![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
BeŞiKtAşK
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 16-07-2007
Konum: ANKARA
Mesajlar: 6,755
Rep Gücü: 23830
Rep Puanı : 5950285
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Fetullah Gulen 2
1991'e degin İzmir, Kestane Pazari'nda tanrinin aciz kulu bir vaiz olan Fethullah Gulen nasil oldu da, once Turkiye'de birbiri pesineliseler, kolejler, fen liseleri ve universiteler acti ya da actirdi. 02 Mart 2007 Cuma 00:10 Daha sonra egitim seferberligi tanimiyla Avrasya ve Orta Asya ve dahidunyanin cesitli ulkelerinde egitim kurumlari acmayi ve actirmayi basardi. Nasil oldu da bu emekli vaiz hem Turkiye'de, hem de dunyada adi bilinen, hosgoru ve diyalog ustasi olarak tanimlanan bir din lideri olarak anilmaya baslandi. Dunyanin egitim seferberligine kimler bu kisiyi atadilar ve ne icin dunyaya tanittilar dersiniz. Atlantik ötesinde bir gucun ozellikle 1997 ilkbahar ve yaz aylarinda Fethullah'i dunyanin gundemine oturma cabasina tanik olduk. Cunku baska turlu bu emekli vaiz boylesine gundeme tasinamazdi. COCUKLUK Fethullah kendine dogustan ilahi misyon yuklenen 'secilmis' adam imaji yaratmak ve mistik bir hava saglamak icin 'Kucuk Dunya(m)'sini yaziyor. Ama ayrintiya dikkat etmedigi icin bu otobiyografik yapitdaki bazi uydurmasyon hikayeler siritiyor. Goya, Fethullah 3 yasindayken koylerine jandarmalar geliyor. Birinin basinda kep, digerlerinin basinda siperli sapkalar var. Kepli jandarmanin adinin Abdulmuttalip (Peygamberin amcasinin adi) oldugunu ogrenince bu er'e daha da icten baglandigini duyumsuyor. Bakindi hele, daha 3 yasinda buyuk adam olacagi belli, hafizasi da cok kuvvetli masallah. Bu arada 1941'de 3 yasinda oldugunu, halbuki orduda kep'in 1947'den itibaren kullanilmaya basladigini animsatalim. Cocuklulugundan beri (3 yasindan beri) sapkaya karsi olan bir 'secilmis'le karsi, karsiyayiz. Yine ayni biyografiden, Kur'an okumayi annesinden ogrendigini, o yillarda Kur'an okumak ve ogrenmenin yasak olmasi sebebiyle, annesinin o'nu geceleri okuttugunu yazmis. Ama, kitabin baska bir yerinde de annesinin gunduzleri koyun kadinlarina Kur'an okumayi ogrettigini yazmakta (!). GENCLIK Bugunun Fethullah'ini anlamak icin cocukluktan genclige gectigi medrese egitimi sirasindaki ruhsal durumunu da bilmemiz lazim. 'Acilan okullarla olan munasebetime gelince, her insanin gonlunde yatan bir arslan, fitratinda gizli, dogustan getirdigi bir hedef vardir. Bu hedef herkes icin degisik olabilir. Fakat ben 12-13 yaslarinda Erzurum Kursunlu medreselerinde ders gorurken, bir elimde Arapca kitabi, diger elimde harita olur ve Allah'im bir zamanlar oldugu gibi, dunya muvazenesinde sozu dinlenir bir ulke haline tekrar nasil gelebiliriz der, cocuk yasimda bunun planini yapardim' diye yazmis otobiyografisinde. Kur'anin latin harfleriyle yazilmasi onerisine verdigi tepki soyle: 'Yasim 16-17 olmasina ragmen, Islam'in aleyhine gordugum bu dusunce beni feverana sevketmisti. Kursunlu Camii onunde Kafiye'yi ezberlerken, saga, sola gider gelir ve dunyayi basparmagima taksalar da cevirsem diye hayal kurardim' diyor. Adam olacak cocuk onceden belli oluyor. SAID-I NURSI Cumhuriyet'in ilanindan 15 yil once yasanan ve 31 Mart Olayi diye tanimlanan irtica hareketinin liderleri arasinda olan Dervis Vahdeti Naksibendi'ydi. Vahdeti'nin cikardigi Volkan gazetesinde yazan genc Sait-i Nursi Naksilige dayanan Nurcu'lugun basini cekiyordu ve su katilmamis seriatciydi. Naksi bayragini Sait'den teslim alan Seyh Mehmet Zahit Kotku 1952'de Naksibedudi tarikatinin basina gecti ve Diyanet Isleri Bsk. himayesinde Iskender Pasa Camisi'ne atandi. Burasi 1980'e kadar devlet gozetiminde Naksi karargahi olarak calisti. Erbakan ve Ozal kardesler bu Kotku'nun yetistirmeleridir. Nurculuk Naksiligin bir turetimidir. Kokeni Said-i Nursi'ye dayanan Fethullahcilik da Turkiye'de sirtini ABD'ye dayamis Ilimli Islam tasariminin en guclu koludur. AMERIKA 26 Subat 1990 tarihinde CIA gorevlisi Graham Fuller'le yapilan bir soylesi yayinlaniyor. Fuller'e gore Turkiye'nin rolu Ortadogu'dadir. Ama, Sovyetlerin dagilmasindan sonra bolgede cikacak boslugun da doldurulmasi lazimdir. 