ForumNeuro


Geri Git   ForumNeuro > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi - Şiir > Kültür ve Sanat
Kayıt S.S.S Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Kültür ve Sanat Sinema, tiyatro, kitaplar, şenlikler vb. tüm kültür etkinlikleri hakkında herşey bu bölümde


Yanıtla
 
Forum Araçları Görüntüleme Biçimleri
Eski 21-03-2008, 07:40   #1 (permalink)
mirabile
MeMeNtO MoRi
 
mirabile's Avatar
 
Giriş Tarihi: 28-03-2007
Konum: SAAT 6 YÖNÜNDE
Mesajlar: 5,539
Rep Gücü: 5000
Rep Puanı : 5036824
mirabile İtibar düzeyini kapadı
dikkat müzeler...

ADAM MICKIEWICZ MÜZESİ




Telefon:0212 253 66 98
İlçe: Beyoğlu
Adres: Dolapdere, Tatlı Badem Sokak, Beyoğlu İstanbul

Haritadaki yeri için tıklayın...

Polonya`nın talihsiz Şairi.... Ezilmiş insanların davası için Avrupadaki
25 yıllık hayatının sonunda, milli gayeler uğrunda,
Istanbul`a geldi. Maksadı Rusya ile yapılmakta bulunan Kırım
Savaşı`nda, Türk hizmetinde çalışan Polonyalılarla ilişkileri
arttırmak, onları güçlendirmekti. Yaptığı temaslar sırasında, şimdiki
Istanbul`un Kurtuluş semtine düşen sırtlarda kurulan, çadırlardaki
hastaları ziyaret etti. Oradan aldığı sanılan koleradan 1855 yıllının
yağmurlu bir gününde, 26 Kasımda, oturduğu Tarlabaşı`ndaki evde
sessizce öldü. Vatanları için dünyanın her köşesine dağılmış
bulunan Polonyalılar`a milli şiirleriyle ışık ve güç veren şairin ölümü,
dünya fikir alemini yıllarca etkiledi.


Adam Mickiewicz 1855 yılında Istanbul`a geldi. Bu geliş,
Boğaziçi`nde eğlenmek ve dinlenmek amacıyla değildi. 1848 yılında Osmanlı
Devleti`ne sığınan Polonyalılar`ın durumunu incelemek ve 1853 yılında
başlayan Kırım Savaşı`nda onların Türkiye safında aldıkları yeri
güçlendirmek gayesiyle Osmanlı Devleti`ne gelmişti. Çünkü Kırım Savaşı
Polonyalılar için, bir fırsattı. Fransızlar, Ingilizler, Sardunyalılar, Ruslar`a
karşı Türkler`i desteklemekteydiler.


Istanbul`un Beyoğlu semtinde (Tatlı Badem sokağı)`nda köşebaşında, 29
nolu bir bina vardır. Bu üç katlı, her katta küçük iki odası bulunan 128 yıl
önce, Polonya`nın milli şairi Mickiewicz`in oturduğu ve gözlerini kapadığı
evdir. Bu ev Kırım Savaşı`nda Polonyalılar`ın "toplandıkları, hararetli
konuşmalar yaptıkları, bir merkezdi. Adam Mickiewicz ve arkadaşları bu
evde kalırlar, yemeklerini kendileri pişirirlerdi. Polonyalı göçmenler arasında,
1830 yılındaki ayaklanma sonunda Istanbul`a gelen, ve Polonezköy`ü kuran
Adam Czartoryski, yazar T.T. Jez ile (Hanri) takma adıyla Sobozowski ve
sonradan müslüman olan Adam Michalowski de vardı. Şairin evinde kalan
yakın arkadaşlarından Sobozowski o günlerde gönüllü olarak Kırım Savaşı`na
katılacaktı. Ilk iş olarak bu savaşa katılanların giydikleri orijinal bir kalpakla,
elbise satın aldı. Şair Mickiewicz, anılarında, bu arkadaşının orijinal
kalpağıyla, pasaportundan başka hiçbir şeye değer vermediğini uzun uzun
anlatır. Polonyalılar`ın Tarlabaşı`nda o sıralarda yadırgadıkları tek şey
yangındı. Çünkü Istanbul`da sık sık yangın oluyordu. Günün birinde kendi
evlerine sirayet edeceği korkusuyla, bu savaş yolcusu arkadaşının, uyurken
kalpağıyla pasaportunu daima yastığının altına yerleştirdiğini, bir yangın
çıktığında, önce bunları kurtarmayı tasarladığını hikaye eder.

26 Kasım 1855 günü Şair Pera`da (bugünkü Beyoğlu) vefat etmiştir. Şehrin
kenarındaki bu karanlık oda Şairin binbir güçlükte dolu hayatını
simgelemektedir. 1855-1955 müze büyük Polonyalı Şair Adam Mickiewicz`in
vefatının 100. yıldönümünde açıldı. Aynı zaman binanın mahsenindeki bir
oda Şairin sembolik kabrine tahsis edilmiş, içine haç ve üzerinde 26 Kasım-
30 Aralık 1855 - Adam Mickiewicz`in geçici kabri yazısı bulunan hatıra
levhası yerleştirilmiştir.

Müze; Türk ve İslam Eserleri Müzesi Müdürlüğü`ne bağlıdır.

500. YIL VAKFI TÜRK MUSEVİLERİ MÜZESİ



Telefon:0212 292 63 33-34
Fax: 0212 244 44 74
E-mail: info@muze500.com
Web: www.muze500.com
İlçe: Karaköy
Adres: Karaköy Meydanı, Perçemli Sokak No:1 Karaköy İstanbul

Haritadaki yeri için tıklayın...

Türkiye’nin bu alanda ilk ve tek müzesi olma özelliğini taşıyan 500.
yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi, 1985 yılından beri artık fiili
hizmette bulunmayan Zülfaris Sinagogu binasında 25 Kasım 2001
tarihinde hizmete girdi. Sokağın adı, eski kent haritalarında Zülfaris
olarak okunur. Bu sözcük, “gelin perçemi” anlamına gelen
Osmanlıca “zülf-ü arus”un halk dilinde kısaltmasıdır. Asıl adı “Kal
Kadoş Galata” olan sinagog da halk arasında bu isimle anılmıştır.


