# K A P A T #
ForumNeuro


Geri Git   ForumNeuro > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi - Şiir > Düşünce Grubumuza Katılın
Kayıt S.S.S Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Düşünce Grubumuza Katılın Oluşturacağımız Düşünce Grubumuza Katılın...


Yanıtla
 
Forum Araçları Görüntüleme Biçimleri
Eski 01-06-2008, 10:09   #1 (permalink)
A L B @T R O S S
Korgeneral
 
A L B @T R O S S's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-05-2008
Konum: Tarabya-Meydan
Mesajlar: 2,762
Rep Gücü: 6112
Rep Puanı : 1525187
A L B @T R O S S Beni kesseler acımazA L B @T R O S S Beni kesseler acımazA L B @T R O S S Beni kesseler acımazA L B @T R O S S Beni kesseler acımazA L B @T R O S S Beni kesseler acımazA L B @T R O S S Beni kesseler acımazA L B @T R O S S Beni kesseler acımazA L B @T R O S S Beni kesseler acımazA L B @T R O S S Beni kesseler acımazA L B @T R O S S Beni kesseler acımazA L B @T R O S S Beni kesseler acımaz
Varsayılan Nazım'ın 'Spartaküs'ü

Nazım'ın 'Spartaküs'üBir genci, 'müesses nizam'ı yıkmak üzere alabildiğine provoke eden birisi, nam-ı diğer Sadık Ahi, bir süre sonra o sistemin -hem de esaslı- bir çarkı olursa 'provokasyona kurban giden' ne düşünür acaba? Bilmiyoruz. Bildiğimiz ise bu hikâye Nazım Hikmet'in hikâyesidir.




Feryad-ı Vatan, Şehit Dayıma, Ağa Camii gibi “millî ve manevî” şiirleri vardı ilk başlarda. Keza, Kuvay-ı Millîye güçlerine katılmak için de kendiliğinden harekete geçmişti. Tamam; Kurtuluş Savaşı'nın öncü isimlerinden, kuzeni Ali Fuat Cebesoy'a, “Verin silahı, gideyim cepheye” dememişti; Anadolu'ya geçişi, Matbuat Müdürlüğü'nde bir memuriyet içindi ama “yine de Ankara'da”ydı Nazım Hikmet.

GECİKEN HARCIRAH MI KOMÜNİST YAPTI?
Beraberindeki Vâlâ Nurettin, Yusuf Ziya (Ortaç) ve Faruk Nafiz (Çamlıbel) ile yolculuğunun ilk durağı İnebolu oldu Nazım'ın. İnebolu'da uzun süreli durmayacaktı aslında; o ateşli günlerde beklediği ama geciken harcırah ve müsaade için oyalanıyordu bu küçük kasabada. Almanya'daki komünist hareket “Spartakist”e katılan, Berlin'de mitralyözle çatışmalara giren “pos bıyıklı” biri, “Spartaküs Sadık Ahî” ise daha gemiden indiğinde 18 yaşındaki bu genci takibe almıştı. Vâlâ Nurettin, “Spartaküs ağabeylerden birisi Nazım'ı çok etkiledi” diye anlatır bu buluşmayı. Sadık Ahî, rüzgâr eşliğinde yürüyüp sohbet ettikleri bir gün Nazım Hikmet'e, “Böyle bir boyun atkısı takıp ihtilâl nutukları söylemek, ihtilâl şiirleri okumak senin tipine ve manevî bünyene ne kadar yakışacaktır Nazım” demişti. Nazım, yıllar sonra “Yürüyen Adam” şiirinde kendisini şöyle anlatacaktı: “Alnı yukarıda / Kırmızı boyun atkısı rüzgârda / Yürüyor.” Konsomol'u, Kolhoz'u, Mujik'i de ondan öğrenmişti Nazım Hikmet ve bunları da “uygulamıştı”. Aydınlık dergisindeki bir şiirinin adı “Konsomol”du misâl…

