![]() |
|
|
#11 (permalink) |
|
Orgeneral
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 19-05-2007
Konum: BÜTÜN VATAN TOPRAĞI
Mesajlar: 3,616
Rep Gücü: 3078
Rep Puanı : 765738
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Vatan cephesini kurdu.Dincilere yaranmak için;Siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz diyen biri.Ama asılması hataydı.
__________________
---------------------------------- |
|
|
|
|
|
#12 (permalink) |
|
Acemi Asker
Giriş Tarihi: 15-01-2008
Konum: İzmit-KOCAELİ
Mesajlar: 9
Rep Gücü: 1
Rep Puanı : 10
![]() |
bence de türkiye cumhuriyeti çatısı altında böyle cahillikler böyle hatalar olmamalıydı. Adnan Menderes bana göre hep TÜRKİYE tek Türkiye için vardı bence hala da var olacak o Adnan Menderes SEvenlerinin Kalbinde türkiye için var olacak...
|
|
|
|
|
|
#13 (permalink) | |
|
Üsteğmen
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 06-01-2008
Konum: Dunya
Mesajlar: 591
Rep Gücü: 305
Rep Puanı : 75568
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alıntı:
___________________________________ "Sizlere dargin degilim, sizin ve diger zevatin iplerinin hangi efendiler tarafindan idare edildigini biliyorum. Onlara da dargin degilim. Kellemi onlara götürdügünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes, hürriyet ugruna koydugu basini 17 sene evvel almadigimiz için sizlere mütesekkirdir. Idam edilmek için ortada hiçbir sebep yaok. Ölüme karar-i metanetle gittigimi, silahlarin gölgesinde yasayan kahraman efendilerinizce acaba söyleyebilecek misiniz ? Sunu da söyleyeyim ki, milletçe kazanilacak hürriyet mücadelesinde sizi ve efendilerinizii yine de 1950'de kurtarabilirdim. Dirimden Korkmayacaktiniz. Ama simdi milletle el ele vererek, Adnan Menderes'in ölümü sizi ebediyete kadar takib edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir. Ama buna ragmen merhametim sizlerle beraberdir." Ülkemizi bu duruma sokan.. İrtica terörün önünü ardına kadar açan.. ABD nin üzerimizdeki empozesini 100kat arttıran.. En büyük aydınlanma devrimi olan KÖY ENSTİTÜLERİNİ işlevsiz bırakan.. Ve, "Siz isterseniz hilafeti bile geri getirirsiniz" sözünü söylererek içindeki laik Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığını ortaya döken ve şeriat özlemini, ortaçağ karanlığını dile getiren bir vatan haini! Adnan Menderes,Türkiye'nin ilk demokrasi deneyinin baş aktörlerindendir,yeni yapılan devrimleri daha henüz sindirememiş olan halkımız, bu alternatife adeta bağlanmış,onu alışkın oldukları düzeni tekrar getireceğini düşünüp onu desteklemiştir.. Adnan Menderes ve partisi emperyalizmin kullandığı bir hareket olmuştur,geçmişten günümüze emperyalizmin yardakçısı olan bütün hareketler özde aynı özellikleri yansıtmakta;nedir bunlar? hepsi gericilikten beslenir! hepsi din üzerinden politika yapar!,hepsi demokrat olduğu iddasındadır! Hepsi borç alır,hepsi özelleştirir vs vs..Bugün de iktidar merciinin aynı politikaları güttüğünü görebiliriz. Menderes ne yaptı? bizi natoya soktu, sırf natoya girmek için bizi hiç ilgilendirmeyen bir savaşa kore savaşına soktu! soğuk savaşta,aslında bağlantısızlar kampında özgür bir ülke olabilecekken abd'nin ortadoğu karakolu olmamızı sağladı, dahası bu ülkeye enbüyük zararı gelecek neslimize yönelik politikalarıdır! Bu köy enstitülerinin kapatılmasıdır! bizim gibi bir ülkenin kültür devrimi diye niteleyebileceğimiz aydınlık atılımının önünü kesti! Demokrat parti zamanında,ülkemiz dışa bağımlı olmaya başladı,ekonomik ve siyasi bağımsızlığımızın elimizden alınma çabaları 1960 ihtilaliyle kesintiye uğrasada bugüne değin Menderes benzeri liderlerle devam edegelen süreçte ülkemiz açıkça emperyalizmin pazarı haline dönüşmüştür. Ve bugün.. Menderes laik rejime karşı savaş açanların önderi olmuştur.. ______________ 27 Mayis ''darbe'' degil IHTILAL'dir! 38 Vatan sever Kemalist subaylara tesekkur ediyoruz... En yakin zamanda ayni Ihtilalin gercekleseceginden eminiz...
__________________
![]() Bir Çılgın Kemalist Doğar... ____________________ 27 Mayis Kemalist Ihtilali gerceklestiren Kemalin Askerlerine selam olsun. Darisi is-birlikci mevcut hukumetin basina... |