1671’de varlığı bilinen, muhtemelen Cenevizlilerden kalan temelleri
üzerine, 19. yüzyıl başında yeniden inşa edilen ve 1985’lere kadar
sinagog olarak hizmet veren bu bina, “500. Yıl Kutlama Etkinlikleri”
çerçevesinde 500. Yıl Vakfı tarafından restore edilerek müzeye
dönüştürüldü.


Üç kat üzerine kurulu olan müzenin giriş avlusunu, I. Dünya
Savaşı, Çanakkale Cephesi ve Kurtuluş Savaşı sırasında vatan
savunması uğruna yaşamlarını feda eden Türk Yahudi askerlerin
anısına dikilen, heykeltıraş Nadia Arditti’nin “Yükselen Ateş” yapıtı
süslemektedir. Bir zamanlar, gelinlerin, babalarının kolunda çıkarak
eşlerinin kolunda indikleri merdivenlerden varılan birinci kattaki ana
holde; Türk Yahudileri’nin tarihi, dini eşyalarda ve sosyal hayatta
etkileşim, toplumsal yaşamın değişik alanlarına katılım, Osmanlı’da
ilk matbaa, Türk Yahudi Basını’nın tarihçesi, Lozan Antlaşması’nın
42. maddesinden feragat, ulu önder Atatürk tarafından daha 1933
yılında ülkemize davet edilen ve Nazi baskısından kaçarak akademik
yaşamlarına üniversitelerimizde devam eden Alman ve Avusturyalı
bilim adamları, İkinci Dünya Savaşı sırasında görev yaptıkları Nazi
işgali altındaki kentlerde yüzlerce Yahudi’yi ölümden kurtaran “Türk
Schindler’leri” Türk diplomatlarının, onur köşesi ve daha birçok
bilgi; objeler, panolar, grafikler ve haritalarla sunulmaktadır.


Ana kubbenin izdüşümüne rastlayan ışıklı sekizgende Zülfaris’in
tarihçesi ve sinagogda cereyan eden önemli olaylardan bazı
alıntılar sergilenmektedir. Sinagog olarak işlev gördüğü dönemde
kadınların ibadetine ayrılan üst galeride, sağ kanatta insan
manzaraları, (erkekler, kadınlar, çiftler, çocuklar, aileler ve
piknikler) sol kanatta ise 400. yıl ve 500. yıl kutlama etkinlikleri,
Aşkenaz cemaatinin tanıtımı, her biri ayrı bir ibret belgesi olan
Haydarpaşa Hemdat İsrael Sinagogu ve Manisa Moris Şinasi Çocuk
Hastanesi’nin öykülerinin sergilendiği panolara yer verilmektedir.


Etnografya bölümü olarak düzenlenen zemin kat salonunda ise,
lohusalık-doğum ve sünnet, çeyiz, düğün kompozisyonlarının yanı
sıra 1860 ila 1960’lı yılları arası kronolojik sırayla gelin-damat
fotoğrafları bir zaman tüneli işlevi içinde nostaljik anıları
tazelemekte, değişik giysiler, gelinlik, tılsımlar, mücevherler ve
benzeri konularda örnekler de bu bölümde yer almaktadır...


Müzeden ayrılırken, sokak kapısına doğru sağ duvardaki panoda; Atatürk,
İsmet İnönü, Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Mesut Yılmaz‘ın, Türk
Yahudileri’yle ilgili beyanlarından özetleri okumak mümkündür.

Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi - Perşembe arası 10.00 - 16.00, Cuma
ve Pazar 10.00 - 14.00 saatleri arasında açıktır. Cumartesi ve bazı özel
günlerde kapalıdır.

ANADOLU HİSARI MÜZESİ



Telefon:(0212) 263 53 05- 265 04 10
İlçe: Beykoz
Adres: Anadoluhisarı, Beykoz İstanbul


Haritadaki yeri için tıklayın...


Boğaz’ın Anadolu yakasında, Göksu Deresi’nin denize döküldüğü yerde,
adını hisardan alan semtte bulunmaktadır.

Anadoluhisarı; Osmanlılar’ca Boğaz’da yapılan ve geçişleri kontrol altına
almayı hedefleyen ilk hisardır. İstanbul’u fethetmek isteyen ve kuşatan
Sultan Yıldırım Beyazıt tarafından, Karadeniz’den Bizans’a gelecek
yardımlara engel olmak için 1394’te yaptırılmıştır. Yedi dönümlük alanı
kaplayan ve bulunduğu mevkiye adını vermiştir. Bu yapıya II. Mehmed
(Fatih) Devrinde "Hisarpeçe", depo ve bazı ikametgah amaçlı yapılar
eklenmiştir. 1928 yılında Kandilli Belediyesi tarafından bazı küçük onarımlar
yapılmıştır. 1991-1993 yılları arasında Kültür Bakanlığı tarafından bazı
onarımlar yapılmıştır. Bugün Anadoluhisarı, Beykoz Belediyesi sınırları içinde
yer almaktadır. Hisarda taşınır kültür varlığı bulunmamaktadır. Ziyarete
açılmamıştır. Bugün Anadoluhisarı, Beykoz Belediyesi sınırları içinde yer
almaktadır.


Ziyaret Saat ve Günleri: Hisarlar Müzesi Müdürlüğü’nün izni ile gezilebilir.



ASKERİ MÜZE


Telefon:(0212) 233 27 20 ( 4 Hat )
Fax: (0212) 296 86 18
Web: www.tsk.mil.tr
İlçe: Harbiye
Adres: Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı, Valikonağı Caddesi
Harbiye Şişli İstanbul


Haritadaki yeri için tıklayın...


Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı, İstanbul Harbiye semtinde
konuşlandırılmıştır.Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı`na
bağlıdır.

