![]() |
|
|||||||
| Biyografi Önemli kişilerin biyografilerini burada yayınlayabilirsiniz |
![]() |
|
|
Forum Araçları | Görüntüleme Biçimleri |
|
|
#11 (permalink) |
|
Neuro Kanki
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-12-2006
Konum: Ruhundan
Mesajlar: 4,601
Rep Gücü: 18329
Rep Puanı : 4577478
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Enis Behiç Koryürek
http://www.kultur.gov.tr/EN/resimgos...kenisbehic.jpg 1892 yılında İstanbul'da doğdu. Selanik ve Üsküp idadilerinde, İstanbul Lisesi'nde okudu, Mülkiye Mektebi'ni bitirdi. Hariciye Nezareti'nde görev aldı. Daha Mülkiye'de öğrenciyken aruzla şiirler yazan, Servet-i Fünun etkisi taşıyan bu şiirlerini Şehbal'de yayınlayan Enis Behiç, Balkan Savaşı yıllarında Ziya Gökalp'in tavsiyesiyle heceyi benimser ve Milli Edebiyat akımına bağlanır. Bu yıllarda onu üne kavuşturan ulusal duygularla yüklü kahramanlık şiirleri yazdı. Bir yandan da hece vezni üzerinde çalışarak kimi durak değişikliklerini, bir şiirde çeşitli hece kalıplarını kullanmayı denedi. İlk kitabını yayınladıktan sonra bir suskunluk dönemine giren şair, 1946'dan sonra bir çeşit mistisizmle Çedikçi Süleyman Çelebi adlı bir mevlevinin ruhuyla temas sonucu doğduğunu söylediği dini ve tasavvufi şiirler yazdı. Şiir kitapları: Miras (1927), Varidat-ı Süleyman (Çedikçi Süleyman Çelebi Ruhundan İlhamlar 1949), Güneşin Ölümü (1951)
__________________
**ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM* Bana irkimi sormayin kah beyazim kah siyahim bazen Türküm bazen Kürdüm Islam dini yeter bana….D.A.F.A Abi.schizoprenic_..borriz..tayfun ...HELLKNIGHT.. mysterio_jr,fonex01,hanedan, Eski dostları unutmadık,unutturmayacağız.... unutulmayacaksınız schizophrenic_ Hellknight byte_39 DaMieN MysterioJR tayfun bydemir BoRriZ dafa jjcanex medic CaPTaiN_NeMo Kasif76 Fonex Koray_C Dominique0707 Hanedan kaplsiZz ericcantona ilporto revelation vangouf optik72
don't panic.. I'm muslim man!!!!! Son Düzenleme domdom19 tarafından : 17-02-2007 at 09:01. |
|
|
|
|
|
#12 (permalink) |
|
Neuro Kanki
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-12-2006
Konum: Ruhundan
Mesajlar: 4,601
Rep Gücü: 18329
Rep Puanı : 4577478
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ahmet Adnan Saygun
![]() Müzik eğitimcisi olan Saygun, Türk bestecisi olarak klasik batı müziğinde yapıtlar vermiştir. Matematik öğretmeni Celal Bey ile Zeynep Seniha Hanım’ın ilk oğulları olarak 1907 yılında İzmir’de doğdu. 1912 yılında İzmir’deki Hadika-i Subyan İlkokulu'na başladı.Müzik derslerindeki üstün yeteneği herkesin dikkatini çekiyor ve güzel soprano sesiyle duyduğu şarkıları bir dinleyişte söyleyebiliyordu. 1918 yılında İzmir’de İttihat ve Terakki Lisesi’ne yazıldı ve müzik öğretmeni olan İsmail Zühtü Kuşçuoğlu’nun kurduğu dört sesli koroya katıldı. Saygun henüz 13 yaşındayken öğretmeninin önerisi üzerine ünlü piyano öğretmeni olan Rossati’den piyano dersleri almaya başladı. 1922’de Macar Tevfik Bey ile çalışmalara başladı, 1923’de Hüseyin Sadettin Arel’den iki ay armoni dersleri aldı. 1926’da İzmir Lisesi’ne müzik öğretmeni olarak atandı.Bundan iki yıl sonra Maarif Vekaleti’nin açtığı sınavı kazanarak burslu olarak Paris’e gönderildi. Paris’te ünlü müzik okulu Schola Cantorum’da Vincent D’Idy, Eugene Borrel, Souberbielle, Amedee Gastoue gibi öğretmenlerin öğrencisi oldu. İlk yapıtı olan “Divertissement” i 1930’da Paris’te besteledi. 1931 yılında yurduna dönerek Musiki Muallim Mektebi’ne, 1936’da İstanbul Belediye Konservatuarı'na kontrpuan ve teori öğretmeni olarak atandı. 1939’da CHP’nin Müzik Danışmanı ve Halkevleri Müfettişi, bundan bir yıl sonrada Ankara’da “Ses ve Tel Birliği” adlı bir dernek kurdu. 1946 yılında Ankara Devlet Konservatuarı kompozisyon ve modal müzik öğretmenliğine atandı. Sanatçının başarıları üzerine 1948’de İnönü Armağanı, 1949’da Fransa Milli Eğitim Bakanlığın’ca Akademik Nişan, 1950’de Akademi Madalya’sı, 1951’de İtalya Hükümetince, 1.Nişan ve Uluslararası Müzik Sosyetesi'nden Sibelius Bestecilik madalyası verildi. 1971’de “Devlet Sanatçısı” unvanı, 1981’de Atatürk Sanat Armağanıve 1985’te “Sanatçı Profesör” unvanı verildi. Türk Beşleri arasında yer alan Adnan Saygun, Türk halk ve sanat müziklerinin etkilerini taşıyan yapıtlarında romantik estetiğe bağlı kaldı. 