KOMÜNİST SPARTAKÜS CHP VEKİLİ OLUYOR
Daha 18'indeki Nazım Hikmet'i “işleyerek”; ona, komünizmin dünya çapındaki şairlerinden birisi olmaya giden yolu açan Sadık Ahî, yıllar sonra ise bambaşka bir kulvarda boy gösterecekti; 1944-49 yılları arasında CHP milletvekili olarak. “Bu ülkeye komünizm lazımsa onu da biz getiririz” diyen “CHP İl Başkanı Vali” gerçeğine çok uygundu Sadık Ahî'nin, daha doğrusu yeni adıyla Mehmet Sadık Eti'nin vekilliği. Ondan her şeye rağmen, eski günlerin rüzgârıyla hareketlilik umanlar, boşuna bekleyecekti. O artık bambaşka birisiydi. Sadık Ahî, Mehmet Sadık Eti'ye dönüşünce fazlasıyla sakin, stotükocu biri olmuştu. Toplam 8 yıllık vekilliğine karşın Meclis tutanaklarındaki kayıt sayısının 20 olması, onun fazlaca ortalığa dökülmediğinin bir deliliydi. Konuştuğunda da, içinde “tahrir, encümen, kamutay” geçen kısa cümlelerle yetinmişti. Belli ki; “kırmızı atkıyla ateşin nutuk” dönemi çoktan geçmiş, muhtemelen “görev / mission / muvazzaf komünistlik” bitmişti. Nazım Hikmet ise Sadık Ahî'nin bıraktığı yerdeydi.

AĞIR CEZA REİSİNDEN BOLŞEVİKLİK GÜZELLEMESİ
Ankara'daki memuriyet işi olmayınca Bolu'ya öğretmen atanmıştı Nazım Hikmet. Genç şairin “şansı” burada da telkinden gidecek, bu defa Bolu Ağır Ceza Reisi Ziya Hilmi, Sadık Ahî'nin yerini alacaktı. Nazım Hikmet, Sovyet devrimini parlak cümlelerle anlatan Reis'i dinledikçe Rusya'ya gidip, “sıkı bir komünist” olmak için artık kendini zor tutmaktaydı. Bu sırada, komünist Mustafa Suphi ve arkadaşları Trabzon açıklarında boğ/dur/ulunca, Nazım Hikmet bunu Ankara'ya fatura ederek Millî Mücadele ile bağlarını koparacaktı. Yahya Kemal'le aşk yaşayan annesine küskünlüğü nedeniyle İstanbul'a, Mustafa Suphi'yi ortadan kaldıran lider kadroya olan kırgınlığı nedeniyle de Ankara'ya dönmeyecekti. Hedef Rusya'ydı artık. Batum üzerinden Moskova'ya vardı. Daha sonra kısa bir süre için Türkiye'ye dönecek ancak Takrir-i Sükun Kanunu'nun çıkması üzerine rahat yazamayacağına kanaat getirerek tekrar Rusya'ya gidecekti. Sonra tekrar gelme, hapise düşme, bir daha kaçma, yine dönme ve nihayet 1951'deki son kaçış. Ahmet Kabaklı merhumun dediği gibi “o bir kaçış adamı”ydı.

EVDE TEK BAŞINA ENTERNASYONAL OKURDU
Çok kadın girmişti Nazım Hikmet Ran'ın hayatına. Ama o, yanında kadınlar olsa da “davasıyla evli”ydi. İstanbul'daki Nüzhet, Piraye, Rusya'daki Anuşka, Vera aslında çok da umurunda değildi. “Pat diye” bırakabiliyordu hayatındaki kadını. Gizli örgüt havası, Sovyetler'de “ideolojik yüklenme seansları”, cezaevi, kaçışlar, kaçırılışlar adeta bir gizli ajan macerası kıvamındaki hava onu fazlasıyla cezbediyordu. Yaşı 60'lara geldiğinde bile evinde tek başınayken, ayakta, yüksek sesle Eneternasyonal okuyan ve bu haliyle yeni yetme bir militan edanın sahibiydi Nazım. Zaten, “Hafız-ı Kapital olacağım, beynimin kıvrımlarına kadar komünistim, ben Sovyetler Birliği'nin çocuğuyum” gibi cümleleri sarfedebilmek de başkaca bir ruh haliyle mümkün değil gibiydi. Bu hali, “altyapı”nın nasıl sağlam oluşturulduğunun işaretiydi. Stalin Üniversitesi'nde aldığı “eğitim”i anlattığı “19 Yaş” şiiri, kesif beyin yıkamayı cisimleştirir adeta: “Ses / Lenin / 24 saatta 24 Lenin / 24 Marks / 24 Engels / Yüz dirhem kara ekmek / 20 ton kitap.”

