ForumNeuro


Geri Git   ForumNeuro > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi - Şiir > Edebiyat > Şairler - Yazarlar
Kayıt S.S.S Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle


Yanıtla
 
Forum Araçları Görüntüleme Biçimleri
Eski 11-04-2008, 01:00   #31 (permalink)
tolga tamer
Genel Kurmay Başkanı
 
Giriş Tarihi: 26-02-2007
Mesajlar: 4,238
Rep Gücü: 3118
Rep Puanı : 775190
tolga tamer Beni kesseler acımaztolga tamer Beni kesseler acımaztolga tamer Beni kesseler acımaztolga tamer Beni kesseler acımaztolga tamer Beni kesseler acımaztolga tamer Beni kesseler acımaztolga tamer Beni kesseler acımaztolga tamer Beni kesseler acımaztolga tamer Beni kesseler acımaztolga tamer Beni kesseler acımaztolga tamer Beni kesseler acımaz
Varsayılan

Alıntı:
Fatih Sultan Mehmet tarafından gönderildi Mesajı Görüntüle
Bu nazımın komünist değil mi senin . ?
fatih bak bu nazımın şiirinden bir bölüm bunu hatırlaman gerekir milliyetci biri olarak tanımladğına göre kendini atv de karayılan dizisi vardır orda söylenir bu mısralar.artık her dinlediğinde nazımı hatırlarsın ruhuna bir dua okursun.
(fatih cevap verecek olursanda lütfen saygılı bir dilde yazılar yaz valla bak korkarak yazıyorum selam verdim durduk yere küfür yemezsem iyidir diyorum içimden)
KARAYILAN dediler.
«Karayilan der ki : Harbe oturak,
Kilis yollarindan kelle getirek,
nerde düsman varsa orda bitirek,
vurun ha yigitler namus günüdür...»
Ve biz de bunu böylece duyduk
ve çetesinin basinda yillarca nâmi yürüyen
Karayilan'i
ve Anteplileri
ve Antep'i
aynen duyup isittigimiz gibi
destânimizin birinci bâbina koyduk.
tolga tamer is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-04-2008, 17:06   #32 (permalink)
AKÇALI
Korgeneral
 
AKÇALI's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-02-2008
Mesajlar: 3,201
Rep Gücü: 4410
Rep Puanı : 1099434
AKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımaz
Varsayılan

hala hikmetof hainini savunanlara
bak sen şu nazim hikmetof a Solcu kesim hâlâ bıkıp usanmadan, “Nazım’ın ülkesini sevdiğini, yıllarca Türk hapishanelerinde yattıktan sonra sürgünde öldüğünü, vatandaşlıktan çıkarıldıktan sonra “Hain” ilan edildiğini, Nazım’ın Türk kültürünün önemli isimlerinden biri olarak anıldığını, eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in AGİT zirvesinde Nazım’dan alıntı yaptığını “Türkiye Nazım'dan özür diledi” şeklinde yorumlayarak, koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ne polonya yahudisi Nazım'dan özür dilemesi dayatmasında bulunuyor.

Nazım Hikmetof ülkesini sevseydi, Türkiye’yi Moskova’nın bir mahallesi yapmak için ömrünü harcamazdı. O sürgünde ölmedi. Onu kimse sürgün etmedi. O kendini yaratan Stalin’in ülkesi ve gerçek vatanım dediği Moskova’da gönüllü olarak ölmeyi istediği için Türkiye’den gizlice kaçtı. Nazım vatandaşlıktan çıkarıldıktan sonra hain ilan edilmedi, hain’liği kesinleştiği için vatandaşlıktan çıkarıldı.

Türk kültürüne hizmet edenlerin kimler olduğunun takdiri, Türk Milleti'ne aittir. Hiçbir kesim, canlarının istediği, çizgisinde oldukları kişileri, Türk Milleti adına takdir etme yetkisine sahip ve mezun değillerdir.

Bulundukları makam ne kadar yüksek de olsa, o makam, Türk Devleti ve milletinin düşmanlarını affetme vasıtası yapılamaz. O makam ve koltuk onlara, ihanete uğrayan Türk Milleti adına “Hain”den özür dileme yetkisi vermez, öyle bir sorumsuzca davranışı büyük Türk Milleti asla affetmez.

Dünya literatür ansiklopedilerine, bir komünist doktrincisi, terbiyecisi, tebliğcisi olarak geçen azılı komünist “BERTHOLD BRECHT”in (Sezuanın İyi İnsanı) isimli eserini, ortamı müsait zanneden aşırı solcular, 1964 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahneye koydular. Piyesin temsilinde İstanbul’lular eseri seyrederken “Neredeyiz, Moskova’da mı? Pekin’de miyiz? Bu nasıl rezalet” diye bağrışarak komünist tahrikçiliğini protesto etmişlerdi.

Hadiseden bir gün sonra 22 Mart 1964 tarihinde tescilli komünist yazarların cirit attığı sözüm ona ilerici, toplumcu, sosyalist gazeteler faturayı Türk Milliyetçilerine çıkarmaya çalışıyordu. Bunun üzerine sıkıyönetim komutanlığı bu eseri oynatmamıştı. Ama o günkü CHP’nin solcu sözcüleri Bülent Ecevit ve Suphi Baykam, bu eseri ve yazarını öven beyanlarda bulunmuşlardı. Şehit Türkçü, rahmetli İlhan Darendelioğlu ise onlara şu cevabı vermişti:

“Birtakım ne idiğü belirsiz akıl fıkaraları, tufekli solaklar, birtakım budalalar, Türk Milleti'nin arasına girip, onu bölmek için, Türk Milleti'ni sefil bırakmak için, kandırmaya çalışarak zehirlerini akıtacaktır. Sosyalizm perdesi altında komünist rejim kurmak isteyen bu rus uşaklarına, Türk Milleti yedisinden yetmişine, çoluğu çocuğu, genci ihtiyarı ile karşı koyacaktır. Buna inancım tamdır. Milletime güveniyorum. Türk milleti ihanetle hizmeti gayet iyi ayırır. Aramızda dolaşıp zehir akıtanlara fırsat vermeyiniz. Hürriyet havasını istemeyenler, başka memleketlerin esaret düzenlerine gıpta edenler, kapılar açık, çekip o memleketlere gitsinler. Bu memleket, düzenini kurmuştur.”

İçerde ve dışarıda Türk Milleti'ne ve devletine karşı hiç de dostça olmayan davranışların büyük göstermeye çalıştıkları Nazım Hikmetof kimmiş ve ne imiş, bir görelim bakalım...

Son yıllarda, televizyon, radyo ve bir kısım malûm gazetelerde, Nazım Hikmetof lehinde, belli yazarlar tarafından kamuoyu oluşturulmaya çalışıldı.