6 Ocak 1991 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetti. Eserleri: Divertimento, Suit, Ağıtlar, Sezişler, Manastır Türküsü, Kızılırmak Türküsü, ÇobanArmağanı, Özsoy, İnci’nin Kitabı, Taş bebek, Sonat, Sihir Raksı, Sonatina, Bir Orman Masalı, Dağlardan Ovalardan, Eski Üslupta Kantat, Geçen Dakikalarım, Bir tutam keklik, Üç türkü, Halay, Anadolu’dan, Yunus Emre, Kerem, Partita, Üç ballad, Demet, 1. Piyano Konçertosu, 2.Kuartet, Töresel Musiki, 3. Kuartet, Keman Konçertosu, Nefesli Çalgılar Beşlisi, Dört Lied, Dictum, Üç Prelüd,Küçük Şeyler, Köroğlu, Ağıtlar II, Trio Ballad, Ayin Raksı, Viyola Konçertosu, Oda Konçertosu,Gılgameş, Atatürk’e ve Anadolu’ya Destan, 2. piyano Konçertosu, Viyolonsel Konçertosu, Kumru Efsanesi. Kitapları: Rize, Artvin, Kars Havalisi Türkü, Saz ve Oyunlar Hakkında Bazı Malumat, Yedi Karadeniz Türküsü ve bir Horon, Türk Halk Musıkisinde Pentatonizm, Halkevi ve Mektepler için, Halkevlerinde Musıki, Yalan (Sanat Konuşmaları), Lise Müzik Kitabı I-II-III (Halil Badi Yönetken ile birlikte), Karacaoğlan(Yeni Bilgiler-Bir Rivayet-Melodiler), Musıki Temel Bilgisi I –II –III –IV, Mod öncesi Ezgilerin Sınıflandırılması, Toplu Solfej I –II, Töresel Musıki, Bela Bartok’s Folk Music Research in Turkey.
__________________
**ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM* Bana irkimi sormayin kah beyazim kah siyahim bazen Türküm bazen Kürdüm Islam dini yeter bana….D.A.F.A Abi.schizoprenic_..borriz..tayfun ...HELLKNIGHT.. mysterio_jr,fonex01,hanedan, Eski dostları unutmadık,unutturmayacağız.... unutulmayacaksınız schizophrenic_ Hellknight byte_39 DaMieN MysterioJR tayfun bydemir BoRriZ dafa jjcanex medic CaPTaiN_NeMo Kasif76 Fonex Koray_C Dominique0707 Hanedan kaplsiZz ericcantona ilporto revelation vangouf optik72
don't panic.. I'm muslim man!!!!! Son Düzenleme domdom19 tarafından : 16-02-2007 at 15:30. |
|
|
|
|
|
#13 (permalink) |
|
Neuro Kanki
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-12-2006
Konum: Ruhundan
Mesajlar: 4,601
Rep Gücü: 18329
Rep Puanı : 4577478
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ahmet Haşim
Şair ve edebiyatçı (1883-1933). Birçok bilim adamı ve şair yetiştirmiş soylu bir Irak Türk ailesinin çocuğudur. 1885'te Bağdat'tan İstanbul'a gelerek Galatasaray Lisesi'ne girdi (o zaman Galatasaray Sultanisi deniyordu). Okulda hayli yabancılık çekti. İçe dönük ve hayalci bir çocuktu. Yaşlandıkça, daha da duyarlı ve alıngan oldu. İlk şiirlerini okul sıralarında yayımladı (1901). Galatasaray'ı 1907'de bitirdi. Önce Reji İdaresi'nde çalıştı. Sonra Fransızca öğretmeni olarak İzmir'e gitti. Bir süre sonra İstanbul'a döndü ve Maliye Bakanlığı çevirmeni oldu. Bu arada Birinci Dünya Savaşı'na katıldı. Savaş bitince bir süre, Osmanlı Bankası'nda çalıştıktan sonra, Güzel Sanatlar Akademisi'ne, estetik ve mitoloji öğretmeni olarak girdi. Bir yandan da şiirler yazıyor ve yayımlıyordu. YENİ BİR ŞİİR ANLAYIŞI 1921'de, o zamana kadar yazdığı bütün şiirleri Göl Saatleri adlı bir kitapta topladı. Bu arada bir süre Paris'e gitti. Piyale adlı ikinci kitabını Paris dönüşünde yayımladı. Ahmet Haşim'in şiirleri o güne kadar alışılagelen şiir biçimlerinin hiç birine benzemediği için, yayımlandığı sırada büyük tartışmalara yol açıyordu. Bu tartışmalara verdiği cevapta Haşim, şiiri ve şairi şöyle tanımlıyordu: «Şiir bir hikâye değil, sessiz bir şarkıdır.; şair de, ne bir gerçek habercisidir, ne güzel konuşan bir insan, ne de bir kanun koyucu. Şiirin dili, düzyazı gibi, anlaşılmak için değil, duyulmak için oluşmuş, müzikle söz arasında, sözden çok müziğe yakın, arabulucu bir dildir». Bu savunmasıyla Haşim, sembolizm yanlısı bir şair olduğunu açıklıyordu. Ahmet Haşim, bu yeni şiir anlayışıyla kendinden sonra gelen, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Muhip Dranas, Cahit Sıtkı Tarancı gibi birçok önemli Türk şairini etkiledi. Haşim'in, şiirlerinden başka, düzyazıları da vardır. ESERLERİ Şiirler: 'Göl Saatleri, Piyale. Düzyazılar: Bize Göre, Gurabahane-i Laklakan («Leylekler Bakımevi»), Frankfurt Seyahatnamesi.