Polemiklerin adamı
“Putları Yıkıyoruz” diyerek 1929'da bir kampanya başlatan Nazım Hikmet, sanat dışı kriterleri de kullanarak ısırgan bir üslupla pek çok ünlü edebiyatçıya saldırmıştı. O günlerde kendisine destek olan Peyami Safa ile 1935'te ise karşı karşıya gelecekti. Nurullah Ataç'ı tutma-tutmama bahsinden çıkan polemiğin ilk yazısında Peyami Safa, “Başkasından aldığı fikirleri sahibinden daha softaca müdafaa eder. Artık, o sakallı feylesoftan bellediği birkaç ayet içinde kalmaya mahkûmdur” diyordu. İkinci yazısında ise kendisini jurnalcilikle suçlayan Nazım Hikmet'e şöyle sesleniyordu: “Bizim Nazım'ın bir tek jurnalcisi vardır ki o da kendisidir. Düğmeleri çözük mintanından fırlayan isyankâr kıllar, yıkık bir omuzla kendisine maden ocakların henüz çıkmış bir işçi edası vererek burjuvaların üstüne hamle eder, onlar da 'Bakınız bu delikanlı Bolşeviktir' diye bağırırlar. Nazım su katılmamış burjuvadır ve en sahte tarafı komünist tarafıdır. Bu tosun, ayda 200 liradan fazla kıvırdığı zamanlarda bile zavallı işçilerin kılıklarını benimseyerek sokak sokak gezmiştir. Bilmemiştir ki, 'tarihi maddecilik' bir orta oyunu değildir, açıkgöz paşa torunun bu numarasını Türk işçisi yutmayacaktır.” Nazım Hikmet ise bu yazılara bir röportajla cevap verecekti: “Peyami'de fitne fücurluk 'provokasyon için provokasyon' mertebesine çıkmıştır. Peyami, Cingöz Recaî ile zina ve keyif verici küçük burjuva edebiyatının mucididir. Peyami provokasyon ağının iplerini yalandan, ilmiklerini iftiradan örer.”


Nazım'ın Ağa Camii üzüntüsü
Mütareke İstanbul'undaki harp zenginleri, işgalcilerle düşüp kalkan hafifmeşrep Türk kadınları genç Nazım Hikmet'i çok yaralamıştı. Beyoğlu'ndaki Ağa Camii, bu güruhun o günlerde önünden geçip gittiği mahzun bir mabetti. Nazım, bu ruh haliyle manevî duyarlılığı yüksek Ağa Camii şiirini yazmıştı, “Vâlâ'nın Câmiine” ithafını ekleyerek: “Havsalam almıyordu bu hazin hâli önce / Ah, ey zavallı mâbed, seni böyle görünce / Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım / Allah'ımın ismin daha çok candan andım / Ey bu câmiin ruhu! Rabbimize git, dile / Sana hürmet etmeyen bu mukallid mahalle / Bir gün harap olmazsa Türk'ün kılıç kanıyle / Baştan başa tutuşsun göklerin yangıniyle (Şubat 1920)

01.06.2008 TACETTİN URAL
__________________
E Q I P
A L B @T R O S S is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Forum Araçları
Görüntüleme Biçimleri

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Saat 00:23.

Porno

Powered by vB 3.6.7
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by 3.0.0
Tercüme Eden: ReSSaM

Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz

For Advertising contact ressam@gmail.com




Şarkı Sözleri sohbet Forum
haber dizi izle dizi
1 2 4 5 6 7 8 10 11 12 13 14 15 16 22 23 24 25 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 44 45 46 47 48 50 51 52 53 54 59 66 70 77 78 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 94 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 113 114 115 116 119 120 124 125 126 127 128 130 131 132 133 134 135 136 137 138 140 141 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 159 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 240 249 250 251 253 256 257 260 267 268 269 270 272 273 274 275 277 278 279 280 281 283 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 306 307 309 310 312 313 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 346 347 348 349 351 352 353 354 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 369 370 371 372 373 374 402 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489