ForumNeuro


Geri Git   ForumNeuro > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi - Şiir > Biyografi > Din Ve Tasavvuf
Kayıt S.S.S Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle


Yanıtla
 
Forum Araçları Görüntüleme Biçimleri
Eski 04-04-2008, 04:49   #1 (permalink)
siyaset
Orgeneral
 
siyaset's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-05-2007
Konum: BÜTÜN VATAN TOPRAĞI
Mesajlar: 3,616
Rep Gücü: 3078
Rep Puanı : 765738
siyaset Beni kesseler acımazsiyaset Beni kesseler acımazsiyaset Beni kesseler acımazsiyaset Beni kesseler acımazsiyaset Beni kesseler acımazsiyaset Beni kesseler acımazsiyaset Beni kesseler acımazsiyaset Beni kesseler acımazsiyaset Beni kesseler acımazsiyaset Beni kesseler acımazsiyaset Beni kesseler acımaz
23 Alemlerin çekirdeği "Muhammedi Nur"(SAV)

Âlemlerin çekirdeği: Muhammedî nur (s.a.v.)




Masiva.
Yani Allah’tan gayrı her şey.
Yani sadece ve sadece Allah tarafından yaratılan, var edilen “eşya”. Yani “şeyler”. Yani “şey” olarak adlandırabileceğimiz ne varsa…
Her şey sonradan var edildiğine göre, hiçbir varlığın olmadığı esnada sadece Allah vardı. O’nun dışında hiçbir varlık yoktu.
Tasavvufî ifadeye göre Allah bilinmeyen bir varlıktı, bir sırdı, bir gaybdı. “Sırru’s-Sır” ve “Gaybu’l-Gayb”dı. Yani “Sırların Sırrı” ve “Bilinmezlerin Bilinmezi” idi. O’nu bilen ve tanıyan veya bilebilecek ve tanıyabilecek olan hiçbir varlık yoktu. Bir ve tek idi. Hiç kimsenin bilmediği sınırsız güzelliklerin, mükemmelliklerin, özellik ve sıfatların saklı bulunduğu bir kenz, yani bir hazineydi.
O’nda bir tanınma (maruf olma) iradesi ve sevgisi belirdi, tanınmak istedi. Ezel ve Ebed Sultanı olan, başlangıcı ve sonu olmayan, isim ve sıfatlarının had ve hududu bulunmayan Rabbimiz, bilinmek ve tanınmak istedi. Kendi Zat’ında olan sonsuz mükemmellikteki özellikleri görmek ve göstermek diledi. Çünkü sonsuz mükemmellikteki vasıfların, sıfat ve şenlerin gizli kalması, bilinmemesi, tanınmaması imkânsızdı.

Kâinat, bir çekirdekten yaratıldı
Ve…
“Gizli bir hazineydim. Tanınmak istedim, tanınayım diye halkı yarattım” hadis-i kudsîsindeki ulvî sır inkişafa durdu.
Bu inkişaf saymakla bitiremeyeceğimiz âlemlerin, varlıkların, sınırsız sanat güzelliklerini yansıtan aynaların tamamını içinde barındıran bir çekirdeğin yaratılmasıyla başladı.
Bu çekirdek, dalları ebedü’l-abada, sonu gelmez ebediyet âlemlerine uzanan yaratılış ağacını içinde barındırıyordu.
Ruhlar ve melekler âlemi, gözümüz önündeki cismanî ve maddî âlemler hep o çekirdekten sümbüllendiler. Büyüyüp geliştiler. Her birisinde ayrı ayrı, saymakla bitmez sayıda ilahî isimler tecelli etti, yansıdı.
Bu çekirdeğin adı “Nur-u Muhammedî” idi.
Aynı zamanda “Hakikat”in ta kendisi. Hakikatu’l-Hakaik. Hakikatlerin Hakikati. Bütün hakikatlerin kaynağı olan ilk ve en hakikî hakikat.
Diğer bütün nurlar bu nurun yansımaları, diğer bütün gerçekler bu hakikatin gölgeleri niteliğindeydi. Bu sebeple ilk nur, “Nuru’l-Envar,” nurların kaynağı olan “İlk Nur” olarak anıldı.
İlk yaratılan işte bu nur ve bu hakikat oldu. Sonra bütün nurları ve hakikatleri bu nur ve hakikatten, bu nur ve hakikat için yarattı.
İlk yaratılan, muhabbet olarak vücuda getirilen bu nur ve hakikate, Nur-u Muhammedî’nin yanı sıra “Hakikat-ı Muhammediye” de denildi.