|
|
|
|
|
|
#14 (permalink) |
|
Üsteğmen
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 06-01-2008
Konum: Dunya
Mesajlar: 591
Rep Gücü: 305
Rep Puanı : 75568
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
27 Mayıs : Türk Devrimi Durdurulamaz !
Türk Devrimini yani Kemalizmi salt Yunan işgaline karşı kazanılmış bir zafer olarak göstermek ne kadar haince bir tavırsa bu yüce devrimi salt anti- emperyalist bir devrim olarak göstermek de bir o kadar hatalı bir düşünce tarzı olsa gerek . Türk Devrimi yani Kemalizm anti- emperyalist bir mücadele olduğu kadar da Osmanlı’nın son dönemlerindeki gerici , ilerlemeye engel, Türklük bilincinden yoksun , Türk tarihinde hiç görülmemiş bir şekilde sınıflaşmaya giden , kast sistemini andıran yapısına karşı da bir devrimdir. Kısaca Türk Devrimi Osmanlı’nın redd-i mirası üzerine kurulmuş tam bağımsızlıkçı bir devrimdir. Türk Devrimini bu açılardan ele almalı ve yorumlamalıyız. Böyle bir yorumlama metoduyla özele inersek Türk Devrimi İngiliz uşağı “soysuz “ Vahdettin’e, Damat Ferit’e ve emperyalistlere karşı yapılmış bir devrimdir. Bu arada Vahdettin’in soysuzluğu şimdilik konumuz olmadığı için üzerinde durmak istemiyoruz. Şimdilik sadece Mustafa Kemal’in büyük Nutku’nda kullandığı sıfatı kullanarak yazımıza devam etmeyi uygun buluyoruz.. Devrimcilerin ölebileceğini ancak devrimlerin sürekliliğini devamlı vurgulamış Ulu Önder’in çocukları olarak , tarihsel misyonumuzu da göze alarak Türk Devriminin ilerlemesinde hangi zorluklarla karşılaşacağımızı iyi biliyoruz . Bu nedenle her devrimin bir de karşı devrimcisi olduğunu unutmamalıyız. Türk Devriminin ilk filizlenmeye başladığı dönemde nasıl Vahdettinler, Damat Feritler, Anzavurlar, Çerkez Ethemler varsa , devrimin sürekli ilerlemek zorunda olduğunu göz önüne alarak her zaman bir karşı devrimcisi olduğunu da unutmamak gerekir. Dün Şeyh Sait’ti bugün bir başkası ... İşte 1945’te çok partili hayata girmemiz ile de yeni bir karşı devrimciyi karşısında buldu Kemalizm. Adnan Menderes. Karşı devrimcilik yolunda elinden geleni ardına koymayan , sözde Demokrat özde İstibdat Partisi’nin Celal Bayar ‘la birlikte lideri. “Yeter artık söz milletindir “ seçim afişleriyle gelip , Kızıl Sultan Abdülhamid’i bile kıskandıracak istibdat yasalarıyla Türk Milletine kan kusturan bir siyaset adamı. Türk Devrimin temeli olan iktisadi ve siyasi bağımsızlık ve laiklik ilkesi Menderes liderliğinde 1950’de başlayan karşı devrim sürecinde törpülenmekle kalmadı , adeta eritildi. Milletvekillerine “siz isterseniz , hilafeti bile getirirsiniz “ diyecek kadar haddini aşan bir başbakan yönetiyordu Türkiye’yi 1950 yılı itibari ile . Said-i Nursi (Said-i Kürdi)’nin 1959 yılında DP’li Bakan ve Milletvekilleri ‘ne yazdığı mektupta 600.000 fedakar öğrencisi olduğunu, bunların 1000 Emniyet Müdürü ve 1000 Savcı kadar ile ülkede asayişi sağladığını söylemesi , Laik Cumhuriyet’e karşı bir meydan okumaydı. Bu kadar açıkca Nurcu kadrolaşma bugün bile söylenemezken o günlerde kendisini padişah zanneden Adnan Menderes ve DP tarafından söylenebiliyordu. Unutmadan resmi dili Türkçe olan Türkiye’de artık Ezan Arapça’ydı. Ulusçu bir devrimin ürünü olan Türkiye Cumhuriyeti aynı zamanda Menderes Hükümeti tarafından gayri milli bir yapıya sürükleniyordu. Vatanseverler hükümet tarafından “komünist “suçlamasına mağruz kalıyordu. Etnikçilik Türkiye’de artık bir realiteydi . Etnikçiliğe karşı da doğal olarak ırkçılık çıkacaktı. Amerikan öğretisiydi etnikçilik- ırkçılık çelişkisi. Amerika’nın Türkiye’deki ilk oğlanı Menderes’te tabi ki bu öğretiye uygun davranmakla yükümlüydü. Toprak reformu ile hızlı kalkınma yolunda tarımsal devrimin en önemli sorunu halledilmeye başlanmışken , topraksız köylüye toprak dağıtılırken, arkasını toprak ağaları ve komprador burjuvaziye dayamış DP iktidarı doğal olarak ağalara diyet borcunu ödeyecekti. Kendisi de bir ağa olan Menderes’ten Türk Köylüsünü düşünmesini beklemek biraz insafsızlık olurdu. Zaten köylüyü savunmak “komünist” lerin işiydi. Toprak reformu ortadan kalktı. Köy Enstitüleri kapatılarak , köylünün aydınlanması engellendi . Aydınlanma demek , Mustafa Kemal’in ışığında yol almaktı . Menderes bunu tabi ki istemeyecekti. Komünist gerekçesi ile köy enstitüleri kapatılırken , faşist olduğu gerekçesi ile Halkevleri kapatılıyordu. Devletçilik ilkesi artık özel sektöre yerini bırakmıştı bile. Liberal söylemlerle iktidara gelen, kendini liberal olarak tanıtan DP, bu liberalliği yalnızca batı destekli