# K A P A T #
ForumNeuro


Geri Git   ForumNeuro > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi - Şiir > Edebiyat > Şairler - Yazarlar
Kayıt S.S.S Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle


Yanıtla
 
Forum Araçları Görüntüleme Biçimleri
Eski 25-01-2008, 09:44   #11 (permalink)
Gülçin123
Teğmen
 
Gülçin123's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-01-2008
Mesajlar: 378
Rep Gücü: 108
Rep Puanı : 26729
Gülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımaz
Varsayılan Hailde Edip Adıvar

HALİDE EDİP ADIVAR Ünlü Türk kadın romancısı,prof.(İstanbul 1884 - 1964).Abdülhamid II devrinde Ceybi hümayun başkatipliği,Yanya ve Bursa’da Reji müdürlüğü yapan Mehmet Edip Beyin kızı. Annesi,evvelce Ali Şamil Paşa ile evlenmiş olan Bedrifem Hanım. Çocukluğunda özel derslerle yetiştirildi,bu arada şair Rıza Tevfik’ten ve riyaziyeci Salih Zeki Beyden ders aldı..1901’de Üsküdar Amerikan Kız Kolejini bitirdi.1908’ten itibaren çeşitli gazete ve dergilerde yazıları çıktı. Darülmualimat’ta ve İstanbul kız idadisinde pedagoji ve tarih öğretmenliği,Vakıf Kız Mekteplerinde müfettişlik yaptı. Önce ,riyaziyeci Salih Zeki Bey ile ,sonra 1917’de , Dr.Adanan Adıvar ile evlendi. Yine 1917’de,Cemal Paşa tarafından Suriye’ye davet edildi. Beyrut ve Şam Kız mekteplerini ve Aynıtura darüleytamını kurdu.1918’de İstanbul Edebiyat Fakültesinde garp edebiyatı hocası oldu.1919 Mütareke yıllarında,Fatih ve Sultan Ahmet Meydanlarında verdiği heyecanlı milli nutuklar yüzünden, 16 Mart İstanbul işgalinde evi basıldı. Bunun üzerine Dr. Adnan Bey ile Anadolu’ya geçerek,Milli Mücadeleye katıldı. Saltanat hükümeti tarafından kurulan Kürt Mustafa Divanı Harbinde başta Mustafa Kemal olmak üzere,hakkında ölüm kararı verilen altı kişiden biriydi. İstiklal Savaşı yıllarında,önce Erkanı Harbiye’de,sonra Garp cephesinde bulundu,kendisine onbaşı rütbesi ve büyük zaferden sonra da çavuş unvanı verildi. 1926’da, bazı siyasi fikir ayrılıkları yüzünden,kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye’den ayrıldı;İngiltere’ye gitti,bir süre de Fransa’da yaşadı. 1928-1929’da,Amerika’ya davet edilerek,oranın başlıca üniversitelerinde “Yakın Şark Fikir ve Sanat Tarihi”ne dair konferanslar;1931-1932’de,Columbia üniversitesinde misafir profesör olarak çalıştı. 1939’da İstanbul’a dönen Halide Edip,1940’da, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde İngiliz Edebiyatı profesörü oldu. 1950-1954 arası İzmir milletvekili olarak mecliste bulundu. Tekrar döndüğü üniversitesindeki vazifesinden yaşlılığı dolayısıyla ayrıldı. 9 Ocak 1964’te,böbrek yetersizliğinden öldü;Merkez Efendi mezarlığında yatar. Servetifünun’cuların,milli ve içtimai bir yönü olmayan roman ve hikayelerinden sonra,aynı çağın yazarları olan Yakup Kadri ile Halide Edip,psikolojik tahlili ihmal etmemekle beraber,roman ve hikayelere sosyal meseleleri büyük ölçüde getirmişler ve roman dünyasını genişletmişlerdi. Halide Edib’in romanları sıcak,hisli ve beşeridir. Kahramanları çoğunlukla kendisine benzeyen ihtiraslı,kültürlü, canlı kadın ve genç kızlar olan romanlarına konu ve çevre olarak yazar,yaşadığı devrin olaylarını seçmeyi tercih etmiştir. Romanlarının kadın kahramanları,Halide Edip’den bazı çizgiler taşırlar. En tanınmış eseri Sinekli Bakkal,önce “Meddah ve Kızı”adıyla İngilizce yazıldı,Türkçe yayını sonradan yapıldı. Bu eserin milletler arası şöhreti oldu. Türkiye’de de Roman Mükafatı’nda birincilik kazandı(1942) ve yine Türkiye’de,25’inci baskısı yapılmak üzere rekor kırdı. Romanlarında adeta heykelleştirerek anlattığı erkek tipleri,kadın tipleri kadar başarılı sayılmaz. Romancılığının birinci dönemi daha çok bir gözlem ve heyecan romancılığı,ikinci dönemi ise bir kültür ve tefekkür romancılığıdır. En başarılı eserleri Kalp Ağrısı,Zeyno’nun Oğlu,Ateşten Gömlek ve özellikle Sinekli Bakkal’dır. Arka sokak insanlarının hayatları için yazdığı makaleleri dikkate değer. 2 ciltlik İngiliz Edebiyatı Tarihi’nde batılı metotları kullanmış,bu edebiyatı,meydana geldiği iklim,tarihi ve sosyal çevresiyle beraber incelemeğe dikkat etmiştir. Halide Edip romancılığı yanında,bir “küçük hikaye” ve “nesirler” yazarıdır. Bu arada küçük hikayeler,Yolpalas Cinayeti gibi başarılı polis romanları,makaleler,Hindistan’a ait tetkik ve seyahat kitabı,çocukluğundan itibaren hayat hikayesini anlatan hatıralar kaleme aldı. Seksen yıllık hayatının büyük bir kısmı,yorulmak bilmeyen bir çalışmanın güzel mahsullerini hazırlamakla geçti.
__________________
Kalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim
Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OLKalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OL
Gülçin123 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-01-2008, 09:45   #12 (permalink)
Gülçin123
Teğmen
 