__________________
**ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM* Bana irkimi sormayin kah beyazim kah siyahim bazen Türküm bazen Kürdüm Islam dini yeter bana….D.A.F.A Abi.schizoprenic_..borriz..tayfun ...HELLKNIGHT.. mysterio_jr,fonex01,hanedan, Eski dostları unutmadık,unutturmayacağız.... unutulmayacaksınız schizophrenic_ Hellknight byte_39 DaMieN MysterioJR tayfun bydemir BoRriZ dafa jjcanex medic CaPTaiN_NeMo Kasif76 Fonex Koray_C Dominique0707 Hanedan kaplsiZz ericcantona ilporto revelation vangouf optik72
don't panic.. I'm muslim man!!!!! |
|
|
|
|
|
#14 (permalink) |
|
Neuro Kanki
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-12-2006
Konum: Ruhundan
Mesajlar: 4,601
Rep Gücü: 18329
Rep Puanı : 4577478
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Cenap Şahabettin
Cenap Şahabettin, Edebiyatı Cedide akımının en önemli temsilcilerinden biridir. Manastır'da doğdu. İstanbul'a gelip Rüştiye'de okuduktan sonra Tıbbiye'ye girdi. Hekim olunca Paris'e gönderildi. Dönüşünde gene edebiyatla uğraşmağa, o zamanın ünlü dergisi Serveti-fünun'da şiirler, edebiyat yazıları yayımlamaya koyuldu. Serveti-fünun İstibdat İdaresi'nce susturulunca o da bir süre susmak zorunda kaldı. 1908 Meşrutiyet Devrimi'nden sonra gazeteciliğe başladı. Arada bir şiirler de yazıyordu. SANATI VE KİŞİLİĞİ Cenap Şahabettin edebiyat dünyasına, sanat çevrelerini yadırgatan değişik bir hava ile girdi. Avrupa'da yeni sanat akımlarını görmüş, öğrenmişti. Bir aşk şairi olarak tanınmakla birlikte şiirlerinde derin duygulardan çok o zamana kadar görülmemiş sözcükler ve tamlamalar kullanmasıyla ün kazandı. Edebiyatı Cedide şairlerinin kullandıkları tamlamalardan birçoğunu icat edip herkesi şaşırtan odur. «Berf-i zerrin» (altın kar), «lerze-i ruşen» (ışıklı titreme) gibi şiir başlıkları bugün için şaşırtıcı olmasa da o zaman için yadırganacak isim tamlamalarıydı. Cenap Şahabettin, şiirlerini kitap halinde yayımlamadan öldü. Düzyazı türünde olan «Hac Yolunda», Servetifünun'da tefrika edilmişti. «Suriye Mektupları» (1917) ve «Avrupa Mektupları» (1919) adıyla gezi notları yayımlandı. Sohbet, eleştiri ve deneme yazılarını «Evrakı Eyyam» (1915), «Nesri Harp», «Nesri Sulh» ve «Tiryaki Sözleri» (1918) adlı kitaplarında topladı. Tiyatro oyunları da yazdı: « Valan», «Körebe», «Merdud Aile». İki de biyografi yayımladı: «Kadı Burhanetlin» (1922) ve «Shakespeare» (1931). __________________
__________________
**ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM* Bana irkimi sormayin kah beyazim kah siyahim bazen Türküm bazen Kürdüm Islam dini yeter bana….D.A.F.A Abi.schizoprenic_..borriz..tayfun ...HELLKNIGHT.. mysterio_jr,fonex01,hanedan, Eski dostları unutmadık,unutturmayacağız.... unutulmayacaksınız schizophrenic_ Hellknight byte_39 DaMieN MysterioJR tayfun bydemir BoRriZ dafa jjcanex medic CaPTaiN_NeMo Kasif76 Fonex Koray_C Dominique0707 Hanedan kaplsiZz ericcantona ilporto revelation vangouf optik72
don't panic.. I'm muslim man!!!!! |
|
|
|
|
|
#15 (permalink) |
|
Neuro Kanki
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-12-2006
Konum: Ruhundan
Mesajlar: 4,601
Rep Gücü: 18329
Rep Puanı : 4577478
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Orgeneral Eşref Bitlis (1933 - 1993)
![]() 1978'de Tuğgeneral oldu ve Bolu Komando Tugay Komutanlığına getirildi. 1982'de Tümgeneral ve Kıbrıs 28. Tümen Komutanı oldu. 1986'da Korgeneral rütbesi aldı. 1988'de Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı oldu. 1990'da Orgeneral rütbesi aldı ve Jandarma Genel Komutanlığı'na atandı.. Bitlis, bölgede konuşlanmış durumda bulunan Çekiç Güç Kuvvetlerinin Türkiye'den ayrılması gerektiğini açıklıyor ve ABD'nin Kuzey Irak'da oluşturmaya çalıştığı Kürt Devleti'nin Türkiye'nin zararına olduğunu söylüyordu. Bu nedenle ABD büyükelçiliği tarafından birkaç defa Hükümete şikayet edildiği iddia edildi. 17 Aralık 1992'de Çekiç Güç'e bağlı Amerikan savaş uçakları, kendilerine bildirildiği halde Irak'ın Selahattin kentine gitmekte olan Bitlis'in helikopterine taciz uçuşu yapmış ve helikopteri inişe zorlamışlardı. Eşref Bitlis 17 Ocak 1993'de henüz çözümlenmemiş bir şekilde uçağının düşmesi sonucu öldü.