burjuvaziye ve feodal ağlara tanıyordu. Siyasi alanda ise liberalizmin esamesi okunmuyordu. Köylünün , işçinin, emekçinin ekonomik alanda bile liberalizme hakkı yoktu. Anti-emperyalist hareketlerin şanlı tarihinde kendini ilk sıraya taşımış olan Kemalist Devrimin Cumhuriyeti , her Kemalist değer gibi anti- emperyalist tavrında DP tarafından lağvedilmesine şahit oluyordu. Yıllarca mazlum uluslara , ulusal kurtuluş savaşlarında yol gösteren ulusal kurtuluşçuluğun ustası Türkiye , artık kalfa ve çırak yetiştirmekten uzak aksine emperyalizmin ustaları için çırak olma yöntemini benimseyen bir yörüngeye giriyordu. Hiçbir alakası olmadığı halde kendi kıtasından yüzlerce kilometre uzakta Kore’ye asker gönderen bir Türkiye vardı , hem de yalnızca Amerikan çıkarları için yapılan bir mücadele. Sonuçta Kore’de en çok şehit veren ülkeler sıralamasında ilk sıraya yerleşen Türkiye oluyordu. Ulusal Kurtuluşçuluğun usta ülkesi Türkiye, Kore zaferi(!) ile de yetinmiyor , Fransa’nın Cezayir işgalinde açıkca Fransa’dan , yani sömüründen yana tavrını koyuyordu.Tüm bunların DP iktidarı tarafından haklı bir gerekçesi elbette ki olacaktı. NATO ! Küresel sömürünün askeri kanadı NATO’ya elbette Türkiye’de girmeliydi. Karşı devrim süreci tüm hızıyla ilerlerken Ordu-Gençlik-Aydın üçlemesi , Türk Devrimin asli unsurları olan bu zinde güçler , kendisine karşı girişilecek bir hareketin farkında olan DP iktidarı tarafından dikkatle izleniyordu. Zira bu zinde güçler etkisiz hale getirilirse , karşı devrim en büyük zaferini sağlamış olacaktı. Ordu- Gençlik – Aydın ya da Amerikancı Menderes’in tabiriyle “Battal Gazi Ordusu- Faşist Gençlik teşekkülleri- Kara cübbeliler “ üçlemesi tehlikenin farkındaydı. Gençlik cephesinde öğrenciler sürekli mitinglerle DP iktidarını sarsmaya devam ediyordu. Bu arada Turan Emeksiz , DP iktidarının güdümlü polisi tarafından vurularak devrim şehidi olarak tarihe geçiyordu. “Hukukun bittiği yerde hukuk okunmaz “ diyen hukuk öğrencileri tarihe geçecek bir söz söylüyorlardı. İstiklal Marşı’nı söyleyen gençleri polis copluyordu. Polis Menderes’in polisiydi , gençler Mustafa Kemal’in gençliği... Menderes, kendisi gibi bir Atatürk düşmanı olan Cenap Şehabettin ‘den aldığı sözlerle öğretim üyelerine “Kara cübbeliler” diyerek sinirlerle oynuyordu. Tahkikat Komisyonuna matbaalara ve gazetelere el koyma yetkisini veren bir yasa çıkartılıyordu. Aydınların sesini kısmak , onlarla Türk Halkı arasına kalın duvarlar örmek , böylece karşı devrimi rahatlıkla yapabilmek Menderes’in rüyasıydı. Bu yasa üzerine Mustafa Kemal’in en yakını olan İsmet Paşa , Kemalist devrimin neferi , tarihe geçecek şu konuşmayı yapıyordu :”Demokratik rejim istikametinden ayrılıp ülkeyi baskı rejimine götürmek tehlikeli bir şeydir. Bu yolda devam ederseniz sizi ben de kurtaramam ” ... Nitekim kurtaramayacaktı da ... Türk Devrimin mimarı ordu ise için için kaynıyordu. Ülkeyi yedek subaylarla yönetebileceği iddiasında ki Menderes Amerikancılığını kanıtlıyordu. Büyük Türkiye’yi küçük Amerika yapmak isteyen Menderes’in düşündüğü bu sistem Amerikan sistemiydi. Her türlü gayri milli sistemi benimsemekte tereddüt etmeyen Menderes Türk Halkının içinden gelip çıkan Türk Ordusu’nu aşağılamayı sürdürüyordu. Aslında kendi sonunu hazırlıyordu. Ordu - Gençlik – Aydın üçlemesini karşısına almak , Kemalizmi karşıya almaktır. Bu denklemin sonucunu kavrayamamanın da bir bedeli olmalıydı. Bu bedeli Menderes ödeyecekti. Ordu –Gençlik- Aydın demek Mustafa Kemal’in kişiliğin kimyasıydı aslına bakarsanız. Bu üçleme kendini en mükemmel şekilde Mustafa Kemal’in şahsiyetinde göstermişti. Bu üçleme arasına nifak sokmak Mustafa Kemal’den kopmaktı. Nitekim 12 Mart ve 12 Eylül ile başarılan buydu. 27 Mayıs bu üçleme ile karşımıza çıktı ve Mustafa Kemal Devrimlerine “devam” dedi. İşte bu şartlar altında 27 Mayıs 1960 günü Türk Ordusu , Türk Gençliğinden aldığı destekle yönetime el koyuyordu. Alparslan Türkeş’in sesinden okunan darbe bildirisi ile Türkiye Cumhuriyeti, karşı devrimci bir iktidar’dan kısa süreliğine olsa da kurtuluyordu. Karşı Devrimin Türkiye’deki ilk zaferi olan 1950 seçimlerinde “yeter artık söz milletindir” diye iktidara gelen Menderes tarihin garip oyununa mağlup oluyordu zira söz artık gerçekten milletindi . 