ForumNeuro


Geri Git   ForumNeuro > Güncel > Siyasi Partiler > Saadet Partisi
Kayıt S.S.S Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Saadet Partisi SP - Saadet Partisi


Yanıtla
 
Forum Araçları Görüntüleme Biçimleri
Eski 02-03-2008, 14:13   #1 (permalink)
h@sret
Üsteğmen
 
Giriş Tarihi: 04-08-2007
Mesajlar: 606
Rep Gücü: 2379
Rep Puanı : 593855
h@sret Beni kesseler acımazh@sret Beni kesseler acımazh@sret Beni kesseler acımazh@sret Beni kesseler acımazh@sret Beni kesseler acımazh@sret Beni kesseler acımazh@sret Beni kesseler acımazh@sret Beni kesseler acımazh@sret Beni kesseler acımazh@sret Beni kesseler acımazh@sret Beni kesseler acımaz
Varsayılan Kutan'dan önemli açıklamalar

Kutan'dan önemli açıklamalar01.03.2008 Genel Başkanımız Sayın Recai Kutan, İl Başkanları ve İl Müfettişleri toplantısında gündemi değerlendirdi.
Genel Başkanımız Sayın Recai Kutan, İl Başkanları ve İl Müfettişleri toplantısında gündemi değerlendirdi. Sınır Ötesi Kara Harekâtı’ndan, başörtüsü tartışmalarına kadar gündemdeki gelişmelerle ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.



İşte Genel Başkanımızın 1 Mart 2008 tarihli konuşmasının tam metni:



Muhterem GİK Üyelerimiz, İl Başkanlarım, İl Müfettişlerim, Dava Kardeşlerim, Basınımızın değerli temsilcileri..
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Hoş geldiniz..
Sözlerime başlarken toplantımızın; ülkemizin ve mazlum İslam coğrafyasının kurtuluşuna vesile olmasını diliyorum. Cenab-ı Hak’tan ülkemize, İslam âlemine ve tüm insanlığa barış, huzur ve saadet getirmesini niyaz ediyorum. Yine bu vesileyle, Silahlı Kuvvetlerimizin, terör örgütü PKK’ya yönelik olarak gerçekleştirdiği sınır ötesi kara harekâtı sırasında şehit düşen askerlerimize Allah’tan rahmet, aziz milletimize başsağlığı diliyorum.
Olumsuz kış şartlarına rağmen PKK’nın ABD, İsrail ve AB Ülkelerinin desteği ile en gelişmiş, en modern silahlara sahip olmasına rağmen, PKK terör örgütü kamplarına yönelik operasyonu başarıyla gerçekleştirerek, dost-düşman herkese bu konudaki cesaret ve kararlılığımızı gösteren Mehmetçiğimizi kutluyorum.

DEĞERLİ İL BAŞKANLARIM, İL MÜFETTİŞLERİM.
8 Gün süren operasyon dün sürpriz bir şekilde sona erdirildiği belirtilmektedir. Oysa başta sayın başbakan olmak üzere ilgili ve yetkili merciler daha önce yaptıkları açıklamalarda; “Sınır ötesi kara harekâtı’nın hedefe ulaşılana ve PKK terörü tamamen bitirilene kadar süreceğini deklare etmişlerdi.
Bu noktada bazı soruları sizlerle ve kamuoyuyla paylaşmak istiyorum:
1- Operasyonda arzulanan hedefe ulaşılmış mıdır?
2- PKK terör örgütü tamamen bitirilmiş midir?
3- Artık bundan sonra yüreklerimize ateş, ocaklarımıza acı düşüren şehit cenazeleri son bulacak mıdır?
4- Operasyonun sona erdirilmesinden bir gün önce ABD Savunma Bakanı Gates Türkiye’ye gelmiş, askeri ve siyasi yetkililerle görüşmeler yapmış ve bu görüşmelerde “Operasyonun en kısa sürede bitirilmesini” istemiştir. Bir gün sonra da operasyonun bitirildiği açıklanmıştır. Bu zamanlama haklı olarak milletimizin kafasını karıştırmaktadır. Ve şu soru sorulmaktadır; Harekat belirlenen hedefe ulaşıldığı için mi yoksa ABD istediği için mi sona erdirilmiştir?
Milletimizin bu soruların cevabını bilmeye hakkı vardır.