Öncelikle şunu bilmemizde fayda vardır. Türkiye’de ilk komünizm propagandası yapan adam, Aleksandır İsrael Hepland adında bir Yahudidir. Bu görev, daha sonra doktor Şefik Hüsnü Değmer’e, ondan Nazım Hikmetof’a, ondan da Mehmet Ali Aybar’a verilmiştir.

Nazım Hikmetof, 1921-1924 yılları arasında Moskova’da kızıl ihtilâl kursu görürken, Türk Milleti Anadolu’da, Sakarya’da, Dumlupınar’da, İnönü’de ölüm kalım savaşı veriyordu. Nazım Kurtuluş Savaşı başladığında Rusya'ya kaçtı, savaş bittikten sonra Türkiye'ye geri döndü. Ne derece "vatansever!" olduğunu bu şekilde ispatlamıştı.

Gerçekte Nazım Hikmetof öyle büyük bir şair falan da değildir. Şiirleri bir sanat endişesinden ziyade, komünizm davasının sesini ve rengini verir. Mesela;

24 saatte 24 saat Lenin

24 saat Marks

24 saat Engele

Yüz dirhem kara ekmek,

Balık çorbası

Tüfenk talimi

Tiyatro balet

Kitap.

Diyerek, şiir yazdığını zanneden Nazım, bu satırları herhâlde sanat olsun diye yazmıyordu. O Moskova’daki üç yıllık talim günlerini anlatıyordu. Türk milletine üstat olarak tanıtılan Ertuğrul Muhsin, Nazım’ın (Kafatası, Unutulan Adam, Bir ölü Evi) isimli piyeslerini Şehir Tiyatrosu’nda oynatarak meşhur etmek için elinden geleni yapmıştır. Nazım hakkında yapılan propaganda o kadar yoğunlaştı ki, Atatürk’e kadar ulaştırıldı. Atatürk, Nazım adına yapılan bu reklâma itimat etmediği için, “Şunun bir şiirini plağa alın, getirin bakayım” demiş, Nazım'ın Hazer ve Salkımsöğüt adlı şiirleri kendi sesinden plağa alınarak Atatürk’e dinletilmiş. Atatürk şiirleri dinledikten sonra aynen şöyle demiştir;

“Bu şiirlerde Türk milletinin hayatına kasdeden bir bomba var.”

Nazım Hikmetof “Beni Stalin yarattı, asıl vatanım Moskova’dır” diyecek kadar da Türk olmadığını ifade etmiştir. Şimdi Stalin için yazdığı şiiri beraber okuyalım. Bu şiir 5 Mart 1955 günü akşamı, Budapeşte radyosunda, birisi saat 18,30 diğeri de 20,30 da Stalin’in ölüm yıldönümü dolayısıyla Türkçe olarak yayınlanmıştır. Bu şiir, Nazım’ın kendi sesinden dinletilmiştir.

5 Mart 1953

İlk önce kim kime

Metin ol kardeşim diyecek.

İlk önce kim kime

Baş sağlığı dileyecek.

Hepimizindi o hepimizindir

Yoldaşlarım acınızı duyuyorum.

Sizin duyduğunuz gibi tıpkı

Aynı şiddetle kardeşlerim

Hüngür hüngür ağlamak geliyor içimden

Seviyorum onu.

Marks’ı, Engels’i, Lenin’i

Sevdiğim gibi. Sevdiğimiz gibi

Aynı muhabbetle

Aynı hürmetle.

Şimdi solcu gazete ve dergilerde, Atatürkçü görünen, Nazım’ın bütün yardakçılarına soruyorum. Atatürk’ün ölümüne böyle bir mersiyesi var mı Nazım’ın? Hangi Türk büyüğü için bu heyecanı göstermiştir? İkinci Dünya Harbi başlarında Sibirya’ya sürülen, katledilen, bütün varlığı talan edilen, Kırımlı Türk kardeşlerimiz için böyle bir acı duydu mu Nazım? Stalin’in muhtelif tarihlerde yok ettiği otuz beş milyon Türk kardeşimizin acı sonlarını dile getiren bir tek şiiri var mıdır Nazım’ın? 1940’lı yılların sonunda kendini yarattığını söylediği Stalin’in Türkiye’den, Kars, Ardahan ve Boğazları istemesi karşısında gösterdiği bir tepki var mıdır? Millî Mücadele ile ilgili şiiri oduncunun "heh... heh..."çiliğinden başka bir şey değildir. Çünkü Nazım, yukarıda belirttiğim gibi Millî Mücadele yıllarında Moskova'da komünistlik kursu görüyordu. Türkiye’yi Rusya’ya nasıl kazandıracağının, içinden nasıl yıkacağının taktik derslerini alıyordu. Türk'ün ve Türklüğün Millî Mücadelesi onun umurunda bile değildi. Bu mücadelenin başladığı günlerde o Rusya'ya kaçmıştı.

Diğer taraftan Nazım, Türklüğe, Türk’ün manevî değerlerine, Atatürk’e ve ne kadar millî Türk şairi varsa hepsine de hücum ediyordu. Şimdi Nazım’ın hayranları, onu en büyük Türk şairi diye tanıtmaya çalışıyorlar. Irk olarak Leh kanı taşıdığını bildiği için Türklüğü kabul etmiyordu. Nitekim kendi kontrolünde yayınlanan (Resimli Ay) dergisinde, kendisinin Türk şairi diye değil, Türkiyeli şair diye tanıtılmasını istiyordu ki, bu ifadesi ile Türk olmayı kabul etmiyordu. Bizdeki yalakalar onu hâlâ Türk sıfatı vermeye çalışıyorlar.

Nazım Hikmetof, Türkiye’yi içten yıkmak ve Rusya’ya bağlamak için neler yapmadı. Yıl 1938. Nazım o zamanki meşhur Yavuz zırhlısının er ve astsubayları arasında komünizmi yaymak, sonra da orduyu isyana teşvik etmek istiyordu;

Aynı yıl donanma komutanlığı askerî mahkemesi, ihtiyat filo komutanı Albay Ertuğrul Beyin başkanlığında kurularak Nazım Hikmetof’u tam otuz yıla mahkûm etmişti. Mahkeme heyeti başkanı Ertuğrul Beyden başka, askerî hâkim Salih Koriman, Binbaşı Rifat Özdeş Çeviker’den teşekkül etmişti ki. Nazım Hikmet’e destek veren ve onun suçuna ortak olan Kemal Tahir’i 15 yıla, Kemal Tahir’in gemide bulunan kardeşi üstçavuş Nuri Tahir’i 15 yıla, Başgedikli Âdil Kurt’u, 4 yıla, üstçavuş Seyfi Tekdilek’i 10 yıla, üstçavuş Mehmet Ali Kantar’ı 15 yıla, üstçavuş Hüseyin Avni Dirigül’ü 5 yıla, yine sanıklardan er Haydar’ı 20 yıla mahkûm etmişti.

