ForumNeuro


Geri Git   ForumNeuro > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi - Şiir > Biyografi > Bilim Adamları
Kayıt S.S.S Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle


Yanıtla
 
Forum Araçları Görüntüleme Biçimleri
Eski 24-05-2008, 23:24   #1 (permalink)
ersanseker
mythologique
 
ersanseker's Avatar
 
Giriş Tarihi: 16-01-2008
Konum: ANTALYA
Mesajlar: 1,878
Rep Gücü: 3104
Rep Puanı : 774181
ersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımaz
Varsayılan Charles Darwin



(1809 -1882) Düşünce tarihinde pek az bilim adamı Darwin ölçüsünde tepki çekmiştir. Evrim kuramını içine sindiremeyenler onu hiç bir zaman bağışlamamışlardır. Yaşadığı dönemde, “Maymunla akrabalık bağın annen tarafından mı, baban tarafından mı?” diye alaya alınmıştı. Günümüzde ise daha ileri giden, onu bir “şarlatan”, dahası bir “şeytan” diye karalamak isteyen çevreler vardır.
Bir bilim adamına gösterilen bu tepkinin nedeni neydi? Darwin kimdir, ne yapmıştı?
Darwin küçük yaşında iken de horlanmıştı, hem de babası tarafından: “Seni, anlaşılan, ava çıkma, köpeklerle eğlenme ve fare yakalama dışında hiç bir şey ilgilendirmiyor. Geleceğin, kendin ve ailen için yüz karası olacaktır!”
Geleceğinin yüz karası olacağı söylenen çocuk, biyolojinin anıt yapıtı Türlerin Kökeni’nin yazarı, tüm çağların sayılı bilim adamlarından biri olur.
Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Charles Darwin, sekiz yaşına geldiğinde annesini yitirir. Çocuğunun iyi yetişmesi yolunda hiç bir şey esirgemeyen babası başarılı ve saygın bir hekimdi. Dedesi Erasmus Darwin, evrim konusuyla ilgilenen tanınmış bir doğa bilginiydi.
Entellektüel bir çevrede büyüyen Charles okulda parlak bir öğrenci değildi. Öğretmenleri arasında ona “aptal” gözüyle bakanlar bile vardı. Oysa bu bakış, yüzeysel bir izlenimi yansıtmaktaydı; sıkıntı Charles’ın okul programıyla bağdaşmayan kendine özgü ilgilerinden kaynaklanıyordu. Hayvanlara, özellikle böceklere derin bir ilgisi vardı. Daha küçük yaşında onu saran bu ilgi, ilerde belirginlik kazanan üstün gözlemleme yeteneğinin itici gücüydü.
Üniversitede, ilk iki yılını alan tıp öğrenimi başarısız geçer. Dönemin tartışma konuları arasında onu yalnızca canlıların kökeni sorunu ilgilendirmekteydi. Ama babası umudunu tümüyle yitirmek istemiyordu; hekim olmak istemeyen oğlunu hiç değilse din adamı olmaya ikna eder.
Edinburg’dan Cambridge Üniversitesine geçen delikanlı burada da, teoloji öğreniminin yanı sıra böcek toplama etkinliğini sürdürür; oluşturduğu zengin koleksiyonla bilim çevrelerinin beğenisini kazanır. Bu arada botanik ve jeoloji derslerini de izlemekten geri kalmaz.
Yirmi iki yaşında üniversiteyi bitirir, ama kilisede görev almaya yönelik değildir. Bir rastlantı, aradığı olanak kapısını ona açar. Güney Amerika kıyılarından başlayarak uzun süreli bir araştırma gezisine çıkmaya hazırlanan kraliyet gemisi Beagle’e doğa araştırmacısı aranmaktaydı. Botanik profesörünün tavsiyesi üzerine Darwin’e, masraflarını kendisinin karşılaması koşuluyla, bu görev verilir. Ancak genç bilim adamının babasının desteğini sağlaması kolay olmaz.
1831′de başlayan geziye Darwin beş yıl süren yoğun ve çetin bir uğraşla, dünyanın henüz bilinmeyen pek çok kıyı ve adalarında türlere ilişkin fosil ve örnekler toplar; gözlemsel bilgiler edinir, notlar alır. Doğa onun için tükenmez bir laboratuvardı. Özellikle Gallapagus adalarındaki dev kaplumbağalar ile kuşlar üzerindeki gözlemleri, değişik çevre koşullarında türlerin nasıl oluştuğu konusunda ona önemli ipuçları sağlamıştı. Kimi türlerin çevreyle uyum kurarak sürdürdüğü, kimi türlerin ise değişen koşullarda uyumsuzluğa düşerek yok olduğu izlenimi kaçınılmazdı.