AZİZ KARDEŞLERİM.
Maalesef yıllardan beri ülkemiz üzerinde oynanan en alçakça oyunlardan biri, terör belası oldu. Ülkemiz üzerindeki Sevr planlarından hiçbir zaman vazgeçmeyen emperyalist güçler, sık sık bu oyunu sahneye koydu. Taşeron PKK terör örgütü eliyle ülkemizi istikrarsızlaştırmaya, milletimiz arasına nifak tohumları ekmeye çalıştı. Binlerce yavrumuzu PKK terörüne kurban verdik. Yüreklerimize ateş, ocaklarımıza hüzün düştü. Bu ülkenin kalkınması, bu milletin refahı için harcanabilecek milyarlarca dolar, terör belası yüzünden heba oldu.
Bugün terörle anılan bölgede, 9 yıl süreyle görev yaptım. Daha 27 yaşında, Diyarbakır, Urfa, Siirt, Bitlis, Muş, Van ve Hakkari illerini içine alan DSİ Diyarbakır 10 Bölge Müdürü olmuştum. Türkiye’nin sulama ve hidroelektrik enerji üretiminde en büyük potansiyeline sahip, “Fırat ve Dicle Nehir Havzalarının Planlama Amirliği”ni kurduk, Böylece şu anda Türkiye’nin en büyük projesi olan GAP o dönemde ele alındı. Fırat ve Dicle Nehir havzalarında bulunan komşu DSİ Bölge Müdürlüklerindeki, illerin de ilavesiyle, Diyarbakır, Urfa, Gaziantep, Mardin, Siirt, Bitlis, Elazığ, Tunceli, Malatya, Adıyaman, Erzincan, Erzurum, Ağrı, Bingöl’de, yani bütün Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da 1970 yılına kadar, Planlama Amiri Fehim Adak kardeşim ve teknik kadromla, köy köy, mezra mezra dolaştık.
Bu planlama çalışmaları sırasında, bölgede tek bir anarşi ve terör olayına rastlamadık. Çoğu yaya ve hayvan sırtında yaptığımız bu çalışmalarda, bölge halkından sadece yardım gördük. İçimizde de hiçbir zaman, en ufak bir endişe ve korku olmadı.
Şimdi Soruyorum, 1970 e kadar huzur ve barış içerisinde olan bu bölgede, nasıl olduda 1980 den sonra terör hortladı. Peki, ne oldu da bugün bu noktaya geldik? Ne oldu da terör belası binlerce cana, milyarlarca dolara mal olmaya başladı?
Bu sorunun cevabı Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı büyük oyunun cevabıdır. O günlerde şahit olduğum bir olayı paylaşarak bu soruya cevap vermek istiyorum.
Mardin’in İdil kazasına gitmiştim. Suyu, yolu hiçbir şeyi olmayan bir kaza. Affınıza sığınarak, hayvanlarla, insanlar aynı göletten su içiyor. Türkiye’nin memur gönderemediği bir yer. Baktım iki tane “Bomboz” insan. Biri kadın biri erkek. Kaymakam’a sordum; “Bunlar kim?” diye. “Amerikalılar” dedi. Amerika’dan gelmişler. Barış Gönüllüleriymiş! Oysa ortada savaş falan yok. İnsanlar bin yıldır orada huzur, barış ve kardeşlik içinde yaşıyorlar.
Savaş olmayan yerde barış gönüllülerinin ne işi var?
Kaymakam’a “Ne yapıyorlar burada?” diye sordum. Erkek olanı mezra mezra dolaşıp köylülere sözde tarım teknikleri öğretiyormuş. Kadın olanı da İngilizce hocası Barış Gönüllüleri projesi Kennedy tarafından hazırlandı. Türkiye ile 1962 yılında yapılan ikili anlaşma ile, Türkiye’ye 1962 – 1972 yılları arasında 10 yılda 1585 Barış Gönüllüsü gönderildi.
Meslekleri çoğunlukla antropolog, dil bilimci ve tarihçi olan gönüllüler, 27 ay süreyle görev yapmaktaydılar. Sonradan yazılan kitaplar, yapılan araştırmalar ve bazı barış gönüllülerinin itirafları, bunların aslında ne yaptıklarını net bir şekilde ortaya koydu. O bölgenin tabiri caizse sosyal haritasını çıkardılar. Bölgedeki hassasiyetleri, etnik ve mezhep ihtilafları, anlaşmazlıkları tek tek tespit edip raporladılar.


