![]() |
|
|||||||
| Deneme, Hikaye Burada deneme ve yazıları paylaşabilir ve bulabilirsiniz |
![]() |
|
|
Forum Araçları | Görüntüleme Biçimleri |
|
|
#1 (permalink) |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 30-06-2007
Konum: Gebze
Mesajlar: 635
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 24750
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Deniz Koydum Adını (3) Oktay kırılmıştı. Üzgün bir yüz haline sahipti. Hızla kapıya yöneldi. Daha giriş katına varmadan yanaklarının adeta her santimetre karesi ıslanmıştı. Bu tür kalabalık yerlere gelmemesinin sebebi de hep böyle sözlerle ve rahatsız olduğu bakışlarla karşılaşmak istememesiydi. Fiziki durumundan hoşnut olmamasıydı. Ebru da pencereye doğru yanaşarak kumsalı ve denizi izlemeye koyuldu. Birkaç dakika düşündükten sonra "Allah'ım ben ne yaptım?" diye kendi kendine hayıflandı. "Ne olacak şimdi? Hemen Oktay'ı bulmam lazım" şeklinde içinden geçirdi. "İyi de o şimdiye görünürlerden kaybolup gitmiştir" Az sonra kumsalda birini gördü. Bu az önce kalbini kırdığı Oktay'dı. Oktay kumsala uzanmış, sağ kolunu yüzünün üstüne kapatacak şekilde koymuştu. Kırıldığından dolayı ağlıyordu. O koca cüsseli, göbekli adam, birçok insanı denizlerde boğulmaktan kurtaran insan belki de kendini boğulmaktan kurtaramamıştı. Kendini gösteriş budalası bazı insanların yaptıklarından ötürü boğulmuş, sanki nefes almıyormuş gibi hissediyordu Ebru, "Hemen yanına gitmeliyim" dedi sessizce. Dışarıya yönelmek için camdan yüzünü çevirdi. O esnada şık giyimli, yakışıklı bir gençle yüz yüze geldiler. Tanımadığı birisiydi. Ama normal zamanda yüzde yüz beğeneceği bir tipti. Çocuk "Dans edelim mi?" diye sordu "Hayır" diyerek koşup kapıya yöneldi. Hem varlıklı hem de oldukça yakışıklı birine yok demişti, hayır demişti. Hülya uzaktan bu tabloyu gördü ve çocuğun dans teklifinde bulunduğunu hemen anladı ve Ebru'nun bu teklife hayır diyemeyeceğini, "Sebebi ne olursa olsun Ebru o çocuğun dans teklifine yok demezdi " diye düşündü. En yakın arkadaşı bile onun böyle birine hayır diyemeyeceğini düşünüyordu. O ise hızla aşağıya indi ve kumsala koştu. Uzanıp yatan Oktay'ın başında durdu. Bir süre öylece beklediler. Ebru, "Özür dilerim. Gerçekten ne dediğimi bilmiyorum ben" diyebildi üzgün bir ses tonuyla. Oktay ayağa kalktı. Kalktığında aralarındaki fiziki farklılık bariz şekilde ortaya çıktı. Kız, çocuğun neredeyse omzuna geliyordu ve oldukça fazla kilo farkları vardı. "Boş ver mühim değil." dedi Oktay. "Nasıl mühim değil. Ortada hiçbir şey yokken senin kalbin kırdım" "Mühim değil. Zaten ne fillerin ne de yavrularının kırılacak kalpleri olmaz." "Lütfen böyle konuşma" Oktay böyle konuşarak belki de intikam almaya çalışıyordu. Ama "Bu oyunu daha fazla uzatmamalıyım" diye içinden geçirdi. "Bu sefer ben de onu kırabilirim. En iyisi özrünü kabul edip eve gitmek… O yoluna ben yoluma." "Önemli değil bayan. Üstelik ortada bence bir özür de yok." dedikten sonra sırtını dönerek uzaklaşmak için birkaç