Ülkesine döndüğünde Darwin’in yapması gereken şey, topladığı bilgileri işlemek, evrim olgusuna kanıtlara dayalı açıklık getirmekti. Ne var ki, bu kolay olmayacaktı. Bir kez toplanan gözlem verilerinin düzenlenmesi bile yıllar alacak bir işti. Sonra, evrim konusu dikenli bir sorundu; yerleşik önyargılara ters düşmek kolayca göze alınamazdı.
Darwin incelemelerinden türlerin sabit olmadığını, uzun süreli de olsa, çevre koşullarına göre değiştiğini öğrenmişti. Ama “evrim” denen bu değişimin düzeneği neydi? Bu soruya yanıt arayışı içinde olan Darwin’e 1838′de okuduğu bir kitap ışık tutar. Thomas Malthus’un yazdığı Nüfus Üzerine Deneme adlı bu kitap ilginç bir tez ortaya koyuyordu: canlılar için yaşam bir var olma ya da yok olma savaşımıdır; çünkü, hemen her çevrede, nüfus artışı beslenme olanaklarını kat kat aşmaktadır. Bu savaşımda güçlüler karşısında zayıf kalanlar yok olup gider; çevresiyle uyumsuzluğa düşenler elenirken, uyum kuranlar çoğalır.
19. yüzyılın acımasız kapitalizminin “laissez faire et laissez passer” (bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler) sloganında da yansıyan bu düşünce, Darwin’in yirmi yıl sonra açıkladığı evrim kuramının özünü oluşturur: doğal seleksiyon evrimin itici gücü, ilerlemenin dayandığı düzenekti.
Evrim düşüncesi, insanın kendi varlık kökenini bilme merakım da içermektedir. İlkel topluluklarda bile kendini açığa vuran bu merakın özellikle mitoloji ve dinlerin oluşumundaki rolü yadsınamaz. Ancak bilim öncesi açıklamalar masalımsı birer öğreti niteliğindedir. Her şey gibi insan da Tanrısal gücün ürünüdür. Gelişmiş dinlerde bile evrim düşüncesi yer almamıştır.
Evrimden ilk söz edenler, M.Ö. 6. yüzyılda yaşayan İyonya’lı filozoflar olmuştur. Thales tüm nesneler gibi canlıların da sudan oluştuğu savındaydı. Daha çarpıcı görüşü onu izleyen Anaximander’de bulmaktayız: “Canlıların kaynağı denizdir. Başlangıçta balık olan atalarımızdan bugünkü formumuza evrimleşerek ulaştık.” Gene o dönemin bir başka filozofu, Herakleitus, canlıların gelişmesinde aralarındaki çatışmanın rolüne değinir. Bunlardan ikiyüz yıl sonra gelen antik çağın ünlü filozofu Aristoteles’te evrim düşüncesi daha belirgindir. Onun görüşünde aşağıdaki ilginç noktaları bulmaktayız:
(1) Canlıların en ilkel düzeyde kendiliğinden oluştuğu,
(2) Organizmaların basitten daha karmaşık formlara doğru geliştiği,
(3) Canlıda organların ihtiyaca göre oluştuğu.
Ancak ortaçağ teolojisinde bu tür düşüncelere yer yoktu. Gerçek kutsal kitaplarda açıklanmıştı. Evrim düşüncesi bir sapıklıktı.
Evrime bilimsel yaklaşım, Aydınlık Çağı’nın sağladığı göreceli özgür düşünme ortamını bekler. Bu alanda ilk adımı Fransız doğa bilimcisi Buffon’un attığı söylenebilir. Buffon, canlıların sınıflanmasına ilişkin Aristoteles sistemini düzeltme ve geliştirme amacıyla çalışmaya koyulur. İlgilendiği konuların başında evrim geliyordu. Fosil ve diğer kanıtlara dayanarak canlı türlerin evrimle oluştuğu görüşüne ulaşmıştı. Ama kilisenin sert tepkisiyle karşılaşınca, Buffon, “Kutsal kitapta bildirilenlere ters düşen sözlerimi geri alıyorum” diyerek sessizliğe gömülür.
Ünlü isveç botanikçisi Linnaeus’un modern sınıflama yöntemine ilişkin çalışması evrim düşüncesine destek sağlayan başka bir girişimdir. Darwin’in dedesi Erasmus Darwin de, Buffon gibi, canlıların yaşam dönemlerinde edindikleri beceri veya özelliklerin yeni kuşaklara geçmesiyle evrimleştiği görüşündeydi.