Değerli Arkadaşlarım:
Kuzey Iraktaki terörist yapılanmanın diğer bir dayanağı da “Çekiç Güç” tür. Amerika ve yandaşlarının “Birinci Körfez Harekatı”nın ardından, Çekiç Güç 1991 tarihinde, Bakanlar Kurulunun bir kararı ile, Türk topraklarında konuşlandırıldı. Saddam’a 36 paralel’in kuzeyine geçme yasağı kondu. Çekiç Güç bölgede bir otorite boşluğu oluşturdu ve bu boşluk PKK’lılar ve peşmergeler tarafından dolduruldu. O günkü yönetimler ABD ve İsrail’in Çekiç Güç vasıtasıyla oynadığı oyunu iyi okuyamadılar.
Bugün başımıza sarılan terör belasının kökü taa o yıllara, yönetimlerin gafletine dayanmaktadır.
Peki bunu niye anlattım?
Dostumuzu-düşmanımızı iyi bilelim diye anlattım. Elbette ülkemizin terör belasından kurtulması en büyük arzumuzdur. Ama sorunu bütün yönleriyle ortaya koymazsak, bütün yönleriyle ele almazsak geçmişteki 25 yılımızı kaybettiğimiz gibi gelecek 25 yılımızı da kaybedebiliriz.
Son sınır ötesi operasyonu ABD’nin de desteğini alarak gerçekleştirdiğimiz ifade edilmektedir.
1960’lı yıllarda, barış gönüllüleri eliyle karanlık çalışmalar yapan,
Yıllarca çekiç güç eliyle PKK’nın gelişip büyümesini sağlayan
Ve en yetkili isimlerinde ifade ettiği gibi taşeron PKK örgütüne silah temini sağlayan ABD, İsrail ve AB bugün bu operasyona destek vermektedir. Bu da bizi endişelendirmektedir. Çünkü asla unutulmamalıdır ki ABD’nin verdiği bir desteğin üç temel özelliği vardır:
1-Mutlaka mukabil bir teklif veya taahhüdü içerir..
2-Kendi çıkar ve hedeflerini önceler
3-Kalıcı değil, geçici destektir.
En basit bir konjonktürel değişiklikte bu destek kesilebilir veya tam tersi bir tutumla karşı karşıya kalabiliriz. ABD veya AB ülkelerinin gerektiğinde bu konuda çok rahat saf değiştirebilecekleri asla unutulmamalıdır.
Bir kere daha huzurlarınızda açıkça ifade etmek istiyorum. Biz bu ülkede barış ve güvenliğimizi ancak kendi yerli ve milli değerlerimizi harekete geçirerek kalıcı kılabiliriz. Bu da ancak Milli Görüş zihniyetiyle gerçekleşebilir.