14 Mayıs 1950 seçim sonuçlarını “ Cumhuriyet tarihinin en büyük devrimi” olarak niteleyen ve böyle diyerek Kemalist devrimi küçümseyen Menderes iktidarı, 2006 yılında olduğumuz şu günlerdeki tabloya bakarsak son son 60 yılın en büyük devrimi ile yıkılıyordu. İktidar gayri milli DP’nin elinden alınıp Milli Birlik Komitesi’ne veriliyordu. Menderes ve işbirlikçileri de Yassıada’da vatana ihanetten yargılanacaktı. Milli Birlik Komitesi (MBK)’ nde ise homojen bir dağılım yoktu . 14’ler olarak anılan ve başını Türkeş’in çektiği Amerikancı grup iktidarın askeri güçte kalmasından yanaydı . Cemal Madanoğlu ve diğer Atatürkçü Subaylar ise iktidarı hemen gerçek sahibine, yani halka vermeyi planlıyordu . Sonuçta 14’ler tasfiye edildi . MBK, Amerikancı güçlerden arındırıldı. Mustafa Kemal’in subayları egemenliğin kayıtsız şartsız halkın olması gerektiğini bilen ihtilalcilerdi. 14 ‘ler ise ABD’nin Latin Amerika’da denediği faşist cunta hareketlerinin Türkiye sorumlusuydu. Sonuçta MBK tarafından hazırlanan 61 Anayasası Halk oylaması sonucu kabul ediliyordu. 82 Anayasası için yapılan referandumun ötesinde 61 Anayasası gayet özgürlükçü bir ortamda oylandı ve % 63 oranında kabul gördü. Aslında bu 27 Mayıs’ın halk tarafından meşru görülmesiydi. Ulusun zulme karşı başkaldırısı yine ulus tarafından onaylanıyordu. 61 Anayasası getirdiği normlarla çağının en demokratik anayasalarından biri olma özelliğindeydi. İşçiye grev ve toplu sözleşme hakkı , basın özgürlüğü, mahkeme bağımsızlığı gibi bugün bile aslen anayasamızda( Bu ilkeler 82 Anayasası’nda şeklen vardır ) olmayan birçok normu ortaya koyması Mustafa Kemal’in muhasır medeniyetlere erişme tutkusunun anayasal haliydi. Her ne kadar bu anayasasının bize fazla olduğunu düşünen siyasi liderler hatta başbakanlar olsa da Türk Halkının ilericiliğini yansıtıyordu 61 Anayasası. Türk Halkının ilericiliğinden korkanların 61 Anayasası’ndan korkması da gayet doğaldı. Doğal olmayan Türk Halkının ilericiliğinin farkında olmamaktı.Tarihin ilk anti- emperyalist savaşını vermiş olan halkına 61 Anayasasını fazla görmek aslında gülünecek bir durumdu. Bütün bu anayasal hareketlere rağmen 27 Mayıs devrimcilerini cuntacılıkla suçlamak ise iyi niyeti sorgulanmayacak derecede olanlar için söz konusu olabilirdi. Elbette 27 Mayıs İhtilalinin hataları olmuştur. Örneğin bizim Kemalizmi yorumlamamızda çok büyük iki değer olan Yön geleneğinin iki büyük kemalisti Doğan Avcıoğlu ve Mümtaz Soysal 27 Mayıs İhtilalini tamamen zıt yönlerden eleştirmekte ancak 27 Mayıs’ı haklı görmektedir. Doğan Avcıoğlu 27 Mayıs’ın geç kalınmış bir ihtilal olmasından şikayetçidir, Mümtaz Soysal ise 27 Mayıs için “erken çalan zil” tanımını yapmaktadır. Ona göre 27 Mayıs için yeterli toplumsal muhalefet daha tam oluşmamıştır ve bu harekette acele edilmiştir, Doğan Avcıoğlu ise hareketin 1945’te yani çok partili hayata girilmesiyle yapılması gerektiğini düşünmektedir. Bu açılardan eleştiriler elbette kabul edilebilir. Bizim tarafımızdan ise ihtilalin eleştirisi demokratik düzene erken geçilmesi olur. Zira DP’nin devamı Adalet Partisi ilk seçimlerde oldukça güçlü bir şekilde tekrar Meclise ve Senatoya dönmüştür. Bize göre karşı devrimciler anlık durdurulmamalı , kökten kazınma şansı varken bu şans değerlendirilmeliydi. Bir de madalyonun öteki yüzü var. 27 Mayıs’ı , aslında ilerici Türk Ordusu’nu, eleştirmeyi kendine görev biçen cici demokrasi düşkünleri her zaman vardır .27 Mayıs’ı faşist, anti demokratik bir hareket olarak niteleyen ve özellikle dinci - 2. cumhuriyetçi ittifakında yer alan bu tip insanların 27 Mayıs’tan bir alacakları olduğu bellidir . Ne yazık ki bu “alacak” tarafımızdan halen çözümlenmiş değil. 27 Mayıs devrimi ne kaybettirmiştir Türkiye’ye ? 61 Anayasasını getiren bu hareketin anti demokratik özelliği nedir ? Aslında cevaplar basittir . İşçiye grev hakkı tanıyan bir anayasa 2.cumhuriyetçilerin elbette işine gelmeyecektir. Bütün düzenlerini emek sömürüsüne dayayan patronlarının işine gelmeyen hükümlerdir , grev ve toplu sözleşme hükümleri. ABD sermayesinin uşağı haline gelmiş bu patronların 27 Mayıs’ı eleştirmesi gayet doğaldır. Amerikancı hükümet devrilmiştir ve bu Amerikan uşaklarının işine elbette gelmez. Hilafeti bile getirmekten söz eden bir karşı devrimcinin de iktidardan indirilmesinin kimlerin işine gelmediğini de sanırım anlatmamıza gerek yok. Bütün bu süreç içerisinde, günümüz koşullarında da 27 Mayıs bütün herkese bir ders olmalıdır. Karşı devrimcilerin sonu elbette ki darağacı olacaktır. Bu devrimlerin kaçınılmaz sonucudur. Bugünkü karşı devrimciler Menderes’ten daha mı güçlüdür ? Bugün Türk Ordusu, Türk Gencini ve Türk Aydınını arkasına alamayacak durumda mıdır ? Bu soruların cevabı