![]() |
|
|||||||
| Edebiyat Edebi böLümLer |
![]() |
|
|
Forum Araçları | Görüntüleme Biçimleri |
|
|
#1 (permalink) |
|
MeMeNtO MoRi>
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 28-03-2007
Konum: SAAT 6 YÖNÜNDE
Mesajlar: 5,132
Rep Gücü: 5000
Rep Puanı : 4730335
![]() |
Kimbilir kaç dizi var televizyonlarda. Kaç tanesini izliyorsunuz, kaç tanesinde kendinizi buluyorsunuz? Ya yapımcıların içinde bulunanların durumu. 13 program çekilen ve kaldırılan diziler ve diğer programlar. Hepsi aynı aslında ısıtıp ısıtıp konuluyor. Alan razı, satan razı, izleyen razı. Batırmak diye bir anlam yok nede olsa. Birini devir, birini kaldır. Bu medya sektörü zaten kimbilir kaç çam devirmiştir. Buraya kadar yazdıklarım ticari ve teknik aldatmacası işin. İşin diğeri tarafı değil mi zaten olayları bu noktaya getiren.
Nasıl oldu da akşam annemler müsaitseniz size oturmaya gelecek diyen nesil evden çıkamaz televizyon seyreder hale gelmişti. Gerçi bu süreç askeri darbeler yaşamış, ekonomik krizler atlatmış, küreselleşmiş gibi yan etkenlerden fazlasıyla etkilenmiş. Bunlar nedenler olabilir. Ama şartlar ne olursa olsun dünyadaki tek süper güç insandır! Hiçbir devlet, imparatorluk süper değildir. Bizler en büyük sorunu bu noktada yaşadık. Birey olmayı başaramamış bir topluluk... Sonrasında birbirimize bile gösteremediğimiz sevgi dönemi. Kalabalık şehrin yalnızları olduk hepimiz. Gösterişli sevdalara aldandık, en çok kimi izliyorsak en aşık o sandık, yanıldık. Kaçımız merak edip sormuşuzdur anne babamızın aşk hikayesini? Onların ailelerini nasıl kandırıp buluştuklarını... Televizyonda o kadar çok aşık vardı ki, bunlara gerek yoktu. Mankenler futbolcuları seviyordu, sanatçıdan dost olunmuyordu ama aşık olunuyordu. Artık dizilerdeki aşklar anlatılıyordu iş yemeklerinde üç çaylarında. Kimsenin anlatacak bir aşk hikayesi yoktu. Belki en dürüstü buydu diye üzerinde duruyorum. Kaçımız kendimiz gibiyiz? İzlediklerimizden etkilenmiyoruz? Hatta olay bireylerden çıkıp, toplumsal konular oluşturmadımı, gündem teşkil etmedimi? Artık benim ülkemde doların kuru Kurtlar vadisinde belirleniyordu, Kadınlar aliye kadar özgürdü. Meğer ne çok mağdur kadın varmış bu ülkede? Gazete manşeti ''- Bir aliye dramı'' Bu kadın dizi karakterli çünkü, öncesinde boyun eğmiş. Kendini dizilerden etkilenecek kada savunabiliyordu. Bu bir süreç tabii ki. Özgürlüğün sınırı yok. Dediğim gibi artık herşeye dizilerle paraleldi. İnsanlar dizilerdeki gibi süsleniyordu. Asmalı konak şalı, Deli yürek paltosu, çocuklar duymasın esprisi... Ana! Evet artık insanlar koplanıyordu, aynı frekans üzerinden. Aynı program üzerinden hak arıyordu bir çok kadın.Saç modelleri bile aynıydı. Hülya avşar sarısı, sibel can siyahı. Herhalde moda dedikleri buydu. Ne hikmetse bu moda dedikleri şey her sene değişiyor ve nedense hiçbir zaman modacılar çıkıpta ''-bu sen dağınık saç moda kuaföre gitmeyin, veya eski elbiseler moda'' demezler. Demek ki moda = hızlı tüketim. Dediğim gibi insanlar klonlanıyordu, aynı frekans üzerinden. Artık g. ergen s. çakır, canpolat, seymen ağa, zerda.... ve yenileri. Artık ölümlüydü o karakterler. Bir karakter, bir çok kişilik Neydi ulaşmak istediğimiz nokta? Yoksa ulaşılamıyormuydu aradığımız kişiliğe.
__________________
Haksızlık yapıp tüm insanlarla birlikte olmaktansa, adaletli davranıp tek başına kalmayı tercih ederim... Affetmek ve unutmak, iyi insanların intikamıdır...
hiç kimse benden iyi bir insan olmamı beklemesin... |
|
|
|
|
Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz For Advertising contact ressam@gmail.com |