__________________
**ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM* Bana irkimi sormayin kah beyazim kah siyahim bazen Türküm bazen Kürdüm Islam dini yeter bana….D.A.F.A Abi.schizoprenic_..borriz..tayfun ...HELLKNIGHT.. mysterio_jr,fonex01,hanedan, Eski dostları unutmadık,unutturmayacağız.... unutulmayacaksınız schizophrenic_ Hellknight byte_39 DaMieN MysterioJR tayfun bydemir BoRriZ dafa jjcanex medic CaPTaiN_NeMo Kasif76 Fonex Koray_C Dominique0707 Hanedan kaplsiZz ericcantona ilporto revelation vangouf optik72
don't panic.. I'm muslim man!!!!! |
|
|
|
|
|
#16 (permalink) |
|
Neuro Kanki
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-12-2006
Konum: Ruhundan
Mesajlar: 4,601
Rep Gücü: 18329
Rep Puanı : 4577478
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Filiz Akın
![]() 1943 yılında Ankara'da doğan Akın, Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü'nde bir süre okudu. Sinemaya geçmeden önce bir acentada çalıştı. 1962'de Artist dergisinin düzenlediği yarışmayı kazanarak Yeşilçam�a geçti ve aynı yıl "Akasyalar Açarken" adlı filmini çevirdi. Ardından �Şakayla Karışık� adlı filmde Ajda Pekkan�la başrolü paylaştı. �Kadın Berberi� ve �Kadın Terzisi� filmlerindeki rolleriyle oldukça ünlenen sanatçı, 1964 yılında oynadığı �Yankesici Kız� adlı sinema filminde, değişik türdeki karakterleri başarıyla canlandırabileceğini tüm sinemaseverlere kanıtladı. Bir yıl aradan sonra film arşivine bir yenisini daha ekleyen Akın, 1965�te �Kolejli Kızın Aşkı� isimli filmde Ayhan Işık�la başrolü paylaştı. Ardından �Çıtkırıldım� da benzer bir tiplemeyi canlandıran Filiz Akın, bu filmde başrolü Cüneyt Arkın�la paylaştı. Filmde şımarık kızı canlandıran Akın, ciddi öğretmen Cüneyt Arkın�la sorunlar yaşamaktadır. Yine aynı yıl, Ayhan Işık�la �Tamirci Parçası� adlı filmde oynayan sanatçı, burada da zengin kız tiplemesini canlandırdı. �Hindistan Cevizi�nde ise başrolü Zeki Müren�le paylaşıp yine havai bir kompozisyonu canlandırdı. Filmde yazarlığını Zeki Müren�den gizleyen Akın, daha sonraları �yazar olup gerçek kimliğini gizleyen zengin kız� rollerini sık sık tekrarlayacaktır. Nitekim yıllar sonra oynadığı �Gül ve Şeker� adlı filmde de aynı rolü canlandırmıştır. Bu filmi Sadri Alışık�la oynadığı �Efkarlı Sosyete� izler. 1967 yılında oynadığı �Sözde Kızlar� filminde başına türlü belalar gelen kızı canlandırdı. Peyami Safa�nın eserinden uyarlanan filmde Filiz Akın, morfinman olur, tecavüze uğrar ve hastane köşelerine düşer. Yeşilçam�ın güzel sarışını olan Akın; �Seni Seviyorum� filminde şımarık çiftlik kızını, �Silahlı Paşazade� filminde Cüneyt Arkın�ın aşkından yanıp tutuşan paşa kızını, �Hüzünlü Aşk� filminde bar şarkıcısını ve yine Cüneyt Arkın�la başrollerini paylaştığı �Lekeli Melek� filminde bir sekreteri canlandırdı. Daha sonra çekilen �Affedilmeyen� adlı filmdeki rol arkadaşı yine Cüneyt Arkın�dır. Bu filmin konusu da diğer birçok Yeşilçam filminin konusu olan zengin kız ve fakir erkeğin unutulmaz bir büyük aşk yaşamasıdır. Reklam filmlerinde de oynayan sanatçı, sinemacı Türker İnanoğlu ile evlendi ve bu evliliklerinden, daha sonra tüm sinema severlerin tanıyacağı, �Yumurcak� adlı seri filmlerinin başrol çocuk oyuncusu �İlker İnanoğlu� doğdu. Sinemada özellikle romantik rolleri canlandıran Filiz Akın, 1969 yılında şarkısıyla ünlü �Reyhan� filminde