1921’de Moskova’ya gidip, 1924’te Türkiye’ye dönen bu azılı vatan haini, Rusya’da komünist ihtilâlin taktik ve gizli emellerini öğrenmiş, bilenmiş olarak dönüyordu. Tabiî ki bu arada Türkler Millî Mücadeleyi kazanmış, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurmuştu. O tarihlerde Bakü’de neşriyat yapan komünist bir gazete, Nazım’ın hedeflerini aynen şu satırlarla veriyordu. “Nazım yoldaş inkılâp beşiği olan Rusya’ya geldi. Bu beşikte onun kulaklarına inkılâbın kan coşturan ninnileri okundu. O proleter inkılâbın meyvelerindendir. Kızıl Moskova, onun damarlarındaki kanların zehirli mikroplarını öldürür. Kanını kızıllaştırır. Nazım’ın varlığı ihtilâl mayası ile yoğruldu. Nazım Türkiye’de yüceden bağırmalıydı. Derin uykuya dalmış gençliği uykudan ayıltmalıydı. O bunu yaptı.” Şimdi Nazımcılara sormalı, bunlar da yabancı dillere çevrildi mi?

Nazım, yazdığı sözüm ona her şiirinde kızılı ifade eden kelimeleri özellikle seçerdi. Şiirlerini daima kırmızı ifade eden kelimelerle süslerdi. Hatta nar kırmızı olduğu için, soyadını Nar’ın tersi olan RAN olarak almıştı. Şiirinden bir örnek vermek Nazım’ı oldukça anlatır. Meselâ güneş kızıl mıydı, öyle ise güneşe şiirler yazmalıydı. İşte bir örnek;

Bu bir türkü

Güneşi içenlerin türküsü,

İşte bu güneşten

Düşen ateşte,

Milyonlarca kırmızı yürek yanıyor.

İlahiri....

Dikkat ederseniz yürek kelimesini bile yalnız değil de, önüne kırmızı kelimesini koyarak kullanıyor. Kızıl, kızılcık, karpuz içi, nar çiçeği, alev, kor kelimeleri Nazım’ın dilinden düşürmediği kelimelerdi. Çünkü bunlar kızılın ifadeleri idi.

Nazım Hikmetof Türk olmadığı gibi de Marksist ve dinsizdir. Hayâl ettiği kendi ölümündeki görüşünü bir şiirler şöyle dile getiriyor.

“O mükemmel bir kafa

mükemmel bir yürek

Yumrukları ile erkek

Gözleriyle çocuktu.

Hudutsuz ve Allahsız bir baştı o.

Yoldaştı o.”

Evet, Nazım Hikmetof dinsiz, Tanrı'sız ve üstelik din düşmanıydı. Hayatı boyunca Rusya hesabına komünizmi savundu. Türk devletine ve Türkiye’ye karşı daima Rusya hesabına komünizmi savundu. Türk devletine ve Türkiye'ye karşı daima Rusya hesabına hücum etti. Nazım Hikmetof 1935 senesinde Doğu Türkistan’ı işgal ederek kayıp, yıkan, milyonlarca Türk’ü katleden komünistlere karşı kılını dahi kıpırdatmadı. Ama, Çinli bir komünist olan, Si-ya-u için eser yazdı. Nazım Hikmetof Rusya’ya ömür boyunca hizmet etti. VÂ-NÛ istediği kadar onun Türk olduğundan bahsederek Türk milliyetçilerini ırkçılıkla suçlasın, Nazım’ın Polonya kökenli olduğu gerçeğini değiştirmez. Nazım Hikmetof, Komünist Rusya’ya o kadar hizmet etti ki, Rus devleti bir gemisine (Nazım Hikmet) adını koydu.

Nazım Hikmetof nihayet 15-7-1950 günü Demokrat Parti iktidarının çıkardığı aftan istifade ederek yatmakta olduğu Cerrahpaşa Hastanesinden serbest bırakıldı. Bu şekilde 28 yıl, 4 aya mahkûm olan Nazım Hikmetof 13 yıl 5 ay yattıktan sonra mahkûmiyeti sona ermiş oldu.

Nazım'ın affını önlemeye çalışanlar da vardı. Bilhassa, Tevfik İleri, Remzi Oğuz, Şevket Mocan, Ömer Bilen, Ahmet Gürkan önde gelen isimlerdendi. Büyük Millet Meclisi zabıtlarından öğrendiğimize göre, Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan söz alıyor ve kürsüde şu konuşmayı yapıyor...

“Arkadaşlar, komünizmden bahsetmiyorum. Moskofizmden bahsediyorum. Evet bu uğursuz kızıl kuduz, Türk Milleti'ni ısırmak için hırlarken, onun ağzından sızan salyaları görüyoruz. Nazım Hikmet'in komünistliğinden şüphe etmek gaflet olur. Nazım Hikmet daha dün cezaevinde (benim kalbimin yarısı Yunanistan’da her sabah kurşuna diziliyor. Öbür yarısı Çin’de kurşuna diziliyor) dedi. Tahmin ederim ki, kalbinin geri kalan bir kısmı da Kore’de kurşuna diziliyor.” (Alkışlar).

Nazım’ın bu sözleri söylediği günlerde, Yunanistan’da ve milliyetçi Çin’de komünistlere ağır cezalar veriliyordu. Nazım ona üzülüyordu.

Fransa’da, İtalya da, diğer devletlerde de komünistler vardı. Hatta Almanya dışında bu devletlerde komünist partileri de vardı. Ama o komünistler hiçbir zaman Rusya hesabına casusluk etmezlerdi. Onlar için her şeyden önce Fransa vardı, İtalya vardı. Nazım Hikmetof gibi, "beni Stalin yarattı, asıl vatanım Rusya’dır" diyerek kendi devlet ve milletlerine karşı ihanet etmiyorlardı. Bizdeki komünistler gibi, Türkiye’yi ve dünyayı Moskova’nın bir mahallesi yapmak için ALÇALMIYORLARDI...

Nazım Hikmetof 11 Eylül 1961’de Doğu Berlin’de yazdığı kendi otobiyografisinde şöyle diyordu.

1902 de doğdum.

Doğduğum şehre dönmedim bir daha

Geriye dönmeyi sevmem.