'Orta Asya ve Azerbaycan'da oyle veya boyle Turk milletler topluluklari peydah olacaktir. Turkiye bu surecte cok degerli bir rol oynayabilir. Gelecekleri icin entellektuel ilham olabilir. Demokrasi sorunlari, ticaret, ekonomik sistem yonunden. Orada o kadar guclu bir uluslar bloku ortaya cikacak ki, Turkiye'nin de bu olusumda rolu olsun isterim'. Sonra da yemliyor 'Petrol cikiyorsa, petrolu satarsiniz.. .' (Baku-Ceyhan' i hatirlayin). Fuller'in gorev dagilimiyla Fethullah'in egitim misyonunda paralellik goruyoruz. Bu konuda 'Amerika butun dunyaya kumanda edebilir. Butun dunyada yapilacak isler buradan idare edilebilir ve hatta denilebilir ki, soyle veya boyle, Amerikalilarla dostca gecinmeden destek almak degil, dostca gecinmeden Amerikalilar istemezlerse kimseye dunyanin degisik yerlerinde hicbir is yaptirmazlar. Simdi bazi gonullu kuruluslar dunya ile entegrasyon adina gidip dunyanin degisik yerlerinde okullar aciyorlarsa, ... bunu Amerika'yla cekiserek yapamazlar' diyor Fethullah. CIA gorevlisi Graham Fuller'le yapilan soylesi Rand Corporatin adli kurulusun hazirlattigi 'Turkiye'deki Islamci Akimlar'la ilgili rapor uzerine. Fuller'e gore 'Ataturk'un dusunceleri cagi icin son derece guclu dusuncelerdi. Ama onun sayesinde yaratilmis olan bugunun entellektuel guven duyan guclu Turkiyesi, artik ulusal kimligini, yorungesini, dunyadaki rolunu hatta Islam'in gunluk yasamdaki yerini yeniden dusunmelidir' . Yani, 'Turkiye bugun Islami dusunce ve egilimler konusunda daha esnek olmali. Iran gibi olun demiyorum, ama Islam'in ozel yasam ve kamu yasamindaki rolu konusunda esnek olmak ve Islam'in Turkiye'nin kulturel ve entellektuel mirasinin onemli parcasi oldugunu, bastirilmasi gerekmedigini kabul etmek, katilasmayi onlemek icin kendisini ifade etmesine olanak saglamakla mumkundur' diyor. 'Gecmisteki radikal laiklik doneminde Islam'in yasaminizdan nasil dislanacagi sabit fikir haline gelmisti. Bence bugun daha az lazim bu reksiyon' diye yumurtlamis. Ozal'in ve saksakcilarinin 2. Cumhuriyet'inin ve de Fethullah'in calismalarinin kuramsal temelini Fuller cizmis galiba. Ya da, ABD cikarlari icin ne yapilmasi bekleniyor, onu tanimlanmis. Artik dikkat cekmeye basliyan ve 'incelemeye' alinacagini anliyan Fethullah 28 Subat kararlarinin yarattigi 'saglik' sorunlari sebebiyle 'saglik denetimi' icin ABD'ye uctu. Bu hicret'ten sonra sohbet etmek icin New York' giden hossohbet Nevval'e 'Amerika'da cok sey yapilabilir' diyor. 'Bizim dusunce dunyamiz, bizim fikir hayatimiz adina da cok sey yapilabilir' . ABD cikarlariyla bagdastiktan sonra neden olmasin, degil mi? ABD'nin gucune boyun egmek ve ona dayanarak kendini guven altina almak, bu guce bagimliligini ilan etmek baska hangi sozlerle yapilir: 'Amerika daha uzun zaman dunyanin kaderinde cok onemli rol oynayacaktir. Bu realite kabul edilmeli, Amerika goz ardi edilerek surada, burada is yapmaya kalkilmamali. Rusya destekliyebilir bir isi, fakat Amerika ile iyi gecinmezseniz isinizi bozarlar. Cunku Amerika kendi islerinin bozulmamasini ister. Amerika'daki ahengin devam ve temadisini ister. Ve ben bunu yadirgamam'. Fethullah'la ABD'nin bulustugu ortak nokta ne olabilir dersiniz. ABD artik gecerligi kalmayan Yesil Kusak kuraminin yerini almaya aday Ilimli Islam kuramina uygun lider/ler aradigini gizlemiyor. CIA elemani Graham Fuller yonetiminde bizim mahalli 'akademik unvanli' sahsiyetlere hazirlattirilan 'Amerikan Gizli Belgelerinde Turkiye'de Islamci Akimlar' raporunda 'ABD, Turkiye ve Ortadogu'daki cikarlarini korumak icin Islamci hareketin ilimli uyeleriyle gayr-i resmi ve ihtiyatli temaslarda bulunmasi' oneriliyor. Iste, Fethullah bu kapsamda ABD cikarlarini koruyacak hizmet/leri- in adami olarak secilebilirlik sansi olan bir kisidir. Fener Rum Patrigi, New York Kardinali, Papa, Musevi cemaaati lideri gibi kisilerle bekletilmeden VIP-onemli kisi kokartli bol reklamli gorusmeler ayarlanabilmesi Fethullah'in misyonuna uygun bir deger ve dokunulmazlik kazandirabilmek icin yapilan calismalardir. Yalniz Turkiye'nin degil Bati'nin da ilgi odagi yapilmak istenmektedir. Ilimli Islam teorisi kullanilacaksa, bazi temsilci kuklalar da yaratilmalidir. ABD Turkiye'deki, Orta Dogu'daki ve dahi Kafkaslar