Bu görüşü geliştiren Fransız doğa bilgini Lamarck ise evrim konusunda oldukça tutarlı ilk kuramı oluşturur. Kısaca, “canlıların yaşam dönemlerinde kazandıkları özelliklerin ya da uğradıkları değişikliklerin (bunlar çevre koşullarının etkisinde ortaya çıkabileceği gibi, organların kullanış veya kullanışsızlık nedeniylede olabilir) kalıtsal yoldan yeni kuşaklara geçtiği” diye özetleyebileceğimiz bu kuram, sağduyuya yatkın görünmesine karşın, bilim dünyasında beklenen ilgiyi bulmaz.
Kuramın olgusal içerik yönünden yetersizliği bir yana, bilinen kimi gözlemsel verilere ters düşmesi benimsenmesine olanak vermiyordu. Açıklama gücünü bugün de koruyan, daha kapsamlı ve tutarlı evrim kuramını Darwin’e borçluyuz. 1859′da yayımlanan Türlerin Kökeni adlı yapıtta ortaya konan bu kuramın benimsenmesine ortam hazırdı. Kısa sürede bir kaç yeni basım yapan kitap, insanlığın dünya anlayışında eşine pek rastlanmayan köklü bir devrime kapı açmaktaydı.
Dönemin seçkin bilginlerinden T. H. Huxley’in şu sözlerinin çağdaşı pek çok bilim adamının duygularını dile getirdiği söylenebilir: Biz türlerin oluşumuna ilişkin, doğruluğu olgusal olarak yoklanabilir bir açıklama arayışı içindeydik. Aradığımızı Türlerin Kökeni’nde bulduk. Kutsal kitabın masalımsı açıklaması geçerli olamazdı. Bilimsel görünen diğer açıklamaları da yeterli bulamıyorduk. Darwin kuramı her yönüyle bilimsel yeterlikte idi.
Kuramın dayandığı iki temel nokta vardır:
(1) Canlı dünyada, yeni türlerin oluşumuna yol açan sürekli ama yavaş giden değişim;
(2) “Doğal seleksiyon” dediğimiz evrim sürecini işler kılan düzenek.
Birinci nokta, türlerin sabitliği varsayımını içeren yerleşik öğretiye ters düşmekteydi. İkinci nokta, evrimin tüm ereksel görünümüne karşın salt mekanik terimlerle açıklanabileceğini göstermekteydi.
Darwin kuramının özünü oluşturan doğal seleksiyon, başlangıçtan günümüze değin, değişik eleştirilere uğramıştır. Bu nedenle, ilkenin öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekir. Darwin’in evrim kuramı, gözlenebilir üç olgu ve iki ilke içerir.
İlk olgu, üreme biçimleri ne olursa olsun, canlıların geometrik diziyle çoğalma eğilimidir.
İkinci olgu, bu eğilime karşın türlerde nüfusun aşağı yukarı sabit kaldığıdır. Bu iki olgudan, Darwin ‘yaşam savaşımı’ ilkesine ulaşır.
Üçüncü olgu, canlıların (bir türü hatta bir aileyi oluşturan bireylerin bile) az ya da çok belirgin farklılıklar sergilemesidir. Yaşam savaşımı ilkesiyle birleşen bu olgu Darwin’i temel ilkesi olan doğal seleksiyon düşüncesine götürür. Belli bir çevrede farklı özellikler taşıyan bireyler arasında yaşam savaşımı varsa, doğal koşullara uyum bakımından, özellikleri üstünlük sağlayan bireylerin (veya türlerin) egemenlik kurması, diğerlerinin elenmesi kaçınılmazdır.
Evrim sürecinin dayandığı bu düzeneğe, tüm eleştiri ve uğraşlara karşın, daha geçerli diyebileceğimiz bir alternatif bulunamamıştır. Ayrıntılarında kimi değişikliklere uğramakla birlikte, kuramın sürgit Darwinci kalmayacağını gösteren herhangi bir belirti yoktur ortada!
Newton, yerçekimi ilkesiyle devinim yasalarının, yersel ya da göksel, tüm nesneler için geçerli genellemeler olduğunu göstermişti. Darwin de yaşam savaşımı, doğal seleksiyon, çevreye uyum gibi bir kaç ilke içeren kuramıyla evrim olgusuna bilimsel açıklama getirdi; insanın ottan çiçeğe, amipten maymuna uzanan canlı dünyanın bir parçası olduğunu gösterdi.
__________________
ersanseker is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-05-2008, 23:32   #2 (permalink)
EHkA-WkE
.:тнє ¢σ-α∂мιη ωкє:.
 