DEĞERLİ İL BAŞKANLARIM, DAVA KARDEŞLERİM.
Terörle mücadelede arzulanan hedefe ulaşılması, güvenlik güçlerinin kazandığı başarının, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi tedbirlerle kalıcı hale getirilmesiyle mümkündür.
Milli Görüş olarak gerek Güneydoğu meselesi, gerekse terör sorununun çözümü noktasında başından beri en samimi gayret ve çaba içerisinde bulunduk. Bu konuda çok ciddi adımlar attık. Terörün yükseliş ve düşüş trendine baktığınızda Refah yol iktidarı döneminde en düşük seviyesine ulaştığını görürsünüz.
Bugün bir çok askeri ve siyasi yetkili PKK terörünün Çekiç Güç şemsiyesi altında gelişip büyüdüğünü, en büyük desteği Çekiç Güç’ten gördüğünü ifade etmektedir. Oysa Milli Görüş olarak biz en başından beri Çekiç Güç’e karşı çıktık. Çekiç Güç’ün Türkiye’de konuşlandırılmasına karşı en büyük mücadeleyi verdik. Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Başbakan olduğu Refahyol Hükümeti döneminde ilk iş olarak Çekiç Güç’ün yetkilerini sınırlandırıp, yapısını değiştirip Keşif Gücü haline getirdik. Elbette bununla yetinmedik. Ekonomik ve sosyal adımları devreye soktuk.
“Doğu ve Güneydoğu Anadolu Kalkınma Hamlesi” ni başlattık. Bu proje ile Güneydoğuda 9, Doğu Anadolu'da 14 il olmak üzere toplam 23 ili kalkınma bölgesi olarak tespit ettik..24 Mart 1997 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan icra planı çerçevesinde başlatılan çalışmalar üzülerek ifade edeyim ki daha sonraki hükümetlerce rafa kaldırılmıştır.
Maalesef bu çok önemli ve samimi gayretler 28 Şubat antidemokratik süreciyle akamete uğratılmıştır. Eğer bu adımlar daha sonraki hükümetlerce de aynen uygulanmaya devam edilmiş olsaydı bugün sorun büyük çapta çözüme kavuşturulmuş olacaktı. Bugün Kara harekatına gerek kalmayacaktı. Şehit cenazeleriyle yüreklerimiz yanmayacaktı. Keşke bu samimi çalışmalar devam ettirilseydi. Keşke bugün şehit cenazelerindeki acı feryatlar yerine, o fidan boylu gençlerimizin düğün törenlerindeki mutluluk naralarını duysaydık. Keşke top tüfek dumanları yerine, fabrika bacalarının dumanını görseydik. Keşke birbirimize yumruk sıkacağımıza, kol kola, omuz omuza halay çekseydik.
Elbette keşke deyip oturamayız. Çünkü Biz Milli Görüş’üz. Küsmeyiz kırılmayız. Bu toprakların aslı biziz, sahibi biziz. Bu yüzden aynı samimi çabalarımızı sürdürüyoruz.
Bu çerçevede, Partimiz; Güneydoğu Kalkındırma ve Güçlendirme Komisyonu adıyla bir komisyon kurmuştur. Bu komisyon geçmiş dönemde milletvekilliği, belediye başkanlığı yapmış siyasetçiler ile konunun uzmanı bürokrat ve araştırmacılardan oluşmaktadır.
Komisyon uzun zamandır bölgede gerçekleştirdiği toplantı, ziyaret ve araştırmalar sonucunda bir çözüm paketi hazırlamıştır. En son hazırlanan rapor şu an başkanlık divanının gündemindedir. En kısa zamanda çözüm önerilerimizi aziz milletimizle paylaşacağız.
Ümit ve temennim odur ki; başta hükümet olmak üzere bu sorunun çözümü konusunda görev ve sorumluluk üstlenmiş tüm resmi ve sivil kuruluşlar, Saadet Partisinin büyük bir samimiyet ile hazırlamış olduğu bu çalışmadan yararlanır.

