![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Korgeneral
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 27-11-2007
Mesajlar: 2,808
Rep Gücü: 4441
Rep Puanı : 1107415
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Asıllarına Döndüler
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya dökülen pislikler karşısında telaşa kapılıp, bugüne kadar savunur göründüğü demokrasi ve AB gibi değerleri nasıl bir anda yerlere serdiğini, sadece Türk milleti değil, bütün dünya hayret ve ibretle izliyor. Bay Tayyip'in bu tavır ve üslubunda bizim için bir sürpriz yoktur. Biz demokrasi ve AB değerlerinin AKP için bir dolgu malzemesi olduğunu, değişim ve dönüşümün rolden ileri gidemeyeceğini, her zaman iddia ettik. "Bu kadar kolay değişenlerin, yarın bir daha değişmeyeceklerini kim garanti edebilir?" diye, hep sorduk. Asıl niyetlerini bugün söylediklerinin değil, geçmişte söylediklerinin oluşturduğundan hiç şüphemiz olmadı. Kendilerini anlattı İşte herşey ortada. Kedinin terbiyesi fareyi görünceye kadarmış. En küçük bir sarsıntıda ne demokrasi kaldı, ne de Avrupa Birliği. Tek parti ve sıkı yönetim dönemlerini aratacak söylemlerde bulunuyorlar. Biraz cesaret edebilseler söylemle kalmayıp, ellerindeki hükümet imkanlarıyla gereğini de yapacaklar. Tam da beklediğimiz gibi, bir defa daha değişti ve asıllarına döndüler. Asıllarının ne olduğunu, ne düşündüklerini, dünyaya nasıl baktıklarını birkaç gün önce besleme gazetelerinde Serdar Arseven anlattı. Aleme ibret için bazı cümlelerini bir defa daha hatırlatalım: "Ben; bir Müslüman'ı, hele bir fasık saldırıyorken, asla yıpratmam. Üstadın anlayışındayım. Belki kendim ısırırım Müslüman kardeşimi. Lakin köpeklerin yalamasına dahi müsaade etmem. Hele tarassut köpeklerinin asla. Çifte standartlarım var. Bu çifte standartlar nasıl mı işler? Basit; itham Müslüman'a yönelmişse 'iftira olduğu önyargısından' hareketle çıkarım yola. Deniz Feneri benimdir, Ergenekon terör örgütü kahrolası darbe düzeninin." İşbirliği Emeni olunuz ki, diğerleri de Serdar Arseven'den farklı düşünmüyorlar. Onların farklılığı tamamen, "durumu idare etmek" adınadır. Bu milletle, bu devletle, bu düzenle meseleleri vardır. Hedefe ulaşabilmek için her yol mubahtır. Avrupa Birliği, demokrasi, insan hakları, iktidar imkanları bunlar için sadece bir araçtır. Zaman zaman bunu söylemekten de çekinmezler. Onlar için bu düzen yıkılmalıdır. Önemli olan bu yolu açık tutmaktır. Bunu sağlayabilecek herkesle işbirliği yapılabilir. İşte bunun için Türkiye ile hesabı olan içeride ve dışarıda her kim varsa harekete geçmiştir. Hepsi ile işbirliği içindedirler. Ermeni iftiraları bu sebeple bu kadar kabul görmüş, Kıbrıs bu yüzden elden çıkarılma noktasına gelmiştir. Türk milleti ile meselesi olan her kim varsa, istisnasız tamamının AKP'yi iktidarda istemeleri ve bundan duydukları memnuniyeti dile getirmeleri, boşuna değildir. Düzenle meseleleri var Şu son birkaç ayda ortaya dökülenler, en totaliter olanından en demokratik olanına kadar dünyanın hangi ülkesinde olsaydı, yer yerinden oynardı. Bizim başbakanımız başkalarını