![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
Forum Araçları | Görüntüleme Biçimleri |
|
|
#1 (permalink) |
|
Yarbay
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 05-03-2007
Mesajlar: 910
Rep Gücü: 2284
Rep Puanı : 569797
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
DOĞU TÜRKİSTAN'DA "KIZIL" DÖNEM
DOĞU TÜRKİSTAN'IN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN ÖNDE GELEN İSİMLERİ Doğu Türkistan'ın Çin için vazgeçilmez olmasının stratejik ve ekonomik pek çok sebebi vardır. Üstelik Çin'in Doğu Türkistan'a duyduğu ilginin geçmişi bundan binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Tarih boyunca Türkistan toprakları sık sık Çin istilasına uğramış, bazen ülkenin tamamı bazen de topraklarının bir kısmı işgal altına girmiştir. Günümüzde hala devam eden son Çin işgali ise 1700'lü yılların ortalarında başlamıştı. 17. ve 18. yüzyılda Doğu Türkistan'da yaşanan iç savaşlar hem halkın birlik ve beraberliğini zedelemiş, hem de devletin gücünü zayıflatmıştı. Aynı dönemde Çin'de Mançular iktidarı ele geçirmiş ve Mançu Hanedanlığı dönemi başlamıştı. Mançu hükümdarlığı boyunca, Doğu Türkistan'ı merkezi yönetimin atadığı valiler ve memurlar idare etti. 1911 yılında Mançu Çin İmparatorluğu yıkılıp, yerine Kuomintang Partisi'nin lideri Sun Yat Sen önderliğindeki Çin Cumhuriyeti kurulduğunda, Doğu Türkistan halen esaret altındaydı. Yukarıdaki resimde Mao, komünistlerin Pekin'i ele geçirmesinin ardından ordusunu selamlarken görülüyor. Kuomintang rejiminin Doğu Türkistan halkına yaptığı işkence ve zulüm, 1931 yılında halkın ayaklanarak bağımsızlık ilan etmesi ile sonuçlandı. Bu zamana kadar Doğu Türkistan Müslümanları dönemin siyasi koşullarını göz önünde bulundurarak herhangi bir bağımsızlık girişiminde bulunmaktan kaçınmışlardı. Çünkü Doğu Türkistan toprakları üzerine plan kuran yalnız Çinliler değildi. Sovyet Rusya da bu sahayı ele geçirmek için fırsat kolluyordu. Bu durumun farkında olan ve komünist Rusya'nın Batı Türkistan Müslümanlarına yaptığı eziyete şahit olan Doğu Türkistan halkı da, komünistlerin denetimi altına girmektense mevcut durumu muhafaza etmeyi tercih etmişti. Nitekim, 1931'deki bağımsızlık girişimi Doğu Türkistanlı Müslümanları, endişe ettikleri bu tehditle yüzyüze bıraktı. Çin, ancak komünist Rusya'nın desteği ile bu girişimi bastırabildi ve ülkenin büyük kısmı Sovyetler'in denetimine geçti. Bu ilginç sonuç, bir dizi gelişmenin ardından ortaya çıktı: Doğu Türkistan isyanını tek başına bastıramayacağını anlayan Çin, Sovyetler Birliği ile gizli bir anlaşma imzalamıştı. Bu gizli anlaşma uyarınca, Ruslardan silah ve askeri destek sağladı. Ancak buna rağmen Müslümanların bağımsızlık hareketinin bastırılması mümkün olmadı. 