DEĞERLİ İL BAŞKANLARIM İL MÜFETTİŞLERİM
Milletimiz, ne olursa olsun emperyalist ülkelerin üzerimizde oynadığı en alçakça tezgahlardan biri olan Türk- Kürt kardeşliğini bozma oyununa düşmemelidir.
*Türk-Kürt kardeşliğinin bu topraklarda yeni yeşermeye başlamış bir filiz değil, kökü 1000 yıllık din, tarih ve kültür birliğine dayanan ulu bir çınar olduğu unutulmamalıdır. Çanakkale’de, Sarıkamış’ta, İstiklal Savaşında Türk’üyle, Kürdü’üyle, aynı vatan, aynı ideal, aynı din için can verdiğimiz asla aklımızdan çıkarılmamalıdır.
*Bu vesileyle bütün Türk ve Kürt kardeşlerimize bir kez daha çağrıda bulunuyorum. Gün her zamankinden fazla birlik olma günüdür. El ele, omuz omuza verme günüdür. Hepimiz kardeşiz. Bu kardeşliği kimsenin bozmasına izin vermemeliyiz.

DEĞERLİ İL BAŞKANLARIM AZİZ KARDEŞLERİM
Maalesef tıpkı terörle mücadele de olduğu gibi, en temel insan hakkı olan başörtüsü konusunda da, haklı ve samimi uyarılarımıza kulak tıkayanlar, ülkemizi bu konuda da yeni bir kaosun içine sürüklemişlerdir.
Her fırsatta defalarca AKP’yi uyardık. Başbakan’a, Meclis’te grubu bulunan tüm siyasi partilere mektup gönderdik.
“Büyük bir hata yapıyorsunuz” dedik.
“Sorunu çözmek yerine, daha da karmaşıklaştırıyor, daha da derinleştiriyorsunuz” dedik.
“Bu yaptığınız çözüm değil kaos getirir” dedik.
Keşke haksız çıksaydık. Keşke onların dediği gibi olsaydı. Keşke biz yanılmış olsaydık.
Ama şimdi tablo ortada. Üniversite kapılarında yine kaos var. Sabah başörtülü öğrenciyi alan üniversiteler, öğleden sonra “hayır giremezsin” diyor. Yine keyfi uygulamalar var. Birkaç üniversite dışında genç kızlarımız aynı zorba uygulamaların muhatabı olmaya devam ediyor.
Niye? Çünkü uyarılarımıza kulak asmadınız. Muhalefet yapıyorlar deyip geçtiniz.
Eğer yaptığımız açıklamaları samimi olarak dinleyip, size gönderdiğimiz mektupları dikkatlice okusaydınız bugün milletimizin vicdanını kanatmaya devam eden bu uygulamalara kimse cesaret edemezdi.
Peki biz ısrarla ne demiştik?
“Gerçekten samimiyseniz gelin Anayasa’nın din ve vicdan hürriyetini düzenleyen 24’üncü maddesini düzenleyin” demiştik.
Çok zor bir şey değildi. 24. maddeye sadece ‘Hiç kimse dini inancından veya dini inancına uygun kılık ve kıyafetinden dolayı, anayasa’nın belirlediği haller dışında, anayasa’nın teminatı altında bulunan bir haktan hiçbir sebep ve amaçla mahrum edilemez’ hükmünü ekleyecektiniz.
Yapmadınız. Yapsaydınız, keyfi uygulamayı sürdürenlerin hiçbir bahanesi kalmayacaktı. Anayasa bu kadar net bir şekilde önlerinde dururken, “Efendim İlla kanun gerekir” diye tutturamayacaklardı. Zorbalıklarına yeni kılıflar bulamayacaklardı.
Başka ne dedik? “Yarım çözüm-çözüm değildir” dedik. “Bu bir inanç özgürlüğüdür. İnancın şartı, şerhi, pazarlığı olmaz” dedik. Ama tam tersini yaptınız. İslam’ın bir emrini, inancın bir gereğini pazarlık konusu yaptınız. “Üniversite’de getirebilirsin, ama kamuda getiremezsin. Öğrenciysen örtebilirsin ama öğretmen olunca örtemezsin. Hizmet alırken getirebilirsin ama hizmet verirken getiremezsin.” diyerek dünyanın hiçbir yerinden görülmeyecek büyük bir garabete imza attınız.
Bunları yapsaydınız daha mı çok tepki alacaktınız? Hayır. Emin olun bu irtica yaygarası yapanların sesi yine bu kadar çıkacaktı. Yine bu kadar feveran edeceklerdi. Ama o cesaret ve kararlılığı gösteremediniz. Zorbalara, dayatmacılara, baskılara boyun eğdiniz.
Milletimizi bir kez daha hayal kırıklığına uğrattınız.
Yine çağrıda bulunuyoruz. Geç kalmış değilsiniz. Avrupa Birliği’nin talepleri söz konusu olduğunda gösterdiğiniz cesaret ve kararlılığı, milletimizin beklentileri konusunda da gösterin. Gelin din ve vicdan hürriyetinin önündeki tüm engelleri hiçbir sınırlama koymadan kaldırın. Milletimiz sizden bunu bekliyor.