ve Orta Asya'daki cikarlarini nasil, hangi sistem ve kimlerle koruyacaginin teorisi yapmis ve uygulamaya koymustur. Fethullah'a da tam bir cemaat suuruyla kendine bagli cemaati ve Ilimli Islamin temsilcisi rolu verilmisti ki zor oyunu bozdu. Eger 28 Subat olmasaydi, Fethullah Turkiye vasitasiyla ABD cikarlarini korumakla yukumlu oldugu rolu oynayabilecekti. Oyuna ara verildi, oyuncu ABD'ye uctu, ABD'nin kanatlari altina sigindi. CANAKCILAR Fethullah ABD'ye uctu da calisma durakladi mi? Hayir. Sabah Grubundan Yeni Yuzyil Gazetesi Nevval Sevindi namindaki bir hanimefendiyi ' Fethullah Gulen ile New York Sohbeti' isimli bir soylesi yapmak uzere New York'a yolladi. Bu 'eser' daha sonra Sabah Kitaplari tarafindan yayinlandi. Yeni Yuzyil'in New York'a bir muhabir degil de bir antropolog yazar gondermesi ilginc. Ama 'sohbetin' roportajdan ziyade bir methiye ve gundemde tutma misyonu oldugunu akla getirecek bircok secme soru ve yorum var. Nevval, Fethullah'i 'Hocaefendi, Mustafa Kemal'in dusundugu sentezi ortaya cikaracaklardan biri, bir cumhuriyet cocugu' diye tanimliyor. Breh, breh. O'na gore Fethullah 'Global buyuk hedeflere donuk yuzuyle, kucuk kaygilarin disinda, devlet sevgisinden cok vatan sevgisiyle one cikiyor'mus ve 'Egitimde Turkiye tarihininen buyuk sivil hareketini orgutleyen lidere haksizlik yapiliyor'mus. Bu egitimin amaci 'Daha kaliteli bir genclik yetistirmek, standartlari yukseltmek'mis. Etin kilosu kac'a acaba? TURKI CUMHURIYRETLER Fethullah'in Turkiye'de okul acmasi 1980'lerin sonlarina rastliyor. Daha once Izmir'de medrese egitimi veren yerler, kurslar, belki de Isik Evlerinin ilklerini acmis olabilir. Orta Asya'da acilan Fethullah okullarinda egitim Ingilizce'ye dayali yapilmakta, ilaveten Turkce ve o ulke diliyle de egitim surmekte. Turkiye'de 'dinimizi kendi temel kaynaklarindan ogrenmek icin' Arapca ogrenimini destekleyen ve Imam Hatip Okullarinda Arapca'nin zorunlu ders olmasini yeterli bulmayan ve yazi dili olarak da ogretilmesinin' gerekliligini savunan Fethullah, Orta Asya okullarinda ogretim dilini neden o ulkenin ana dili yerine Ingilizce yaptiriyor dersiniz? ABD'ye 'taabbudane' yaklasim ve ovgu ile egitimin Ingilizce yapilmasi arasinda bir bag olabilir mi? Neden bu okullarin giderlerinin ABD tarafindan karsilandigina iliskin haberler karsisina belgelerle cikilip iste paralar su kaynaklardan geliyor, o kaynaklar yasal yollardan kazandiklari paralarin bir kismini bu kultur ve egitim islerine bagisliyorlar denemiyor? Ilginc. Orta Asya'daki egitim yatirimlari sirf 'sevap' olsun diye mi yapiliyor dersiniz? 'Sizlere Asya'da egitim yatirimi yapmanizi onerirken sunu dusunuyordum. Burasi Turkiye'nin soluk borusu gibi. Turkiye boylece Orta Asya'da ekonomik konuda rahat soluk alabilir. Turkiye bir konuda doymustur. Kimileri zengin olmustur. Neden siz olmayasiniz? '. Ihvanlarina kendi cemaati disindaki kimilerinin zenginlestigini, artik ihvanlarin da Orta Asya'ya, yurt disina, acilarak zenginlesmelerinin yollarini gosteriyor. 'Asya bizim icin bulunmaz bir yatirim alanidir. Artik zenginlik bizim, cemaatimizin is'i olmali. Ticaret, sanayi ve pazar olarak yararlanabiliriz. Avrupayla pazarlama ve dunya ile hesaplasma konularinda rampa olarak kullanabilecegimiz bir koprudur'. ISIK EVLERI Yurtici ve yurtdisi Fethullah okullarinda okuyan ve yurtlarda kalan ogrencilere hafta sonlarinda da Isik Evleri'nde ozel nurculuk egitimi verilir. Fethullah 'Bu Isik evlerinin kendine has ozellikleri vardir' diye yazar. 'Buralar yuregi pek, imani celik insanlarin yetistigi kutsal mekanlardir' der. 'Artik, camide yapilan dinin ruhunun muzakereleri bu evlerde, bir araya gelinerek yapilacaktir. Bu itibarla da bu evler hakayik-i aliyenin mahalli tercuman oldugu mubarek yerlerdir' diye ilan eder. Dikkat edilirse Fethullah once camiyi disliyor ve cemaatini Turkiye'nin cami cemaatinden ayiriyor. Cunku, Bediuzzaman Safii mezhebindendir ve camiye girmez. Halefi Fethullah da bu ayibini ortmek icin Isik Evlerini degisik bicimlerde over 'Bunlar (evler) ruh ve mana kokune bagli, ulkesini hemen her sahada temsil edebilecek seviyede insanlarin yetistirilmesi gayesine matuf olarak kurulmuslardir. Kurulus gayesine uygun olarak da hizmet etmektedirler' . 