![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-05-2005
Konum: İstanbul
Mesajlar: 481
Rep Gücü: 17
Rep Puanı : 3058
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Havalar ısınıyor mantara dikkat!
Deniz ve havuz mevsiminin yaklaşmasıyla uzmanlar tırnak ve ayak mantarı enfeksiyonlarına karşı uyarıyor Avcılar Hayat Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Dr. Vahit Mülteci 'Pişikler, ayakkabı vurması, su, deterjan, sentetik giysi ve çoraplara bağlı tahrişler de ayaklarda mantar gelişmesine zemin hazırlar' diyor. Mantarlar üremek için sıcağa ve neme ihtiyaç duyuyor. Tırnak mantarı genellikle basit bir yaralanma ile başlıyor. Örneğin, el ve ayak tırnaklarının kırılması, tırnakların çok kısa kesilmesi, dar ayakkabıların tırnağı sıkıştırması gibi. Yaralanan tırnağa mantarın yerleşmesi daha kolay oluyor. AYAKLAR TERLEMESİN Mantarı önlemek için, sentetik ya da yün çoraplar yerine yüzde yüz pamuklu çoraplar giyin, sık değiştirin. Ayakkabı, terlik, havlu ve bornozlarınızı ortak kullanmayın. Ortak kullanılan duş, soyunma odalarında çıplak ayakla dolaşmayın. |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-05-2005
Konum: İstanbul
Mesajlar: 481
Rep Gücü: 17
Rep Puanı : 3058
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Tansiyonun eskiden 'normal' kabul edilen değerleri artık yüksek bulunuyor
Uzmanlar uyarıyor: Hipertansiyonun anayasası değişti. Geçtiğimiz yıla kadar tansiyonlarının normal değerlerde olduğu düşünülen kişilerin, artık kalp hastalıklarına iki kat daha fazla yakalanma riski taşıdığı biliniyor. Bu kişilere düzenli ilaç tedavisi uygulanıyor 45 yaş üzerindeki her iki kişiden birinde yüksek tansiyon var. 30-35 yaş civarında ve şişman olanların yüzde 26'sında da yüksek tansiyon sorunu yaşanıyor. Dünyada en sık rastlanan sağlık sorunlarından biri olan yüksek tansiyona karşı kendinizin doktoru olabilirsiniz. Yüksek tansiyonun olumsuz etkilerinden korunmanın yollarını uzman doktorlar anlatıyor. Hipertansiyon konusundaki tüm bilinenler yeni araştırmalarla değişti. Belki de yeni verilere göre hemen tedavi altına alınmanız gerekiyor. Ama korkmayın; doktorlar yüksek tansiyonu ilaç gibi etkileyen diyet listeleri veriyor. Hayatınızda yapacağınız küçük değişikliklerle yüksek tansiyondan korunma yolları bu yazı dizinde... Yüksek tansiyon (hipertensiyon) ülkemizde oldukça sık görülen sağlık sorunlarının başında geliyor. Tedavi edilmediğinde çok ciddi sağlık sorunları ve hatta ölüm anlamına gelebilen yüksek tansiyon hakkında, Kardiyoloji Rehabilitasyon Merkezi Başkanı Doç. Dr. Çavlan Çiftçi ile görüştük... * Normal tansiyon değerleri nedir? Hipertansiyonun tanımı değişti. JNC (Joint National Commitee) Amerika ve Avrupa'da çıkan çeşitli çalışmaların sonuçlarına göre, her yıl ya da iki yılda bir yeni bir rapor hazırlar. Yedinci rapor geçtiğimiz yıl açıklandı. Biz artık normal tansiyonu 120/80'in altı olarak kabul ediyoruz. 