Bu arada huzurlarınızda, bu sözde yarım çözümü bile kabul etmeyen CHP’ye, haksız ve zorba uygulamayı sürdürmekte ısrar eden rektörlere de seslenmek istiyorum.
Milletin değerlerine karşı mücadele etmekten vazgeçin. Ülkemiz üzerinde tarihin en sinsi oyunları oynanırken sahte irtica yaygaralarıyla ortalığı bulandırmayın. Başörtüsü bekçiliği değil, ülkemizi aydınlık yarınlara taşıyacak bilimsel çalışmaların öncülüğünü yapın. Kimse milletimizin haklı talepleri karşısında duramaz. Ve zulüm asla ilelebet payidar olamaz.

AZİZ KARDEŞLERİM DEĞERLİ DAVA ARKADAŞLARIM
AKP iktidarının yanlış uygulama ve icraatları, buna karşılık sözde laikçilerin feveranları, maalesef milletimizin gerçek gündemini konuşmamıza fırsat vermemektedir. Oysa milletimizin gerçek gündemi işsizliktir, açlıktır, hayat pahalılığıdır. Tarihin hiçbir döneminde görülmemiş ekonomik sıkıntılar her geçen gün büyümektedir.
Daha bu hafta ülkemizin en büyük işçi örgütü olan Türk-İş’in yaptığı hesaplamaya göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı yaklaşık 715 YTL’ye yükseldi.
Peki bu ülkede asgari ücret ne kadar? 435 YTL. Açlık sınırı 715 YTL ama AKP iktidarının çalışana layık gördüğü asgari ücret 435 YTL. Peki, bu ülkede kaç insan asgari ücretle çalışıyor? Devletin Resmi rakamlarından söylüyorum, tam 3 milyon 42 bin kişi. Yani bu ülkede 3 Milyon 42 bin aile açlık sınırının altında yaşıyor. Buna kayıtdışı çalışanları, maaşı 715 YTL’nin altında olan emeklileri, memurları eklediğiniz zaman, nerdeyse 10 milyon kişi açlık sınırının altında yaşıyor. Ama sayın Başbakan’a göre her şey güllük gülistanlık. Ekonomide rekorlar kırıyoruz.