elbette nettir. Günün karşı devrimcileri Menderes’ten güçlü değildir , Türk Gençliği ve Türk Aydını ise hiç olmadığı kadar tehlikenin farkındadır. Türk Genci Mustafa Kemal’in Bursa Nutku’nu iyi etüt etmelidir, Türk Aydını kompradorlara karşı sihirli sözcüklere kanmamalı Atilla İlhan’ın belirttiği üzere “demokrasi çocuğu değil , cumhuriyet çocuğu” olduğunun farkına varmalıdır. Devrimciliği kendisine değişmez ilke olarak işaret etmiş bir ideolojinin çocukları olarak her ne kadar statükoculuk gibi mesnetsiz iftiralarla lekelenmeye çalışılsak da şunu herkes iyi bilmelidir. Bu ülkenin gerçek demokratları ordusuyla , gençliğiyle, aydınıyla kemalistlerdir. Bizim için Türk Ordusu demek Ulusal Kurtuluş demektir, 27 Mayıs demektir, 28 Şubat demektir. Türk Ordusu dikkatli olmak zorundadır . Bu ülkenin zinde gücü olduğunu unutmamalıdır ordu. Fettullah ve şebekesinin zaptetmek istediği son kalenin ordu olduğu bilinen gerçeklerdir. Ulus Devletlerin tasfiye sürecinde emperyalistler için en büyük engel , ezilen ülkelerin ilerici ordularıdır. 2003 yılı itibari ile Mustafa Kemal’in Cumhuriyeti alenen Mustafa Kemal düşmanları tarafından yönetilmektedir.Türk Ordusu, bu süreç içinde kimi aklı evveller tarafından AB, Uluslararası itibar ,Çoğulcu Demokrasi...vs gibi sözlerle aldatılmak istenmektedir . Tarihten ders almasını halen öğrenememiş Mustafa Kemal düşmanlarına ufak bir hatırlatmada da biz bulunalım öyleyse . “ Harbiyeli Aldanmaz ! ” Genç Kadro Yazarı-Kemalistler.net Yöneticisi Emrah Aydoğan Genç Kadro Sayı 3 Kaynaklar : Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 2/Kemalizm –“27 Mayıs, Kemalizm Restorasyonu mu? Türk Anayasa Hukuku- Ergun Özbudun Yön Dergisi “Anlamak İstemediğimiz 27 Mayıs” – Doğan Avcıoğlu Cumhuriyet Gazetesi “Beyler, Beyefendiler ! Nerelerdesiniz?” – Uğur Mumcu
__________________
![]() Bir Çılgın Kemalist Doğar... ____________________ 27 Mayis Kemalist Ihtilali gerceklestiren Kemalin Askerlerine selam olsun. Darisi is-birlikci mevcut hukumetin basina... |
|
|
|
|
|
#15 (permalink) |
|
Üsteğmen
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 06-01-2008
Konum: Dunya
Mesajlar: 591
Rep Gücü: 305
Rep Puanı : 75568
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kemalist Bir İhtilalci: Albay Talat AYDEMİR "Albay,o geceyi ve bir sonraki geceyi de umut içinde geçirdi.4 temmuzu 5 temmuza bağlayan gece,yatağında derin düşünce içindeyken,kendisine doğru yönelen ayak sesleriyle yerinden doğruldu.Hücre kapısının açılmasını büyük bir soğukkanlılıkla izledi..O anda herşeyin bittiğini anlamıştı.Üzerinde Harbiye rozetinin takılı olduğu siyah dik yakalı kazağını,gri pantolonunu giydi,yanındakilerle birlikte cezaevi odasına kararlı adımlarla yürüdü,beyaz idam gömleğini giydi.İnfaz yerine giderken de aynı soğukkanlılık içindeydi.Darağacına doğru hızlı adımlarla yürüdü,sehpaya çıktı..Cellata 'Kendi işimi kendim görürün' dedi ve 'Memleket için hayırlı olsun' diye bağırdıktan sonra ayağının altındaki sandalyeyi tekmeledi.Saat 02.55'i gösteriyordu"(Nesrin Turhan-İhtilalin Süvarisi) 60'lı yılların büyük bir kemalistinin öyküsü yukarıdaki gibi büyük bir hüzünle noktalandı.Memleketine büyük hizmetler veren ve ömrü boyunca ülkesine hizmet etmek için çırpınan bir albay böyle yollandı darağacına.Menderes'in intikamını almaya çalışan Adalet Partililer Türkiye'nin en büyük umudunu, Aydemir'i, bu şekilde gönderdiler ölüme.. Parlak bir kariyeri vardı.İyi bir aile yaşantısı...Ordunun en sevilen ve en gözde subaylarındandı.Erken yaşta albay olmuştu.Rütbeleri çabucak tırmanıyordu.Yani onun için herşey rahattı.Ama o bu rahat hayatından fedakarlık ederek memleketine hizmet etmeyi seçti.Çünkü biliyordu ki;ülkeler fedakar evlatlarının omuzlarında yükselir.Bu yazımda bu ülkenin fedakar bir evladını ,Talat Aydemir'i, anlatacağım sizlere... FEDAKAR BİR ALBAY Herşey 14 Mayıs 1950 seçimlerinde Demokrat Parti'nin üstün çıkması ile başladı.Bu seçim aynı zamanda 10 yıl sürecek bir karşı devrim sürecini de başlatmıştı.Seçim sonuçları açıklandığında Aydemir büyük bir üzüntü içindeydi.