Üç yaşında Halep’te paşa torunluğu ettim

On dokuzunda Moskova’da komünist üniversite öğrenciliği

Kırk dokuzunda yine Moskova’da TSEKA-PARTİ konukluğu ve

On dördümden beri şairlik ederim.

İlh....................

Saymakla bitmeyen ihanetlerinin bedeli olarak Nazım Hikmetof, Bakanlar Kurulunun bir kararı ile Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır.

İşte belgesi:

3/13401

Komünist Nazım Hikmet Ran’ın Türk vatandaşlığından çıkarılması hakkında bakanlar kurulu kararı.

Res. Gaz. 7885 T. 15.8.1951

Pasaportsuz olarak İstanbul’dan Romanya’ya kaçan ve oradan da Moskova’ya giderek, hava alanında memleketi aleyhinde beyanatta bulunduğu ve müteakiben radyo yayınlarında Türkiye’nin hükûmet şekli ve hükûmeti idare edenler aleyhinde geniş propaganda kampanyasına girişerek KOMÜNİZM’i yaymak maksadını güden neşriyatı ile Sovyet hükûmetinin verdiği hizmeti ifa etmekte olan maruf komünist NAZIM HİKMET RAN’ın kendisine bu hizmeti terk etmesi hususunda yapılacak tebligatın da bir fayda vermeyeceği mülahaza edildiğinden, Türk vatandaşlığından çıkarılması, İçişleri Bakanlığının 25.7.1951 tarihinde kararlaştırılmıştır.

(Sicilli Kavanin, Cilt: 32, Sah: 841)

İşte büyük Türk şairi olarak tanıtılmak istenen Nazım Hikmetof böyle bir haindir.

Ve işte, bütün bu densizliklere karşı suskunluğunu koruyan Devlet sorumluları...

Türk Milleti bu manzarayı ibret ve dehşetle seyretmektedir...

*****
Nazım'ın Atatürke hakaret ettiği şiir:



Trabzondan bir motor açılıyor
Sa-hil-de-ka-la-ba-lık!
Motoru taşlıyorlar
Son perdeye başlıyorlar!
Burjuva Kemal'in omuzuna binmiş
Kemal kumandanın kordonuna
Kumandan kahyanın cebine inmiş
Kahya adamlarının donuna
Uluyorlar

Hav... hav... hak... tü

Evet Bağbuğ Atatürk'e bile dil uzatan bu Polonya yahudisi p.. kurusu nasıl büyük şair ve memleket vatanseveri olur?
__________________




AKÇALI is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-04-2008, 20:16   #33 (permalink)
nevertforyou
Teğmen
 
nevertforyou's Avatar
 
Giriş Tarihi: 27-01-2007
Mesajlar: 465
Rep Gücü: 759
Rep Puanı : 189063
nevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaz
güneş Vatan Haİnİ!

Bunu daha önce bu konuda vermiştim,ama hala Nazım'ı kopyala-yapıştırlarla vatan haini yapmaya çalışanları gördükçe yazıyorum,hayatlarında Nazım şiiri okumayan(hatta şiir okumayan)/Nazım'ı öteki diye dehlizlerde çürüten ve hala öteki diye aslı astarı olmayan iftira atanlara(bari bir kerecik okuyun.):
VATAN HAiNi
"Nâzim Hikmet vatan hainligine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yari sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzim Hikmet vatan hainligine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çikti bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykiran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotografi yaninda Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, agzi kulaklarinda, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yari sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzim Hikmet vatan hainligine devam ediyor hâlâ."
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarinizin ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, sose boylarinda gebermekse açliktan,
vatan, sogukta it gibi titremek ve sitmadan kivranmaksa yazin,
fabrikalarinizda al kanimizi içmekse vatan,
vatan tirnaklariysa agalarinizin,
vatan, mizrakli ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaslarinizsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombasi, Amerikan donanmasi topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmus karanligimizdan,
ben vatan hainiyim.
Yazin üç sütun üstüne kapkara haykiran puntolarla :
Nâzim Hikmet vatan hainligine devam ediyor hâlâ.



28.7.962


Nazım Hikmet Ran
nevertforyou is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-04-2008, 20:53   #34 (permalink)
AKÇALI
Korgeneral
 
AKÇALI's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-02-2008
Mesajlar: 3,201
Rep Gücü: 4410
Rep Puanı : 1099434
AKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımaz
Varsayılan

Alıntı:
nevertforyou tarafından gönderildi Mesajı Görüntüle
.
senin nazımın işte bu,ne saçmalıyorsunuz.
hala hikmetof hainini savunanlara
bak sen şu nazim hikmetof a Solcu kesim hâlâ bıkıp usanmadan, “Nazım’ın ülkesini sevdiğini, yıllarca Türk hapishanelerinde yattıktan sonra sürgünde öldüğünü, vatandaşlıktan çıkarıldıktan sonra “Hain” ilan edildiğini, Nazım’ın Türk kültürünün önemli isimlerinden biri olarak anıldığını, eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in AGİT zirvesinde Nazım’dan alıntı yaptığını “Türkiye Nazım'dan özür diledi” şeklinde yorumlayarak, koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ne polonya yahudisi Nazım'dan özür dilemesi dayatmasında bulunuyor.

Nazım Hikmetof ülkesini sevseydi, Türkiye’yi Moskova’nın bir mahallesi yapmak için ömrünü harcamazdı. O sürgünde ölmedi. Onu kimse sürgün etmedi. O kendini yaratan Stalin’in ülkesi ve gerçek vatanım dediği Moskova’da gönüllü olarak ölmeyi istediği için Türkiye’den gizlice kaçtı. Nazım vatandaşlıktan çıkarıldıktan sonra hain ilan edilmedi, hain’liği kesinleştiği için vatandaşlıktan çıkarıldı.

Türk kültürüne hizmet edenlerin kimler olduğunun takdiri, Türk Milleti'ne aittir. Hiçbir kesim, canlarının istediği, çizgisinde oldukları kişileri, Türk Milleti adına takdir etme yetkisine sahip ve mezun değillerdir.

Bulundukları makam ne kadar yüksek de olsa, o makam, Türk Devleti ve milletinin düşmanlarını affetme vasıtası yapılamaz. O makam ve koltuk onlara, ihanete uğrayan Türk Milleti adına “Hain”den özür dileme yetkisi vermez, öyle bir sorumsuzca davranışı büyük Türk Milleti asla affetmez.

Dünya literatür ansiklopedilerine, bir komünist doktrincisi, terbiyecisi, tebliğcisi olarak geçen azılı komünist “BERTHOLD BRECHT”in (Sezuanın İyi İnsanı) isimli eserini, ortamı müsait zanneden aşırı solcular, 1964 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahneye koydular. Piyesin temsilinde İstanbul’lular eseri seyrederken “Neredeyiz, Moskova’da mı? Pekin’de miyiz? Bu nasıl rezalet” diye bağrışarak komünist tahrikçiliğini protesto etmişlerdi.