'Bu evlerdeki ricalullahin (ermis) funun-u musbetenin (pozitif bilimler) butun kisimlarini, hadis, tefsir, fikih basta olmak uzere, Islami ilimlerin her dalini ogretmekle beraber, Islam'in ruhi hayatini butun enginligiyle yasayarak, o eski fakat eskimeyen ruh ve manayi temsil edecek ...' buyurur. Bu baglamda Isik Evler 'Dunya fethinin plan ve projelerinin uretildigi, metafizik gerilimin surekliliginin saglandigi ve neticede 'ustadin' (Beduizzaman) hakiki imani elde eden adam, kainata meydan okuyabilir dedigi turden yuregi pek, imani celik insanlarin yetistigi mekanlardir' . Isik Evlerinin derin misyonu tanimlanirken, gizlilik de unutulmuyor. 'Yani bunlar minareleri olup, ezan okunan, herkesin bildigi mescitler, camiler degil, daha da belirsiz yerlerdir. Bu evler zuhur zamani itibariyle de belli degildir. Zaten belli olamaz cunku oraya girip-cikacak insanlar yakin takiptedirler' . Bu evlerde egitilenler 'eger hakiki imani elde etmislerse kainata meydan okuyabilirler. Cunku, bu isik komplekslerinde yetisen ruh ve mana erleri, ruhta, manada, dunya fethine giden bu yolda Allahin varidat adina kendileri,ne vermis oldugu isiklari, bombos dimaglara bosaltarak mamur edecekler'dir. Haydi hayirlisi! CUMHURIYET DUSMANLIGI Fethullah gercek anlamda cemaat lideridir ve Said-i Nursi'nin haleflerinden biridir, ama bunu acikca belirtmez. Nurcu oldugunu gizler ama Bediuzzaman' i 'selefim, cagin buyuk mutefekkiri, asrin en buyuk dahisi' diye oger. Fethullahcilik bir cemaat duzeni olarak guclu bir orguttur ve Nurculugun bir kolu olarak gelismektedir. Fethullah cemaat lideri oldugunu inkar eder ama 'Gunesin dogup battigi her yere Islam'in nurunu tasimayi planlarken dayandigi 'ihvanlarim' dedigi topluluk' cemaat degilse nedir? 'Yapilan islerden cemaatin ihlas ve gayretine buyuk serefler ve payeler dusebilse de herseyi Allah'in yaptigi bellidir' derken hangi cemaati kastediyor dersiniz? Fethullah tarikat lideri degilse ve ortada tarikat birlikteligi yoksa milyarlari nasil bu okul yatirimlarina yonlendirebiliyor? Hem de yurt disina. Saptanmasi gereken bir baska nokta da bu calismalarin hangi tarihte basladigi, egitim yatirimlarinin nasil basladigidir. Kimler, hangi tarihlerde, hangi yasal gelirlerinden katkida bulunmuslardir? Her okul icin nere(ler)den ve nasil kaynak saglandigini maliyenin inceleme ve kabul ilkelerine gore aciklanmasi bu okullar hakkindaki karanligi aydinlatacaktir. Fethullah'a ABD'ye siginmasinin arkasindaki ulvi mana baska. 'Bugun de Allah bizlere yeni bir hicret yasatiyor ... Bunu yasayanlar amellerinin bosa gitmesini istemiyorlarsa, ic alemlerini iyi ayarlamaya bakmalilar ... Evet, daha once de kaydettigimiz gibi, misliyle cereyen eden hicret hadisesinde, aynen o zamanki donemi fert ve cemaat bazinda bugun de yasiyoruz'. Ama ulkede bulunan Isik Suvarileri Altin Nesle de sesleniyor 'Oysa sizler, gelecekte sizleri nelerin bekledigini biliyorsunuz ... '. 'Herseyden evvel bu millete, bu ulkeye, bu devlete hizmet vermek isteyenler cok uzun vadeli planlar yapmalilar ve gelecekte tereddup edecek agir mukellefiyet ve sorumluluklari goguslemek icin simdiden hazirlikli olmalilar'. 'Bu ulkede, dinine hizmet eden kimselere dusmanlik yapan, dusmanlik yapmanin da otesinde, onlarin hayatlarina hacr koyan ve onlari tesirsiz hale getirmek istiyen Allah ve Peygamber dusmanlarina, dine ait hakikatleri goturmek icin surekli projeler uretilmerlidir ...' ler buyurur. 'Kimligimiz bizim bellidir' diyor Fethullah. 'Bunu Turkiye'de yorumlayanlar, bir samanizmin cercevesi icinde sovenizmden yol cikanlar oldu (Turkculuk akimi).Bir zamanlar Misak-i Milli dendi, Atatürk milliyetciligi dendi. Butun bunlar yorumlandi, ne olduklari sorgulandi. Bugun de herhalde zannediyorum kendi degerlerimizin, kendi tarihimizin, kendi goreneklerimizin uzerinde durup arastirmak lazim' diyor. Fethullah ve tarikati 1919'dan sonrasini kendi tarih ve kültürleri olarak kabul etmiyorlar. Fethullah'a gore Cumhuriyet 'Karanlik bir donemdir. Kendi tarihimiz, kendi degerlerimizin yok sayildigi, gecmisimizden koparildigimiz, koksuzluge mahkum edildigimiz bir donemdir'. Sait-i Nursi'nin 'Istibdat-i mutlaka' olarak tanimladigi Cumhuriyet donemi Fethullah'a gore 'kesin anlamda despotluk olan bir sistem, cumhuriyet adi vermekle; irtidat-i mutlaki, dinden yani Islamiyetten cikarak yerine dinsizligi, rejim altina almakla, sefahat-i mutlaka, ahlaksizliga medeniyet demekle ve cebr-i keyfiyi kufriye, Allahin varligini ve Islamin hukumlerini inkAr ederek kendi keyfi isteklerini kanun zoruyla yerlestirmekle, hem sizi igfal, hem hukumeti isgal, hem bizi perisan ederek hakimiyet-i Islamiyeye ve millete ve vatana ecnebi hesabina darbe vuruyorlar' diye bir Cumhuriyet tanimlamasi var. 