130/80 olan hipertansiyon sınırı artık eskidi. Hatta, 120-139 büyük tansiyon için, küçük tansiyon için ise, 80-89 eskiden normal kabul edilirdi. Artık bu grubu normal kabul etmiyoruz. Bu gruba 'prehipertansiyon' adını veriyoruz. Prehipertansiyon hastaları kalp hastalıklarının gelişimi için normal tansiyona sahip olanlara göre iki kat fazla risk taşıyor. Dolayısıyla, bu grubu izlenmesi gereken kitle içine alıyoruz. Bu grupta özellikle eşlik eden diyabet (şeker hastalığı), böbrek yetersizliği, kroner kalp hastalığı, kalp yetersizliği gibi bir risk faktörü varsa, o zaman bu prehipertansiyon içinde bulunan kişileri tedavi etmeye başlıyoruz. İlaç kullanmalarını öneriyoruz. Fakat bunlara eşlik eden bir risk faktörü yoksa, sadece tansiyon değeri yüksek olduğu için bu gruba giriyorsa, bu kişilere ilaç başlatmıyoruz, yalnızca yaşam şekillerini değiştirmelerini öneriyoruz. * Yaşam şeklini değiştirerek, tansiyon normale döndürülebilir mi? En başta kilo vermek gerekli. 10 kilo kaybı, tansiyonda 5-20 milim düşüklüğe neden oluyor. Diyette tuz kısıtlamasını öneriyoruz. Günlük tuz kullanımının 2.4 gramdan az olması gerekiyor. Bu, kişinin sofradaki ekstra tuzu kaldırması anlamına geliyor. Konserveye veda etmek gerekiyor. Ayrıca sebze, meyve, az yağlı yemeklerden oluşan düşük kalorili bir diyet öneriyoruz. Fiziksel aktivite mutlaka artırılmalı, alkol kullanımı ise azaltılmalı. KÜÇÜK TANSİYON İHMALE GELMEZ * Tansiyon yaşa bağlı olarak yükselir mi? Yüksek tansiyon görülme oranı ilerleyen yaşla birlikte artar. Buna karşın tansiyon yüksekliği genellikle ilk olarak 35-50 yaşlarında saptanır. 50 yaşın altındaki grup ele alındığında erkeklerde daha sık görülür. 50-55 yaş grubunda görülme sıklığı eşitlenir. 55 yaşından sonra ise, kadınlarda görülme sıklığı daha fazladır. Yüksek tansiyonlu kişilerin yaklaşık yüzde 60'ında, ailede de tansiyon yüksekliği söz konusudur. Şişmanların yaklaşık yüzde 55'inde yüksek tansiyon görülür. Şeker hastalarında da yüksek tansiyona çok sık rastlanır. * Önemli olan büyük tansiyon mu? Büyük tansiyon 120, küçük tansiyon ise 80 milimden küçük olmalı. Büyük tansiyon daha önemli olmakla birlikte, küçük tansiyon da çok önemlidir, asla ihmal edilmemelidir. * Kan basıncını ölçmek için hangi aletleri tercih ediyorsunuz? Manometreli tansiyon aletleri daha pratiktir. Hastalar evlerinde manometreli tansiyon aletlerini kullanabilecekleri gibi, daha pratik olan bilekten ya da koldan ölçüm yapan elektronik aletlerden de faydalanabilir. Fakat bunların ayarlarını çok sık kontrol ettirmek gerekli. Bir-iki yıl içinde bozulabiliyorlar. Bu da yanlış ölçüme neden olur. Bu aletler titreşime dayalı ölçüm yapan aletlerdir, çok güvenilir değildir. * Tansiyon ölçümü ne zaman yapılmalı? Tansiyon hastalarına bir sabah, bir de akşam ölçüm yapılmasını öneriyoruz. 24 saat, hatta 72 saate kadar hastanın üzerinde kalabilen tansiyon holteri de çok önemlidir. Bu cihaz 15 dakikada bir ölçüm yaparak, hafızasına tansiyonu kaydeder. Böylece, kişinin günlük yaşamı içinde uyurken, yürürken, çalışırken tansiyonunun kaç olduğu belirlenir. Bu ölçüm, ilaç kullanma zamanıyla ilgili en sağlıklı dönemin bulunmasını da sağlıyor. Hastalar tansiyonunun normal olduğunu, ancak hekime gelince heyecandan yükseldiğini söyleyebiliyor. Buna 'beyaz önlük hipertansiyonu' diyoruz. Bunu anlamak için de tansiyon holteri yol gösterici oluyor. Prehipertansiyon gruptaki tüm tansiyon hastalarına bu holteri takmayı öneriyoruz. Tansiyon holterinde gece tansiyonu, yani kan basıncı gün içindeki değerlere göre yüzde 10'dan daha fazla düşüyorsa, bu duruma 'dipper', düşmeyenlere ise 'nondipper' deniyor. Tansiyonu düşmeyenler, kalp hastalığı riskine üç kat daha fazla sahip oluyor. 40 YAŞ SONRASI TETİKTE OLMALI * Gizli tansiyon nedir? Kendi kendimize tansiyon hastası olduğumuzu anlayabilir miyiz? Yüksek tansiyon çoğu zaman belirti vermez. Bu sebeple, dikkatli olmakta ve belli aralıklarla ölçüm yaptırmakta fayda vardır. Çünkü kişi tansiyon hastası olduğunu fark etmeden de tansiyonun olumsuz etkilerinden zarar görebilir. 