Hadiseden bir gün sonra 22 Mart 1964 tarihinde tescilli komünist yazarların cirit attığı sözüm ona ilerici, toplumcu, sosyalist gazeteler faturayı Türk Milliyetçilerine çıkarmaya çalışıyordu. Bunun üzerine sıkıyönetim komutanlığı bu eseri oynatmamıştı. Ama o günkü CHP’nin solcu sözcüleri Bülent Ecevit ve Suphi Baykam, bu eseri ve yazarını öven beyanlarda bulunmuşlardı. Şehit Türkçü, rahmetli İlhan Darendelioğlu ise onlara şu cevabı vermişti:

“Birtakım ne idiğü belirsiz akıl fıkaraları, tufekli solaklar, birtakım budalalar, Türk Milleti'nin arasına girip, onu bölmek için, Türk Milleti'ni sefil bırakmak için, kandırmaya çalışarak zehirlerini akıtacaktır. Sosyalizm perdesi altında komünist rejim kurmak isteyen bu rus uşaklarına, Türk Milleti yedisinden yetmişine, çoluğu çocuğu, genci ihtiyarı ile karşı koyacaktır. Buna inancım tamdır. Milletime güveniyorum. Türk milleti ihanetle hizmeti gayet iyi ayırır. Aramızda dolaşıp zehir akıtanlara fırsat vermeyiniz. Hürriyet havasını istemeyenler, başka memleketlerin esaret düzenlerine gıpta edenler, kapılar açık, çekip o memleketlere gitsinler. Bu memleket, düzenini kurmuştur.”

İçerde ve dışarıda Türk Milleti'ne ve devletine karşı hiç de dostça olmayan davranışların büyük göstermeye çalıştıkları Nazım Hikmetof kimmiş ve ne imiş, bir görelim bakalım...

Son yıllarda, televizyon, radyo ve bir kısım malûm gazetelerde, Nazım Hikmetof lehinde, belli yazarlar tarafından kamuoyu oluşturulmaya çalışıldı.

Öncelikle şunu bilmemizde fayda vardır. Türkiye’de ilk komünizm propagandası yapan adam, Aleksandır İsrael Hepland adında bir Yahudidir. Bu görev, daha sonra doktor Şefik Hüsnü Değmer’e, ondan Nazım Hikmetof’a, ondan da Mehmet Ali Aybar’a verilmiştir.

Nazım Hikmetof, 1921-1924 yılları arasında Moskova’da kızıl ihtilâl kursu görürken, Türk Milleti Anadolu’da, Sakarya’da, Dumlupınar’da, İnönü’de ölüm kalım savaşı veriyordu. Nazım Kurtuluş Savaşı başladığında Rusya'ya kaçtı, savaş bittikten sonra Türkiye'ye geri döndü. Ne derece "vatansever!" olduğunu bu şekilde ispatlamıştı.

Gerçekte Nazım Hikmetof öyle büyük bir şair falan da değildir. Şiirleri bir sanat endişesinden ziyade, komünizm davasının sesini ve rengini verir. Mesela;

24 saatte 24 saat Lenin

24 saat Marks

24 saat Engele

Yüz dirhem kara ekmek,

Balık çorbası

Tüfenk talimi

Tiyatro balet

Kitap.

Diyerek, şiir yazdığını zanneden Nazım, bu satırları herhâlde sanat olsun diye yazmıyordu. O Moskova’daki üç yıllık talim günlerini anlatıyordu. Türk milletine üstat olarak tanıtılan Ertuğrul Muhsin, Nazım’ın (Kafatası, Unutulan Adam, Bir ölü Evi) isimli piyeslerini Şehir Tiyatrosu’nda oynatarak meşhur etmek için elinden geleni yapmıştır. Nazım hakkında yapılan propaganda o kadar yoğunlaştı ki, Atatürk’e kadar ulaştırıldı. Atatürk, Nazım adına yapılan bu reklâma itimat etmediği için, “Şunun bir şiirini plağa alın, getirin bakayım” demiş, Nazım'ın Hazer ve Salkımsöğüt adlı şiirleri kendi sesinden plağa alınarak Atatürk’e dinletilmiş. Atatürk şiirleri dinledikten sonra aynen şöyle demiştir;

“Bu şiirlerde Türk milletinin hayatına kasdeden bir bomba var.”

Nazım Hikmetof “Beni Stalin yarattı, asıl vatanım Moskova’dır” diyecek kadar da Türk olmadığını ifade etmiştir. Şimdi Stalin için yazdığı şiiri beraber okuyalım. Bu şiir 5 Mart 1955 günü akşamı, Budapeşte radyosunda, birisi saat 18,30 diğeri de 20,30 da Stalin’in ölüm yıldönümü dolayısıyla Türkçe olarak yayınlanmıştır. Bu şiir, Nazım’ın kendi sesinden dinletilmiştir.

5 Mart 1953

İlk önce kim kime

Metin ol kardeşim diyecek.

İlk önce kim kime

Baş sağlığı dileyecek.

Hepimizindi o hepimizindir

Yoldaşlarım acınızı duyuyorum.

Sizin duyduğunuz gibi tıpkı

Aynı şiddetle kardeşlerim

Hüngür hüngür ağlamak geliyor içimden

Seviyorum onu.

Marks’ı, Engels’i, Lenin’i

Sevdiğim gibi. Sevdiğimiz gibi

Aynı muhabbetle

Aynı hürmetle.

Şimdi solcu gazete ve dergilerde, Atatürkçü görünen, Nazım’ın bütün yardakçılarına soruyorum. Atatürk’ün ölümüne böyle bir mersiyesi var mı Nazım’ın? Hangi Türk büyüğü için bu heyecanı göstermiştir? İkinci Dünya Harbi başlarında Sibirya’ya sürülen, katledilen, bütün varlığı talan edilen, Kırımlı Türk kardeşlerimiz için böyle bir acı duydu mu Nazım? Stalin’in muhtelif tarihlerde yok ettiği otuz beş milyon Türk kardeşimizin acı sonlarını dile getiren bir tek şiiri var mıdır Nazım’ın? 1940’lı yılların sonunda kendini yarattığını söylediği Stalin’in Türkiye’den, Kars, Ardahan ve Boğazları istemesi karşısında gösterdiği bir tepki var mıdır? Millî Mücadele ile ilgili şiiri oduncunun "heh... heh..."çiliğinden başka bir şey değildir. Çünkü Nazım, yukarıda belirttiğim gibi Millî Mücadele yıllarında Moskova'da komünistlik kursu görüyordu. Türkiye’yi Rusya’ya nasıl kazandıracağının, içinden nasıl yıkacağının taktik derslerini alıyordu. Türk'ün ve Türklüğün Millî Mücadelesi onun umurunda bile değildi. Bu mücadelenin başladığı günlerde o Rusya'ya kaçmıştı.