suçlayarak, topu başka yerlere atarak işi geçiştirmeye ve kurduğu düzeni devam ettirmeye çalışıyor. Herşey ispatlı belgeli olduğu halde Şaban Dişli olayının bile üstünü örtemeye uğraşıyorlar. Yapanlar değil yazanlar, çalanlar değil hırsızlığı ortaya çıkaranlar suçlu ilan ediliyor. Çünkü onlar için bu düzenin bütün değerleri kötüdür. Yıkılmalıdır, bozulmalıdır ve çalınmalıdır. Bu düzenin imkanları, bu düzeni yıkmak için kullanılmalıdır. Onun için hızla ve herşeyi göze alarak kendi zenginlerini oluşturdular. Kendi medyalarını kurdular. Kendilerinin seçtiği bürokratları devlete yerleştirdiler. Spor Federasyonlarına varıncaya kadar her yeri ele geçirdiler. Ele geçiremediklerini de hedefe koydular ve yıprattılar. Temel düşünce bu olunca Şaban Dişli'nin yaptıkları da, Deniz Feneri'nin çaldıkları da mubah sayılıyor. Onlar Serdar Arseven'in söylediği gibi Müslüman kardeş. Bunlar için çifte standart uygulanabilir. Gerekirse başkalarına iftira atılabilir. Çünkü onlardan olmayanlar, onlar gibi düşünmeyenler, onlara karşı çıkanlar fasıkdır. Alın size ak parti Daha yolun başında partilerinin adını "ak" koyarken, aslında birşeyler saklamak istediklerini göstermişlerdi. 6 yıl içinde Ofer sabunuyla yıkandı, Galataport ve Oger'le durulandı, Bakan çocuklarının marifetleriyle dezenfekte edildi, Arap Şeyhleri ile yumuşatıldı, yandaşlarla kurutuldu, Şaban Dişli ile vitrine konuldu ve Deniz Feneri ile kullanıma sunuldu. Alın size ak parti! Bu partinin içinde, "Cami" diyerek kilise açılması, "Türban" diyerek papaz cüppesi giyilmesi, "Kuran Kursu" diyerek İncil dağıtılması, "İmam Hatip" diyerek Ruhban Okulu'nun hizmete sokulması için fırsat kollanması, Katolik Kilisesi'nden "Tanrı'nın Kuzusu", Musevi Cemiyeti'nden "Üstün Cesaret" ödülü alınması gibi yüksek başarılar var! Terörün azdırılması, bölücülüğün tavan yapması, yoksulluğun katlanması, işçi, memur, emekli ve dar gelirlinin perişan edilmesi, çiftçi ve üreticinin tarihten silinmesi, bunlara itiraz edenlerin "ananı da al git buradan" gibi tatlı sözlerle karşılanması da cabası. Çırpındıkça batıyorlar Artık ayaklarına dolanmış ve gerçek yüzleri ortaya çıkmıştır. Telaş ve kızgınlıkları bu yüzdendir. Çırpındıkça batıyor, battıkça çırpınıyorlar. Sadece Türk milleti değil, bütün dünya bunların gerçek yüzünü, gerçek niyetini gördü ve anladı. Bu yalan, talan ve ihanet dönemi daha fazla devam edemez. Marifetleri ortaya çıktıkça daha fazla saldıracakları, kalan zamanı en iyi şekilde değerlendirmek için daha hızlı harekete edecekleri anlaşılıyor. Çok daha zor ve sıkıntılı günlerin arifesindeyiz. Tek ümit yine büyük Türk milletidir. Kandırılmışlığın, aldatılmışlığın hesabını sormak için büyük bir fırsat önümüzdedir. Yaklaşan mahalli seçimler, Türkiye Cumhuriyeti tarihi için yeni bir dönüm noktası olacaktır. (kaynak.ortadoğu gazetesi.orhan karataş)
__________________
OSMAN PAMUKOĞLU VE EŞREF BİTLİS GİBİ PAŞALARIMI BUGÜNLERDE ÇOK ARIYORUM.İKİSİDE GÖREVİNİN BAŞINDA OLSAYDI BAKIN NELER OLURDU |
|
|
|
|
Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz For Advertising contact ressam@gmail.com |