Kartal Tibet�e aşık olan şarkıcı kızı canlandırdı. Yine aynı yıl �Karlı Dağın Eteği� adlı filmde bu kez Ayhan Işık�a aşık olan kızı canlandırdı. Ardından �Ağlıyorum� filminde iki kız kardeşi birden canlandırdı ve bu kez aşık olduğu erkek Ediz Hun�du. Filmlerini sahnede çokça şarkı söylediği �Cilveli Bir Kız�, �Oyun Bitti�, �Cambazhane Gülü Fadime� ve �Oyun Bitti� izler. Başarılı sanatçı, unutulmaz vapur sahnesinin olduğu �Aşka Tövbe�, intiharı seçen kadını canlandırdığı �Acı Hatıralar�, hüzünlü şarkılar söylediği �Seni Sevmek Kaderim� filmleriyle sevenlerinin beğenisini bir kez daha kazandı. 1973 yılında, Kemal Sunal�ın da ilk kez beyaz perdede rol aldığı �Tatlı Dillim� filminde yine iki kız kardeşi (biri köylü diğeri de kentli) birden canlandırdı. �Yumurcağın Tatlı Rüyaları�nda melek rolünü, �Beyaz Gül� de Kartal Tibet�e, �Memleketim� filminde de Tarık Akan�a aşık olan kadını canlandırdı başarılı sanatçı. "Ankara Ekspresi" filmindeki rolüyle �Antalya Film Festivali"nde "en başarılı kadın oyuncu" seçilen Akın, MİT eski Müsteşarı Sönmez Köksal'la evlendi. 1980�lerin başında sinemaya veda eden sanatçı, yıllar sonra TRT�de �Geçmiş Bahar Mimozaları� adlı televizyon dizisinde çıktı hayranlarının karşısına.
__________________
**ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM* Bana irkimi sormayin kah beyazim kah siyahim bazen Türküm bazen Kürdüm Islam dini yeter bana….D.A.F.A Abi.schizoprenic_..borriz..tayfun ...HELLKNIGHT.. mysterio_jr,fonex01,hanedan, Eski dostları unutmadık,unutturmayacağız.... unutulmayacaksınız schizophrenic_ Hellknight byte_39 DaMieN MysterioJR tayfun bydemir BoRriZ dafa jjcanex medic CaPTaiN_NeMo Kasif76 Fonex Koray_C Dominique0707 Hanedan kaplsiZz ericcantona ilporto revelation vangouf optik72
don't panic.. I'm muslim man!!!!! |
|
|
|
|
|
#17 (permalink) |
|
Neuro Kanki
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-12-2006
Konum: Ruhundan
Mesajlar: 4,601
Rep Gücü: 18329
Rep Puanı : 4577478
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ahmet Muhip Dıranas (1909 - 1980)
![]() Cumhuriyet dönemi şairlerinden Dıranas, 1909 yılında Sinop'un Salı köyünde dünyaya geldi. Ortaöğrenimini Ankara Erkek Lisesi'nde tamamladı. Lisedeki edebiyat öğretmenleri Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar, şiir sevgisinin gelişmesinde etkili oldular. Ankara Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde çalıştı (1930-1935). Ankara Hukuk Fakültesi'ne iki yıl devam ettikten sonra İstanbul'a gitti, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi ve burayı bitirdi. Bu arada Güzel Sanatlar Akademisi'nde kütüphane memurluğu yaptı. Dolmabahçe Resim ve Heykel Müzesi resim yardımcılığında bulundu. 1938'de Ankara'ya döndü ve CHP Genel Merkezi'nde Halkevleri Kültür ve Sanat Yayınları'nı yönetti. Ağrı dolaylarında askerlik görevini yaptıktan sonra, Ankara'da Çocuk Esirgeme Kurumu Yayın Müdürü, Kurum Başkanı (1957-1960), daha sonra İş Bankası Yönetim Kurulu üyesi oldu. Devlet Tiyatrosu Edebî Kurul Başkanlığı, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. Politikaya atılarak Zafer gazetesinde yazılar yazdı. Birkaç kez DP'den milletvekili adayı olduysa da seçilemedi. Yayımlanan ilk şiiri, "Ankara Lisesi�nden Muhip Atalay" imzasıyla Milli Mecmua'da çıkan "Bir Kadına" adlı şiirdir (15 Eylül 1926). Hece şiirinin son kuşağı denilebilecek şairler arasında Ahmet Muhip Dıranas, çağcıl Batı şiirine (Baudelaire, Verlaine) en yakın, kendinden bir iki kuşak sonrası şairler üzerinde, az sayıda şiirle bile olsa, uzun süre etkili olan bir şairdir. O da hocası Tanpınar gibi az yazmış, seyrek yayımlamış, şiirlerini şiire başladıktan nerdeyse elli yıl sonra (1974) kitaplaştırmıştır. Gerek Fransız şiiri, gerekse kendinden önceki kuşaktan