adım attı. Ebru arkadan seslendi: "Seninle tanışmak istiyorum." Oktay geriye döndü, olduğu yerde durdu. "Lütfen kendini mahcup hissedip benim gönlümü almak için yorulma. Ben sana kırılmadım... Size iyi günler hanımefendi." "O zaman ben tanışırım. Sen istersen tanışma. O da artık senin vicdanına kalmış bir şey Oktay" dedi ve devam etti "Benim adım Ebru" Ebru elini uzattı bomboş kumsalda. Oktay ne yapacağına karar veremedi. Birkaç saniye bekledi. "İsmimi unutmamış" diye düşündü. "Üstelik el uzatan birine yüz çevirmemeliyim." Birkaç adım atarak Ebru'nun yanına geldi. O da gülümseyerek elini uzattı "Ben de Oktay" "Memnun oldum" "Ben de. Ben de Ebru" "Benimle dans eder misin Oktay?" Delikanlı şaşırmıştı. Ne diyeceğini bilemiyordu. Az önce ilk defa bir kıza dans etme teklifinde bulunmuş ve kötü bir şekilde reddedilmişti. Şimdi ise aynı kız tarafından aynı teklifle karşılaşıyordu. Eğer evet derse bu hayatındaki ilk dans olacaktı. Ebru teklifini tekrarladı: "Benimle dans eder misin Oktay?" Oktay sırıttı. Bu sırıtış muzip bir cevabın sanki habercisiydi. "Madem ısrar ediyorsun senin genç kızlık hayallerini yıkmak istemem." "Teşekkür ederim hayallerimi yıkmadığın için Oktay" dedi ona kıyak geçercesine. İki genç adeta yıldırım aşkıyla birbirlerine vurulmuşlardı ve bu yıldırım aşkı kısa sürede yıldırım nikâhına dönüşmüştü. Bir anda kendilerini nikah masasında bulmuşlardı. Bir sene sonra ise biri kız, biri erkek olmak üzere ikiz çocukları olmuştu. Çocukların isimlerini doğumdan sonraya bırakmışlardı. Eve geldiklerinde "Birinin ismi Deniz olsun" dedi Ebru ve devam etti. "Seninle deniz kenarında tanıştık ve ilk dansımızı orada etmiştik." "İyi ama hangisinin? Biliyorsun Deniz ismi hem kız hem erkek için kurulabilir." Ebru "Bildiğim tek şey var isminin kaynağının siyasi olmayacağı, kaynağının gerçekten denizin kendisinin olmasıdır." diye konuştu "Buldum karıcığım. Eğer kabul edersen." "Niye etmeyecekmişim, neymiş?" "Kıza Deniz adını verelim, oğlana da Tolga... Ne de olsa onun doğum gününde tanıştık. Üstelik benim de kanka ve bana iş bulan yakın bir dost. Yani yediğimiz ekmekte dahi emeği var. Sen ne dersin?" "Benim akıllı kocam. Bundan daha güzel bir fikir olamaz. " Ebru "Bu fil yavrusu ile de evlenen aptal olur mu?" derken bugün onun karısı olmasını kendinden utanarak hatırladı. Hülya'nın o gün söylediği söz çok doğruluğunu şimdi çok iyi anlıyordu. “Allah'a büyük konuşmayacakmışsın. Ama böyle büyük konuşmalar keşke her zaman böyle güzel sonuçlar doğursa. Ben hep büyük konuşurum o zaman. Ama her zaman böyle sonuçlar vermez.” diye düşündü. Hülya'nın doğru söylediği bir şey daha vardı: O da Oktay'ın kendi annesinin gözünde dünyanın en güzeli görünmesi idi. Ebru’nun kayınvalidesi ona çoğu zaman "Dünyada bu kadar güzel bir çocuk var mı Ebru?" diye sorduğunda, Ebru ise "Haklısın anne, yok" diye cevap vermekteydi. Müslüm IŞIKLAR |
|
|
|
|
Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz For Advertising contact ressam@gmail.com |