![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
Forum Araçları | Görüntüleme Biçimleri |
|
|
#1 (permalink) | |
|
MeMeNtO MoRi>
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 28-03-2007
Konum: SAAT 6 YÖNÜNDE
Mesajlar: 5,715
Rep Gücü: 5000
Rep Puanı : 5302239
![]() |
2006 yılında verilen Nobel Fizik Ödülü'nü ABD'li bilim adamları John C. Mather ve George F. Smoot aldı. Ödülü alma nedenleri ise Big Bang teorisine olan katkılarıydı.
Bu iki bilim adamı NASA'nın COBE uydusundan gelen verilere dayanarak 1989 yılında yaptıkları ölçümlerde, evrenin doğumundan 380.000 yıl sonraki halini gözlemlemeyi başardılar. Evrenin tarihinde bu kadar geriye gidilmesi o zaman için büyük bir aşamaydı. Ancak bu ödülü daha da anlamlı kılan nokta, teoriye evrensellik niteliği kazandırması ve teoriyle ilgili tartışmalara açıklık getirmesiydi. Big Bang'den önce bilim adamlarının çoğu, sonsuzdan beri var olan bir maddeler bütünüyle karşı karşıya olduklarını sanıyor ve evren için bir 'yaratılış', yani başlangıç olduğunu kesinlikle düşünmüyorlardı. Bunda, hiç kuşkusuz, sahip oldukları materyalist dünya görüşünün etkisi büyüktü. Çünkü evrenin bir başlangıcı olması, Allah tarafından yaratıldığı anlamına geliyordu. Bu da materyalist bilim adamlarının felsefi olarak asla kabul edemedikleri bir şeydi. Nitekim ünlü materyalist Georges Politzer'in ifadeleri bu gerçeğin açık bir göstergesidir: "Yaratılışı kabul edebilmek için, her şeyden önce, evrenin var olmadığı bir anın varlığını, sonra da, hiçlikten (yokluktan) bir şeyin çıkmış olduğunu kabul etmek gerekir. Bu ise bilimin kabul edemeyeceği bir şeydir." İşte şu an bulunduğumuz noktada bilim artık bu seçeneği de masanın üstüne koymak zorunda kaldı. Zira Big Bang'in yaşandığına dair deliller yıllar geçtikçe artıyor. İşte bu delillerin tarihsel sırasına göre en önemlilerini ya da başka bir ifadeyle big bang teorisinin tarihsel seyrini şu şekilde sıralayabiliriz: • 1920'li yıllarda, modern astronominin gelişimiyle birlikte Belçikalı astronom Georges Lemaitre, Einstein'in genel görecelilik kuramına dayanarak evrenin bir başlangıcı olduğunu ve bu başlangıçtan itibaren sürekli genişlediğini öngördü. Ayrıca, bu başlangıç anından arta kalan radyasyonun da günümüzde saptanabileceğini anlamına geldi. • Amerikalı astronom Edwin Hubble kullandığı dev teleskopla gökyüzünü incelerken, yıldızların uzaklıklarına bağlı olarak kızıl renge doğru kayan bir ışık yaydıklarını saptadı. Bilinen fizik kurallarına göre, gözlemin yapıldığı noktaya doğru hareket eden ışıkların tayfı mor yöne doğru, gözlemin yapıldığı noktadan uzaklaşan ışıkların tayfı da kızıl yöne doğru kayar. Hubble, yıldızlar ve galaksilerin yalnızca bizden değil aynı zamanda birbirlerinden de uzaklaştıklarını buldu. Bu durum evrenin genişlediği anlamına geliyordu. • Hubble'ın ortaya koyduğu evrenin genişlediği gerçeği, kısa bir süre sonra yeni bir evren modelini ortaya koydu. Evren genişlediğine göre, zamanda geriye doğru gidildiğinde çok daha küçük bir evren, daha da geriye gittiğimizde "tek bir nokta" ortaya çıkıyordu. Yapılan hesaplamalar, evrenin tüm maddesini içinde barındıran bu "tek nokta"nın, korkunç çekim gücü nedeniyle "sıfır hacme" sahip olacağını gösterdi. Evren, sıfır hacme sahip bu noktanın patlamasıyla ortaya çıkmıştı. Bu patlamaya "Big Bang" (Büyük Patlama) dendi. • Big Bang'in gösterdiği önemli bir gerçek vardı: Sıfır hacim "yokluk" anlamına geldiğine göre, evren "yok" iken "var" hâle gelmişti. Bu ise, evrenin bir başlangıcı olduğu anlamına geliyor ve böylece materyalizmin "evren sonsuzdan beri vardır" varsayımını geçersiz kılıyordu. • 1948 yılında George Gamov, evrenin büyük patlama ile oluşması durumunda, evrende bu patlamadan arta kalan belirli oranda bir radyasyonun olması gerektiğini ortaya attı. Üstelik bu radyasyon evrenin her yanında eşit olmalıydı. • Buna dair kanıtlar kısa zamanda bulundu. 