![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
AdMiNiStRaToR of JuStiCe
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 07-07-2007
Mesajlar: 1,694
Rep Gücü: 626
Rep Puanı : 154640
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Mitoloji kelimesi, yunanca mythos ( masal - hikaye ) ve logos ( söz ) kelimesinden yapılmıştır. Mitoloji; çok ski zamanlarda gelmiş ve yaşamış olan ulusların inandıkları tanrıların, kahramanların, devlerin ve perilerin hayat ve bahseden hikayelerdir. Her toplumun kendine özgü bir mitoloji maceraları vardır. Ve temsil ettiği topluluğun aynası gibidir. Mitolojiler toplumdan topluma farklılık gösterdiği gibi ortak yanlarda çok bulunmaktadır. Mitolojide geçen öykülerin hepsi hayal ürünü değildir. Birçok mitolojide geçen tufan olayı, yapılan kazı ve araştırmalar sonuçu gerçek olduğu ispatlanmıştır. Mitolojilerin en güzeli olarak olarak kabul edilen klasik mitoloji ( Greek mitoloji ) deki öykülerin tamamına yakın bir bölümü ya Anadolu da geçmektedir, yada anadolu ile ilintilidir. Mitoloji Tanımı İçin Söylenenler: Carl Gustave Jung’a göre, “Kendi içsel görümüze göre ne olduğumuz ancak mitos aracılığıyla ifade edilebilir. Mitos bilimden daha bireyseldir ve yaşamı ondan daha kesin biçimde ifade eder Murry Hope’ye göre, Gerçekte tüm mitler gerçeğin bir parçasını içerirler. Kimi yetkelerin salt mitolojisi saydığı Oera Linda Kitabı, Tufan öncesi ve sonrasındaki kadim Frisya halklarının tarihini aktarmaktadır. (Atlantis Efsane mi Yoksa Gerçek mi? sf. 38,39) Brockhaus adlı Alman ansiklopedisine göre, “Tarihde adı geçmeyen, artık unutulmuş büyük kahramanlara ait efsaneler, mitolojinin kadrosuna girer" (Prof. Dr. B. Ögel. Türk Mitolojisi Cilt 1. sf. 5 ). E. A. Gardner’e göre, Mitoloji, ”Tabiat varlıkları ile olaylarına, kişilik verme sureti ile anlatma şeklidir (Prof. Dr. B. Ögel. Türk Mitolojisi Cilt 1. sf. 5 ). Prof. Dr. B. Ögel’e göre, “Efsanelerin kendilerine Mythus veya Mythe denir. Mitoloji ise bu efsaneleri inceleyen bir ilim koludur. Mitoloji araştırmaları, din tarihi incelemeleri ile de yakından ilgilidir. Fakat mitoloji, yalnızca bir din tarihi de değildir. Mitoloji, insanlığın ruh aleminin sembollerle ifade edilmiş bir aynasıdır. (Prof. Dr. B. Ögel. Türk Mitolojisi Cilt 1. sf. 5,6 ve19) Ayça Akgüner’e göre Mitoloji, “Efsane Bilimi”dir. Yani ilkel insanların ve insanüstü varlıkların başından geçen masalsı olayların incelenip anlatılmasıdır. Eski çağlarda yaşamış olan insanların doğa olaylarına, sosyal ilişkilerine, dini inançlarına bakış açılarının yorumlanmasıdır. Her ulusun, her ülkenin tarihi; çeşitli efsaneleri, destanları, kahramanlık öykülerini, inanç sistemini tanrılarını, insanlarını, masallarını, söylencelerini barındırır.” Yukarıdaki alıntılarda mitolojinin ne olduğu çok iyi bir şekilde ifade edilmiştir. Çünkü mitoloji, doğa üzerine işlenmiş olan prototipler’in (İlk Örnekler) harici kısmının hayâllerde canlandırılarak (veya onları canlı görerek) anlatılma şeklidir. Bir başka deyişle, kadim inisiyecilerin trans halindeyken doğa üzerinde gördükleri resim ve şekilleri, doğa üstü olaylarla süsleyerek anlattıkları hikayelere mitoloji adı verilmiştir. |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
mythologique
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 16-01-2008
Konum: イスタンブル
Mesajlar: 1,849
Rep Gücü: 2809
Rep Puanı : 700370
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Mitoloji mitleri, yani eski çağ uluslarının inandıkları tanrıların, kahramanların, doğaüstü güçlerin hayat ve maceralarından bahseden öykü, masal ve efsaneleri inceleyen bilimdir. Bazılarına göre mitolojik öyküler gök gürlemesi, şimşek çakması gibi doğa olaylarını açıklayamayan bilgisiz insanların bu olayların üstün güçlerden kaynaklandığını düşünerek ortaya çıkardıkları hayal ürünleridir. Bir başka görüşe göre beslenme, avlanma, barınma gibi temel gereksinimlerini karşıladıktan sonra ilk çağ insanı hayatın karanlık noktalarını, bilinmeyen yönlerini merak etmeye başlamış, böylece evrenin ve canlıların yaratılışı ile ilgili efsaneler türetmeye başlamıştı. Üçüncü bir görüş ise mitlerin gerçeğin bir parçasını içerdiğini ve bize tarih öncesi halkların ve unutulmuş kahramanların tarihini aktardıklarını savunmaktadır.