'Hatta diyebilirim ki, sahsiyetini yitirmis milletlere, yeniden benlik suuru kazandirmak, esirlere insan olduklarini ogretmekten daha zordur ...'. 'Evet, millet ruhuna Allah ve Peygamberine bas kaldirmanin disinda ciddi hicbir seyin ogretilmedigi bu karanlik donemde, butun kara seslerin kapkara agizlarin yaptiklari tek sey gecmisi teyzif, atalarimizi tahkir, ve bin senelik muazzam mirasi inkar olmustur'. 'Asirlardan beri millet dusmanlarinin, bu millete karsi en sisnsi, en seytani planlari, daima ruh ve vicdanini sanli gecmisimizden koparma, onu milli degerlerine karsi yabancilastirma ve ozunden uzaklastirma istikametinde olmustur. Zira, milli ve dini degerlerinden mahrum edilen milletlerin, en emin kuvvet kaynaklarini, en mustahkem siperlerini kaybedeceklerini onlar da cok iyi biliyorlardi' . 'Daha sonraki bir talihsiz donemde ise, Romalilarin barbarca dusuncelerle Kartacalilara yaptiklari ayni seyleri biz kendi tarihimize yaptik. Asirlar boyu milletimizi ayakta tutan butun tarihi dinamikleri yiktik ve adeta baykuslara senlikler tertib ettik'. Sonra ' O gunku yeniler ve yenilikcilerin yildizlari birer birer sondu ve daha uzerinden ceyrek asir gecmeden, partal birer elbise, eskimis birer esya gibi ya suraya,ya buraya atildi ve tarihi bir fosil olarak korumaya alindi'. Hossohbet Nevval'in 'cumhuriyet cocugu' iste boyle diyor, Cumhuriyet'e olan nefretini bu cumlelerle ifade ediyor. Emin Deger'in kitabi derin misyon yuklenmis bir yetistirmeyi anlatiyor. Her ne kadar Makyavelist takiyyelerle gerek dusuncelerini, gerekse misyonunu gizlemek istese de foyasini meydana cikariyor, her taraftan fiskiran pisligi belgeliyor. Pislik kadar pisligi yaratani da temizlemek lazim ki yeni pislikler uretmesin. Kaynagi kurutmadikca pislik temizlemekten kurtulamayiz. |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Astsubay Üstçavuş
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-08-2007
Mesajlar: 179
Rep Gücü: 8
Rep Puanı : 1725
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
az sonra silinir mesajın
![]() eleştirilen konu syn feto olunca edittttt ![]()
__________________
YAŞAMAK DİRENMEKTİR..... MUHTEREM MİLLETİME ŞUNU TAVSİYE EDERİM! SİNESİNDE YETİŞEREK BAŞININ ÜSTÜNE KADAR ÇIKARACAĞI ADAMLARIN KANINDAKİ VİCDANINDAKİ ASIL CEVHERİ ÇOK İYİ İNCELEMEK DİKKATİNDEN,BİR AN VAZGEÇMESİN! K.ATATÜRK |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 03-11-2007
Mesajlar: 316
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 3003
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bilindiği gibi, 31 Mart Vakası, Nakşilerin ve değişik kesimlerden
yobazların destek verdiği bir "Gerici İsyanı" olarak tarihe geçmiştir. 31 Mart Vakası'nın gerici kahramanı(!) Derviş Vahdeti, Nakşibendi tarikatından idi. Derviş'in çıkardığı "Volkan" gazetesine Saidi Nursi(kürdi) de yazıyordu. 1924'te hilafet kaldırılınca, İngilizlerin organize ettikleri Şeyh Sait isyanı başladı(1925). Bu olayda Nakşiler, doğuda birçok Türkmen-Alevi köyüne baskın yapmış, yakıp yıkmıştır. 1930'da Menemen'de ayaklanan yobazlar da öğretmen-yedek subay Kubilay'ı şehit ederek başını kesip sokaklarda dolaştırdılar. Bu isyanın başındaki Derviş Mehmet de Nakşibendi tarikatındandı. 31 Martçı Saidi Nursi(kürdi), 1925'te Şeyh Sait isyanıyla mahkum olmuştu. Saidi Kürdi, Nakşiliğe dayanan Nurculuğu yaymaya çalışan bir laiklik ve cumhuriyet düşmanıydı. Aslında hareketin özünde Türk düşmanlığı yatmaktaydı. İşte Saidi Kürdi'nin takipçisi Fethullah Gülen de bu ekolün devamcısıdır. Derviş Vahdeti ve Saidi Nursi(Kürdi)'nin üstlendiği misyonu(!), günümüzde AKP ve Nur cemaati üstlenmiş görünüyor... Önüne böylesine büyük(!) bir hedef koyan ve amaç edinen Fethullah Gülen, 1957 yılında Erzurum'da talebelik yıllarında Bediüzzaman(!) Saidi Nursi'nin adamı Muzaffer Arslan'ın sohbetlerinde Risale-i Nurları tanır ve bir daha da bu sohbetlere katılmaktan geri kalmaz!.. F.Gülen, daha sonra Diyanet İşleri Başkanlığı kadrolarında çeşitli görevlerde bulunur... M.