'Benim tansiyonum biraz yüksektir' diye bir şey yoktur. İnsan belki bünye olarak yüksek tansiyona alışabilir ama bu onun zarar görmediği anlamına gelmez. Özellikle ailesinde yüksek tansiyon hikâyesi olanlar, 40 yaşından yaşlılar, şişman kişiler, şeker hastalarının ve gebelerin daha sık aralıklarla ölçüm yaptırmaları çok faydalı olur. Zaman zaman ense kökünde şiddetli, zonklayıcı tarzda baş ağrısı, bulantı-kusma, burun kanaması, uyuşukluk, yorgunluk, endişe, kulak çınlaması, bulanık görme, fazla idrar çıkarma gibi belirtiler hipertansiyon belirtisi olabilir. Bu şikâyetleri olan kişiler tansiyon ölçümü yaptırmalıdır. |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-05-2005
Konum: İstanbul
Mesajlar: 481
Rep Gücü: 17
Rep Puanı : 3058
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
100 dolara genetik ağacınız çıkarılıyor
İnsanlığın genetik haritasını çizme projesinin başındaki Dr. Wells, genetik geçmişini merak eden Türklere yol da gösteriyor. Gerekli olan paketi internetten alın, doku örneğiyle ABD'ye gönderin İnsanlığın genetik kökenini bundan 60 bin yıl önce yaşamış Afrikalı bir Adem ile 150 bin yıl önce yaşamış Afrikalı bir Havva'ya kadar götürebilen ve şimdi o zamandan bu yana gen ağacımızın nasıl dallanıp budaklandığını açıklamaya çalışan ABD'li bilim adamı Dr. Spencer Wells, "National Geographic" dergisi ile IBM'in ortak başlattığı 5 yıllık Genografi Projesi'nin başında. Proje dünyanın her yerinden DNA örnekleri toplayarak, insanlığın genetik geçmişini, halkların genetik aidiyet ve akrabalıklarını ortaya koymayı amaçlıyor. Projeyi Milliyet'e anlatan ve dün gazetemizde yayımlanan açıklamasında "Eldeki genetik verilere göre Anadolu'da Orta Asya'dan gelme Türk genleri fazla yayılmadı" diyen Dr. Wells ile söyleşimizin 2. bölümü şöyle: 'Bilimin Adem'i yaşlı' YASEMİN ÇONGAR: Genetik biliminin bulduğu Afrikalı Adem ve Havva'nın, tek Tanrılı dinlerin öğrettiği Adem ve Havva'dan farkı ne? SPENCER WELLS: Hem dinsel 'yaradılış' hikâyesi hem de genetik bulguların insanlığı ortak bir kökene dayandırması ilginç. Ama zamanlama çok farklı. "Yaratılış" hikâyesinde anlatılan kuşakların izini sürünce, dindeki Adem ile Havva'nın M.Ö. 4. bin yılda yaşadığı hesaplanıyor. Bilimin Adem ile Havva'sı ise, on binlerce, hatta yüz binlerce yıl önce yaşamış. Kutsal kitaplara göre, Tanrı Babil Kulesi'ni yıkınca, ortaya yeni diller ve kavimler çıkıveriyor, ama nasıl oldu da dünyanın dört yanında yaşamaya, birbirimizden bu kadar farklı görünmeye başladık, bunun açıklaması dinde yok. Biz bunu araştırıyoruz. 'Kulak tıkamasınlar' Y.Ç.: Genetik bilimi ilerlerken, Darwinizme karşı hareket de güçleniyor... S.W.: Aslında bazı dindarlar, ortak bir kökenimiz olduğunun genetik bilimi tarafından kanıtlanmasından memnun. Tek dileğim, dindarların bilimsel tezlere kulak tıkamamaları. ABD'deki 'yaradılışçılık' hareketine ve aşırı sağa, bilime kapıyı kapadıkları için kızıyorum. Kimseden inançlarından vazgeçmesini istemiyoruz. Ama dinin öğrettikleri dahil her hipotezin test edilmesinden yanayız. 'Hizbullah da ilgilendi' Y.