta duran ihtiyar adama dalgın dalgın gülümsüyordu. Eliyle yanında yer göstererek: “Otursana canımın direği” dedi.
Karısının biraz daha iyi olduğunu görünce İhtiyar adamın yüzündeki yorgunluk, endişe ve gerginlik geçti. Ama yaşlı kadının yanaklarında ağır bir hastalığın zehrinden yeni uyanmış insanlara mahsus bir solukluk dalgalanıyordu.

İhtiyar adam, belini tutarak bastonuna dayanıp oturdu yatağın bir ucuna.
Yaşlı kadının içine bir şeyler doğmuştu sanki.“Bu beraber son gecemiz belki. Belki de son gülüşümüz, son bakışımız, son el ele tutuşumuz. Sıkı tut ellerimi bırakma Ferhat Ali.” Eşinin elini sıkıca tuttu İhtiyar adam...Parmaklarının arasında hafifce okşadı güçsüz ellerini.
“Ne kadar acı çekip, ne kadar çabuk yaşlanıyoruz, ne kadar az yaşıyoruz değil mi Ferhat Ali?.
Çekip giderken kime ve nereye bırakacağız anılarımızı, sığar mı bu daracık yere?” diyordu.

Dalıp gitmişti yine ihtiyar adam. Kar altında bir dağ köyü gibiydi şimdi anıları, tavana asılıp kalmıştı gözleri. Gözlerini kapattı, duman duman hüzün çöktü üzerine.
Şimdi anlıyordu ki bir kurşun kalem, bir de silgi gerekliydi yazıp yazıp silmek için kanayan yerlerini, bu kısacık ömründe. Yıllarca yazdığı şiirleri Gülizar özenlice saklamıştı. Yine de arada sırada bir şeyler karalamayı severdi.
Geç saatlerde yaşlı kadının rengi sapsarı kesilmişti. Göz kapaklarını zar zor açıyordu ve öylece uykuya dalmıştı.

Sabah bir telaşla uyandı ihtiyar adam, yaşlı kadının nefesini dinledi. Yüreğinden bir şeyler koptu. O kocaman dev gibi adam küçük çocuklar gibi sarsıla sarsıla ağladı.

“Vay benim kara yazgım vay!... Ne olacak şimdi benim halim! Bu daracık yerde tek başıma ne yaparım, kiminle bölüşürüm anılarımı... Kiminle bölüşürüm acılarımı... Bırakıp gitme beni. Vay benim başıma... Vay ki vayyy... ‘’

........

-İhtiyar adam dalıp gitmişti harman yerinde. O arada bir sivrisineğin eline sokmasıyla kendine geldi. Düşüncelerinden sıyrıldı. “Sızlanmayı bırakıp işe bakmalı gayrı, şimdi iş zamanı...” “Çalışmasam bu değirmen dönmeyecek, hem hazır para çabuk suyunu çeker. Zor günlerde elinin altında biraz para olmalı ki, Hasta olursan ilâç paran olsun hiç değilse, ele güne karşı rezil olmayasın.” Deyip kendi kendine konuştu.

İhtiyar adam derin bir yalnızlık duygusuna kapıldı. Taşlı yolda ayaklarını sürükleyerek dağ yoluna doğru yöneldi. Tasalı bir yürek ve karmakarışık düşüncelerle koca bir dünyada yapayalnızdı artık.

Sevmişti Gülizar’ını, hiç kimsenin anlayamayacağı, sevemeyeceği , hiç düşünmeden uğruna canını verebileceği kadar çok. Uykularını paylaşmışlardı geceler boyu, uykusuzluklarını.

Askere gittiğinde hep Gülizar’ını düşlemişti, ışıl ışıl gözlerini nereye gitse, ne yapsa hep yanında taşımıştı. O dünyalara sığmayacak aşklarını küçücük yüreklerine sığdırmışlardı. Hep bir gün kavuşacağı günün hayaliyle avutmuştu kendini. Ayrı geçen her gününü yaşanmamış sayardı.

Gökyüzü zifiri karanlıkken , zorlu bir dünyada bile onlar hep el ele sevdanın, sevincin içineydi. Hep birlikte olmaktı temennileri, düşleri. Beraber yaşayıp beraber ölmekti.
Hep pembe düşlerle yaşamışlardı, içinde sevginin, saygının bolca olduğu, içinde sadece ikisinin bulunduğu, sakin, sade, gösterişten uzak bir dünyaları vardı.