1965 yılında, Arno A. Penzias ve Robert W. Wilson adlı iki araştırmacı radyo teleskoplarındaki kaynağı belirsiz bir gürültüyü gidermeye çalışırlarken sonradan "Kozmik Fon Radyasyonu" adı verilecek olan bir radyasyon keşfettiler. Bu, evrenin tümüne dağılmış bir radyasyondu. Böylece uzun süredir evrenin her yerinden eşit ölçüde alınan ısı dalgasının, Big Bang'in ilk dönemlerinden kalma olduğu ortaya çıktı. • Yazının başında bahsettiğimiz 2006 Nobel Fizik Ödülü'nün sahibi olan bilim adamları Smoot ve Mather, COBE uydusunu uzaya gönderdiler, bu gelişmiş uydu Penzias ve Wilson'un ölçümlerini doğruladı. • Bir diğer önemli delil ise, uzaydaki hidrojen ve helyum gazlarının miktarı oldu. Günümüzde yapılan ölçümlerde anlaşıldı ki, evrendeki Hidrojen-Helyum gazlarının oranı, Big Bang'den arta kalan Hidrojen-Helyum oranının teorik hesaplanmasıyla uyuşuyordu. Eğer evren, bir başlangıcı olmadan, sonsuzdan geliyor olsaydı, evrendeki Hidrojen tamamen yanarak Helyuma dönüşmesi gerekirdi. Onyıllar boyu yapılan astronomik gözlemlerin oluşturduğu testler karşısında sürekli doğrulanma yönünde sonuçlar alınan Big Bang teorisi, evrim teorisi gibi aleyhinde pek çok delilin öne sürüldüğü teorilerin yanında en azından bugün itibariyle çok daha güvenilir ve inandırıcı bir pozisyona sahip görünüyor. Günümüzde astrofizikçilerin büyük çoğunluğu tarafından kabul gören Big Bang, Allah'ın evreni yoktan varettiği gerçeğini destekleyen bir teori olması hasebiyle inançlı insanların da merakla takip ettiği bir teori konumunda. Öyle görünüyor ki, 2006 Nobel Fizik Ödülü'nün Big Bang teorisine katkı sağlayan bilim adamlarına verilmiş olması, bilim dünyasının materyalist doğasının gün geçtikçe zayıflamakta olduğunun bir işareti.
__________________
Haksızlık yapıp tüm insanlarla birlikte olmaktansa, adaletli davranıp tek başına kalmayı tercih ederim... Varlığımın değerini bilmeyenleri yokluğumla ıslah ederim... Türkiye'yi Hem Ağlatan Hem De Güldüren Küçük Elif.... |
|
|
|
|
|
|
#3 (permalink) | |
|
Astsubay Kıdemli Çavuş
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 17-03-2008
Konum: İstanbul
Mesajlar: 146
Rep Gücü: 184
Rep Puanı : 45790
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alıntı:
ama alıntı yaptığım bölümden anlaşılacağı üzere burada Allah'ın varlığı varsayımlar üzerine konuşuluyor, yani bugün itibariyle çok daha güvenilir demek bile bariz varsayımdır, ve varsayımlar Allah'ın varlığını veya yokluğunu ispatlamaz, Allah'ın varlığı veya yokluğu kesin kanıtlar üzerine ispatlanır, kaldı ki Allah'ın varlığını veya yokluğunu kesin olarak ispatlamak imkansızdır |
|
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Yüzbaşı
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 30-07-2007
Konum: Kadıköy/İSTANBUL
Mesajlar: 702
Rep Gücü: 445
Rep Puanı : 110450
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Paylaşım için teşekkürler. Sadece şunu söylemek isterim. Bilimin temel amacı Evrenin Sırrını çözmektir. Yani bilimsel olarak (veya nesnel olarak) Allah'ın varlığını kanıtlamaktır. Bugün uygulamalı bilimler olarak bilinen Mühendislik, Tıp vb konular ise bu temel uğraşın yan ürünleridir ve bunlarda böyle bir amaç öne sürülmez. Burada sorun şu: Şimdi bir şeyin varlığını kanıtlamak için herşeyden önce O şeyin var olduğunun kabul etmek gerekir. Konumuz açısından Allah'ın varlığına inanmak, iman etmek gerekir. Ancak bu işin ikincil bir yanı da var: İnançsız dahi