Şevket Eygi, gibi kişilerle aynı kulvarda, dini alet ederek siyasi mücadele verir!.. 11.03.1966'da Kırklareli'nden İzmir merkez vaizliğine tayin edilen Fethullah Gülen, kendi deyimi ile, izine ayrılıp "küçük bir Türkiye seyahati"ne çıkmış ve "çeşitli yerlerdeki dostlarını ziyaret etmiş"tir. Seyahati 40 gün kadar sürmüştür. Halbuki izin süresi 20 gündür!.. Bu süre içinde hocaefendi(!) neler yapmıştır?..Kendisinin bu "çeşitli yerlerdeki dostları" kimlerdir acaba?.. Ve 20 günlük resmi izin, 40 güne nasıl çıkarılmıştır?.. Nurcular ülkemizde bir asırdır örgütleniyorlar.Devleti ele geçirme sürecinde,şimdi sıra parçadan bütüne doğru gitmeye geldi! Ve "Abant Platformu" Gayet açıktır ki, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi ile bölgede "ılımlı İslam" tasarımında Türkiye'nin "aktör" olmasını en iyi sağlayacak insan(!) Fethullah hocadır!.. ABD'nin planlarına göre; "Ilımlı islam" tasarımı, BOP'un marş motoru ve Fethullah Gülen de bu motorun anahtarıdır! Washington'da düzenlenen Abant Platformunda Nakşiler, Nurcular ve Süleymancılar tarafından, M.Kemal ATATÜRK'ün kurduğu laik cumhuriyet tartışılmış(!) ve BOP çerçevesinde Afganistan'ın, Irak'ın, Mısır'ın, Özbekistan'ın, Azerbaycan'ın vb. ülkelerin örnek alacağı "din eksenli" cumhuriyete geçiş yolları aranmıştır! Yani onlara göre sorun, "laik Cumhuriyet"tir!.. Çünkü "Abant Grubu" denilen misyonun amacı da; "ABD'nin bölgedeki emperyalist çıkarlarına ideolojik bir destek sağlamak"la ilgilidir! ABD'nin ve F.Gülen Hocaefendisinin kuklası olan Başbakan R.T.Erdoğan ise, ABD hakimiyetindeki Yeni Dünya Düzeni'nin "Büyük Ortadoğu Jandarma Komutanı" olmaya taliptir! Türkiye, 24 Ocak 1980 kararları ile Liberalizme geçerken, 12 Eylül darbesi ile sistem buna uygunlaştırılır, 1990 yılından itibaren de "küresel"leşir, ABD destekli Gülen okulları ile de (sözde) "Türk Emperyalizmi" görüntüsü yaratılmaya çalışılır... İşte bu aldatmaca neticesinde bugün hala bazıları,"yahu ne istiyorsunuz bu hocaefendiden? Adam bizim misyonerliğimizi yapıyor,dünyanın her yerinde Türk(!) okulları açıyor" gibi bir safdillik, daha doğrusu gafillik içerisindeler... "Çağdaş Roma İmparatorluğu" denilen ABD, BOP'u müslüman coğrafyasında hayata geçirmeye çalışırken, F.Gülen ve ekibinin himaye görmesi bir rastlantı değildir. F.Gülen ve cemaati yıllardır ABD tarafından desteklenmekte ve kullanılmaktadır. Bugün F.Gülen ABD'deki çiftliğinde(cemaate ABD tarafından tahsis edilmiştir), FBI'ın korumasında yaşamakta ve cemaatini yönetmektedir! Büyük Ortadoğu Projesi(BOP): Büyük Ortadoğu Projesi(BOP); ABD'nin batıda Fas, doğuda Moğolistan, kuzeyde Çeçenistan, güneyde Yemen'i içine alan geniş bir "islam coğrafyası" tasarısıdır. BOP'un üç boyutu vardır: Birincisi ekonomik olanıdır ki, G-7 ülkeleri içinde tartışılıyor. İkincisi siyasi boyutudur ki,ABD ve AB ülkeleri arasında tartışılıyor. Üçüncüsü ise askeri olanıdır ve bu da NATO Konseyi'nde ve komuta merkezinde tartışılmaktadır. ABD'nin ve AB'nin hakimiyet kurmak için bir harman yerine çevirdiği Kıbrıs da bu projenin taşlarından birisidir!.. ---Başbakan Erdoğan, Bush ile 28 Ocak 2004'te Beyaz Saray'da yaptığı görüşmenin ardından, "Türkiye'nin, sınırları genişleyen ve demokratik değerlerin yerleştirilmesi öngören bu projeye destek verdiğini, Türkiye'nin projede anahtar rol oynayacağını" söyledi! ---ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, 1 Nisan 2004'te verdiği ropörtajda "Neden Türkiye gibi bir islam ülkesi, Türkiye'deki gibi bir demokrasi olmasın?" şeklindeki sözleriyle, Türkiye'yi "ılımlı islam"ın modeli olarak gördüklerini ifade etti! ABD ve AB Emperyalizmi, sömürüsünü idame ettirmek amacı ile, "dünyada birlik ve barış" amacı göstermek için, "dinlerarası diyalog ve hoşgörü" oluyormuşcasına, İbrahimi kökenli semavi dinler olan; Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık arasında uzlaşı sağlar gözükmektedir. Bu inançların dinsel simgeleri olan Davut yıldızı, kippa(bere), haç, türban(ki aslında İslamla bir alakası yoktur) gibi sembollerin istenen tarzda(kendi ülkeleri hariç) bulundukları bölgelerinde kullanımına hoşgörüyle bakılmıştır. "Davut Yıldızı-Haç- Hilal" ya da "Haç ve Gül" birlikte, emperyalizmin geleneksel birlik simgesi olarak kullanılmıştır. Türkiye Türkleri'nin 1923'de Cumhuriyet ve Atatürk devrimleriyle başlattıkları uluslaşma süreci, bilhassa 1950'den itibaren inkitaya uğrar. O günden beri "karşı devrim" devam etmektedir. 