Bu kısacık ömürlerinde en güzel geceleri,günleri en güzel sevinçleri paylaşmışlardı.
Sevmeyi, özveriyi ondan öğrenmişti ihtiyar adam. Yüzü gülerken, içinde mutlu olabileceğini öğretmişti ona. Yaşamanın onunla güzel olduğunu göstermişti. Şimdi onsuz yaşamanın ne kadar mutsuz ve anlamsız olduğunu düşünüyordu ihtiyar adam.

“Hep birlikte olmalıydık biz”, diyordu “öyle güzeldi hayat. Söz vermiştik birbirimize , sözümüzü tutamayacağımızı bile bile. Feleğe söz geçiremedik, her inlediğinde yüreğim hançerlendi benim. Çiçeğimdi o , incinirse boynu bükülür diye dokunmaya dahi kıyamazken, o amansız hastalık halden hale sokmuştu onu.”

İşte hayat nasıl onları bir araya getirdiyse, öylece ayırmıştı yollarını. Günler günleri kovalamıştı, aylar ayları, yıllar yılları. Ve hasreti her gün biraz daha derinleşmişti. “Acıdır, sonsuza dek koptuğunu anlamak; ama dayanmak gerek, ayağını toprağa basmak gerek yine de”diyordu ihtiyar adam...

İhtiyar adamın gözleri yaşarmıştı. Günün ışıkları sakalında takılıp bir kaç damla gözyaşını ışıldatmıştı. İhtiyar adam başını kaldırıp güneşin doğuşuna baktı bir süre. Uzakta bir kuş sürüsünün havalanışını gördü. “Uçun” diye geçirdi aklından, gidin dilediğiniz yere. .. Kanatlarınız yoruluncaya dek uçun!...

Can sıkıntılarını yüreğine doldurduğu acılı günleri yaşıyordu ihtiyar adam. Akşam olurken simsiyah kederler çöküyordu üstüne. İçinde biriktirdiği mutlu yıllardan teselli arıyordu.

Yürürken Gülizar’ı düşünüyordu ve ihtiyar adam zaman zaman, kendini o mutlu günlerde buluyor, içinde hiç bir acı ve ümitsizlik hissetmiyordu sanki...

Derin bir göğüs geçirdi; dönüp evine son bir kez baktı ve dönmemek üzere yürüdü Munzur’a doğru...
Tayfun is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-09-2005, 01:24   #2 (permalink)
~SêêYøuHêLL~
Meraklı
 
Giriş Tarihi: 05-09-2005
Konum: «♥»SêNSîZ ßîR YêRDêN«♥»
Mesajlar: 669
Rep Gücü: 8
Rep Puanı : 659
~SêêYøuHêLL~ Kırmızı halıları hazırlayın~SêêYøuHêLL~ Kırmızı halıları hazırlayın~SêêYøuHêLL~ Kırmızı halıları hazırlayın~SêêYøuHêLL~ Kırmızı halıları hazırlayın~SêêYøuHêLL~ Kırmızı halıları hazırlayın~SêêYøuHêLL~ Kırmızı halıları hazırlayın
Varsayılan

GüZeL SaĞoL aR$iViMe aLDıM
~SêêYøuHêLL~ is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-09-2005, 00:39   #3 (permalink)
phodexis
Etkisiz Üye
 
Giriş Tarihi: 08-09-2005
Mesajlar: 56
Rep Gücü: 6
Rep Puanı : 687
phodexis Kırmızı halıları hazırlayınphodexis Kırmızı halıları hazırlayınphodexis Kırmızı halıları hazırlayınphodexis Kırmızı halıları hazırlayınphodexis Kırmızı halıları hazırlayınphodexis Kırmızı halıları hazırlayın
Varsayılan

mükemmel..
aşk bu ya...
phodexis is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-09-2005, 00:17   #4 (permalink)
technodrome
Tümgeneral
 