EHkA-WkE's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-09-2007
Konum: вιℓιηмєуєηℓєя
Mesajlar: 12,614
Rep Gücü: 22376
Rep Puanı : 5581188
EHkA-WkE Beni kesseler acımazEHkA-WkE Beni kesseler acımazEHkA-WkE Beni kesseler acımazEHkA-WkE Beni kesseler acımazEHkA-WkE Beni kesseler acımazEHkA-WkE Beni kesseler acımazEHkA-WkE Beni kesseler acımazEHkA-WkE Beni kesseler acımazEHkA-WkE Beni kesseler acımazEHkA-WkE Beni kesseler acımazEHkA-WkE Beni kesseler acımaz
Varsayılan

1) Canlıların en ilkel düzeyde kendiliğinden oluştuğu,
(2) Organizmaların basitten daha karmaşık formlara doğru geliştiği,
(3) Canlıda organların ihtiyaca göre oluştuğu.

ilkel teori işte
__________________

Harbi Adam Olmak Zordur, Yalan Olup Tatlı Olucağına, Harbi Olucaksın Acının Tadına Varıcaksın..









EHkA-WkE is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-05-2008, 23:34   #3 (permalink)
ersanseker
mythologique
 
ersanseker's Avatar
 
Giriş Tarihi: 16-01-2008
Konum: ANTALYA
Mesajlar: 1,878
Rep Gücü: 3104
Rep Puanı : 774181
ersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımazersanseker Beni kesseler acımaz
Varsayılan

(1) Canlı dünyada, yeni türlerin oluşumuna yol açan sürekli ama yavaş giden değişim;
(2) “Doğal seleksiyon” dediğimiz evrim sürecini işler kılan düzenek.

kalınca kerlime oyunu işte dangalak herifin biri bu be
__________________
ersanseker is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-05-2008, 01:44   #4 (permalink)
hacon
נυѕт ¢яαzу
 
hacon's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-09-2007
Konum: Uzaklardan
Mesajlar: 17,822
Rep Gücü: 21329
Rep Puanı : 5314183
hacon Beni kesseler acımazhacon Beni kesseler acımazhacon Beni kesseler acımazhacon Beni kesseler acımazhacon Beni kesseler acımazhacon Beni kesseler acımazhacon Beni kesseler acımazhacon Beni kesseler acımazhacon Beni kesseler acımazhacon Beni kesseler acımazhacon Beni kesseler acımaz
Varsayılan

bu adami hic sevmem dinimize karsi konusuyor...

paylasim icin tesekkürler emege saygi
__________________
Dünyanin Ardina, Zamanin Durdugu Yere Gel, Cünki Ben Ordayim

When The Angels Cry Blood...


hacon is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-05-2008, 17:06   #5 (permalink)
677
Astsubay Kıdemli Üstçavuş
 
Giriş Tarihi: 30-08-2007
Mesajlar: 197
Rep Gücü: 188
Rep Puanı : 46623
677 Beni kesseler acımaz677 Beni kesseler acımaz677 Beni kesseler acımaz677 Beni kesseler acımaz677 Beni kesseler acımaz677 Beni kesseler acımaz677 Beni kesseler acımaz677 Beni kesseler acımaz677 Beni kesseler acımaz677 Beni kesseler acımaz677 Beni kesseler acımaz
Varsayılan

ama hakkını vermek lazım iyi sallamış zamanında deyil mi?
677 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-07-2008, 22:21   #6 (permalink)
Cyborg_Magician
Tümgeneral
 