Askeri Müze`nin Tarihçesi:

Koleksiyonların zenginliği ve çeşidi açısından dünyanın en önde gelen
müzelerinden birisi olan Askeri Müze’nin kuruluşu modern anlamda
olmamakla beraber 15 nci yy.a kadar uzanmaktadır. 1453’de İstanbul’un
Türkler tarafından fethinden sonra Aya İrini Kilisesi, değerli harp silah, araç
ve gereçlerinin toplandığı “Cebehane” olarak düzenlenmiştir. 1726 tarihinde
Cebehane’deki tüm malzemeler düzenlenerek “Dar-ül Esliha” adı ile yeni bir
kuruluş gerçekleştirilmiştir. Modern anlamda müzeciliğin temeli Tophane
Müşiri Damat Ahmet Fethi Paşa’nın gayretleri ile 1846 yılında atılmış ve bu
tarih Türk Müzeciliği’nin ve Askeri Müze’nin gerçek anlamda ilk kuruluşu
olmuştur. Aya İrini’deki revakların araları camekanlarla kapatılarak,
sergileme mekanları haline getirilmiştir. Bu mekanlardan bir bölümünde eski
harp silah, araç ve gereçlerinden oluşan koleksiyonlar, diğer bölümlerde ise
arkeolojik eser koleksiyonları sergilenmiştir. Ahmet Fethi Paşa’dan sonra
Aya İrini’deki bu koleksiyonlar kısa bir süre sonra ilk defa müze adını alarak
“Müze-i Hümayun” olarak isimlendirilmiştir. Müze teşkilatının kurulmasından
sonra özellikle arkeolojik eserlerin sayısının artması üzerine bu eserler Çinili
Köşk’e taşınmış ve bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin temeli atılmıştır.
Ahmet Muhtar Paşa, silah koleksiyonlarını ilanlar ve resmi yazışmalarla
zenginleştirmiştir. Kütüphanesi, sineması, atış poligonu, yayınları,
kıyafethanesi ve mehteri ile günümüz çağdaş müzecilik anlayışına uygun
nitelikte bir müze oluşturulmuştur. 1940 yılına kadar Aya İrini’deki
faaliyetlerini sürdüren Askeri Müze, İkinci Dünya Savaşı`nın Türkiye’ye
sıçrayabileceği düşüncesi ile faaliyetlerine bir süre ara vermiştir. Savaş
tehlikesinin ortadan kalkmasından sonra 1949 yılında Maçka Silahhanesi’nde
depolanan eserler 1959’dan itibaren Harbiye Mektebi Jimnastikhanesi
binasında tekrar sergilenmeye başlamıştır. Bu binanın zamanla Askeri Müze
koleksiyonları için yetersiz kalması ve çağdaş anlamda gelişime yönelik
adımların atılmasına imkan vermemesi üzerine 1966 yılından itibaren
restorasyon çalışmaları sürdürülen eski Harbiye binasının Askeri Müze olarak
kullanılmasına karar verilmiş ve 10 Şubat 1993 günü yeni bir düzenleme ile
ziyarete açılmıştır.

Askeri Müze Teşhir Salonları:
Salonlarımızda, Askeri Müze koleksiyonlarında bulunan 45.000`i aşkın
eserden titizlikle seçilen yaklaşık 5.000 eser sergilenmektedir. Dönem, konu
gibi değişik açılardan ele alınarak gruplandırılan bu zengin koleksiyon içinde
çeşitli silahlar, askeri kıyafetler, çadırlar, bayraklar ve sancaklar ile benzeri
türde çok değişik askeri kültür varlıkları yer almaktadır. Bunlar arasında
ahşap ve maden süsleme sanatının güzel örneklerini oluşturan tüfek,
tabanca, top ve kılıçlar, zarif süslemeleri ve kitabeleriyle zırhlar, kalkanlar
ve miğferler, Osmanlı ordusunun görkemini vurgulayacak nitelikteki altın
görünümünde tombaklar ve Osmanlı saray çadırlarının en nadide örnekleri
bulunmaktadır.


1. Giriş Salonu: Burada Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi binasının
maketi ve müze koleksiyonundan seçme bazı objelerin yer aldığı Tanıtım
Vitrini bulunur.

2. Tanıtım Salonu: Bu salonda, Askeri Müzenin tarihi; 1846’dan günümüze
kadar uzanan bir periyot içinde çeşitli fotoğraf, belge ve yayınlarla belgesel
olarak anlatılmaktadır.


3. Atıcı Silahlar Salonu: Bu salonda ok ve okçulukla ilgili eserler
sergilenmektedir. 17-19.yy. arasındaki Osmanlı ok ve yayları, ok hedefleri,
ok-yay muhafazaları, yay germe gereçleri, ok yatakları, yayı gererken
parmağa takılan şestler salonun ana malzemeleridir.


4. Binicilik Salonu: Bu salonda 19.-20.yy. binicilik ve süvari sınıfı ile ilgili
malzemeler sergilenmektedir. Eyerlerde Alman, İngiliz tipinde yapılmış Türk
eyerleri çoğunluktadır.

5. Fatih ve Yavuz Köşesi: Fatih Sultan Mehmet (1451-1481) ve Yavuz
Sultan Selim (1512-1520)’in atlı mankenleri, İstanbul’un fethinde Osmanlı
gemilerinin karadan Haliç’e indirilmesini gösteren panaromik maket yer
almaktadır.

6. Kesici Silahlar Salonu: Sergilenmekte olan Avrupa kökenli kesici ve
delici silahların en eski örneklerini orta çağ Avrupa kılıçları ve sırıklı silahlar
grubu oluşturmaktadır.

7. Savunma Silahları Salonu : Avrupa savunma silahlarının büyük
bölümünü Avrupa miğferleri oluşturmaktadır. En eski örnekleri 14.yy.a ait
olan miğferlerin, 15. ve 16.yy.lara ait örneklerinde kapalı formlar hakimdir.
Bir veya birkaç parçalı yüz siperlikleriyle çok çeşitli örnekleri görülebilen bu
miğferlerde bezeme yoktur.

8. Atatürk Dershanesi: Türkiye Cumhuriyeti`nin kurucusu Mustafa Kemal
Atatürk, Harp Okulu ve Harp Akademisi öğrenimini Askeri Müze Binası`nda
tamamlamıştır. Mustafa Kemal`in Harp Akademisi 3. Sınıfını okuduğu
dershane O`nun anısına düzenlenmiştir. Sınıfta Atatürk`ün okul yaşamı ile
ilgili fotoğraf ve belgeler de sergilenmektedir.

9. Ateşli Silahlar Salonu: 16.yy.dan 20.yy. başına kadar imal edilmiş
çeşitli Avrupa ve İslam ateşli silahları bulunur. Bunlar Fitilli, çakmaklı,
kapsüllü ve iğneli olmak üzere gelişim gösteren tüfek ve tabancalardan
oluşur.