Gülçin123's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-01-2008
Mesajlar: 378
Rep Gücü: 108
Rep Puanı : 26729
Gülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımaz
Varsayılan Mehmet Akif Ersoy

Mehmet Akif Ersoy

Mehmet Akif Ersoy (d. 1873 - 27 Aralık 1936) Türk şair ve düşün adamı, İstiklal Marşı yazarı.

Mehmed Akif, 1873 yılında İstanbul’da, sade ve geleneksel bir hayatın yaşandığı Fatih’in Sarıgüzel semtinin Nasuh mahallesinde 12 numaralı evde (Büyük bir yangında harap olan bu semtin ortasından bugün Vatan Caddesi geçmektedir) dünyaya geldi. Asıl adı Mehmet Ragif’tir. Ragif, ebced hesabıyla hicri 1290 rak¤¤¤¤¤ karşılık gelmektedir ve bu rakam Akif’in doğum tarihidir.

Akif, Osmanlı devletinin hasta adam ilan edildiği ve bu görüşün dönemin devlet adamlarına ve aydınlarına uğursuz bir hastalık gibi bulaştığı, çöküş şartlarının hemen herkeste çözülme, umutsuzluk, panik yarattığı, buna rağmen hemen herkesin bir şeyler yapma çabasında olduğu bir dönemdir. 2. Mahmut’un, 3. Selim’in başlattığı yenileşme hareketleri, Tanzimat doruk noktasına varıyor ve bugüne kadar devam eden aydın- halk yabancılaşmasını, milletle devlet arasındaki problemli doğuruyor, toplumsal yarılmalara yol açıyordu. Yenileşme ile başkalaşma arasındaki farklar sık sık belirsizleşiyor atılan her adım ciddi sosyal ve siyasi maliyetler getiriyor, kendinden ve kendi köklerinden beslenen bir yenilenme gerçekleştirilemiyordu. Korkuyla umut, ataletle hamle çabası, teslimiyetle yiğitçe direniş, çözülüşle yeniden toparlanış aynı anda ve çok zaman kolkola denecek kadar birbirine yakın duruyordu.