Ç.: Benimsediğimiz sosyal kültürel kimliğin genetik kimliğimizle çelişmesi, bir ikilem yaratabilir... S.W.: Biz kimsenin kimliğine karar vermiyoruz. Buraya bizi getiren yolculuğu keşfediyoruz. Yolculuğun yorumu herkesin kendisine kalmış. Daha önce Ortadoğu'da yaptığım araştırmalar, Lübnanlı Hıristiyanlar ile Müslümanların aynı genetik havuzdan geldiklerini gösterdi ve bu sonuçlar geçen ekimde yayımlandı. Eskiden, "Herkesin akraba olduğunu kanıtlasam bile, bir genetikçiye kim aldırır ki?" diye düşünürdüm. Ama 2 ay önce Hizbullah'ın lideri Nasırullah televizyonda konuşurken, "Hıristiyanlar ile Müslümanlar birbirlerini aynı ailenin fertleri saymalı. 'National Geographic' dergisindeki bir araştırma, hepimizin genetik akraba olduğunu kanıtladı" deyiverdi. Umutlandım. 'Yerli' nüfus yutuluyor Y.Ç.: Araştırmanızın asıl hedefi yerli topluluklar. Dünyada genetik bakımdan 'saf' grup kaldı mı? S.W.: Aynı yerde yüzlerce, binlerce yıl yaşamış ve belki de o yere özgü bir yerli dilini konuşan gruplar az da olsa bugün hâlâ var. Bugün dünyada 6 bin dil konuşuluyor. 21. yüzyılın sonunda bunların yüzde 50 ila 90 arasındaki bölümü artık konuşulmayacak. Küresel mono kültür 'yerli' nüfusları yutmak üzere. Araştırmamızın bir önemi de, 'saf' olmasa bile, nispeten 'daha az karışmış' grupların atalarını bulmakta. Y.Ç.: Yerli halkların DNA örneklerini toplamanızı "bio kolonyalizm" sayıp size 'genetik emperyalist' diyenler çıkacaktır... S.W.: Haksızlık olur. Yerli halklarla diyalog başlatıp DNA örneklerini, gönüllülük esasına göre topluyoruz. Kâr amacı gütmüyoruz. Para vererek deney paketi alanlardan sağlanan gelir, bilime harcanacak. Üstelik herkes verdiği numunenin mülkiyetine sahip istediği an DNA'sını geri çekebilir. İNSANLIĞIN GEÇMİŞİNİ ORTAYA ÇIKARACAK Dr. Spencer Wells, 5 yıllık Genografi Projesi'nin başında. Proje, dünyanın her yerinden DNA örnekleri toplayarak, insanlığın genetik geçmişini, halkların genetik aidiyet ve akrabalıklarını ortaya koymayı amaçlıyor. ABD'lilerin elinde geniş bir Anadolu gen bankası var "İskender'in ordularını Hindukuş'a sürmesi, genetik yapıyı nasıl etkiledi?" diye soran Dr. Spencer Wells, Makedon genlerinin Asya'ya taşınmasının sonuçları kadar, Haçlı Seferleri'nin Anadolu'da bıraktığı genetik izleri de merak ediyor. Dr. Wells'e göre, Anadolu gibi halkların birbirine karıştığı heterojen bir coğrafyada bile, bugün hâlâ içine kapalı kalmış 'yerli' gruplar olması mümkün. Bu grupların 'genetik açıdan nispeten saf' olduklarının işareti belki de kaybolmaya yüz tutmuş lehçelerinde gizli. Wells'in açıklamaları, ABD'li genetik paleontologların elinde Anadolu'dan toplanmış oldukça geniş bir 'genetik veri bankası' olduğunu da yansıtıyor. Selçuklu'nun Anadolu'ya getirdiği Türk genlerinin, topraklarımıza aslında egemen olmadığı tezi de o verilere dayanıyor. Bu tez, genetik açıdan Mezopotamya'nın, Bizans'ın torunları sayılabilecek olanlarımızın, dedeleri Anadolu'ya 11. yüzyılda ayak basanlardan sayıca daha çok olabileceğini gösteriyor. Gen ağacı nasıl belirleniyor? Gen ağacı, kadınların mitokondrial DNA'sına, erkeklerin ise Y kromozomuna bakılarak belirleniyor. Mitokondrial DNA ve Y kromozomu, 'DNA destesinin karışması' denilen süreçten etkilenmediğinden, genetik işaretlerin kuşaklar boyu izlenebilmesini kolaylaştırıyor. Genografi Projesi, çok büyük bir DNA tabanı yaratmakla yetinmeyip bu genetik enformasyonun arkeolojik, tarihsel, dil bilimsel, demografik, meteorolojik ve bunlar gibi verilerle bağlaşımlarını da inceliyor. Türklerle Beyrut laboratuvarı ilgili Genografi Projesi için