10. Top Maketleri ve Küçük Çaplı Top Teşhir Salonu: Bu salonda 15 -
20. yy.lar arasına tarihlenen Osmanlı dönemi ahşap ve metal top modelleri
ile yabancı devletlere ait modeller yer almaktadır.

11. Somali-Bosna-Kosova -İç Güvenlik Salonu: Bu bölümde, Birleşmiş
Milletler kararı gereği barışı korumak amacıyla Somali, Bosna ve Kosova’da
görev yapan Türk Birliklerine ait sancak, üniforma, nişan ve madalya gibi
malzemeler ile fotoğraflar sergilenmektedir.

12. Askeri Kıyafetler Salonu: Osmanlı Devletinde Yeniçeri Ocağı’nın
kurulması ile birlikte orduda görev yapan kişilerin ayrı bir kıyafet giymeleri
kabul edilmiştir. Başlangıçta kıyafet tespitinde elbiseden çok başlıklara önem
verilmiş ve askeri barışta halktan, savaşta ise düşmandan ayırmaya
yarayacak başlıklar kullanılmıştır.

13. Bayrak ve Sancaklar Salonu: Bu salonda Osmanlı Devleti dönemine
ait sancaklar, Cumhuriyet Dönemine ait Alay Sancakları ve yabancı
devletlere ait bayraklar sergilenmektedir.

14. Çadırlar Salonu: Askeri Müze’deki çadırların tümü Osmanlı
İmparatorluğu dönemine aittir. En erken örnekleri 17.yy.dan başlayan çadır
ve çadır parçalarından oluşur.

15. Şehitler Galerisi: Bu salon tarih boyunca bağımsızlık uğruna büyük
zaferler kazanırken, yine aynı uğurda canlarını feda eden tüm şehitlerimize
atfedilmiştir.

Diğer Salonlar ise;16. Meşrutiyet Salonu, 17. I. Dünya Savaşı Salonu, 18.
Çanakkale Savaşı Salonu, 19. Kurtuluş Savaşı Salonu, 20. Kore-Kıbrıs
Salonu, 21. Etnoğrafik Eserler Salonu, 22. kGenelkurmay Başkanları Salonu,
23. Kenan Evren Salonu, 24. Atatürk Salonu, 25. Mehter Enstrümanları
Salonu, 26. Harbiye Hamamı, 27. III. Selim Köşesi, 28 Fermanlar, Beratlar,
Yazma Eserler Salonu.


Halka Açık Mehter Konserleri: 500 kişilik modern Atatürk salonunda
müzenin açık olduğu günlerde (Pazartesi-Salı dışında) her gün 15.00 ila
16.00 saatleri arasında Mehterin tarihçesini anlatan İngilizce ve Türkçe
multivizyon ile 20’şer dakikalık iki seans halinde verilen konser ilgi
görmektedir.

Ziyaret Gün ve Saatleri: Askeri Müze;dini bayramların birinci günü,yeni
yılın ilk günü ile pazartesi ve salı günleri dışında her gün 09:00-17:00
saatleri arasında ziyarete açıktır.

AŞİYAN MÜZESİ



Telefon:0212 263 69 86
İlçe: Bebek
Adres: Aşiyan Yokuşu, Bebek İstanbul


Haritadaki yeri için tıklayın...


Ünlü Türk Şairi Tevfik Fikret`in 1906-1915 yılları arasında yaşadığı ev olan
AŞİYAN; 1940 yılında eşi Nazime Hanım`dan İstanbul Belediyesi tarafından
satın alınıp, 1945 yılında Edebiyat-ı Cedide Müzesi olarak açılmıştır. Daha
önceleri Eyüp mezarlığında bulunan naaşı, 1961 yılında doğal görünümü ile
çok beğendiği bu bahçeye nakledilmiş ve bu tarihten sonra müze "Aşiyan
Müzesi" adını almıştır.

Tevfik Fikret, evinin projelerini kendisi çizmiş, Farsça "Yuva" anlamına gelen
Aşiyan kelimesini de buraya isim olarak koymuştur. Bahçe içerisinde ahşap
3 katlı olan Aşiyan Müzesinin zemin katı bugün idari işler için
kullanılmaktadır.

Birinci katta Edebiyat-ı Cedidecilerin fotoğraf, kitap ve özel eşyalarının
sergilendiği Edebiyat-ı Cedide Odası, Abdülhak Hamit`e ait kişisel eşyalar,
tablolar, fotoğraflar, çalışma masası ve koltukların bulunduğu Abdülhak
Hamit Salonu, kadın şairlerimizden Nigar Hanım`a ait kitaplar, fotoğraf,
resimler, şahsi arşiv ve eşyalarının sergilendiği Şair Nigar Hanım Odası
bulunmaktadır.

Tevfik Fikret`e ayrılmış olan ikinci katta; şairin yatak odası ve çalışma odası
yer almaktadır. Şairin yaşadığı yıllarda yatak odası olarak kullandığı odada;
şahsi eşyaları, vefat ettiği yatak ve Mihri Hanım tarafından şairin yüzünden
alınan maskın kopyası gibi objeler sergilenmektedir. Çalışma odası olarak
kullandığı odada ise; çalışma masası ve koltuğu, kendisi tarafından yapılan
resim çalışmaları, tablolar bulunmaktadır.


Şehzade Abdülmecit Efendinin, Tevfik Fikret`in "Sis" şiirinden esinlenerek
yaptığı ünlü "Sis"tablosu da buradadır.

Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazar-Perşembe günleri hariç 09.00-16.00
saatleri arasında açıktır.

Ücret: Ücretsiz

ATATÜRK MÜZESİ (İnkılap Müzesi)




Telefon:(0212) 240 63 19

Web: http://www.ataturk.net

İlçe: Şişli
Adres: Halaskargazi Caddesi No: 250 Şişli İstanbul
Haritadaki yeri için tıklayın...

Bir Ulusun Kurtuluşuna İlk Adımın Atıldığı Mekan

Mustafa Kemal Atatürk`ün Milli Mücadele Çalışmaları sırasında kiracı olarak
kaldığı ev (Aralık 1918-16 Mayıs 1919) 28 Mayıs 1928’de İstanbul Belediyesi
(Şehremaneti) tarafından satın alınarak, 15 Haziran 1942’de İstanbul Vali ve
Belediye Başkanı Lütfi Kırdar tarafından Atatürk İnkılabı Müzesi olarak
ziyarete açıldı.