Bu konuda bir çok görüş ortaya atılmıştır. Gerçekte bu mitlerin kimler tarafından, nasıl ve ne zaman doğduğu tam olarak bilinmemektedir. Bilinen gerçek ise mitlerin insanın doğasında var olan tutku ve zaafları, korkuları, inançları yansıttığıdır. Bilinmeyen insanlar tarafından oluşturulan öykü ve efsaneler çeşitli dönemlerden geçerek günümüze kadar ulaşmış, sanatın yararlandığı bir kültür ve ilham kaynağı olmuştur. Mitolojik öyküler sanatın ve edebiyatın kollarına konu olmuş, sanatçı ve yazarlar tarafından işlenmiş, mitolojik karakterler insanların ilgiyle izledikleri filmlere taşınmış, masal kahramanları olarak karşımıza çıkmışlardır. Bizim masal olarak kabul ettiğimiz bu anonim öyküler bir zamanlar insanlar tarafından tartışılmaz gerçekler olarak kabul edilmiştir. İlk çağ insanının gözünde bunlar efsane değildi. Bazı toplumlar için bu öykülerde yer alan tanrıların ve diğer canlıların varlığı tartışılmazdı. Onlara göre tanrılar gerçekte mevcutlardı, birbirleri ile tartışır, savaşır, birbirlerini kıskanır, insanları cezalandırırlardı. Toplumun bu önyargılarına karşı çıkan insanlarsa dışlanır, idam edilir, çeşitli yöntemlerle cezalandırılırlardı. Bununla ilgili günümüze kadar gelmiş örneklerden bir tanesi ünlü yunanlı düşünür Sokrates örneğidir. Sokrates'in insanlarla konuşarak onların düşünce ufuklarını sonsuza kadar derinleştirmesi, böylece insanların kafasına yerleştirilmiş önyargıları değiştirmesi Atina yönetimini rahatsız etmiş ve Sokrates, 'yeni tanrılar icat ettiği, görüş ve tartışmalarıyla, gençleri baştan çıkardığı' gerekçesiyle ölüme mahkum edilmiştir. Zaman içinde gerçeklerin araştırılması zorunlu bir uğraşa dönüşmüş, duygu, düşünce ve eylem yetileri uygarlığı oluşturmuştur. Hayaller, boş inançlar ise bilinçlenen toplumlar için birer masal, öykü niteliğine dönüşmüştür. İnsanlar mitlerden tamamen vazgeçmemiş, onları tarih öncesi toplumların oluşturdukları masallar ve efsaneler olarak kabullenmiş ve bu sürükleyici, ilginç öyküler kitaplara, hikayelere, filmlere, müzik, resim, heykeltıraşlık gibi sanat ve edebiyatın çeşitli kollarına taşınmıştır. Böylece ilkçağ insanının yazgısı günümüz insanının öyküsüne dönüşmüştür. Belirli bir dilde olan bir kitabı okumak için azami alfabeyi bilmemiz lazım. Dünya kültürü ile ilgili bir kitabı okuyabilmemiz için belirli sembollerin ve olayların anlamlarını bilmeliyiz. Antik mitolojinin sembolleri de bu anlamda bizler için birer alfabe oluşturmaktadırlar. Antik karakterler bizi derinden etkilemekle birlikte, sadece yazar ve ressamlar için değil, aynı zamanda astrolojiden tıpa bir çok alanlar için kaynak oluşturmuşlar. Böylece eski mit ve efsanelerde yer alan bilgiler üniversal bir hale gelmiştir.
__________________
![]() |
|
|
|
|
Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz For Advertising contact ressam@gmail.com |