ustaları Ahmet Haşim ve Ahmet Hamdi Tanpınar'dan aldığı etkileri sanatına yedirerek özgün bir şiire ulaşmıştır. Hece ölçüsü sınırlarında kalarak ama durak ve vurgu yerlerini değiştirerek gelenekselde çağdaşlığı yakalayan, çağrışım gücü yüksek, yurdu, insanı ve doğası ile barışık, alışılmadık deyiş örgüsüyle unutulmaz şiirler yazdı. Şiirlerinde aşk, tabiat, ölüm, hatıralar, sığ olmayan bir anlatımla ve düşündürücü boyutlar içinde verilmiştir. Ahmet Muhip Dıranas, 21 Haziran 1980 yılında Ankara�da öldü. FAHRİYE ABLA Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar, Kapanırdı daha gün batmadan kapılar. Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden, Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen! Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye Abla! Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi, Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi; Güneşin batmasına yakın saatlerde Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede. Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede; Bahçende akasyalar açardı baharla. Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye Abla! Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı; Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı. İçini gıcıklardı bütün erkeklerin Altın bileziklerle dolu bileklerin. Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin; Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla. Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye Abla! Gönül verdin derlerdi o delikanlıya, En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya. Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın, Hâlâ dağları karlı Erzincan�da mısın? Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın; Hâtırada kalan şey değişmez zamanla, Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
__________________
**ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM* Bana irkimi sormayin kah beyazim kah siyahim bazen Türküm bazen Kürdüm Islam dini yeter bana….D.A.F.A Abi.schizoprenic_..borriz..tayfun ...HELLKNIGHT.. mysterio_jr,fonex01,hanedan, Eski dostları unutmadık,unutturmayacağız.... unutulmayacaksınız schizophrenic_ Hellknight byte_39 DaMieN MysterioJR tayfun bydemir BoRriZ dafa jjcanex medic CaPTaiN_NeMo Kasif76 Fonex Koray_C Dominique0707 Hanedan kaplsiZz ericcantona ilporto revelation vangouf optik72
don't panic.. I'm muslim man!!!!! |
|
|
|
|
|
#18 (permalink) |
|
Neuro Kanki
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-12-2006
Konum: Ruhundan
Mesajlar: 4,601
Rep Gücü: 18329
Rep Puanı : 4577478
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Fikret Muallâ Saygı
Türk, ressam. Dışavurumculuk'un (Ekspresyonizm) ve Fovizm'in üslup özelliklerini kaynaştıran, coşkun bir lirizm ve içtenlik dolu resimler yapmıştır. Fikret Muallâ Saygı İstanbul'da doğdu, 20 Temmuz 1967'de Fransa'da Nice yöresinde öldü. Küçükken geçirdiği bir kaza sonucu topal kalması ve annesinin ölümünden sonra babasının yeniden evlenmesi gibi olaylar onun sinirli ve uyumsuz bir çocuk olmasında rol oynadı. Saint Joseph Fransız Okulu'ndan sonra bir süre Galatasaray Lisesi'nde okudu, ama okulu bitiremeden mühendislik eğitimi yapması için Almanya'ya gönderildi. Almanya'nın çeşitli kentlerinde dolaştı, İsviçre ve İtalya'ya gitti, müzeleri gezdi. Resim yeteneğinin farkına vararak kısa zamanda sağlam bir desen bilgisi edindi. Başarılı resimlemeler, moda çizimleri ve gravürler yaptı, desenlerini en gözde Alman dergilerine kabul ettirdi. Babasının mali durumu bozulup para gönderemez hale gelince bir Mısırlı prens, onun yirmi beş yaşına değin Almanya'da kalmasını sağladı. Fikret Muallâ 1928'de aşırı alkol tutkusu nedeniyle bir süre hastanede tedavi gördü. Daha sonra Almanya'dan Fransa'ya