9 Ocak 1962’de geçirdiği yangın tehlikesinden sonra onarılarak 4 Mart
1962’de açılan müze, 1977’de Belediye tarafından Turing Otomobil Kurumu
ve İş Bankası’na restore ettirildi ve 19 Mayıs 1981’de tekrar ziyarete açıldı.
Müze 1989 yılında onarım amacıyla kapatılarak İstanbul Büyükşehir
Belediyesi tarafından bir kez daha restore edilerek 1991 yılında yeniden
hizmete girdi.

Mustafa Kemal Paşa, Aralık 1918-16 Mayıs 1919 tarihleri arasında kaldığı bu
evde asker ve sivil arkadaşlarıyla birlikte vatanın kurtuluş planlarını
hazırladı. Çalışma arkadaşları arasında, İsmet (İnönü) Paşa, Ali Fuat
(Cebesoy)Paşa, Kazım (Karabekir) Paşa ve Rauf Orbay gibi önemli isimler
vardı.

Mustafa Kemal Paşa döneminde evin giriş katında yaver ve yemek odaları, 2
nci katında toplantı ve çalışma salonu ile yatak odaları bulunuyordu. 3 ncü
kat ise annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşi Makbule Hanım tarafından
kullanılıyordu.

Atatürk Müzesi koleksiyonunun önemli bölümünü Atatürk`ün kişisel eşyaları,
kıyafetleri, üniformaları, askeri ve sivil yaşamına ait fotoğrafları, el yazısı ile
yazdığı çeşitli belgeleri, madalyaları, hatıra eşyaları oluşturmaktadır. Müzeye
kızkardeşi Makbule Atadan tarafından armağan edilen eşyalar arasında sivil
giysiler, "Mustafa Kemal’’ armasını taşıyan mendil ve gömlekler ile iç
çamaşırları bulunmaktadır.

Müşir üniforması ve Sivas Kongresinde giydiği elbise, tarihi değeri önemle
vurgulanacak parçalar arasındadır.

Yazı takımı ile ilgili parçalar, sigara tabakaları, madalyalar, Amerika Başkanı
Roosevelt’in hediyesi olan ahşap möbleli radyo-pikap hatıra eşyaları
arasında yer almaktadır.

Ressam İbrahim Çallı ve Zeki Kocamemi tarafından yapılmış yağlı boya
tablolar da koleksiyonun önemli parçalarındandır. Müzede orijinal eserler
arasında V.Pisani tarafından yapılmış olan ve Kurtuluş Savaşı`nı simgeleyen
suluboya tablolar da bulunmaktadır.

MÜZEDE SERGİLENEN ESERLERDEN ÖRNEKLER: V. Pisani suluboya
tablolar, İbrahim Çallı, Atatürk`e ait Müşir elbisesi, Atatürk`ün saçından bir
tutam

Ziyaret Gün ve Saatleri: Müze Pazar ve Perşembe dışında 09:00 - 16:00
saatleri arasında ziyarete açıktır.

Giriş Ücreti: Giriş ücretsizdir.

AYA İRİNİ KİLİSESİ MÜZESİ (St. İrene)





Telefon:(0212) 528 45 00
Fax: (0212) 512 54 74
E-mail: ayasofyamuzesi@hotmail.com
İlçe: Sultanahmet
Adres: Topkapı Sarayı Avlusu, Sultanahmet İstanbul
Haritadaki yeri için tıklayın...

Aya İrini, Bizans`ın İlk Kilisesi...

Konstantin, şehri yeniden kurarken kendi adına bir forum, saray ve
hipodromun yanı sıra, 330`larda Roma tapınaklarının üzerine Aya İrini
Kilisesi`ni inşa ettirir. Aya İrini ya da Hagia Eirene`nin sözlükteki anlamı
`Kutsal Barış`; ama aynı zamanda da, aynı yüzyılda yaşamış bir azize.
Azizenin gerçek adı Penelope`dir. Hıristiyanlığı yaymaya çalışır. Putperestler
tarafından yılanlarla dolu bir kuyuya atılır; ölmez. Taşlanır, atlara bağlanıp
sürüklenir; yine de ölmez. Mucizelerin sonunda putperestler Hristiyan olur;
İrini de bir azize. İmparator Konstantin, bu olağanüstü olay üzerine
yaptırdığı tek tanrılı dinin ilk mabedine Aya İrini adını verir.

Aya İrini, Bizans`tan günümüze kalan atriumlu tek kilise. Atrium, eski Roma
tapınaklarının ortasındaki çevresi revaklı bir avlu. Aya İrini, yerini aldığı
tapınağın özelliklerini bugüne kadar getirmiş. Ancak bugünkü Aya İrini, aynı
Aya İrini değil. Çünkü ahşap ilk Aya İrini, 532`de yanmış. İmparator
Iustinianos, çok tanrılı inancı kesinlikle yasaklayınca ayaklanan halk, Zeus`a
sığınarak hem Ayasofya`yı, hem de Aya İrini Kilisesi`ni yakmış...
İustinianos, Ayasofya ve Aya İrini`yi yeniden yaptırmış. Ancak Aya İrini
564`te bir kez daha yanmış. Onarılmış... İki yangından sonra, bu defa
depremlerle sallanmış. Yani kilise üç kez onarılmış.

Osmanlı sultanı II. Mehmet, İstanbul`a girip yeni bir dönemi başlatır.
Yapımına başlanan Topkapı Sarayı`nın dış duvarları, Ayasofya ve Aya
İrini`nin arasından geçer. Aya İrini bir süre sonra silâhların bakım ve
onarımının yapıldığı iç cephane olur.


Aya İrini, Osmanlı`nın ilk müzesidir. Depodaki silâhlar antika olunca 19.
yy.`da ilk müze Aya İrini`de açılır. Aya İrini`nin galerilerine çıkışı sağlayan
çift kanatlı merdivenler o sıra yapılır. Osmanlı, Aya İrini`ye, ana kapıdaki
1726 tarihli kitabeyi ve merdiveni ekler.

Aya İrini`yi sallayan o eski depremler sırasında Bizans`ta ikonalar, dinen
yasaklandığı için onarımlarda duvarlar süslemesiz bırakılmış. Bugün,
Osmanlı`nın üzerine bir bayrak asarak kapattığı apsis yarım kubbesindeki
İsa`yı simgeleyen haç ve haçın altında İsa`nın çarmıha gerildiği Golgota
Tepesi`ni simgeleyen birkaç basamaklı kürsü çizimi dışında bir motif kalmış.