1933'de Kızıl Ordu karadan Doğu Türkistan'a girerek Müslüman kuvvetleri mağlup etti. 1934-37 arasında ardı ardına yaşanan savaşlardan sonra Doğu Türkistan fiilen Sovyetlerin hakimiyetine girdi. Sovyet Cumhuriyetlerinde yaşanan işkence ve eziyetlerin benzerleri Doğu Türkistan Müslümanlarına da yapıldı. Müslümanlar Kızıl Ordu birliklerince toplu olarak katledildi, camiler ve mescidler yıkıldı, kadınlar tecavüze uğradı. Bu sırada başlayan II. Dünya Savaşı ile birlikte Ruslar askerlerini Doğu Türkistan'dan çektiler. Öte yandan Milliyetçi Çin hükümeti de, Mao'nun komünist gerillaları ile ülkenin çeşitli bölgelerinde devam eden savaşı kaybederek, Formoza (Tayvan)'ya çekildi. Çin toprakları ise komünist rejime teslim oldu ve tabi Doğu Türkistan da... Bu süreç içerisinde Doğu Türkistan halkı bir kez daha bağımsızlık girişiminde bulundu ve 1944 yılında Bağımsız Doğu Türkistan Cumhuriyeti kuruldu. Ne var ki Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin ömrü 1949 yılında Çin'de Mao'nun iktidarı ele geçirmesi ile son buldu. DOĞU TÜRKİSTAN'DA "KIZIL" DÖNEM Komünistler Çin'i ele geçirirken binlerce masum insanı katlettiler. Dünya bir komünist partinin iktidarı ele geçirişine ilk kez Rusya'da tanıklık etti. Rusya'nın hakimiyeti altındaki Batı Türkistan (Kazak, Özbek, Kırgız, Türkmen ve Tacik) toprakları ile sınırı olan ve bu ülkelerle tarihi, dini, etnik ve kültürel bağa sahip Doğu Türkistan Müslümanları da bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyorlardı. Özellikle, merhum İsa Yusuf Alptekin gibi, Batı Türkistan topraklarında görev yapıp komünist Rus zulmüne bizzat şahit olanlar, hem Çin hükümetini hem de Doğu Türkistan Müslümanlarını komünizm tehlikesine karşı uyarıyorlardı. Çünkü komünistler genel bir taktik olarak, iktidara gelene kadar eşitlik, sosyal adalet, milletlerin özgürlüğü gibi kavramlardan bahsediyorlar, ancak sıra uygulamaya gelince durum değişiyordu. Eşitliğin yerini politbüro diktası, sosyal adaletin yerini sömürü, özgürlüklerin yerini ise sürgünler, işkenceler, toplama kampları ve toplu katliamlar alıyordu. Nitekim aynı gelişmeler Doğu Türkistan'da da yaşandı. İktidarı ele geçirmeden önce 1945'de gerçekleştirilen 7. Kongre'de Mao, komünistlerin, iktidarı ele geçirince farklı etnik kökenlere kendi geleceklerini tayin etme ve kendi kendini yönetme hakkını vereceğini deklare etti.23 Ancak iktidara gelir gelmez, önceden verdiği sözleri bir anda gözardı etti ve "Sincan iki bin yıldır Çin'in ayrılmaz bir parçasıdır, bu nedenle Çin'i federe devletlere bölmenin hiçbir manası yoktur. Bu talep tarihe ve sosyalizme düşmanlık anlamına gelir" açıklamasını yaptı.24 Zulüm, katliam ve işkence komünist rejimin ayrılmaz bir parçasıdır. Doğu Türkistanlı Müslümanlara yönelik bu vahşet manzaralarına Çin'de sıkça rastlanmaktadır. Ardından baskı ve zulüm başladı. İlk olarak, Mao ile görüşmek üzere yola çıkan Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin önde gelen liderleri esrarengiz bir uçak kazasında hayatlarını kaybettiler. Daha sonra da Doğu Türkistan'ı kendi toprağı olarak gören ve elinden bırakmak istemeyen Kızıl Çin hükümeti, Müslüman halka karşı acımasız bir soykırıma girişti. İlk savaş Müslümanların inançlarına karşıydı. Dini eğitim veren tüm okullar kapatıldı, din adamları tutuklandı, büyük kısmı da öldürüldü. Camilere Mao'nun resimleri ve Komünist Parti'nin bayrakları asıldı ve Müslümanlara bu resim ve bayraklara saygı gösterilerinde bulunmaları emredildi. Müslümanların bir kısmı Pan-Türkist, bir kısmı da Pan-İslamist oldukları gerekçesi ile gözaltına alınıyor ve idam ediliyordu. Toplu sürgünler ise zulmün bir diğer yüzüydü. Yurtlarından sürülen Müslümanların bir kısmı zorlu iklim şartları nedeni ile yolda hayatlarını kaybetti. 