geçti, Paris'te Montparnasse ve Saint Germain gibi sanat çevrelerinde yaşadı. Orada, André Lhote'un atölyesinde çalışan Hale Asaf'la tanıştı. Paris'te sürekli resim yapan Fikret Muallâ bir süre sonra parasızlık nedeniyle Türkiye'ye döndü. Geçimini sağlamak amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı'na yaptığı başvuru üzerine 1934'te Ayvalık Ortaokulu resim öğretmenliğine atandı, ancak kısa bir süre sonra bu görevinden istifa etti. İstanbul'da Lüküs Hayat, Deli Dolu, Saz Caz gibi operetler için kostümler çizdi. Nâzım Hikmet'in Varan 3 adlı şiir kitabını resimledi. İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu'nun çıkardığı Yeni Adam dergisi için desenler hazırladı. Bir ara, yanlış yorumlanan bazı sözleri yüzünden savcılık emriyle 1936'da Bakırköy Akıl Hastanesi'nde bir yıla yakın gözetim altına alındı. 1937'nin sonlarına doğru taburcu edildi. Bu olaydan sonra Fikret Muallâ'da gittikçe artan ve ölümüne değin süren bir polis korkusu başladı. Babasının ölümü üzerine eline geçen miras payı ile Paris'te yaşamını sürdürebileceğini düşünerek 1939'da Türkiye'den ayrıldı. Hastaneden çıkışı ile Türkiye'den ayrılışı arasındaki iki yıllık sürede 1939 Uluslararası New York Fuarı Türk Pavyonu için Abidin Dino'nun isteği üzerine İstanbul konulu otuz kadar tablo yaptı. 1938'de yayımlanan Ses dergisi için çizdiği desenlerden birinin müstehcen olduğu gerekçesiyle, Türkiye'den ayrıldıktan sonra aleyhinde dava açıldı, 1939'da beraat etti. Bu dönemde yazılmış ve Ses'te yayımlanmış "Masal" ve "Üsera Karargâhı" adlı iki de öyküsü vardır. Fikret Muall-â Fransa'da yirmi altı yılı aşkın bir süre yaşadı. Geçimsizlik, içkiye düşkünlük ve sürekli polis korkusu ile geçen yıllar sonunda yaşamındaki dengesizlik ve uyumsuzluk yoğunlaştı. Bir ara tedavi için hastaneye yatırıldı. Burada kaldığı iki ay içinde kendisine resim yaptıran Dina Vierny'nin koruması altına girdi. Bu resimleriyle Kasım 1954'te ilk sergisini açtı. İkinci sergisinden sonra yeniden akıl hastanesine girdi. Bir ay sonra taburcu edilince sanayici Lharmin'le bir anlaşma yaptı ve Seine Nehri'nin daha çok varlıkların oturduğu "sağ" yakasına taşındı. Resimlerinin sürekli müşterisi olan Madame Anglés'yle bu dönemde tanıştı. Fikret Muallâ'yı bundan sonra koruması altına alan Madame Anglés, 1962'de felç geçirdiğinde onu hastaneye kaldırttı, bakımını sağladı. Daha sonra Nice yöresinde Reillane kasabasındaki evine yerleştirdi ve bütün giderlerini karşıladı. Fikret Muallâ ömrünün sonuna değin felçten kurtulamadı. Mayıs 1967'de eski sinir bunalımları yeniden başladı. Önce hastaneye, sonra da bir dinlenme evine yatırıldı ve orada öldü. Ressam Hale Asaf gibi kimsesizler mezarlığına gömüldü. Ölümünden yedi yıl sonra 1974'te Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün ilgilenmesiyle kemikleri Türkiye'ye getirildi ve Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü. 1976'da dostlarından, yakınlarından ve çeşitli koleksiyonlardan derlenen yüz on sekiz resmi ile Ankara'da adına bir sergi düzenlendi. Yapıtlarının çoğu bugün özel koleksiyonlarda bulunmaktadır. Yaşamının büyük bölümünü Fransa'da geçiren Fikret Muallâ konularını kahveler, sirkler ve sokaklar gibi Paris yaşamının ayrıntılarından seçmiştir. Resim onun için bir yaşama biçimi olmuştur. Yaşamın gerçeklerini büyük bir içtenlikle renge ve biçime aktarmış, içinde yaşadığı bohem çevrenin insanını resmine konu olarak almıştır. Daha çok guvaş tekniğine yakınlık duymuş ve bu teknikle çok hızlı çalışabilmiştir. Ancak yağlıboyayı da suluboya ve guvaşı kullandığı ustalıkla kullanmıştır. Resmin kuramsal sorunları onu pek ilgilendirmemiş, dış etkilere yabancı kalmış ve çağdaş akımlara katılmamıştır. İçinden geldiği gibi, öznel, coşkun bir lirizm ile dolu resimler yapmıştır. ![]()