1453 yılında İstanbul`un fethinden sonra kilise camiye çevrilmediği için
yapıda önemli bir değişiklik yapılmamıştır. Uzun süre ganimet ve silah
deposu olarak kullanılmıştır. Tophane müşirlerinden Damat Ahmet Fethi Paşa
1846 yılında Türk müzesinin ilk nüvesini oluşturan eserleri burada
sergilenmiştir. 1869 yılında Aya İrini, Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi)
adını almıştır. Zamanla, sergi mekânlarının yetersiz kalması nedeniyle
buradaki eserler 1875 yılında Çinili Köşk`e taşınmıştır. 1908 tarihinden
itibaren Aya İrini Askeri Müze olarak kullanılmıştır. Daha sonra bir süre boş
kalan yapı onarılmış ve Ayasofya Müzesi Müdürlüğü`ne bağlı bir birim haline
getirilmiştir.

Ziyaret Gün ve Saatleri: Ayasofya Müzesi restorasyon çalışmaları
nedeniyle ziyarete kapalıdır. Ayasofya Müzesi Müdürlüğü’nün izni ile
gezilebilir.

AYASOFYA MÜZESİ



Telefon:(0212) 528 45 00
Fax: 0212 512 54 74
E-mail: ayasofyamuzesi@hotmail.com
İlçe: Sultanahmet
Adres: Sultanahmet Meydanı, Sultanahmet Eminönü İstanbul
Haritadaki yeri için tıklayın...

Mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden ilk ve son ünik
uygulama olarak görülen Ayasofya, Osmanlı camilerine fikir bazında da olsa
esin kaynağı olmuş, doğu-batı sentezinin bir ürünüdür. Bu eser dünya
mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında
yer almaktadır. Bu nedenle, Ayasofya, tarihi geçmişinin yanı sıra, mimarisi,
mozaikleri ve Türk çağı yapıları ile yüzyıllar boyunca tüm insanlığın ilgisini
çekmiştir.

Ayasofya 916 yıl kilise, 481 yıl cami olmuş, 1935`ten bu yana müze olarak
tarihi işlevini sürdürmektedir. Bizans tarihçileri (Theophanes, Nikephoros,
Gramerci Leon) ilk Ayasofya`nın İmparator I. Konstantinos (324-337)
zamanında yapıldığını ileri sürmüşlerdir. Bazilika planlı, ahşap çatılı bu yapı,
bir ayaklanma sonunda yanmıştır. Bu yapıdan hiçbir kalıntı günümüze
gelmemiştir.

İmparator II. Theodosius, Ayasofya`yı ikinci defa yaptırmış ve 415`te
ibadete açmıştır. Yine bazilika planlı bu yapı 532`de Nika ihtilali sırasında
yanmıştır. 1936 yılında yapılan kazılarda bununla ilgili bazı kalıntılar ortaya
çıkmıştır. Bunlar mabede girişi gösteren basamaklar, sütunlar, başlıklar,
çeşitli mimari parçalardır.

İmparator Iustinianus (527-565) ilk iki Ayasofya`dan daha büyük bir kilise
yaptırmak istemiş, çağın ünlü mimarlarından Miletos`lu İsidoros ve Tralles`i
Anthemios`a günümüze ulaşan Ayasofya`yı yaptırmıştır. Anadolu`nun antik
şehir kalıntılarından sütunlar, başlıklar, mermerler ve renkli taşlar
Ayasofya`da kullanılmak üzere İstanbul`a getirilmiştir.

Ayasofya`nın yapımına 23 Aralık 532`de başlanmış, 27 Aralık 537`de
tamamlanmıştır. Mimari yönden incelendiğinde büyük bir orta mekân, iki yan
mekân (nef), absis, iç ve dış nartekslerden meydana gelmiştir. İç mekân,
100 x 70 m. ölçüsünde olup, üzeri dört büyük ayağın taşıdığı 55 m.
yüksekliğinde, 30,31 m. çapında kubbe ile örtülmüştür. Ayasofya`nın
mimarisinin yanı sıra mozaikleri de büyük önem taşımaktadır. En eski
mozaikler iç narteks ve yan neflerde altın yaldızlı geometrik ve bitkisel
motifli olan mozaiklerdir. Figürlü mozaikler IX.-XII. yüzyıllarda yapılmıştır.
Bunlar İmparator kapısı üzerinde, absiste, çıkış kapısı üzerinde ve üst kat
galeride görülmektedir.

Ayasofya İstanbul`un fethi ile birlikte başlayan Türk döneminde çeşitli
onarımlar görmüştür. Mihrap çevresi, Türk çini sanatı ve Türk yazı sanatının
en güzel örneklerini içerir. Bunlardan kubbedeki ünlü Türk hattatı Kazasker
Mustafa İzzet Efendi`nin Kuran`dan alınma bir suresi ile 7.50 m. çapındaki
yuvarlak levhalar en ilgi çekici olanıdır. Bu levhalarda, Allah, Muhammed,
Ömer, Osman, Ali, Hasan, Ebu Bekir, Hüseyin`in isimleri yazılıdır. Mihrabın
yan duvarlarında ise Osmanlı padişahlarının yazıp buraya hediye ettiği
levhalar vardır.

Sultan II. Selim, Sultan III. Mehmet, Sultan III. Murat ve şehzadelerin
türbeleri, Sultan I. Mahmut`un şadırvanı, sıbyan mektebi, imareti,
kütüphanesi, Sultan Abdülmecid`in hünkar mahfeli, muvakkithanesi,
Ayasofya`daki Türk çağı örnekleri olup türbeler, iç donanımı, çinileri ve
mimarisiyle klasik Osmanlı türbe geleneğinin en güzel örneklerini
oluşturmaktadır.

Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi günleri dışında her gün 09.30-16.30
saatleri arasında açıktır.

Ayasofya Müzesi ve Galeri Katı Giriş Ücreti: 10 YTL.

AYASOFYA MÜZESİ I. MAHMUT KÜTÜPHANESİ




Telefon:0212 522 17 50 - 522 09 89
Fax: 0212 512 54 74
E-mail: ayasofyamuzesi@hotmail.com
İlçe: Sultanahmet
Adres: Sultanahmet Meydanı İstanbul
Haritadaki yeri için tıklayın...