Çünkü yeni partinin Atatürk'ün yolundan uzak olduğunu biliyordu.Devrimlere karşı tavır takındıklarını da biliyordu ve yanılmadı da.Menderes başbakan olur olmaz Atatürk Devrimlerinin "Halk tarafından benimsenen ve benimsenmeyen" diye ikiye ayrılması ile birlikte haklı olduğunu anladı.Aradan seneler geçti.Türkçe ezan Arapça okutulmaya,milletin efendisi olan köylülerimizin hakları yok sayılmaya başlandı.Artık birşeyler yapmanın vakti gelmişti.Yıl 1956'yı gösterdiğinde Aydemir karşı devrimi durdurmanın tek yolunun kemalist bir ihtilal olduğunu anlamıştı.Arkadaşları ile birlikte ihtilalci örgütü kurdu.3 sene boyunca ülkeyi içinden düştüğü durumdan kurtarmaya çalışan Albay Talat Aydemir memleketi için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadı.Onun bu üstün fedakarlığını çekemeyenler,ihtilalci olduğu gerekçesiyle 1959'da onu Kore'ye gönderdiler.Kore Aydemir için bir sürgün yeriydi.Dünyanın öbür ucunda,hiç tanımadığı bir ülkedeydi.Onu gönderenler zafer kazandıklarını düşünüyorlardı.Ama esas zafer daima kemalistlerin olacaktı. Kore günleri Aydemir için oldukça zordu.Türkiye'den hiç haber alamıyor,bir çok arkadaşı olmasına rağmen pek azı ona mektup yolluyordu.Arkadaşlarına gönderdiği mektupların yanıtsız kalması bu vatansever albayı daha da üzüyordu.Onun üzüntüsünü ortadan kaldıracak olan olay 27 Mayıs 1960 günü gerçekleşti.Karşı devrim nihayet sona ermiş,kemalist subaylar görevlerini yerine getirmişlerdi.İhtilal haberini aldığında üzüntüsünü tamamen unuttu Aydemir.Rahatladı.Zaten görevinin bitmesine de kısa bir süre kalmıştı.Bu son günlerinde anı defterine şu notu düştü: " Bugün artık Kore’de yaşadığım son günlere yaklaşmış bulunuyorum. Ayın sekizinde hareket ederek yurda döneceğim. Son olarak Sezai'den aldığım mektupta şu satırlar yazılıydı : 'Çok uzaklarda ve inkılap harekâtımızın ilk kurucularından olan Talât'ımın üzüntüsü, bana savurduğu serzenişleri yerinde buldum. Bütün isyanının içinde her zamanki hassasiyet ve nezaketin pırıl, pırıl ışıldıyor.' Bu satırlar bana kâfi gelmişti. Demek ki eski arkadaşlarım tarafından geç de olsa hatırlanmıştım. Çünkü yine asil olan vicdanlar dile gelmiş, kalemler hissiyatı nakletmişti. İlerdeki karşılaşmalarımızda tatlı, yumuşak zemin hazırlanmıştı. Her şey artık ben kat'i olarak yurda dönünce belli olacaktı. Şimdi iş tâyin yerimin belli olmasıdır. Ankara olacağına eminim. Yalnız mevki benim için ehemmiyetlidir Çünkü bana verilecek vazife Komite içinde bana hasıl olan kanaat gösterecektir. Eskiden arzu ettiğim Millî Savunma Bakanlığı Genel Sekreterliği kadrosu olması beni en çok memnun eder. Çift görev de verilebilir, hepsi olur. Yalnız her zaman için arzu ettiğim şu: Türk Ordusunda yapılacak ıslâhatta, tasfiyede ve bunların plânlanmasında yakından alâkadar olmak. Bu hususta kendimi çok hazırlıklı buluyorum. Meslek hayatımda 20 seneyi geçtim. Her sahada epey tecrübe sahibi oldum. En nihayet zaten mesleğim bu. Bunun plânlanmasında çok faydalı olacağıma inanıyorum. Burada yapacağım hizmet, beni her şeyden çok memnun eder. Ordunun kalkınması için atılacak temellerin taşında benim dehacımın bulunmasını istiyorum. Hayatta arzularımdan birisi de buydu. Esas gayeme ulaştım. Şimdi memleket Hürriyet havası içinde çalkalanıyor. Bir müddet sonra 1961 senesinde ilkbahar veya sonbaharında serbest seçimlerle iktidar devredilecek. Artık bunda şüphe yok. Ama bir buçuk sene içinde Türk Ordusunun ezeli dâvaları halledilmeli. Sağlam temellere bina edilmeli, geniş bir plânlama ile muasır devletler Orduları seviyesine çıkarılmasına çalışılmalıdır." Bu not onun ülkesi için duyduğu hassasiyetin en güzel kanıtıdır.Ülkesinden binlerce kilometre ötedeydi ama onun aklı sadece kendi yurdunda,kendi ülkesindeydi.Bu fedakar,vatansever albay sessiz sedasız bir şekilde döndü Türkiye'ye..Tayini de belli olmuştu.Artık yeni yeri Harbiyeydi... AYDEMİR VE HARBİYE Harbiye,onun hayatındaki dönüm noktasıdır.Rahat bir görev olacağını düşünüyordu aslında.Kendi deneyimlerini gencecik Harbiyeliler'e aktaracaktı.Onları Atatürk'e ve yurtlarına bağlı birer subay olarak yetiştirecekti.Bu hayallerle gitti Harbiye'ye.Yeni görev yerine vardığında bir kere daha gurur duydu Harbiye'de olmaktan.Kemalizm aşkıyla yanıp tutuşan bu subay adayı gençler onu daha da cesaretlendirdi.Artık o,bu coşkulu gençleri bir nefer olarak kemalist ordumuza kazandırmak ile görevliydi.Bu kutsal görevi ölene dek büyük bir başarı ile yerine getirdi. Öğrenciler de çok sevmişlerdi onu.Onun kemalizmi yorumlayışına hayrandılar.Hiç bir zaman albaylarına ihanet etmediler.Daima onun yanında oldular. Tüm bunlar olumlu gelişmelerdi.Ama ne yazık ki bu dönemde siyasi hayattaki olumsuzluklar gözde çarpıyordu.27 Mayıs gittikçe amacından saptırılmak isteniyordu.Demokrat Parti'nin yerini alan Adalet Partisi hızla örgütleniyor,bu durum ülkeyi 27 Mayıs öncesindeki hale götürüyordu.