Diğer taraftan Nazım, Türklüğe, Türk’ün manevî değerlerine, Atatürk’e ve ne kadar millî Türk şairi varsa hepsine de hücum ediyordu. Şimdi Nazım’ın hayranları, onu en büyük Türk şairi diye tanıtmaya çalışıyorlar. Irk olarak Leh kanı taşıdığını bildiği için Türklüğü kabul etmiyordu. Nitekim kendi kontrolünde yayınlanan (Resimli Ay) dergisinde, kendisinin Türk şairi diye değil, Türkiyeli şair diye tanıtılmasını istiyordu ki, bu ifadesi ile Türk olmayı kabul etmiyordu. Bizdeki yalakalar onu hâlâ Türk sıfatı vermeye çalışıyorlar.

Nazım Hikmetof, Türkiye’yi içten yıkmak ve Rusya’ya bağlamak için neler yapmadı. Yıl 1938. Nazım o zamanki meşhur Yavuz zırhlısının er ve astsubayları arasında komünizmi yaymak, sonra da orduyu isyana teşvik etmek istiyordu;

Aynı yıl donanma komutanlığı askerî mahkemesi, ihtiyat filo komutanı Albay Ertuğrul Beyin başkanlığında kurularak Nazım Hikmetof’u tam otuz yıla mahkûm etmişti. Mahkeme heyeti başkanı Ertuğrul Beyden başka, askerî hâkim Salih Koriman, Binbaşı Rifat Özdeş Çeviker’den teşekkül etmişti ki. Nazım Hikmet’e destek veren ve onun suçuna ortak olan Kemal Tahir’i 15 yıla, Kemal Tahir’in gemide bulunan kardeşi üstçavuş Nuri Tahir’i 15 yıla, Başgedikli Âdil Kurt’u, 4 yıla, üstçavuş Seyfi Tekdilek’i 10 yıla, üstçavuş Mehmet Ali Kantar’ı 15 yıla, üstçavuş Hüseyin Avni Dirigül’ü 5 yıla, yine sanıklardan er Haydar’ı 20 yıla mahkûm etmişti.

1921’de Moskova’ya gidip, 1924’te Türkiye’ye dönen bu azılı vatan haini, Rusya’da komünist ihtilâlin taktik ve gizli emellerini öğrenmiş, bilenmiş olarak dönüyordu. Tabiî ki bu arada Türkler Millî Mücadeleyi kazanmış, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurmuştu. O tarihlerde Bakü’de neşriyat yapan komünist bir gazete, Nazım’ın hedeflerini aynen şu satırlarla veriyordu. “Nazım yoldaş inkılâp beşiği olan Rusya’ya geldi. Bu beşikte onun kulaklarına inkılâbın kan coşturan ninnileri okundu. O proleter inkılâbın meyvelerindendir. Kızıl Moskova, onun damarlarındaki kanların zehirli mikroplarını öldürür. Kanını kızıllaştırır. Nazım’ın varlığı ihtilâl mayası ile yoğruldu. Nazım Türkiye’de yüceden bağırmalıydı. Derin uykuya dalmış gençliği uykudan ayıltmalıydı. O bunu yaptı.” Şimdi Nazımcılara sormalı, bunlar da yabancı dillere çevrildi mi?

Nazım, yazdığı sözüm ona her şiirinde kızılı ifade eden kelimeleri özellikle seçerdi. Şiirlerini daima kırmızı ifade eden kelimelerle süslerdi. Hatta nar kırmızı olduğu için, soyadını Nar’ın tersi olan RAN olarak almıştı. Şiirinden bir örnek vermek Nazım’ı oldukça anlatır. Meselâ güneş kızıl mıydı, öyle ise güneşe şiirler yazmalıydı. İşte bir örnek;

Bu bir türkü

Güneşi içenlerin türküsü,

İşte bu güneşten

Düşen ateşte,

Milyonlarca kırmızı yürek yanıyor.

İlahiri....

Dikkat ederseniz yürek kelimesini bile yalnız değil de, önüne kırmızı kelimesini koyarak kullanıyor. Kızıl, kızılcık, karpuz içi, nar çiçeği, alev, kor kelimeleri Nazım’ın dilinden düşürmediği kelimelerdi. Çünkü bunlar kızılın ifadeleri idi.

Nazım Hikmetof Türk olmadığı gibi de Marksist ve dinsizdir. Hayâl ettiği kendi ölümündeki görüşünü bir şiirler şöyle dile getiriyor.

“O mükemmel bir kafa

mükemmel bir yürek

Yumrukları ile erkek

Gözleriyle çocuktu.

Hudutsuz ve Allahsız bir baştı o.

Yoldaştı o.”

Evet, Nazım Hikmetof dinsiz, Tanrı'sız ve üstelik din düşmanıydı. Hayatı boyunca Rusya hesabına komünizmi savundu. Türk devletine ve Türkiye’ye karşı daima Rusya hesabına komünizmi savundu. Türk devletine ve Türkiye'ye karşı daima Rusya hesabına hücum etti. Nazım Hikmetof 1935 senesinde Doğu Türkistan’ı işgal ederek kayıp, yıkan, milyonlarca Türk’ü katleden komünistlere karşı kılını dahi kıpırdatmadı. Ama, Çinli bir komünist olan, Si-ya-u için eser yazdı. Nazım Hikmetof Rusya’ya ömür boyunca hizmet etti. VÂ-NÛ istediği kadar onun Türk olduğundan bahsederek Türk milliyetçilerini ırkçılıkla suçlasın, Nazım’ın Polonya kökenli olduğu gerçeğini değiştirmez. Nazım Hikmetof, Komünist Rusya’ya o kadar hizmet etti ki, Rus devleti bir gemisine (Nazım Hikmet) adını koydu.

Nazım Hikmetof nihayet 15-7-1950 günü Demokrat Parti iktidarının çıkardığı aftan istifade ederek yatmakta olduğu Cerrahpaşa Hastanesinden serbest bırakıldı. Bu şekilde 28 yıl, 4 aya mahkûm olan Nazım Hikmetof 13 yıl 5 ay yattıktan sonra mahkûmiyeti sona ermiş oldu.

Nazım'ın affını önlemeye çalışanlar da vardı. Bilhassa, Tevfik İleri, Remzi Oğuz, Şevket Mocan, Ömer Bilen, Ahmet Gürkan önde gelen isimlerdendi. Büyük Millet Meclisi zabıtlarından öğrendiğimize göre, Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan söz alıyor ve kürsüde şu konuşmayı yapıyor...