Ayasofya`nın güneyindeki iki payanda arasında yer alır. Türk yapı ve
süsleme sanatının ilgi çekici bir eseridir. 1739 yılında I. Sultan Mahmud
tarafından yaptırılmıştır. Kütüphane, okuma salonu, Hazine-i Kütüb
(kitapların korunduğu oda) ve bu iki bölümün arasındaki koridordan oluşur.
Okuma odası, Ayasofya ana mekânından başlıkları baklava dilimli altı
sütunun taşıdığı bir camekân ve bunu örten tunç şebeke ile ayrılır.
Kütüphaneye girişi sağlayan iki kanatlı kapı da çiçek ve kıvrık dallarla süslü
tunç şebeke ile kaplıdır ve "Ya Fettah" oymalı iki kulpu vardır. Okuma
odasının duvarları çini ve yazı frizleriyle bezenmiştir. Kapının karşısındaki
duvarda Sultan I. Mahmud`un yeşil çinilerle bordürlenmiş somakiden tuğrası
yer almaktadır.

Okuma odası ile Hazine-i Kütüb`ü birleştiren koridor, çiçek, gül, karanfil,
lale, servi motiflerinin görüldüğü çini panolarla bezelidir. Bu panolar renk ve
şekil bakımından eşsizdir. Hazine-i Kütüb 4 sütun ve bir seki ile birbirinden
ayrılan iki mekândan oluşur. Birinci bölüm kubbe, diğeri aynalı tonozla
örtülüdür. Kubbe sekiz köşeli bir kasnağa oturtulmuştur. Bu bölümün
ortasına ahşap kitap dolabı yerleştirilmiştir. Koridordan bu bölüme girilen
kapının iç tarafında Sultan I. Mahmud`un tuğrası ve bunun üstünde 15
beyitlik yapım kitabesi vardır ve şiirin sonuna h. 1152 (1739) tarihi
eklenmiştir. Kubbe kasnağını siyah zemine sarı celî ile yazılmış bir yazı,
duvarları ise kırmızı zemine altın yaldız talik bir yazı frizi süslemektedir.
Ahşap kitap dolabını, kırmızı zemine altın yaldızı, talik yazı ile yazılmış, son
beytinde yapım tarihi belirtilen Arapça bir kaside çevrelemektedir. Bu
bölümde de duvarlar çiniyle bezelidir.

Kütüphanede 16-17-18. yüzyıllara ait İznik, Kütahya, Tekfur Sarayı çinileri
bir arada kullanılmıştır. Hazine-i Kütüb`deki 16. yüzyıl İznik çinileriyle,
koridorda aynı yüzyıla ait bahar açmış çiçek dalları kompozisyonu Türk çini
sanatının en güzel örnekleridir. Kütüphane tamamlandıktan sonra Sultan I.
Mahmud Galata Saray-ı Humayun`daki kitapları buraya göndermiş, ayrıca
Topkapı Sarayı Hazine-i Humayun`undaki değerli kitapları da, kendi mühürü
ile mühürletip buraya vakfetmiştir. Şeyhülislâm Sadettin Efendi ve devlet
ileri gelenlerinin de vakfettiği kitaplar vardır. Kütüphanede yaklaşık 5000 el
yazma kitap bulunuyordu. Bu kitaplar, 1969 yılında Süleymaniye
Kütüphanesi`ne taşınmıştır.

Ziyaret Gün ve Saatleri: Her gün 09.00-18.00 saatleri arasında açıktır.



AYNALI KAVAK KASRI



Telefon:(0212) 227 34 41
Fax: (0212) 250 40 94
İlçe: Eyüp
Adres: Aynalı Kavak Caddesi, Hasköy Eyüp İstanbul
Haritadaki yeri için tıklayın...


Zengin tarihi kimliğine, İstanbul yaşamındaki özel yerine rağmen, ilk defa 4
Temmuz 1985`de ziyarete açılmış olan "Aynalıkavak Kasrı" birçok açıdan
önem taşımaktadır. Ünlü gezgin Evliya Çelebi, Kasr`ın bulunduğu alanın
Bizans döneminde imparatorlara ait bir bağ olduğunu söyler. Haliç
kıyılarından Okmeydanı ve Kasımpaşa sırtlarına doğru gelişen bu büyük bağ
ve koru İstanbul`un fethinden sonra, "Fatih Sultan Mehmet`ten başlayarak
sultanların beğenisini kazanmış, Osmanlı İmparatorluk Tersanesi`nin
Kasımpaşa`da kurulup gelişmeye başlamasıyla birlikte "Tersane Hasbahçesi"
adını almıştır.

Üçyüz yıl boyunca Haliç kıyılarını süsleyen ve Aynalıkavak Kasrı olarak
bilinen bu yapı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde "Aynalıkavak Kasrı" ya
da "Tersane Sarayı" adıyla anılan yapılar grubundan günümüze ulaşabilen
tek örnektir. Deniz cephesinde iki, kara cephesinde tek katlı kütlesiyle
geleneksel Osmanlı mimarlığının son ve en güzel örneklerinden biri olan
Aynalıkavak Kasrı bezeme açısından da çağının zevkini en iyi biçimde
yansıtır.

Tersane Hasbahçesi, çeşitli dönemlerin yapılaşmaları sonucunda köşklerle,
kasırlarla ve bu yapıların eklentileriyle bezenmiş, Haliç kıyısında oluşan bu
yapılar grubu giderek "Tersane Sarayı" adıyla anılır olmuştur. Saray bütünü
içinde yer alan ve Sultan III. Ahmet döneminde (1703-1730) yaptırıldığı
sanılan Aynalıkavak Kasrı, Sultan III. Selim döneminde (1789-1807) yeniden
düzenlenmiş, Sultan II. Mahmut döneminde de (1808-1839) değişikliklere
uğrayarak bugünkü görünümünü almıştır.