dünyada 10 büyük laboratuvar devrede. Asıl hedef, göç hareketlerinden etkilenmemiş yerli halklardan en az 100 bin DNA örneği toplamak. Bu halklardan sayılan Basklar için Avrupa'da; Kuzey Kutbu'ndan Amazon ormanlarına birçok yerli topluluk için de ABD'de özel laboratuvarlar görevlendirildi. Ayrıca Hindistan, Güneydoğu Asya, Avustralya ve Afrika yerlileri ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki 'içine kapanmış' gruplar da projenin özel ilgi alanında. Türkiye ile ilgilenen laboratuvar ise Beyrut'ta. 'Irk genetik değil sosyal bir kurgu' Dr. Spencer Wells, Yasemin Çongar'ın "Genetikçiler "bütün insanların DNA'sının yüzde 99.9 oranında aynı" olduğunu bulunca, eski başkan Bill Clinton bunu, ırk ayrımcılığına karşı bayrak yapmıştı. Ama araştırmalarınızın ırkçılığa hizmet ettiğini savunanlar da var..." yorumuna da şu yanıtı veriyor: Bu, ne yaptığımızı anlamayanların eleştirisi. Amacımız, insanları sınıflamak değil, çok renkliliğe yol açan göçlerin ve birlikteliklerin tarihini keşfetmek. Siz "Türk'üm" diyebilir, kendinizi öyle hissedebilirsiniz, ama genleriniz bambaşka yerlere uzanabilir. Irk, genetik değil sosyal bir kurgudur. Genetik kökeni öğrenmenin yolu Yerli bir grubun üyesi olarak ya da kişisel merak nedeniyle DNA'nızı vermek isterseniz, yolu şu: 1 Eğer bu toprakların yerlisi olduğunuza inanıyorsanız, ww.nationalgeographic.com/ genographic adresi üzerinden Beyrut Amerikan Üniversitesi'nden Dr. Pierre Zalloua'ya başvurabilirsiniz. 2 Etnik açıdan 'karışmış' bir aileden gelmenize karşın, genetik geçmişinizi merak ediyorsanız, aynı adresten bir numune paketi satın alabilirsiniz. (ABD için bu ücret yaklaşık 100 dolar. Ancak fiyat ülkeden ülkeye değişebilir.) 3 Katılımcıların 'anonim' kalması kural. Şöyle ki internetten numune paketi aldığınızda bir şifre de alacaksınız. 4 Paketi gönderirken sadece cinsiyetinizi belirteceksiniz. 5 Yanağınızın iç kısmından kendinizin alacağınız numuneyi gönderince, genetik geçmişinizi size verilen özel şifreyle öğrenebileceksiniz. Kadınsanız anne, erkekseniz baba tarafının bilgilerine ulaşabildiğinizden, karşı cinsten birinci derecede bir akrabanızın örneklerini de göndermeniz tabloyu tamamlayacak. |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-05-2005
Konum: İstanbul
Mesajlar: 481
Rep Gücü: 17
Rep Puanı : 3058
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Yumurta alırken oval olmasına dikkat edin
Normal büyüklükte ve tipte olmayan, daha yuvarlak, uzun ve pütürlü yumurtaların hastalık yapıcı mikroorganizmalar yönünden risk taşıdığı bildirildi Ayrıca kırık yumurta almanın da doğru olmadığını belirtmek gerekiyor. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İskender Yıldırım,''Sağlıklı yumurtanın, normalden daha yuvarlak, uzun, pütürlü ve süngerimsi olmaması gerekir. Çünkü şekil bozukluğu, yumurtanın sağlıklı olmadığının en önemli belirtisidir. Sağlıklı yumurta, oval olur. Tüketicilerin, yumurta satın alırken, yumurtaların oval olmasına dikkat etmelerinde büyük yarar vardır'' şeklinde konuşuyor. |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
ForumNeuro Admin
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 02-05-2005
Mesajlar: 1,406
Rep Gücü: 5000
Rep Puanı : 19228
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
100 Kişiden 70 inde Cinsel Bozukluk Var