1949-1952 yılları arasında 2.800.000, 1952-1957 yılları arasında 3.509.000, 1958-1960 yılları arasında 6.700.000, 1961-1965 yılları arasında 13.300.000 Doğu Türkistan Müslümanı çeşitli yollarla öldürüldü. Müslümanlar bir yandan sistemli olarak katledilirken, bir yandan da onların yerlerine Çinliler yerleştirilmekte, böylece Müslümanların kendi toprakları üzerinde hak iddia etmeleri engellenmeye çalışılmaktaydı. Doğu Türkistan'ı bir Çin eyaleti haline getirmek isteyen Maoist rejimin bir diğer yöntemi ise zorunlu kürtajla "aile planlaması"ydı. Bugün de artarak devam eden bu komünist vahşeti, kitabın ilerleyen sayfalarında daha detaylı olarak ele alacağız. DOĞU TÜRKİSTAN'DA ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN ÖNDE GELEN İSİMLERİ Yirminci yüzyılın başı Doğu Türkistan'da milli ve manevi duyguların uyanmaya başladığı bir dönem oldu. Uygur Türkleri'nin bu "milli uyanışı" Türkiye, Mısır, Suriye gibi Müslüman ülkelere yaptığı geziden sonra ülkesine dönüp çalışmalara başlayan Abdülkadir Damulla sayesinde oldu. Dönemin en önemli ihtiyaçlarından birisi halkın, mukaddes değerleri, tarihi ve sahip olduğu miras konusunda bilinçlendirilmesi idi. Abdülkadir Damulla, açtığı Matle'ul Hidayet ismindeki okulla Doğu Türkistan gençlerini bu konuda yetiştirmiş, yayınladığı kitaplarla halkın bilinçlenmesine katkıda bulundu. Abdülkadir Damulla'dan sonra Doğu Türkistan'da mücadeleyi "Üç Efendiler" olarak anılan İsa Yusuf Alptekin, Muhammed Emin Buğra ve Mesud Sabri Baykuzu üstlendiler. Mesud Sabri Baykuzu'nun Doğu Türkistan için verdiği mücadele, 1951 yılında komünist Çin yönetimi tarafından tutuklanıp, 1952 yılında zehirli bir iğneyle öldürülmesi ile son bulmuştur. İsa Yusuf Alptekin ve Muhammed Emin Buğra'nın mücadeleleri ise ömürlerinin sonuna kadar devam etmiştir. İsa Yusuf Alptekin Çin'e bağlı Doğu Türkistan Eyalet Hükümeti'nin Genel Sekreteri olarak görev yapan İsa Yusuf Alptekin, tüm hayatını Doğu Türkistan'ın haklı davasını uluslararası arenada anlatmaya ve Müslümanların esaretten kurtulmasına vakfetmiştir. 26 yaşındayken Batı Türkistan'daki Çin Konsolosluğu'nda çalışmaya başlamıştır. Sovyetler Birliği'nin Türkistan'daki Müslüman Türkler üzerinde komünizmin en büyük zulümlerini gerçekleştirdiği bu dönemde, komünist zihniyete ve uygulamalarına bizzat şahit olan Alptekin mücadelesine bu dönemde başlamıştır. Batı Türkistan'da bulunduğu süre boyunca, Doğu Türkistan'daki bağımsızlık yanlısı kişilerle bağlantı kurmuş ve çalışmalarını gizli olarak yürütmüştür. İsa Yusuf Alptekin'in en çok üzerinde durduğu konulardan birisi halkını komünizmden korumak olmuştur. Hatta komünizme karşı daha etkili çalışmalar yapabileceğini düşündüğü için Çin Hükümeti nezdinde temaslar yürütmüş ve 1936-1945 yılları arasında Çin Parlamentosu'nda ülkesini temsil etmiştir. Komünistlerin önce Pekin'i ele geçirmeleri, ardından da Doğu Türkistan'a doğru ilerlemeleri üzerine İsa Yusuf Alptekin vatanından ayrılmak zorunda kalmıştır. 