Özellikle Madanoğlu Paşa'nın istifası durumun ne denli kritik olduğunun da göstergesiydi. Bu olaylar bir çok kemalist subay rahatsız ettiği gibi Talat Aydemir'i de rahatsız ediyordu.Artık bir şeyler yapılmalıydı.Aslında yapılması gereken şey basitti:"Yılanın başını küçükken ezmek".İki kere ihtilal girişiminde bulundu Talat Aydemir.Ama başaramadı.Her ikisinde de zafere çok yaklaşmıştı.Ama onun isteği sadece zafer kazanmak değildi.Onun esas istediği kimseyi üzmeden,kimseyle küsmeden ihtilal yapmaktı.İsmet Paşa ile kanlı bıçaklı olmak istemiyordu.O,bu iyi niyetine rağmen gönderildi darağacına.Bir soru ise akıllarda kaldı:"Neden İnönü onun gibi bir kemalistin darağacına gönderilmesini engelleyemedi?" AYDEMİR VE İNÖNÜ Evet,engelleyemedi İsmet Paşa.Aydemir'in idam kararı meclise İsmet Paşa yurtdışındayken gönderildi.Paşa geri döndüğünde bir oldu bittiyle karşılaştı adeta.Bura da dikkat edilmesi gerek husus şudur ki:Özellikle İsmet Paşa'ya karşı olan ve her fırsatta onu karalamak isteyen kesim ne yazık ki bazen Talat Aydemir'i de kullanmaktadır.Bir noktaya açıklık getirmek önemlidir:İsmet Paşa ve Talat Aydemir birbirlerine düşman değil,sadece rakiptir.Her ikisi de aynı ideolojiyi ,kemalizmi, savunmuş ve bu uğurda mücadele etmiştir.Sadece mücadelelerinde kullanmak istedikleri yöntem farklıdır.Bu yöntem farklılıkları bu iki büyük kemalisti karşı karşıya getirmiştir.İnönü,kemalizmin demokrasiyle rahat bir şekilde oturtulacağına inanıyordu.Her sorunun mecliste çözüleceğine inancı tamdı.Buna karşı Talat Aydemir'in savunduğu fikir Doğan Avcıoğlu'nunkine yakındır.Talat Aydemir,kemalizmin tam olarak yerleşebilmesi için tek yolun 27 Mayıs benzeri ordu-halk el ele yapılacak bir ihtilal hareketi olacağına inanıyordu.Bu konuda Aydemir'e hak vermemek elde değil.Çünkü o dönemde mecliste Demokrat Parti'nin devamı olan Adalet Partisi'nin oldukça güçlü olduğunu göz önüne alırsak böyle bir durumda her sorunun mecliste rahatlıkla çözülebileceğini düşünmenin pek mantıklı olmadığı açıktır.İşte Aydemir bunu farketmiş ve kemalizmin tam olarak uygulanabilmesi için meclisteki karşı devrimci kadroların bir ihtilalle mutlaka temizlenmesi gerektiğini anlamıştı.Onun haklı olduğu anlaşıldığında ne yazık ki bu büyük kemalist aramızdan çoktan ayrılmış olacaktı. Bazen tatsızlıklar yaşanmıştır.22 Şubat sonrasını da iyice incelersek İsmet Paşa ve Talat Aydemir arasında bazı ufak tefek atışmalara rastlarız.Ama özellikle İsmet Paşa'nın Talat Aydemir için "Sergüzeşt" ifadesini kullanması oldukça üzücüdür.Aynı şekilde İsmet Paşa Harbiyelilerin de aldandığını belirtmişti.Ona en güzel cevap Harbiyeden geldi :"Harbiyeli Aldanmaz!". AYDEMİR VE KEMALİZM Talat Aydemir şüphesiz 60'lı yılların en büyük kemalistlerindendi.Onun Atatürk'e olan bağlılığını 18 Ağustos 1960 tarihinde yazdığı notlarından anlayabiliriz.Yazdığı bu notları 10 gün sonra havacı albay Halim Menteş'e göstermişti.Notlarında devletin içine düştüğü zor durumdan çıkmasının yollarını yazmıştı: "1. ANA FİKİR : a.Demokrasimizi içine düştüğü çıkmazdan kurtarmak, sağlam temellere dayanan bir devlet sistemi kurmak. b.Kısa zamanda serbest seçimle hükümeti sivil idareye devretmek. 2. Bu şık altında, yapılacak işler : a. Anayasa, b. Seçim Kanunu, c. Basın Kanunu, d. İspat hakkı kanunu, e. Atatürk İnkılâplarını Koruma Kanunun öncelikle hazırlanması. 3. Diğer önemli işler : ` a. Sakıtların mahkemelerinin neticelendirilmesi (Kısa zamanda), b. Demokrat Partinin kapatılması, c. Yeni bir partinin kurulmasına gidilmesi, d. Cumhuriyet Halk Partisinin içinde bulunan müfritlerin lekeli insanların, parti içinde tasfiyesinin yapılmasının sağlanması. " Bu notlarıdan özellikle 2-e ve 3-d maddelerinden onun kemalizme ve Atatürk devrimlerine verdiği önemi anlayabiliriz.Yine anılarında yapılması gerekenler arasında "İnkılâp Mahkemelerinin derhal faaliyete geçecek şekilde hazırlıklı olması." maddesi de dikkat çeker.Aydemir,Atatürk'e karşı olanların İnkılâp Mahkemelerinde yargılanması,Atatürk'e dil uzatanların hakettikleri cezaları almasını istemişti.Aynı raporda Türkiye'nin ilerlemesinin önündeki engelleri de şu şekilde sıralamıştı: "1. Demokrat Partinin çeşitli yollardan yaptığı tesir 2. C.H.P. nin içinde bulunan kötü ruhlu insanların fikir cereyanları. 3. Din istirmacılarının tesiri. 4. Turancılık" Genel anlamda Aydemir'in inandığı kemalizme bakarsak onun Doğan Avcıoğlu'nun tanımladığı kemalist-sosyalist çizgiyi daima koruduğunu görürüz.Aydemir,Demokrat Parti döneminde yürütülen ABD'ye yakınlaşma politikalarının ve liberal ekonomik sistemin ülkeye zarar vereceğini anlamıştı.