Cyborg_Magician's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-10-2005
Konum: Anytime,Anywhere
Mesajlar: 2,482
Rep Gücü: 3658
Rep Puanı : 911506
Cyborg_Magician Beni kesseler acımazCyborg_Magician Beni kesseler acımazCyborg_Magician Beni kesseler acımazCyborg_Magician Beni kesseler acımazCyborg_Magician Beni kesseler acımazCyborg_Magician Beni kesseler acımazCyborg_Magician Beni kesseler acımazCyborg_Magician Beni kesseler acımazCyborg_Magician Beni kesseler acımazCyborg_Magician Beni kesseler acımazCyborg_Magician Beni kesseler acımaz
Varsayılan

Darwin evrimi bayağı bir geniş tutmuş olsa da, insanın evrim geçirdiği doğru birşey. Mesela çocuk doğumları gittikçe zorlaşan birşey. Doğal seleksiyon konusuna ben de katılıyorum, yüz yıllar boyu büyük salgınlar gerçekleşti ve hep bağışıklığı güçlü olanlar ayakta kaldı. Ama 21.yy dayız, "Silah icat oldu mertlik bozuldu". Ülkesi gelişmiş olanlar şimdi ayakta kalabiliyor.
__________________

Cyborg_Magician is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-07-2008, 22:29   #7 (permalink)
ÜMİT GÜNENDİ
Banned
 
Giriş Tarihi: 27-11-2007
Mesajlar: 2,808
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 1081690
ÜMİT GÜNENDİ Beni kesseler acımazÜMİT GÜNENDİ Beni kesseler acımazÜMİT GÜNENDİ Beni kesseler acımazÜMİT GÜNENDİ Beni kesseler acımazÜMİT GÜNENDİ Beni kesseler acımazÜMİT GÜNENDİ Beni kesseler acımazÜMİT GÜNENDİ Beni kesseler acımazÜMİT GÜNENDİ Beni kesseler acımazÜMİT GÜNENDİ Beni kesseler acımazÜMİT GÜNENDİ Beni kesseler acımazÜMİT GÜNENDİ Beni kesseler acımaz
Varsayılan

teşekkürler
ÜMİT GÜNENDİ is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-07-2008, 23:44   #8 (permalink)
TRANSLTR
Binbaşı
 
TRANSLTR's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-02-2008
Mesajlar: 826
Rep Gücü: 992
Rep Puanı : 247068
TRANSLTR Beni kesseler acımazTRANSLTR Beni kesseler acımazTRANSLTR Beni kesseler acımazTRANSLTR Beni kesseler acımazTRANSLTR Beni kesseler acımazTRANSLTR Beni kesseler acımazTRANSLTR Beni kesseler acımazTRANSLTR Beni kesseler acımazTRANSLTR Beni kesseler acımazTRANSLTR Beni kesseler acımazTRANSLTR Beni kesseler acımaz
Varsayılan

Evrime tamam da Darwinizm saçma geliyor bana. Tamam doğal seleksiyon var ama bir güç tarafından kontrol ediliyor bence. Aksi taktirde mesela canlıların çoğunun kanatlı olması gerekirdi. Çünkü kanatlı olan bir canlı diğerine göre üstünlük sağlar. Mesela kanatlı bir insan ırkı ortaya çıktığını düşünsenize...
TRANSLTR is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-08-2008, 19:40   #9 (permalink)
alev_ejderha
Uzman Çavuş
 
Giriş Tarihi: 24-01-2006
Mesajlar: 52
Rep Gücü: 3
Rep Puanı : 10
alev_ejderha Yavaş ama emin adımlarla geliyorum
Varsayılan

teşekkürler
alev_ejderha is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Forum Araçları
Görüntüleme Biçimleri

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Saat 03:30.

Porno

Powered by vB 3.6.7
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by 3.0.0
Tercüme Eden: ReSSaM

Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz

For Advertising contact ressam@gmail.com




Forum
haber dizi izle dizi
1 2 4 5 6 7 8 10 11 12 13 14 15 16 22 23 24 25 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 44 45 46 47 48 50 51 52 53 54 59 66 70 77 78 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 94 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 113 114 115 116 119 120 124 125 126 127 128 130 131 132 133 134 135 136 137 138 140 141 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 159 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 240 249 250 251 253 256 257 260 267 268 269 270 272 273 274 275 277 278 279 280 281 283 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 306 307 309 310 312 313 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 346 347 348 349 351 352 353 354 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 369 370 371 372 373 374 402 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489