1954 yılında İstanbul'a yerleşen ve çalışmalarını buradan yürüten Alptekin, Doğu Türkistan'da yaşanan zulme dünya ülkelerinin dikkatini çekebilmek için birçok ülkeyi dolaşmış, konferanslara, panellere katılmış, üniversitelerde konuşmalar yapmıştır. Muhammed Emin Buğra ise Doğu Türkistan mücadelesi tarihine Doğu Türkistan Tarihi adlı dev eseri ile geçmiştir. 1931'deki bağımsızlık hareketinde bizzat görev almış ve Hotan, Yarkent gibi şehirlerin Çin işgalinden kurtulmasını sağlamıştır. 1944 yılında kurulan Doğu Türkistan Devletinde bakanlık yapmış, komünist Çin işgalinin gerçekleşmesinden kısa bir süre önce ise Hindistan'a iltica etmiştir. Bir süre sonra buradan Türkiye'ye geçmiş, mücadelesine Türkiye'de devam etmiştir. Bu vatansever insanların yaşamları boyunca şerefle sürdürdükleri bağımsızlık mücadelesi bugün de aynı hızla devam etmektedir. Şu anda uluslararası arenada Doğu Türkistan için faaliyet gösteren yirmiye yakın vakıf ve dernek vardır. Bu dernekler Doğu Türkistan Milli Kurultayı (ETNC)'nın şemsiyesi altında toplanmıştır ve Doğu Türkistan halkının sesini dünyaya duyurabilmek için çalışmalar yürütmektedir.
__________________
"Türk bu ülkenin yegane efendisidir. Yegane sahibidir.Saf Türk olmayanların bu ülkede bir tek hakları vardır, hizmetçi ve köle olma hakkı, dost ve düşman hatta dağlar bu hakikati görsünler" MAHMUT ESAT BOZKURT ASYA'DA CENGİZ'DEN İZİNSİZ KÖPEK BİLE HAVLAYAMAZ'' DEDİ BORÇU...: |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Yarbay
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 05-03-2007
Mesajlar: 910
Rep Gücü: 2284
Rep Puanı : 569797
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Mao TARZI Iskence........
Dünya tarihine zalimliği ve gaddarlığı ile geçen Mao Tse-Tung, yalnızca Doğu Türkistan Müslümanlarına değil, kendi vatandaşları da dahil olmak üzere tüm Çin halkına akıl almaz işkenceler uygulatmıştır. Özellikle Kültür Devrimi adı verilen barbarlık döneminde, Mao'nun emrindeki Kızıl Muhafızların yaptıkları, büyük birer insanlık suçudur. Bunlardan bazıları şu şekildedir: (Üstteki resim) Kızıl Muhafızlar rejim aleyhtarı olarak gördükleri herkesi acımasızca katlediyorlardı. Resimde Pekin ele geçirildikten sonra nehir kenarında öldürülen mahkumlar görülmektedir. (Alttaki resim) Toprakları ellerinden alınan çiftçiler, Mao'nun militanları tarafından oluşturulan "halk mahkemeleri"nde yargılanıyor, ardından acımasızca katlediliyorlardı. Özel kelepçeler takmak ve bunları mahkumların bileklerinde iyice sıkmak Mao'nun cezaevlerinde yaygınlıkla kullanılan bir işkence biçimiydi. Mahkumların ayak bileklerine aynı zamanda zincirler de geçiriliyordu. Hatta bazen kelepçeler mahkumun ne yemesine ne içmesine ne de tuvalete gitmesine