Aile Sağlığı Araştırma Derneği (ASAD) ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Androloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, Türkiye'de her 100 kişiden 70'inde cinsel fonksiyon bozukluğu bulunduğunu bildirdi. ![]() Hattat, Hilton Kayseri Oteli'nde düzenlediği basın toplantısında, cinsel sağlığın, genel sağlığın çok önemli bir parçası olduğunu söyledi. Cinsel sorunları olan kişilerin depresyona girdiklerini, aile düzenlerinin bozulduğunu ve eşlerin boşanma noktasına geldiğini belirten Hattat, bunun cinselliğin tabu olarak kabul edilmesinden kaynaklandığını kaydetti. Hattat, yaptıkları araştırmada her 100 kişiden 40'ının cinsel sorunlarını kimseye anlatmadığını, 10 kişiden sadece 1'inin doktora başvurduğunu tespit ettiklerini, bunun sonucunda sağlıklı ve mutlu bir aile ortamı oluşmadığını anlattı. Bütün dünyada insanların kimliklerini açıklamadan cinsel sorunları hakkında bilgi alabilecekleri telefon hatları bulunduğunu ifade eden Hattat, şöyle konuştu: ''2002'de Avrupa'da 15 ülkede organize olan Avrupa Cinsel Sağlık Derneği'nin (ESDA) üyesi olduk ve kurduğumuz telefon hattından bugüne dek 60 bin kişi yararlandı. 212-282 01 01 numaralı telefonu aradığınızda karşınıza sanal bir sekreter çıkıyor ve bilgi almak istediğiniz konularda sizi diğer bölümlere bağlıyor. Doktora başvurulması gereken durumlarda da hastalar her bölgede sistemi destekleyen hekimlere yönlendiriliyor. Arayanlar arasında 18-30 yaş arası önemli bir grubu oluşturuyor. Gençler eğitimsizlikten dolayı bilgiye muhtaç. Arayış içindeler.'' Hattat, Medialand ile gerçekleştirdikleri ve ESDA'nın desteklediği proje çerçevesinde de cinsel fonksiyon bozukluklarına sanatçıların sergilediği skeçlerle pozitif bir bakış açısı kazandırmaya çalıştıklarını kaydetti. Volkan Severcan, Kerem Atabeyoğlu, Necati Bilgiç, Ayşen Gruda ve Burcu Çağrı'nın rol aldığı ve daha önce Gaziantep ve Adana'da sergilenen ''İnsanlar Konuşa Konuşa...'' adlı oyunun, Kayseri, İstanbul ve Bursa'da da sahneleneceğini ifade eden Hattat, cinselliğin tabu olarak kabul edildiği bir ortamda insanları güldürmenin çok güç olduğuna işaret etti. -''CİNSELLİK TABU DEĞİLDİR'' Türkiye'de yaptıkları bir araştırmada her 100 kişiden 70'inde cinsel fonksiyon bozukluğu olduğunu tespit ettiklerini belirten Prof. Dr. Hattat, şöyle devam etti: ''Türkiye'nin her bölgesinden 2 bin insana, daha önce geçerliliği kanıtlanmış bir yöntemle sorular sorduk. Verilen cevaplar uzman hekim arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi ve her 100 kişiden 70'inde cinsel fonksiyon bozukluğu olduğu ortaya çıktı. Ancak, bu sorun hafif, orta ve şiddetli olmak üzere üçe ayrılır. Bunun için 70 kişinin hepsi ileri derecede hasta diyemiyoruz. Çünkü, soruları algılayamayarak yanlış cevap verenler olabileceğini düşünüyoruz.'' Cinselliğin tabu olmadığına işaret eden Hattat, ''Basit bir problem için hocaya gidiliyor, muska yazılıyor. Bize gelindiğinde ise çok geç kalınmış oluyor. İnsanlar çözümü olmayan bir derde düştüklerini sanıyorlar. Evli arkadaşlarına sorarak cinsellik hakkında bilgi sahibi olmaya çalışıyorlar. Bilgiler de anlatıla anlatıla değişiyor'' diye konuştu. Sanatçı Kerem Atabeyoğlu da sahneledikleri oyun öncesi Prof. Dr. Halim Hattat'ın çeşitli bilgiler verdiğini ifade ederek, kendilerinin de daha çok akılda kalacak cinsellikle ilgili skeçler sergilediklerini belirtti. |
|
|
|
|
Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz For Advertising contact ressam@gmail.com |