DEĞERLİ İL BAŞKANLARIM
Rekor kırdığımız doğru..
Dünyada en yüksek faizi Türkiye ödüyor. 222,5 milyar YTL lik 2008 bütçesinin 56 milyar YTL si faize ayrılmış durumda. Faizcilere her hafta bir milyar dolar ödeniyor. 5 yıllık iktidar döneminizde faizcilere 184 milyar dolar ödediniz.
Toplam iç ve dış borç 450 milyar doları aştı.
İhracat 106 milyar dolarla bir patlama yaptı diye öğünüyorsunuz. Ama ithalatın 170 milyar doları aştığından, dış ticaret açığının 64 milyar dolara ulaştığından hiç bahsetmiyorsunuz.
Açlık sınırı 715 YTL iken 419 YTL asgari ücreti bir simit parası kadar artırarak 435 YTL yaptınız.
Çiftçi, esnaf, memur, işçi, emekli, IMF ye teslim ettiğiniz adaletsiz ekonomik politikalar yüzünden kan ağlamaktadır.
Buna rağmen Başbakanı tutabilene aşk olsun. Coştukça coşuyor. Hatta diyor ki; “Kişi başına düşen gelir 7 bin dolara yaklaşıyor”
Başbakanın bu hesabıyla dört kişilik bir ailenin cebine 28 bin dolar girmesi gerekiyor.
Ama verdiği asgari ücret 435 YTL.
Peki o zaman nereye gidiyor bu dolarlar!! Milletimiz niye görmüyor bu 7 bin dolarlık geliri. Başbakan’ın dediğine inanırsak, bu dolarlar yemekle bitmez. Milletimizin kebapçılardan çıkmaması lazım.
Oysa simit alamıyor simit… Sen neden bahsediyorsun. Dalga mı geçiyorsun!
Başbakan’ın söylemediğini ben söyleyeyim. Bu dolarlar nereye gidiyor ben söyleyeyim? Faizciye, rantiyeciye, paradan para kazananlara, yabancı spekülatörlere… Onlara gidiyor.
Bu yüzden rantiye her geçen gün semirip büyürken, halk fakirleşiyor. Açlık ve işsizlikle boğuşuyor.
Sadece bir örnek vererek sözlerimin sonuna geliyorum.
Yine devletin resmi bir kurumu olan TÜİK’in açıkladığı son verilere göre işsizlik yüzde 9,6’dan 10,1’e çıkmış. İşsizlik artışında dünya ikincisi olmuşuz. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneğinin yaptırdığı bir araştırmaya göre, geçen yıl sadece hazır giyim sektöründe 2.706 firma, son üç yılda ise 4.600 firma kapanmıştır. Eğer acilen tedbir alınmaz ise, bir milyonu aşkın kişininde bu sektörde işsiz kalacakları uyarısı yapılmaktadır.
Bu sayıda firmanın kapanmış olması, ekonomimizdeki ciddi bir çöküşü işaret etmektedir. Milletin yüzde 99’unu temsil eden memura, işçiye, emekliye yüzde 2 maaş artışı verilirken, aynı dönemde bankaların karı yüzde 31 artmış. Türkiye’de gelir dağılımı o kadar bozulmuş ki, Türkiye’nin toplam zenginliğinin yüzde 40’ı, nüfusun on binde birine ait.
İşte halkımızın gerçek gündemi olan işsizliği, açlığı, pahalılığı konuşmamız gerekirken, çiftçinin, esnafın sorunlarını tartışmamız gerekirken aylardır bir kayıkçı kavgasının esiri olduk. İrtica yaygaralarıyla, laiklik kavgalarıyla koskoca bir milletin enerjisi heba ediliyor.
Dünya yeniden şekillendiriliyor. Haritalar yeniden çiziliyor. İslam Coğrafyası kan ağlıyor. En sinsi oyunlar, en hain kuşatmalar bir bir devreye sokuluyor. Küresel sermaye ülkemizin en stratejik kuruluşlarını özelleştirme adı altında ele geçiriyor. Ama böylesine tarihi bir süreçte, milletimiz kayıkçı kavgalarıyla meşgul ediliyor.
DEĞERLİ DAVA KARDEŞLERİM.
Elbette sevindirici şeylerde var bu ülkede. Bir süredir gerçekleştirdiğimiz milli hamle programlarımızda sahit olduğumuz coşku, inanç ve kararlılık bunların başında geliyor.
En son Kocaeli ve Antalya’da bu programları gerçekleştirdik. Hepsi birbirinden muhteşem hepsi birbirinden coşkuluydu. İnşallah yarın da İstanbul’da olacağız.
İstanbul’da, Bursa’da, Eskişehir’de, İzmir’de, Sakarya’da, Kocaeli’nde, Antalya’da olduğu gibi yüreği Filistin için çarpanlarla bir arada olacağız. Washington severlere inat “Biz Gazze’yiz” diye haykıranlarla kucaklaşacağız. Savaş değil barış, sömürü değil adalet, zillet değil izzet için çalışanlarla buluşacağız. Bir kez daha, 600 yıl dünyaya huzur ve barış götüren bir ecdadın Başkentinden “Bu böyle gitmez” diye haykıracağız.
Mazlumlara umut, zalimlere korku salacağız!