imkan verecek şekilde penceredeki parmaklıklardan birine tutturuluyordu. Amaç bireyi küçük düşürmek, aşağılamaktı... Halk hükümeti, her türlü işkenceyi yasakladığını iddia ettiğinden, buna resmi dilde cezalandırma ya da ikna adı veriliyordu.1 Hepsi ölüme mahkum edilen devrim karşıtları, bütün halkın davet edildiği açık duruşmalarda, Kızıl Muhafızlar tarafından parçalanıyordu... Kızıl Muhafızlar bazen parçaları kızartıp yiyor ya da hala canlı olan mahkumun gözleri önünde ailesine yedirtiyordu.2 Komünizmin Kara Kitabı isimli eserde, Mao döneminde tutuklanan üniversite profesörlerine yapılan insanlık dışı işkenceler bir gözlemcinin sözleriyle şöyle aktarılıyordu: Profesörlerin boyunlarına da içleri taşla dolu kovalar asılmıştı. Müdürü fark ettim. Kova o kadar ağırdı ki, madeni tel deriye iyice gömülmüştü, adam sallanıyordu. Hepsi yalınayak, gonglara ya da tencerelere vurarak alanı dolaşırken bağırıyordu: 'Ben haydut bilmem kim'. En sonunda tümü dizlerinin üzerine çöktü, tütsüler yaktı ve Mao Tse-Tung'a suçlarını affettirmek için yalvardı... Birkaç kız bayılacak gibi oldu. Dayak ve işkenceler bunu izledi. Daha önce hiç böyle işkence görmemiştim: onlara atık maddeleri ve böcekler yediriliyor ve elektrik veriliyordu. Cam kırıkları üzerine diz çökmeleri için zorlanıyorlar, kollarından ve bacaklarından askıya alınarak uçak durumuna sokuluyorlardı.3 Aynı kitapta cezaevlerinden şu şekilde bahsediliyordu: En değişik ve en sadist işkenceler sıradan uygulamalardı. Bunların arasında en yaygın olanı bileklerden ya da işaret parmaklarından askıya alınmaktı... En kötü gaddarlıklar denetimsiz bir biçimde ortalığı kasıp kavurabiliyordu. Bir kamp komutanı birçok tecavüz olayının yanı sıra, bir yıl içinde 1.320 tutukluyu ya katlettirmiş ya da canlı canlı toprağa gömdürmüştü.4 . Komünizmin Kara Kitabı, s. 668 2. Komünizmin Kara Kitabı, s. 617 3. Ken Ling, Miriam London ve Tai-ling Lee, La vengeance du ciel: un jeune Chinois dans la Revoluion culturelle, Paris, Laffont, 1981 (İngilizce orijinal basım 1972), s. 20-23 4. Komünizmin Kara Kitabı, s. 621
__________________
"Türk bu ülkenin yegane efendisidir. Yegane sahibidir.Saf Türk olmayanların bu ülkede bir tek hakları vardır, hizmetçi ve köle olma hakkı, dost ve düşman hatta dağlar bu hakikati görsünler" MAHMUT ESAT BOZKURT ASYA'DA CENGİZ'DEN İZİNSİZ KÖPEK BİLE HAVLAYAMAZ'' DEDİ BORÇU...: |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Yarbay
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 05-03-2007
Mesajlar: 910
Rep Gücü: 2284
Rep Puanı : 569797
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Asırlar boyu zulmün her her çeşidinin denendiği bir belde Doğu Türkistan. Suçları sadece birer insan, inanan insan olmak olan bu toprağın insanlarının Çin Zulmü'nden kurtulması için yardımcı olacak kimse de yok sanki! Azgın Çin Diktatörleri olmadık işkence ve zulümleri ile Doğu Türkistandaki kardeşlerimizi toptan yok etme planları ile meşgul. Medeni(!) Dünya ise kulaklarını kapatarak, gözlerinede at gözlüğü takarak bakıyor bu dünyaya.