Hayatın hayatı
Eğer dünya maddî yapısı olan bir canlı farz edilseydi, Hz. Muhammed (s.a.v.) onun ruhu olurdu.
Dünya eğer büyük bir insan gibi tasavvur edilseydi, Muhammedî nur onun aklı olurdu.
Eğer pek güzel şaşaalı, hayret ve şaşkınlık verici güzelliklerle dolu bir cennet bahçesi hayal edilseydi, Muhammedî nur onun bülbülü olurdu.
Dünya eğer pek büyük ve muhteşem bir saray farz edilseydi, Muhammedî nur, Sultan-ı Ezel’in bir nevi saltanatının ve hakimiyetinin ana merkezi; O’nun sonsuz haşmet ve görkeminin yansıdığı, sonsuz güzellik ve mükemmellikteki sanat eserlerini üzerinde barındıran o muhteşem sarayın nâzırı, teşrifatçısı ve başyaveri olurdu. Bütün insanları davet eden, sarayda bulunan bütün antika sanatları, harikaları ve mucizeleri tarif eden, tanıtan rehberi olurdu. Halkı en güzel ifadelerle o sarayın Sahibine, Sâniine iman etmeye, tabi olmaya, itaat etmeye çağıran bir davetçi olurdu.
Bir varlık bu hakikatten ve nurdan aldığı nasip nispetinde kemal ve değer kazandı. Bütün melekler, cinler, resuller, sıddıklar ve evliya kemallerini hep o kaynaktan aldılar. Faziletleri hep ondan geldi.
Âlemde hakikî olarak bir tek insan-ı kâmil vardı. O da Muhammedî hakikatin gerçek sahibi olan Hz. Muhammed (s.a.v.) idi.
Diğer resul, nebi, sıddık ve velilerin insan-ı kâmil oluşları mutlak değil, mukayyet ve izafi idi. Hz. Muhammed’e (s.a.v.) varis oluşları, Muhammedî nur ve hakikatten aldıkları hisse ve nasip nispetinde o kemalden de pay almışlardı.
Hz. Âdem (a.s.) yaratılınca, Muhammedî nur ve hakikat açık ve belirgin şekilde onda tecelli etti, yansıdı. Daha sonra diğer peygamberler ve velilerde tecelli ede ede son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) intikal etti ve O’nda gerçek sahibini buldu.
İşte bu hakikat bizzat Resulullah’ın (s.a.v.) mübarek dilinden şöyle ifade edildi:
“Allah’ın ilk yarattığı şey benim nurumdur.”
“Âdem su ile toprak arasında iken ben nebi idim.”

Ulema peygamberlerin vârisleridir
Muhammedî nur ve hakikat Hz. Peygamber’in (s.a.v.) vefatından sonra O’nun varisleri olan âlimlerde var olmaya devam etti. “Ümmetimin uleması benî İsrail peygamberleri gibidir” ve “Ulema peygamberlerin varisleridir” hadis-i şeriflerinde buyrulduğu gibi âlimler ve evliya da bu nura ve hakikate de varis oldular. Ancak onların bu hakikate varis olmaları ve o mişkatten, yani meşaleden aldıkları nuru çevrelerine yansıtmaları, takvaları, Hz. Peygamber’e (s.a.v.) tâbi oluşları, onu örnek almaları ve izinden gitmeleri nispetinde gerçekleşti. Bu bakımdan evliyanın ve ariflerin mertebeleri bir ve aynı değildi. Çünkü Muhammedî hakikatten aldıkları nasip de bir ve aynı değildi.
Netice olarak var olan her şey Muhammedî nur ve hakikatten yaratıldı. Her şey, Hz. Muhammed (s.a.v.) için yaratıldı. Tüm varlıkların var olma, yaratılma sebebi ve gayesi de yine oydu. Her şey ondan ve onun için yaratıldı.
Var ve yaratılmış olan her varlıkta, her nesnede ve her zerrede o nurdan, o hakikatten bir parça, bir hakikat ve bir nur bulunduğundan Hz. Muhammed (s.a.v.) tüm âlemler için bir rahmet oldu. Her şey varlığını ona borçlu olduğundan Hak Teala; “Seni ancak âlemlere Rahmet olarak gönderdik” buyurdu.

Kâinat ağacının en mükemmel meyvesi
Göklerin ve yerin yaratılış sebebi, bütün âlemlerin aslî çekirdeği olan Resulullah (s.a.v.) aynı zamanda kâinat ağacının en mükemmel ve en son meyvesi oldu.
Bütün kâinatın yaratılış sebebi olduğu gibi aynı zamanda neticesiydi.
Kâinatın teşekkülüne çekirdek olan nur, onun zatında cismini, maddî bedenini giyerek en ahir, en son ve en değerli meyve olarak kendini gösterdi.
Unsurlar ve elementlerin dallarını,
Bitkiler âleminin yapraklarını,
Hayvanlar âleminin çiçeklerini,
İnsanlığın da meyvelerini teşkil ettiği bu kâinat ağacının en parlak, en ışıklı, en aydınlatıcı, en nurlu, en güzel, en yüksek şeref ve şan sahibi, en değerli, en yüce ve en sevgili meyvesi kimdi?
Elbette ve elbette Seyyidü’l-Enbiya ve’l-Mürselin (Peygamberlerin ve Resullerin Efendisi),
İmamü’l-Müttakin (Müttakilerin, Allah’tan hakkıyla korkanların İmamı),
Habib-i Rabbü’l-Âlemîn (Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın Sevgilisi) Hazret-i Muhammed (s.a.v.).
kaynak:
siyaset is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Forum Araçları
Görüntüleme Biçimleri

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Saat 18:49.

Porno

Powered by vB 3.6.7
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by 3.0.0
Tercüme Eden: ReSSaM

Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz

For Advertising contact ressam@gmail.com




Şarkı Sözleri sohbet Forum
haber dizi izle dizi
1 2 4 5 6 7 8 10 11 12 13 14 15 16 22 23 24 25 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 44 45 46 47 48 50 51 52 53 54 59 66 70 77 78 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 94 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 113 114 115 116 119 120 124 125 126 127 128 130 131 132 133 134 135 136 137 138 140 141 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 159 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 240 249 250 251 253 256 257 260 267 268 269 270 272 273 274 275 277 278 279 280 281 283 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 306 307 309 310 312 313 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 346 347 348 349 351 352 353 354 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 369 370 371 372 373 374 402 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489