2002 yılında AKEPE iktidarının işbaşına gelmesiyle, karşı devrim süreci hızlandırılmıştır. Bugün Türkiye, "Türk kimliği"nden ve "Cumhuriyet kimliği"nden "islami cemaat kimliği"ne çevrilmek istenmektedir!.. AKEPE Hükümeti, "Yeni Osmanlıcılık" ile Cumhuriyet sistemini karşı karşıya getirerek, İslam rejiminin rövanşını bu çatışmada almak istemektedir! Başbakan Erdoğan'ın, laikliği "farklı inanç ve değerlere eşit mesafede olan devlet" diye tanımlamasından da anlaşılacağı üzere Erdoğan, şeriatçıların önündeki(eğitim alanında olsun,hukuk alanında olsun) engellerin kaldırılmasını istemektedir ve laikliği de bu çerçevede kullanmak istemektedir. ABD'nin de Türkiye için istediği model; daha bireysel ve post modern, ılımlı bir İslami devlet ve laikliğin de olduğu bir sistemdir. Tabi bu laiklik, ABD'nin uygun gördüğü bir laikliktir! Tıpkı Tayyip Erdoğan'ın tanımlamasını yaptığı "laiklik" gibi... 8.Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın Türk ekonomisini dünya tekellerine açması sayesinde "Anadolu kaplanları(!)"nın ortaya çıktığını ve şeriatçı sermayenin doğduğunu görmekteyiz. Bu yapı, "soft İslam" anlayışını da beraberinde getirmiştir. Anadolu kaplanları(!)nın ortaya çıkmasıyla, Anadolu'dan çıkan bu iş adamlarının, sadece sanayi ve ticaret alanında değil, şeriatçı faaliyetler gibi başka alanlara da finansman sağladıklarını görmekteyiz. AKEPE de "İslam, demokrasi, laiklik" konusunda, geçmişte Özal'ın(daha öncesinde de Menderes'in) açtığı yolda ilerleyerek "ABD'nin ileri karakolu olma" görevini yerine getirmektedir. Washington'da düzenlenen Abant toplantısı da göstermiştir ki, ekonomi ve dış politikadan sonra laik cumhuriyet rejimi de ABD'de biçimlendirilmek istenmektedir! Nurcular ve Fethullah Gülen'in Siyasi Etkisi: F.Gülen'in "benzeme benzet" stratejisinde, geleneksel takiyyecilikten farklı olarak değişik alanlarda görev alacak nur cemaatinden bir kişi(ister kadın olsun,ister erkek), o alanda diğer çalışanlar gibi giyinip ve taktiksel olarak da onlar gibi davranmak zorundadır. Hoşgörülü ve uzlaşmacı gibi görünüp, zamana yayarak kendi görüşlerini empoze etmektedirler. ABD, F.Gülen'in vasıtası ve AKEPE'nin kanalı ile dincileri,kürtleri ve kürtçüleri kullanmaktadır. İslam coğrafyasında, ABD birinci dönem yayılmacılığını DP iktidarı ile yapmıştır. İkinci dönem yayılmacılığını da Özal ve onun devamında da Fethullah cemaati ve AKEPE iktidarı ile yapmaktadır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında bölgede etkin rol alan ABD, daha sonra ise "Yeni Dünya Düzeni" ile hakimiyetini kurmuştur. AKEPE'nin 03.11.2002'de hükümet olması, sadece siyasal islamcıların değil, ABD yanlısı bir blokun da iktidar olmasıdır! 19.yy başından beri ülkemizde ajanları vasıtasıyla faaliyette bulunan ABD, şimdi ise AKEPE iktidarı ve yerel yönetimleri ile F.Gülen cemaatinin de marifet(!)iyle, Özal'ın ve daha öncesinde de Menderes'in başlattığı "liberal-muhafazakar-demokrat"lığa uygun din anlayışının reformlarını bitirmeye çalışıyor. Tabi ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni de küreselleşmeye uygun olarak yeniden biçimlendiriyor! ABD ile içiçe olan İngiltere ve İsrail'in de destekleyicisi olduğu, Türkiye'yi "eksen ülke" yapacak olan BOP'un hedefleri; "İsrail'i korumak ve kollamak, ABD'nin bölge ülkelerini sömürmesi ve petrolleri kontrol etmesi"dir! Sonuç: Aslında konunun özeti yine yazımızın içinde de geçen şu satırlardadır: "Emperyalist Batı(ABD,AB,İsrail)'nın Ortadoğu, Kafkasya, Orta Asya ve Kuzey Afrika'da hegamonya kurma projesi olan BOP'un marş motoru ılımlı islam, bu motorun kontak anahtarı ise F.Gülen ve cemaatidir!"... Kaynaklar: 1. İsmail Onarlı, "Washington'da Bir Abant Toplantısı" adlı makalesi. 2. Sina Akşin, 31 Mart Olayı, Sinan Yay. 3. Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihimiz, Kara Kuv.Kom.lığı Yay. 4. Devrim ve İlkeleriyle Atatürk, Genel Kurmay Yay. 5. Abdullah Manaz, Dünyada ve Türkiye'de Siyasal İslamcılık 6. Niyazi Berkes, Türkiye'de Çağdaşlaşma, Doğu-Batı Yay TOLUNAY KUTOĞLU |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