Onlar, yani küfür devletlerinin tavırları normal; ama, biz nasıl bakıyoruz bu mazlum beldeye? Biz onların dertleri ile dertlenip, davalarına sahip çıkıyor muyuz? Zalim Çin'e karşı onların yanında yer alıyor muyuz? Ya da Çin Diktatörleri'ne madalyalar mı takıyoruz? Kimse yüzünü buruşturmasın! Dünü de kimse unutmasın! Çin ordusunun Doğu Türkistan'da katliam, zulüm ve işkence yaptığı günlerde Ankara'da ANASOL-M Hükümeti Çin Diktatörü'ne madalyalar takmaktaydı. Bu "zulme devam, biz kardeşlerimize karşı sizin yanınızdayız" demekti ne yazık ki. Doğu Türkistan'da Çin Polisi Tarafından bir Uygur Siyasi Tutukluya Yapılan İşkenceden birkaç Görüntü... Bugün Doğu Türkistan Türkleri inanılmaz baskı ve zulüm altında olup , dini ve milli değerlerini korumak için ölüm - kalım savaşı vermektedirler. Çin hükümeti Doğu Türkistan Türklerini sindirmek ve bağımsızlık mücadelesinden vazgeçmelerini sağlamak için inanılmaz zulüm ve işkence usüllerine başvurmaktadır. Dünya'nın belki hiç bir yerinde görülmemiş iskence metodları bugün, Doğu Türkistan halkına karşı yaygın şekilde uygulanmaktadır. Resimlerde bunların canlı ve dehşet verici örneklerini görüyorsunuz. Görülen, kesilmiş kol ve bacaklar, Doğu Türkistanlı bir kardeşimize aittir. Çin güvenlik güçleri bu kardeşimizi 4 Şubat 1997 de meydana gelen Gulca ayaklanmasından sonra, bağımsızlık taraftarı faaliyetlere katılmak suçlamasıyla tutuklamış, suçunu itiraf etmesi, başka arkadaş ve safdaşlarının isimlerini bildirmesi için korkunç işkenceye tabi tutmuşlardır. önce ayaklarını çivilemişler ![]() ![]() ![]()
__________________
"Türk bu ülkenin yegane efendisidir. Yegane sahibidir.Saf Türk olmayanların bu ülkede bir tek hakları vardır, hizmetçi ve köle olma hakkı, dost ve düşman hatta dağlar bu hakikati görsünler" MAHMUT ESAT BOZKURT ASYA'DA CENGİZ'DEN İZİNSİZ KÖPEK BİLE HAVLAYAMAZ'' DEDİ BORÇU...: |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Yarbay
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 05-03-2007
Mesajlar: 910
Rep Gücü: 2284
Rep Puanı : 569797
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
__________________
"Türk bu ülkenin yegane efendisidir. Yegane sahibidir.Saf Türk olmayanların bu ülkede bir tek hakları vardır, hizmetçi ve köle olma hakkı, dost ve düşman hatta dağlar bu hakikati görsünler" MAHMUT ESAT BOZKURT ASYA'DA CENGİZ'DEN İZİNSİZ KÖPEK BİLE HAVLAYAMAZ'' DEDİ BORÇU...: |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Yarbay
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 05-03-2007
Mesajlar: 910
Rep Gücü: 2284
Rep Puanı : 569797
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
__________________
"Türk bu ülkenin yegane efendisidir. Yegane sahibidir.Saf Türk olmayanların bu ülkede bir tek hakları vardır, hizmetçi ve köle olma hakkı, dost ve düşman hatta dağlar bu hakikati görsünler" MAHMUT ESAT BOZKURT ASYA'DA CENGİZ'DEN İZİNSİZ KÖPEK BİLE HAVLAYAMAZ'' DEDİ BORÇU...: |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Yarbay
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 05-03-2007
Mesajlar: 910
Rep Gücü: 2284
Rep Puanı : 569797
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
__________________
"Türk bu ülkenin yegane efendisidir. Yegane sahibidir.Saf Türk olmayanların bu ülkede bir tek hakları vardır, hizmetçi ve köle olma hakkı, dost ve düşman hatta dağlar bu hakikati görsünler" MAHMUT ESAT BOZKURT ASYA'DA CENGİZ'DEN İZİNSİZ KÖPEK BİLE HAVLAYAMAZ'' DEDİ BORÇU...: |
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Acemi Asker
Giriş Tarihi: 06-02-2007
Mesajlar: 4
Rep Gücü: 2
Rep Puanı : 10
![]() |
DÜnyadakİ Bu BÜyÜk Çİn İstİlasina Her Alanda Dur Demek Gerekİyor
Artik Heryerde Her SektÖrde Onlar Bu Gİdİsle BÜtÜn DÜnya Ekonomİk Bİr Kaosa SÜrÜklenecek Ve Zaten Zor Olan Yasam Heryerde Daha Da Zorlasacak |
|
|
|
|
Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz For Advertising contact ressam@gmail.com |