“Arkadaşlar, komünizmden bahsetmiyorum. Moskofizmden bahsediyorum. Evet bu uğursuz kızıl kuduz, Türk Milleti'ni ısırmak için hırlarken, onun ağzından sızan salyaları görüyoruz. Nazım Hikmet'in komünistliğinden şüphe etmek gaflet olur. Nazım Hikmet daha dün cezaevinde (benim kalbimin yarısı Yunanistan’da her sabah kurşuna diziliyor. Öbür yarısı Çin’de kurşuna diziliyor) dedi. Tahmin ederim ki, kalbinin geri kalan bir kısmı da Kore’de kurşuna diziliyor.” (Alkışlar).

Nazım’ın bu sözleri söylediği günlerde, Yunanistan’da ve milliyetçi Çin’de komünistlere ağır cezalar veriliyordu. Nazım ona üzülüyordu.

Fransa’da, İtalya da, diğer devletlerde de komünistler vardı. Hatta Almanya dışında bu devletlerde komünist partileri de vardı. Ama o komünistler hiçbir zaman Rusya hesabına casusluk etmezlerdi. Onlar için her şeyden önce Fransa vardı, İtalya vardı. Nazım Hikmetof gibi, "beni Stalin yarattı, asıl vatanım Rusya’dır" diyerek kendi devlet ve milletlerine karşı ihanet etmiyorlardı. Bizdeki komünistler gibi, Türkiye’yi ve dünyayı Moskova’nın bir mahallesi yapmak için ALÇALMIYORLARDI...

Nazım Hikmetof 11 Eylül 1961’de Doğu Berlin’de yazdığı kendi otobiyografisinde şöyle diyordu.

1902 de doğdum.

Doğduğum şehre dönmedim bir daha

Geriye dönmeyi sevmem.

Üç yaşında Halep’te paşa torunluğu ettim

On dokuzunda Moskova’da komünist üniversite öğrenciliği

Kırk dokuzunda yine Moskova’da TSEKA-PARTİ konukluğu ve

On dördümden beri şairlik ederim.

İlh....................

Saymakla bitmeyen ihanetlerinin bedeli olarak Nazım Hikmetof, Bakanlar Kurulunun bir kararı ile Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır.

İşte belgesi:

3/13401

Komünist Nazım Hikmet Ran’ın Türk vatandaşlığından çıkarılması hakkında bakanlar kurulu kararı.

Res. Gaz. 7885 T. 15.8.1951

Pasaportsuz olarak İstanbul’dan Romanya’ya kaçan ve oradan da Moskova’ya giderek, hava alanında memleketi aleyhinde beyanatta bulunduğu ve müteakiben radyo yayınlarında Türkiye’nin hükûmet şekli ve hükûmeti idare edenler aleyhinde geniş propaganda kampanyasına girişerek KOMÜNİZM’i yaymak maksadını güden neşriyatı ile Sovyet hükûmetinin verdiği hizmeti ifa etmekte olan maruf komünist NAZIM HİKMET RAN’ın kendisine bu hizmeti terk etmesi hususunda yapılacak tebligatın da bir fayda vermeyeceği mülahaza edildiğinden, Türk vatandaşlığından çıkarılması, İçişleri Bakanlığının 25.7.1951 tarihinde kararlaştırılmıştır.

(Sicilli Kavanin, Cilt: 32, Sah: 841)

İşte büyük Türk şairi olarak tanıtılmak istenen Nazım Hikmetof böyle bir haindir.

Ve işte, bütün bu densizliklere karşı suskunluğunu koruyan Devlet sorumluları...

Türk Milleti bu manzarayı ibret ve dehşetle seyretmektedir...

*****
Nazım'ın Atatürke hakaret ettiği şiir:



Trabzondan bir motor açılıyor
Sa-hil-de-ka-la-ba-lık!
Motoru taşlıyorlar
Son perdeye başlıyorlar!
Burjuva Kemal'in omuzuna binmiş
Kemal kumandanın kordonuna
Kumandan kahyanın cebine inmiş
Kahya adamlarının donuna
Uluyorlar

Hav... hav... hak... tü

Evet Bağbuğ Atatürk'e bile dil uzatan bu Polonya yahudisi p.. kurusu nasıl büyük şair ve memleket vatanseveri olur?
__________________




AKÇALI is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-04-2008, 21:07   #35 (permalink)
nevertforyou
Teğmen
 
nevertforyou's Avatar
 
Giriş Tarihi: 27-01-2007
Mesajlar: 465
Rep Gücü: 759
Rep Puanı : 189063
nevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaznevertforyou Beni kesseler acımaz
twisted Sözüm Meclisten Dışarı :

Birden aklıma geldi (sözüm Meclisten dışarı):
'Cahil ile etme sohbet fıttırırsın,cam ile etme taharet yırttırırsın' demiş atalarımız.Seninkide o hesap arkadaş.
nevertforyou is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-04-2008, 21:10   #36 (permalink)
AKÇALI
Korgeneral
 
AKÇALI's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-02-2008
Mesajlar: 3,201
Rep Gücü: 4410
Rep Puanı : 1099434
AKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımaz
Varsayılan

Alıntı:
nevertforyou tarafından gönderildi Mesajı Görüntüle
Birden aklıma geldi (sözüm Meclisten dışarı):
'Cahil ile etme sohbet fıttırırsın,cam ile etme taharet yırttırırsın' demiş atalarımız.Seninkide o hesap arkadaş.

bu şiiri kim yazmış sen onu bi söyle bakıyım(cam ile de fazla oynama)

Trabzondan bir motor açılıyor
Sa-hil-de-ka-la-ba-lık!
Motoru taşlıyorlar
Son perdeye başlıyorlar!
Burjuva Kemal'in omuzuna binmiş
Kemal kumandanın kordonuna
Kumandan kahyanın cebine inmiş
Kahya adamlarının donuna
Uluyorlar

Hav... hav... hak... tü
__________________




AKÇALI is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-04-2008, 09:51   #37 (permalink)
pianistvirtuoso
Uzman Çavuş
 
Giriş Tarihi: 27-06-2007
Mesajlar: 56
Rep Gücü: 11
Rep Puanı : 2322
pianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya ben
Varsayılan

Alıntı:
Berkley
bir kapı açıyorsun,
binip Allahının sırtına
soldan geri kaçıyorsun!