Giriş Tarihi: 11-09-2005
Konum: !!! neverland !!! ___İsim : Erden___
Mesajlar: 2,340
Rep Gücü: 26
Rep Puanı : 3398
technodrome Ben var ya bentechnodrome Ben var ya bentechnodrome Ben var ya bentechnodrome Ben var ya bentechnodrome Ben var ya bentechnodrome Ben var ya bentechnodrome Ben var ya bentechnodrome Ben var ya bentechnodrome Ben var ya bentechnodrome Ben var ya bentechnodrome Ben var ya ben
Varsayılan

saol kardeş paylaşımın için...
__________________
Alıntı:
Demir Demirkan tarafından gönderildi
Alem oyuncu olmuş sokaklar sahne,
Sevdiğim bir kız vardı, olmuş bir kahpe







technodrome is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-09-2005, 10:36   #5 (permalink)
fishbone
Tümgeneral
 
Giriş Tarihi: 06-05-2005
Konum: BabilinAsmaBahçeleri...
Mesajlar: 2,224
Rep Gücü: 55
Rep Puanı : 10915
fishbone Beni kesseler acımazfishbone Beni kesseler acımazfishbone Beni kesseler acımazfishbone Beni kesseler acımazfishbone Beni kesseler acımazfishbone Beni kesseler acımazfishbone Beni kesseler acımazfishbone Beni kesseler acımazfishbone Beni kesseler acımazfishbone Beni kesseler acımazfishbone Beni kesseler acımaz
Varsayılan

Vayy bea olay budur sağol dostum emeğine+klavyene sağlık
__________________
><((((º>ﻷﻼﻱﻒﻙﺶﺥFishbONEﻷﻼﻱﻒﻙﺶﺥ<º))))><
fishbone is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-09-2005, 02:17   #6 (permalink)
Schedar
Forum Ustası
 
Giriş Tarihi: 04-05-2005
Konum: İstanbul
Mesajlar: 481
Rep Gücü: 17
Rep Puanı : 3058
Schedar Ben var ya benSchedar Ben var ya benSchedar Ben var ya benSchedar Ben var ya benSchedar Ben var ya benSchedar Ben var ya benSchedar Ben var ya benSchedar Ben var ya benSchedar Ben var ya benSchedar Ben var ya benSchedar Ben var ya ben
Varsayılan

mükemmel teşekkürler paylaşım için
__________________


Herşeye Rağmen
Schedar is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-08-2007, 23:36   #7 (permalink)
wonderboy
Tümgeneral
 
Giriş Tarihi: 12-01-2006
Mesajlar: 2,688
Rep Gücü: 310
Rep Puanı : 74267
wonderboy Beni kesseler acımazwonderboy Beni kesseler acımazwonderboy Beni kesseler acımazwonderboy Beni kesseler acımazwonderboy Beni kesseler acımazwonderboy Beni kesseler acımazwonderboy Beni kesseler acımazwonderboy Beni kesseler acımazwonderboy Beni kesseler acımazwonderboy Beni kesseler acımazwonderboy Beni kesseler acımaz
Varsayılan

kusura bakma çok uzun olduğu için okumak gelmiyor
wonderboy is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-08-2007, 11:27   #8 (permalink)
aytac9999
Albay
 
Giriş Tarihi: 07-04-2006
Mesajlar: 1,499
Rep Gücü: 252
Rep Puanı : 61084
aytac9999 Beni kesseler acımazaytac9999 Beni kesseler acımazaytac9999 Beni kesseler acımazaytac9999 Beni kesseler acımazaytac9999 Beni kesseler acımazaytac9999 Beni kesseler acımazaytac9999 Beni kesseler acımazaytac9999 Beni kesseler acımazaytac9999 Beni kesseler acımazaytac9999 Beni kesseler acımazaytac9999 Beni kesseler acımaz
Varsayılan

eline sağlık.
aytac9999 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Forum Araçları
Görüntüleme Biçimleri

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Saat 14:07.

Porno

Powered by vB 3.6.7
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by 3.0.0
Tercüme Eden: ReSSaM

Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz

For Advertising contact ressam@gmail.com




Forum
porno sex haber dizi izle dizi
1 2 4 5 6 7 8 10 11 12 13 14 15 16 22 23 24 25 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 44 45 46 47 48 50 51 52 53 54 59 66 70 77 78 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 94 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 113 114 115 116 119 120 124 125 126 127 128 130 131 132 133 134 135 136 137 138 140 141 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 159 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 240 249 250 251 253 256 257 260 267 268 269 270 272 273 274 275 277 278 279 280 281 283 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 306 307 309 310 312 313 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 346 347 348 349 351 352 353 354 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 369 370 371 372 373 374 402 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490