Üstelik Adalet Partisi hala varolduğundan bu tehlike tam olarak ortadan kalkmış değildi.Sorun sadece bu da değildi.Yobaz kesim yeniden cesaretleniyor,ülke adım adım cehalete doğru sürükleniyordu.Onun ihtilal girişimlerinin nedenlerini de bu anlamda değerlendirebiliriz. Aydemir'e yönelik oldukça çirkin suçlamalardan birisi de onun askeri diktatörlük yanlısı olduğudur.Açıkçası bu konuda fazla bir şey söylemeye gerek duymuyorum çünkü kendisi bu tip iddialara en güzel cevabı vermişti:"Eğer 22 Şubat'ta harekete geçseydim tanklar Genelkurmay'ı ve Hava Kuvvetlerini yerle bir edecekti.Ordu her yerde birbirine girecekti.Namlunun namluya dönmesiyle bir iç harp doğacaktı.Bütün bunlara rağmen Ankara'da yüzde yüz muvaffak olacaktım.O andan itibaren liderdim.Kan döküldüğü için mecburen dikta rejimine gidecektim.Oysa bizim amacımız dikta değil,demokrasiydi.".Bu yazdıkları onun ne kadar büyük bir kemalist olduğunun ve diktatörlük hevesinde olmadığının en güzel örneklerindendir. Talat Aydemir'in ne kadar kemalist olduğunun bir diğer kanıtı da o tarihlerdeki gazetelerdir.Aydemir'i anlatırken bazı gazeteler "Onun gözlerinde Mustafa Kemal'in ışıltısı var" ifadesini kullanmışlardı.Aydemir de bu tanımdan daima gurur duymuştu.Hayatı boyunca Atatürk'e layık birisi olmak için çalıştı.Onun kurduğu bu ülkeyi yücelmek için uğraştı.Aynı şekilde bu uğurda gitti darağacına,bir an bile korkmadan.. Onun ölümünden tam 42 yıl geçti.Artık bizler "Talat Aydemir başarsaydı durumumuz ne olurdu?" gibi cümleler kurmaktan kaçınmalıyız.Bunların bize bir getirisi olmaz.Bizim yapmamız gereken şey Talat Aydemir'den,Fethi Gürcan'dan,Cemal Madanoğlu'ndan ve diğer tüm kemalistlerden aldığımız kemalizm bayrağını bizden sonrakilere en iyi şekilde aktarmaktır.Bu bayrağı yüceltmek uğruna ölüm dahil herşeyi göze almaktır.Unutulmamalıdır ki ölmek;bizim için Büyük Önderimiz Atatürk'e kavuşmaktır.Bizim için en büyük gurur ise ona kavuştuğumuzda ona hizmet etmenin şerefini taşımaktır.. Mert YILMAZ - Genç Kadro Dergisi Sayı 3
__________________
![]() Bir Çılgın Kemalist Doğar... ____________________ 27 Mayis Kemalist Ihtilali gerceklestiren Kemalin Askerlerine selam olsun. Darisi is-birlikci mevcut hukumetin basina... Son Düzenleme Kemalist Subay tarafından : 26-01-2008 at 20:17. |
|
|
|
|
|
#17 (permalink) |
|
61.289.74.166
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 21-01-2008
Mesajlar: 455
Rep Gücü: 491
Rep Puanı : 122477
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Fazla söze gerek yok heykeli değil ANIT'ı dikilecek adam ..
__________________
O gün bir kanlı şafak , gökten üflenen ateş;
Birden, dağın sırtında atlılar belirecek. Atlılar put şehrine gediklerden girecek; Bir şehir ki , orada insan ayak üstü leş. Yalnız iman ve fikir ; ne sevgili ne kardeş; Bir akıl gelecek ki, akıllar delirecek. Ve bir devrim, evvelâ devrimi devirecek. Her şey birbirine denk, her şey birbirine eş. Fertle toplum arası kalkacak artık güreş; Herkes tek tek sırtına toplumu bindirecek. Gökler iki şak olmuş haberi bildirecek. Müjdeler olsun size; doğdu batmayan güneş ! Üstad N.F.K |
|
|
|
|
|
#19 (permalink) |
|
61.289.74.166
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 21-01-2008
Mesajlar: 455
Rep Gücü: 491
Rep Puanı : 122477
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Apo asılmadı tayyip asılcak zaten
![]() ![]()
__________________
O gün bir kanlı şafak , gökten üflenen ateş;
Birden, dağın sırtında atlılar belirecek. Atlılar put şehrine gediklerden girecek; Bir şehir ki , orada insan ayak üstü leş. Yalnız iman ve fikir ; ne sevgili ne kardeş; Bir akıl gelecek ki, akıllar delirecek. Ve bir devrim, evvelâ devrimi devirecek. Her şey birbirine denk, her şey birbirine eş. Fertle toplum arası kalkacak artık güreş; Herkes tek tek sırtına toplumu bindirecek. Gökler iki şak olmuş haberi bildirecek. Müjdeler olsun size; doğdu batmayan güneş ! Üstad N.F.K |
|
|
|
|
|
#20 (permalink) |
|
Astsubay Kıdemli Çavuş
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 02-11-2005
Mesajlar: 152
Rep Gücü: 126
Rep Puanı : 30939
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
adnan menderes ülkenin basına gelen en büyük felakettir.osmanlı borcu bitmişken türkiye yi abd ye bağlı hale getirerek simdiki ortamı hazırlayan baş aktördür.anlamadığım ülkeyi hep sağcılar yönetmişken neden hep solcular suclu
|
|
|
|
|
Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz For Advertising contact ressam@gmail.com |