DAVA KARDEŞLERİM.
Tablo ortadadır. Bundan önce olduğu gibi bundan sonrada umut sizlersiniz, Milli Görüştür. Kırılanı onarmak, döküleni toplamak yine bize düşecek. Bu yüzden inancımızı, kararlılığımızı asla yitirmedik yitirmeyeceğiz. Evet: haksızlığa uğradık. Hapse atıldık. Partilerimiz kapatıldı, Üzerimize tanklar sürüldü. Yasaklar getirildi. Engeller çıkarıldı. Kan kustuk ama kızılcık şerbeti dedik. Bu millete sevgimizden, bu topraklara bağlılığımızdan dolayı öfkemizi içimize attık.
Çünkü bu milletin aslı biziz… Tarihi, inancı, değeri biziz. Bize küsmek yakışmaz. Bize yorulmak yakışmaz. Yine koşturacağız, kapı kapı dolaşıp gerçekleri anlatacağız. Bugün değilse yarın, gelip yine bıraktığımız yerden başlayacağız.
Çünkü başka çare yoktur.
Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi muhabbetle kucaklıyorum.
Allah bu hak yolda hepimizin yar ve yardımcısı olsun.
Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.
Allah’a emanet olun.


__________________
SESSİZ GEMİ

Artık demir alma günü gelmişse zamandan,
Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,
Bîçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayâtın ne de son mâtemidir bu!
Dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.
h@sret is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 17-05-2008, 20:28   #2 (permalink)
eğitimci
Tuğgeneral
 
Giriş Tarihi: 29-05-2007
Mesajlar: 1,527
Rep Gücü: 2261
Rep Puanı : 563318
eğitimci Beni kesseler acımazeğitimci Beni kesseler acımazeğitimci Beni kesseler acımazeğitimci Beni kesseler acımazeğitimci Beni kesseler acımazeğitimci Beni kesseler acımazeğitimci Beni kesseler acımazeğitimci Beni kesseler acımazeğitimci Beni kesseler acımazeğitimci Beni kesseler acımazeğitimci Beni kesseler acımaz
Varsayılan

Bu Kutan'ı çok seviyorum nedense. Benim kayıpedere çok benziyor onun için mi acaba? Konuşmaları da çok hoşuma gidiyor. İyi adam vesselam!
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, diğer her şeyi de Atatürk'e..."
Daniel Dumoulin
eğitimci is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Forum Araçları
Görüntüleme Biçimleri

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Saat 01:15.

Porno

Powered by vB 3.6.7
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by 3.0.0
Tercüme Eden: ReSSaM

Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz

For Advertising contact ressam@gmail.com




Forum
porno sex haber dizi izle dizi
1 2 4 5 6 7 8 10 11 12 13 14 15 16 22 23 24 25 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 44 45 46 47 48 50 51 52 53 54 59 66 70 77 78 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 94 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 113 114 115 116 119 120 124 125 126 127 128 130 131 132 133 134 135 136 137 138 140 141 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 159 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 240 249 250 251 253 256 257 260 267 268 269 270 272 273 274 275 277 278 279 280 281 283 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 306 307 309 310 312 313 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 346 347 348 349 351 352 353 354 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 369 370 371 372 373 374 402 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490