__________________
**ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM* Bana irkimi sormayin kah beyazim kah siyahim bazen Türküm bazen Kürdüm Islam dini yeter bana….D.A.F.A Abi.schizoprenic_..borriz..tayfun ...HELLKNIGHT.. mysterio_jr,fonex01,hanedan, Eski dostları unutmadık,unutturmayacağız.... unutulmayacaksınız schizophrenic_ Hellknight byte_39 DaMieN MysterioJR tayfun bydemir BoRriZ dafa jjcanex medic CaPTaiN_NeMo Kasif76 Fonex Koray_C Dominique0707 Hanedan kaplsiZz ericcantona ilporto revelation vangouf optik72
don't panic.. I'm muslim man!!!!! |
|
|
|
|
|
#19 (permalink) |
|
Neuro Kanki
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-12-2006
Konum: Ruhundan
Mesajlar: 4,601
Rep Gücü: 18329
Rep Puanı : 4577478
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Nida Tüfekçi
![]() Mehmet Nida Tüfekçi 1 Mart 1929'da Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde doğdu. Annesi Zeynep Tüfekçi, Babası Hamdi Tüfekçi ’dir. İlk müzik eğitimini babası Hamdi Tüfekçi den aldı. Müziği seven ve müziğin içindeki bir ailenin çocuğu olan Nida Tüfekçi , bağlama çalmaya başlamasını şöyle anlatırdı: “7-8 yaşlarındaydım her halde. Sazla benim boyumu ölçtüklerinde saz 1,5 karış uzun gelirdi benden. Sazın sapına kolum yetişmezdi de teknesini bir duvara dayayıp öyle çalmaya çalışırdım...” Nida Tüfekçi ilkokul çağlarında bazen derslerde bazen müsamerelerde saz çalmasını sürdürmüş ve küçük yaşlarda yeteneğini ortaya koymuştur. İlköğrenimini Akdağmadeni’nde bitiren Nida Tüfekçi ortaokula Akdağmadeni’nde başlamış üçüncü sınıfı Boğazlıyan’da tamamlamıştır. Yaşadığı ilçede lise olmadığından öğrenimine çevre illerden birinde devam etmek zorunda kalır. Liseye Ankara Maliye Okulu’nda bitirir. Nida Tüfekçi Maliye Okulu’nda öğrenci iken Muzaffer Sarısözen’le tanışır. Sarısözen’le tanışması belki de yaşamının dönüm noktasıdır. Hem okuluna devam eder hem de 1947'den itibaren Ankara Radyosu’nun Yurttan Sesler emisyonlarına ses ve saz sanatçısı olarak katılır. O zamana kadar gerek radyo sanatçılarının gerekse Muzaffer Sarısözen’in bilmediği bir tavır ve tezene ile (Sürmeli Tavrı) saz çalıp türkü söyleyen Tüfekçi, radyonun en parlak simaları arsında yer almıştır. 1953 yılında Ankara Radyosunda açılan sınavda başarı göstererek Yurttan Seslerin daimi korosunda çalmaya başlar. 1959 yılında İstanbul radyosuna naklen atanır. 1964 yılında Türk Halk Müziğinden sorumlu Türk Müziği şube müdür yardımcılığına, 1972 yılında ise TRT Müzik Dairesi Türk Halk Müziği Müdürlüğü’ne atanır. 1974 yılında ise TRT Müzik Dairesi Başkanlığına (vekaleten) getirilir. 1976’da bu görevden istifa eder. Aynı yıl İstanbul Türk Müziği Devlet Konservatuarı’nın kurucu üyeliğini yapan Tüfekçi bu okulda, yönetim kurulu üyeliği, başkan yardımcılığı, bölüm başkanlığı ve danışma birimi üyeliğinde bulunur. Yine aynı okulda Bağlama, THM Solfeji, THM Bilgileri ve Bölge Tavırları derslerini okutur. Türk folklorunun müzik ve oyun dallarında yurt içinde ve yurt dışında seçkin bir yer edinmiş, kültürümüze yapmış olduğu katkılarla halk müziği dünyasına damgasını vurmuş olan Mehmet Nida Tüfekçi 18 Eylül 1993 Cumartesi günü yaşama veda etmiştir.
__________________
**ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM* Bana irkimi sormayin kah beyazim kah siyahim bazen Türküm bazen Kürdüm Islam dini yeter bana….D.A.F.A Abi.schizoprenic_..borriz..tayfun ...HELLKNIGHT.. mysterio_jr,fonex01,hanedan, Eski dostları unutmadık,unutturmayacağız.... unutulmayacaksınız schizophrenic_ Hellknight byte_39 DaMieN MysterioJR tayfun bydemir BoRriZ dafa jjcanex medic CaPTaiN_NeMo Kasif76 Fonex Koray_C Dominique0707 Hanedan kaplsiZz ericcantona ilporto revelation vangouf optik72
don't panic.. I'm muslim man!!!!! |
|
|
|