Ahrete gittiysen eğer
oradan bir taç gönder,
süslemek için Allahının kafasını

Ahrete gittiysen eğer
oradan bir taç gönder,
süslemek için Allahının kafasını
bu nasıl bir şerefsizliktir ya adamın dini imanı olsa böyle şeyler söyler mi sizce?
pianistvirtuoso is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-04-2008, 10:35   #38 (permalink)
pianistvirtuoso
Uzman Çavuş
 
Giriş Tarihi: 27-06-2007
Mesajlar: 56
Rep Gücü: 11
Rep Puanı : 2322
pianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya benpianistvirtuoso Ben var ya ben
Varsayılan

Alıntı:
Fatih Sultan Mehmet tarafından gönderildi Mesajı Görüntüle
Nazım Hikmeti sevmiyoruz. Çünkü...........


İstiklal savaşımızda 18 yaşındaki delikanlılardan 70 yaşındaki dedelere kadar erkekler cephede savaşırken, yaşlı teyzeler vatan malı ıslanmasın diye kış günü bebeğinin üzerindeki örtüyle silahların üzerini örterken Nazım Hikmet 20 yaşında cepheye koşacağı yerde komünist Sovyetler Birliğine devrimi kutlamaya koşmuştur.

Lenin, 6 yıl içinde 28 psikopos, 1215 papaz, 6.575 profesör, 8.800 hekim, 54.850 subay, 260.000 er, 105.000 polis memuru, 48.000 jandarma, 12.500 memur, 335.250 aydın, 192.000 işçi, 815.000 köylü olmak üzere yaklaşık 2 milyon kişiyi katletmiştir. Nazım bu gerçeği bile bile Türkiye'yi Moskova'ya uydu komünist bir devlet haline getirmek için mücadele etmiştir.

Nazım, Stalin için ''beni o yarattı'' demiştir. Stalin 112bin Türk ailesini buzlara gömmüştür. 425bin Türk'ü yük vagonlarında haftalarca aç, susuz, tuvaletsiz, havasız bırakarak yerlerinden etmiştir. Kırım Türklerini, Özbek Türklerini birbirine kırdırtmaya çalışmıştır. Türk'ü Türk'e kırdırmak için elinden geleni yapmıştır. Nazım, Stalin'in öldüğü akşam Budapeşte radyosundan Stalin'e şiirler, ağıtlar okumuştur.

Nazım'ın Stalin'i değil, sürgün edilen yüzbinleri, katledilen milyonları sevmesini isterdik. Damarında bir gram Türk kanı taşımayan Nazım Hikmet, Stalin'in katlettiği milyonlarca Türk için bir nebze üzülmemiştir.

Her Türk Milliyetçisi Atatürk'ü sever, onu sevmeyenleri sevmez. Şu mısralar Nazım tarafından Atatürk için yazılabilmiştir.

'Burjuva Kemal'in omzuna binmiş,
Kemal kumandanın kordonuna.
Kumandan kahyanın cebine inmiş,
Kahya adamların donuna.
Uluyorlar.
Hav, hav, hav.... Hak tu.....'

O, Lenin gibi milyonların katillerine, Stalin gibi soydaşlarımızı hayvan vagonlarına doldurup Sibirya buzlarında ölüme terk eden canilere aşık olmuş, Türk milletini düşman çizmelerinden kurtaran Atatürk'e ve Türk ordusuna hakaret yağdırabilmiştir.

Birilerinin gözünde evliya olsa bile, biz onu nasıl sevelim ?

Nasıl !

ALLAH bizi böyle kişilerden korusun, Allah müminleri korusun!
İşte cevap böyle verilir. Yorumuna GÖNÜLDEN katılıyorum arkadaşım
pianistvirtuoso is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-04-2008, 22:04   #39 (permalink)
kahil
Kademeli Uzman Çavuş
 
kahil's Avatar
 
Giriş Tarihi: 27-02-2006
Mesajlar: 99
Rep Gücü: 9
Rep Puanı : 1500
kahil İmza isteyen sıraya girsinkahil İmza isteyen sıraya girsinkahil İmza isteyen sıraya girsinkahil İmza isteyen sıraya girsinkahil İmza isteyen sıraya girsinkahil İmza isteyen sıraya girsinkahil İmza isteyen sıraya girsinkahil İmza isteyen sıraya girsinkahil İmza isteyen sıraya girsinkahil İmza isteyen sıraya girsinkahil İmza isteyen sıraya girsin
Varsayılan

yazık gercekten yazık!!
araştırmalarını nerede ve hangi kaynaklardan yaptın cok merak ediyorum şair bölümüne bakıyorum bütün şairlere tarafsız bir şekilde yaklaşılırken Nazım Hikmete yapılmayan , yazılmayan kalmamış böyle büyük bir şaire hain damgasını vurabilenlerin zihninden şüphe ederim bütün devlet büyükleri ABD uşağı olmuş kimse ses çıkarmaz ama kalemine sarılan bir adama herkes saldırır yazıklar olsun bence bu konunun kilitlenip kapatılması lazım
__________________
Yaşamla ölümü ayıran cizgi SİYAHLA BEYAZI ayıramaz ki


**herşey seninle güzel KARA KARTALIM**


TÜRK OLMAK ERDEMDİR
DAMARIMDAN AKAN SON DAMLA KAN
SANA FEDA OLSUN
kahil is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-04-2008, 01:35   #40 (permalink)
terliksihayvan
Astsubay Kıdemli Üstçavuş
 
Giriş Tarihi: 18-05-2006
Mesajlar: 199
Rep Gücü: 461
Rep Puanı : 114615
terliksihayvan Beni kesseler acımazterliksihayvan Beni kesseler acımazterliksihayvan Beni kesseler acımazterliksihayvan Beni kesseler acımazterliksihayvan Beni kesseler acımazterliksihayvan Beni kesseler acımazterliksihayvan Beni kesseler acımazterliksihayvan Beni kesseler acımazterliksihayvan Beni kesseler acımazterliksihayvan Beni kesseler acımazterliksihayvan Beni kesseler acımaz
Varsayılan

Büyük bir bölümü uydurma,çarpıtma,abartma genel olarakta yalan! Türk insanına tehlikesinden korktukları için, halkın destek görmesin diye solu nasıl anlattıklarını anneannemden biliyorum. 'Akşam beyin eve gelicek, ceketini bir köşeye atacak ancak devletin izni olmadan sana bile dokunamayacak, çocuğun 3yaşına geldiğinde devlet çocuğu elinden alacak, kendi yetiştirip ölene kadar da çalıştıracak bir daha göremeyeceksin' gibi... Saçma şeyler bunların da farkı yok. Heleki zamanla ağızdan ağıza ne kadar abartılmıştır bunlar bir düşünün.
terliksihayvan is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Forum Araçları
Görüntüleme Biçimleri

Gönderme