Yapı Arz Odası`yla, Divanhane`siyle, bu mekânların duvarlarını dolaşan
yazıtlarıyla, alçı şebekeli pencereleriyle, III. Selim tuğralı ve Batı yaklaşımlı
iç bezemeleriyle 18`nci yüzyıl mimarlık örnekleri içinde özel bir yer
tutarken, Osmanlı geleneğine uygun, sedir, mangal, kandil gibi öğeleriyle,
bugün yokolmuş bir yaşama biçiminin ilginç görünümlerini sergiler.
Aynalıkavak Kasrı bugün bir müze-saray olarak ziyarete açık tutulmakta ve
bu yapıda beste yaptığı, müzikle uğraştığı bilinen büyük Türk bestecisi Sultan
III. Selim`in anısı ışığında düzenlenen "Aynalıkavak Konserleri" ve
araştırmaya yönelik konserler dizisi sürdürülmektedir. Bu konserlerin
sonuncusu ise, "14. Uluslararası İstanbul Festivali" kapsamında yer almış,
büyük ilgi görmüştü. Böylece, bugün ayakta kalmış bir bölümünün
yapımında katkısı olan III. Selim ile de olay özdeşleştirilmiş olmakta,
yaşatılması için çok özel bir müze-saray kimliği verilmektedir.


Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi ve Perşembe günleri dışında her gün; 1
Ekim-28 Şubat arasında 09.30-16.00, 1 Mart-30 Eylül arasında 09.30-17.00
saatlerinde ziyarete açıktır.

BASIN MÜZESİ


Telefon:0212 513 84 58 – 511 08 75
Fax: 0212 513 84 57
E-mail: bm@tgc.org.tr
Web: www.tgc.org.tr
İlçe: Çemberlitaş
Adres: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi, Divanyolu Cad.
No:84 Çemberlitaş İstanbul
Haritadaki yeri için tıklayın...

Maarif Nazırı Saffet Paşa tarafından 1865 yılında Neo-klasik tarzda inşa
edilmiş olup, Maarif-i Umumiye Nezareti ve İstanbul Darülfünun
hizmetlerinde kullanılmıştır. Darülfünun olarak hizmet verdiği sıralarda (1875
Yılında) Uluslararası Resim Sergisi burada açılmıştır. II. Abdülhamit
döneminde sansür binası olarak kullanılmıştır. 1908 yılında Şehremaneti’ne
(İstanbul Belediyesi) devredilmiştir. 1908 yılından 1983 yılına kadar
Belediyenin çeşitli bölümleri bu binada hizmet vermiştir.

1983’de dönemin Belediye Başkanı Abdullah Tırtıl ve (Türkiye) Gazeteciler
Cemiyeti Yönetim Kurulu’nun (Nezih Demirkent dönemi) birlikte yaptıkları
görüşme sonunda Basın Müzesi olarak hizmet vermesi kararlaştırılmıştır.
1984-1988 yılları arasında restore edilip 9 Mayıs 1988 tarihinde hizmete
açılmıştır.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi, İstanbul`un ünlü kültür ve sanat
merkezlerinden biridir. Ayrıca, Türkiye`nin tek Basın Müzesi dünyadaki
benzerlerinden daha üstün niteliklere sahiptir. Başka ülkelerdeki Basın
Müzeleri ya basın teknolojisine yönelik olmakta ya da basın - yayın
dünyasındaki eserleri içermektedir.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi, müzecilik açısından taşıdığı bu
üstünlüğünün yanı sıra, kültür ve sanat etkinlikleri yönünden de devletçe
dahi gerçekleştirilmeyen işlevleri yerine getiriyor. Konferans ve panel, gibi
toplantılarla, çeşitli sanat çalışmaları ve değişik seminerler düzenlemesi
Basın Müzesi`nin faaliyetlerinden yalnızca birkaçı.

4 kattan oluşan Basın Müzesi, yalnız Sultanahmet – Çemberlitaş - Beyazıt
turistik çevresinin bir kültür-sanat merkezi olmakla kalmıyor, İstanbul’un
önde gelen bir övünç kaynağı oluyor.

Teknolojik Nostalji: Basın Müzesi`nin salonlarında basın teknolojisinin
başlangıçtan bu yana geçirdiği evrimi izlemek olasıdır. Taşbaskı örnekleri,
düz baskı makinesi, rotatif tipo entertip, prova tezgahları, giyotin, eski
daktilolar, teleksler, telefotolar arasında ücretsiz olarak nostaljik bir gezi
yapabilirsiniz.

Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazar günleri haricinde her gün 10.00-17.00
saatleri arasında açıktır.

Ücret:Müzeye giriş ücreti alınmamaktadır.

__________________
Haksızlık yapıp tüm insanlarla birlikte olmaktansa,
adaletli davranıp tek başına kalmayı tercih ederim...


Affetmek ve unutmak, iyi insanların intikamıdır...
hiç kimse benden iyi bir insan olmamı beklemesin...
Çünkü ben affetmem ve unutmam...
mirabile is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-04-2008, 01:51   #2 (permalink)
galavraliya
BENİ KAYBETTİN ARTIK..
 
galavraliya's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-04-2008
Konum: İstanbul
Mesajlar: 2,276
Rep Gücü: 8047
Rep Puanı : 2009432
galavraliya Beni kesseler acımazgalavraliya Beni kesseler acımazgalavraliya Beni kesseler acımazgalavraliya Beni kesseler acımazgalavraliya Beni kesseler acımazgalavraliya Beni kesseler acımazgalavraliya Beni kesseler acımazgalavraliya Beni kesseler acımazgalavraliya Beni kesseler acımazgalavraliya Beni kesseler acımazgalavraliya Beni kesseler acımaz
Varsayılan

Hepsi ayağımızın altınada ama malesef daha gidemediklerimiz var..
Belki bu hatırlatmayal birkaçınıda görmüş oluruz..
Çalışma için teşekkürler..
galavraliya is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Forum Araçları
Görüntüleme Biçimleri

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Saat 13:15.

Porno

Powered by vB 3.6.7
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by 3.0.0
Tercüme Eden: ReSSaM

Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz

For Advertising contact ressam@gmail.com




Forum
haber dizi izle dizi
1 2 4 5 6 7 8 10 11 12 13 14 15 16 22 23 24 25 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 44 45 46 47 48 50 51 52 53 54 59 66 70 77 78 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 94 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 113 114 115 116 119 120 124 125 126 127 128 130 131 132 133 134 135 136 137 138 140 141 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 159 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 240 249 250 251 253 256 257 260 267 268 269 270 272 273 274 275 277 278 279 280 281 283 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 306 307 309 310 312 313 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 346 347 348 349 351 352 353 354 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 369 370 371 372 373 374 402 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489