![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 17-10-2006
Konum: ASİ RUH
Mesajlar: 3,337
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 1165309
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
“Ilımlı İslam” projeniz mi bozuldu?
![]() Kapatma davasının Ağustos’un ikinci veyaüçüncü haftasında biteceğinin haberi ABD’den verildi, Türkiye’den değil... Ve işe bakın ki bu haber verilir verilmezsanki düğmeye basılmış gibi Amerika ve Avrupa’nın önde gelen gazeteleri iledergileri özelde Anayasa Mahkemesi, genelde Türk devleti ve toplumu üzerindekibaskılarını yoğunlaştırdılar. Yargıya saygısızlığı had safhaya çıkarırkenTürkiye’ye “ABD ile, AB ile ilişkiniz bozulur” baskısını da adeta bir sömürgeyehitap eder düzeyine getirdiler. Washington Post, The Economist, The Timesve diğerleri ağız birliği içinde Türkiye’de yaratılmış olan yapay “laik-dindar”ayrımını iyice kışkırtıyor, batılı hükümetlerin konuyu “yargısal darbegirişimi” olarak görmesini istiyor, ABD yönetimine de “bu adli oyunu kınaması”için baskı yapıyorlar. Washington Post örneğin “ABD hükümeti birzamanlar Türkiye’yi Müslüman dünyası için model olarak gösteriyordu” derken şuanda neden gösteremeyeceğinden söz etmiyor. Rejim mi değişti, Türkiye farklı bir boyutamı geçti, yoksa Anayasa’nın, yargının, yargı denetiminin olmadığı, gücü elinegeçiren hükümetlerin engel tanımadan her istediğini yapabileceği, böyleceonların da istedikleri gibi ve kolayca oynayabilecekleri bir ülke daha mıişlerine gelecek? Aynı gazete, sanki konu “yargı tarafındanAnayasa’yı ihlal ettiği iddia edilen bir parti ile yüksek yargıdaki dava”değilmiş gibi “Laiklerin korkularının arkasında bilgisizliğin bulunduğu”şeklinde asıl kendisi bilgisiz bir cümleye bile başyazısında yer verebiliyor.“Laik” kelimesinin karşılığı sanki “dindar değil” demekmiş, laikler aynızamanda dindar olamazmış gibi “laik-dindar ayrışması”ndan söz edebiliyor. Times, daha Türkiye’de ne olduğuanlaşılmamış Ergenekon konusunu bile net şekilde yorumlayıp telkinde bulunabiliyor. En önemlisi, “Engenekonla-kapatma davası”tam da beklenen şekilde birbirleriyle ilişkilendiriliyor. Bu Batı basınının AİHM’nin daha öncekidavalarda yaptığı açıklamaları, mesela “Laik sistem demokrasinin en temelunsurlarından biridir. Her ülkenin (kendi şartlarına göre) laiklik uygulamasıve laikliğe verdiği önem farklılık gösterebilir” demesini ve Türk yargısınınkararlarını onaylamasını neden hatırlamadıkları dikkat çekicidir. Yaptıklarının bilgiden, iyi niyetten çokkendi çıkarlarına dayandığını her geçen gün daha fazla su yüzüne çıkarıyorlar. Nasıl bir Türkiye istedikleri artık apaçıkortada! ***** Kendine ‘zavallı’ dedirtmek! Gazetecilik mesleğini yerlerde süründürmeyekesin kararlı birileri artık bilek gücüyle (pardon yazı ve yetenek gücüyle)yapamadıklarını yüze göze, özel alanlara filan bulaşarak yapmaya çalışıyorlar,son moda bu... “Kimsenin dokunulmazlığı yoktur, emeğiylebaşarılı olmuş, zirveye çıkmış, kendi yolunda işini yapan isimlere bulaşırsak,onları kendi seviyemize çekebiliriz veya adımızdan söz ettirebiliriz”anlayışıyla veryansın! Birkaç yıl önce yine bu yolla yaptığısaygısızlığa birkaç gün içinde binlerce tepki maili gelince özür dilemek veyargıda da tazminatı çatır çatır ödemek zorunda kalan “zoraki anchorman” bualanda da başa değil sona oynamak durumunda kalınca işi dedikoduprogramcılığına dökmüş. İzleyenlerin detaylarıyla anlattığına göreyaptığı televole türü programda benim yazımı yine saygı dışı bir çerçevedetartıştıktan sonra sözü “bir türlü ulaşamadığı erkek haber sunucularına”getirmiş ve onların hiç değişmediklerini, estetik ameliyatlarla gençkaldıklarını filan söyleyerek sözüm ona rakiplerine zarar vermiş... Aslında kendi acınacak halini ortayakoymaktan başka bir şey değil tabii... Çünkü gazeteci, haberci (elbetteekrandaysa dikkat eder ama) yüzüyle gözüyle değil, yeteneğiyle, içtenliğiyle,gazetede yazıları, ekranda sesi ve konuşmasıyla, yıllar içinde sağladığıgüvenirlilik ve bilgisiyle değerlendirilir. Bu nedenle kendisi sonlarda,diğerleri başlarda yer almaktadır. Bu nedenle rakiplerinin dedikoduya,başkalarına zarar vermeye ihtiyaçları hiç olmamıştır. Örneğin, bulaştığı isimlerden biri olanUğur Dündar’ın bugüne kadar böyle bir davranışı görülmemiştir. Dündar’ın budedikodu programında, dedikoducu ‘anchorman’ın söylediği gibi estetik ameliyatolmadığını ama yakışıklılığını da mesleki başarısı gibi koruduğunu biliyoruz.Evet bugün hâlâ neredeyse ilk yıllardaki kadar şık, bakımlı ve gençgörünmektedir ama bunun bir nedeni de yıllar içinde insanın ruhunun yüzüneyansıması, iyi insanların güzel, kötülerin çirkinleşerek yaş almasıdır. Bunukabul etmeleri için diğerlerinin aynaya bakmaları yeterlidir zaten... Onun için bu dedikodu, sansasyongazetecilerine artık başarılı gazetecilerin yüzüyle gözüyle uğraşmayı bırakıpsıkıyorsa mesleki olarak karşılarına çıkmalarını öneriyorum. Aksini yapan pekzavallı bir duruma düşüyor. Çünkü okuyucu, izleyici maşallah o kadar akıllıve sağduyulu ki taşları yerine mükemmel şekilde oturtuyor. Aynı yolu deneyenlere kendi okuyucusugönderdiği yüzlerce mail ve yorumla haddini bildiriyor, duygu sömürülerini,ayak oyunlarını yutmadığını, kimin aptal olduğunu pek güzel anlatıyor. İsteyende bunu internetten izliyor. Onları ayakta alkışlıyor, şapkaçıkarıyorum. |
|
|
|
|
Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz For Advertising contact ressam@gmail.com |