BeŞiKtAşK
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 16-07-2007
Konum: ANKARA
Mesajlar: 6,755
Rep Gücü: 23830
Rep Puanı : 5950285
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Nuray MERT
Geçtiğimiz günlerde Londra'da, Fethullah Gülen düşüncesi, çevresi, hareketi üzerine bir konferans yapılmış. Haber ve izlenimleri başta Zaman (ve tabii Today's Zaman) gazetesi olmak üzere, muhafazakâr yazarlardan okuyoruz. 'Gülen'den bahsedilmeden İslam dünyası araştırılması yapılamaz'mış, 'Huntington'ın çatışma gördüğü yerde Gülen barış imkânı arıyor'muş. 'Gülen ve barış inşasına yaptığı küresel katkı' ne kadar önemliymiş. Ne barışı, ne küresel katkısı? Hangi barış, ne katkısı? İslam coğrafyası işgal, savaş, savaş tehdidinden yıkılıyor. Söz konusu konferansın yapıldığı İngiltere'de temel hak ve özgürlükler Müslümanlar söz konusu olduğunda askıya alınmış vaziyette. Tüm bunlardan bahsetmeden kimle ne diyaloğu kurulacak? Bu olsa olsa başını kumdan çıkarmayan devekuşu barışı, devekuşu diyaloğu olur. |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) | |
|
Astsubay Kıdemli Çavuş
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 03-10-2007
Mesajlar: 98
Rep Gücü: 4
Rep Puanı : 718
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alıntı:
yürü bee kim tutar ![]() dev solcu--pkk kampı--dini eYitim-abd_cia = vatanı bölmek (özne fet.g.) faşistlerin kurduğu kontrgerilla kamplarında aldığı eğitimi atlamışsın...yoksa haberin yok mu ??? bi eliyle basket atarken bi ayağıyla gol atabilir....robocop 3rd generation bu adam...civa adam modeli....terörist de olur faşo da...
__________________
Komünist olamam çünkü
Milliyetçiyim. IRKÇI, asla olamam çünkü MüslümanıM. ve Şehitlik bir tek Müslümanlar içindir, Müslümanlık Milliyetçiliği emreder ırkçılığı yasaklar. |
|
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
MOTORRRRRRR
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 02-11-2007
Mesajlar: 146
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 1506
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
bu yazıyı paylasan arkadas oturup bu kadar seyı okudu mu kı bız okuyalım bunu hep aynı yazılar ama ınsanlar sızın demenızle fıkır degıstırmeycek suphenız olmasın sız paylasmaktan oteye gıdemeyceksınız
![]() |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) | |
|
BeŞiKtAşK
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 16-07-2007
Konum: ANKARA
Mesajlar: 6,755
Rep Gücü: 23830
Rep Puanı : 5950285
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alıntı:
![]() |
|
|
|
|
|
|
#10 (permalink) | |
|
Asteğmen
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 13-06-2007
Konum: Adana
Mesajlar: 314
Rep Gücü: 8
Rep Puanı : 1259
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alıntı:
klavyen dert görmesin![]() Bu arada ben arşivime bilgileri aldım, elinize sağlık, almak isteyen arkadaşlar da acele etsin malum gidebilir ![]()
__________________
________________________________________ ÖLÜM BİZE NE YAPABİLİR Kİ, BİZ CENNETİ YÜREĞİMİZDE TAŞIYORUZ!!! Geçmişi öğrenelim gezip anayurtları, Görelim hangi tasa öldürmüş Bozkurtları Çevirelim gözleri 14 asır önceye Sonra bugüne dönüp dalalım düşünceye Seni özünden vuran düşmanın kimmiş dünkü Göreceksin ki yine aynı düşman bugünkü Bizi üzüp ağlatan, yahut güldüren nedir Düşmana tutsak edip sonra öldüren nedir Hangi sırla parlayıp büyüyüp açılmışız Hangi duyguyla sönüp dağılıp küçülmüşüz Bu düğümleri birbir çözeceksin burada Biz gerçek sezeceksin kanayan her yarada Sonra okuyup ulu atalar erdemini Duyacaksın o büyük günlerin özlemini Bileceksin bu yolda nasıl akmış kanımız Apaydın bir gecede başlıyor destanımız ATSIZ |
|
|
|
|
|
Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz For Advertising contact ressam@gmail.com |