olsanız araştırmanız sonucu ortaya çıkan sonucu "Yaratan" olarak tanımlayabilirsiniz. Yani önceki durumla aynı noktaya gelebilirsiniz. Fakat aynı noktaya gelseniz bile bu aynı noktaya çok farklı zamanlarda ulaşırsınız. İşte asıl fark ta burada. Çünkü sonuçta ismini ne koyarsanız koyun, ulaştığınız gerçek "Yaratandır". Bu noktadan sonra bilimsel araştırma sona erer, herşeyin sonuna ulaşılmış yani "Mutlak Doğru" bulunmuştur. Bu ise salt kuru bilimsel açıdan bilimin sonu demektir. Bundan sonra bir amaç yoktur. Ancak olaya inançlarımızı da katarak yaklaştığımızda, her yeni bilgi bizim inançlarımızı daha da netleştirecektir (unutulmasın ki tersi de olabilir). Ve bu da bir belirsizlik ortamı yaratır, ister istemez, kanıtmıdır, değilmidir diye. Bu nedenle benim görüşüm şudur: Allah inancının bilimsel buluşlarla desteklenmesi fikrini kesinlikle doğru bulmam, hatta çok yanlış bulurum. Çünkü bu bir anlamda inancı sorgulamak demektir. Ama biliyoruz ki, inanç (ve de iman) asla sorgulanmadan "mutlak doğru" olarak kabul edilendir.
Selamlar.
__________________
İYİ OLMAYI İSTİYORSAN ÖNCE KÖTÜ OLDUĞUNU DÜŞÜN EPİKTETUS
ODTÜ ÖĞRENCİLERİNDEN OLI REHN'e ÖZGÜRLÜĞÜ SEVİYORUZ AMA, SALAK DEĞİLİZ!!! |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) | |
|
Yarbay
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 02-04-2006
Mesajlar: 940
Rep Gücü: 430
Rep Puanı : 106198
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Astsubay Kıdemli Çavuş
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 17-03-2008
Konum: İstanbul
Mesajlar: 146
Rep Gücü: 184
Rep Puanı : 45790
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
önceki mesajımda da dediğim gibi Allah vardır veya yoktur demiyorum, ama sadece varsayımlar üzerine konuşup Allah vardır diyen bilim adamlarına karşı ben bunu Allah yoktur aha ispatı diyerek ispatlarım, ama amacım burda Allah'ın yokluğunu ispatlamak değil cümlemin başında da dedim Allah'ın varlığını veya yokluğunu tartışmıyorum benim sorunum bilim adamlarının yaptıklarının saçma olduğunu ispatlamak, benim ispatıma gelince de -ey Allah'ım eğer sen gerçekten var isen masaya iki kere vur, derim masaya vurulmayınca bende bak gördünüz mü size Allahın yokluğunu ispatladım derim, bilim adamlarının saçmalıklarına karşılık benimki çok daha kanıtlayıcı, Allah'ın varlığı veya yokluğu varsayımlarla ispatlanmaz
|
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Teğmen
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 12-05-2007
Mesajlar: 379
Rep Gücü: 61
Rep Puanı : 14712
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
ALLAH bilimle açıklanamaz ispatlananlar insanoğlunun açıkladığı acizane kısımdır bu evren bilimsel temeller üzerine kurulu.kurandada oku kelimesi ilk ayettir.bilim ve sevgi onun varlığına erişmemizi sağlar.inancımızı artırır.insan bunu iç muhasebesi yapar sen ateist bi ailenin çocuğu olsaydın ve o yaşam tarzında yetiştirilmiş olsaydın ve bilim de sana böyle bir gerçek sunsaydı ne yapardın hala inat edip varlığı yok mu diyecektin.yada varlığına bilim bizi ulaştırmaz mı diyecektin.
__________________
PHP Kodu:
|
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 25-08-2005
Konum: Wolf Brothers
Mesajlar: 681
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 135749
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
eger bu kadar gercekligi kaldiramiyorsa kafan o halde gelip cocukca seyler yazma. bu ebediyen kanitlanamayacaktir bunu anlamak bu kadar zor mu ne demisler buna inanmak...aferin sana, ya inanirsin ya inanmazsin bu kadar basitdir.
|
|
|
|
|
Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz For Advertising contact ressam@gmail.com |