Avrupa ülkelerinin Osmanlıyı tasfiyesi politikası bütün hızıyla ve kararlılığı ile devam ediyordu. Daha Akif 6 yaşında iken Ruslar İstanbul’a kadar ilerliyor Ayestefanos Abidesini dikiyordu. Yine 5 yaşında iken Abdulhamid, Meclis-i Mebusan’ı kapatıyor, devletin ve milletin varlığını korumak için politik dehasına ve çoküş endişesinin yarattığı bir haleti ruhiyeyle baskıcı bir politikaya yöneliyordu. Babası Fatih Medresesi müderris ve mücizlerinden (icazet veren) İpek’li Temiz lakabıyla anılan Tahir Efendi’dir. Annesi ise Buharalı Mehmed Efendi’nin kızı H. Emine Şerife hanımdır. Babası Rumelili (Arnavut) annesi ise Buhara’dan hacca giderken Amasya’da vefat eden Buharalı Şirvani Rüştü Efendi’nin kızıdır. Tahir efendi, ilk kocası vefat eden Emine Şerife Hanım’ın ikinci eşidir.


Akif’in ailesi sade ve orta halli ama bir inanç ikliminin bütün olgunluğu ve güzelliği ile yaşadığı bir aile idi.

Akif babasını, “Beyaz sarıklı, temiz, yaşça ellibeş ancak Vücudu zinde fakat saç sakal ziyadece ak.” diye tasvir eder.

Hoca Tahir Efendi erkenden kalkar, çocuklarını (Akif ve kızkardeşi Nuriye) kendi eliyle yıkar, kızının saçlarını tarar, pişirdiği salepleri içirerek onları mekteplerine gönderirdi... Çocuklarını bir kere bile dövmemişti. (Kuntay, s.157) Akif, Annesini ise şöyle anlatır: “Annem çok âbid (ibadetine düşkün) bir hanımdı. Babam da öyle. Her ikisinin de dinî selabetleri vardı. İbadetin verdiği zevkleri heyecanla tadmışlardı.” Ünlü düşünür ve şair Sezai Karakoç, Akif’in ailesi ve kökeni ile ilgili şu nefis yorumu ile yapar: “Baba soyu Rumelili, ana soyu Buharalı, doğuş yeri Fatih: Yani tam bir Doğu İslâmlığının, Batı İslâmlığının ve Merkez İslamlığının bir sentezi bir çocuk” Anne çizgisi, duyarlığı, sağduyuyu, kendini bir ülküye adayışı, şairliği getirecek; baba çizgisi, ataklığı, savaşkanlığı, yılmaz ve her vuruşmada daha da çelikleşen bir savaş adamını, gözüpekliği, korkmazlığı, ürkmezliği, umutsuzluğa sürekli olarak düşülmemeyi getirecektir. Doğuş yeri ise, ümüslü ve verimli bir topraktır ki, tabiatta nice saçılıp da kaybolan iyi tohumların bir gramını bile ihmal etmez, değerlendirir, yemişlendirir.” Akif’in doğduğu Fatih semtini Sezai Karakoç şöyle tasvir ediyor” “Fatih semti, İstanbul’un içinde ikinci bir İstanbul’dur. Yüzdeyüz Fatih şehridir. Fatih camii, İslâm-Türk kültürünün bu ölmez abidesinin çevresinde halka halka fatih medreseleri ve semti, en saf müslüman Türk heyacanının ördüğü bir toplumdur.” Akif, İstanbul’un bu en Türk, en yerli ve en yoksul mahallelerinden birin de doğdu ve yaşadı. Hayatı burada tanıdı ve keşfetti, toplumsal dokuyu burada ve onun bir parçası olarak tanıdı. Bir inanç ikliminin güzelliği ile birlikte toplumun yazılı olmayan mutabakatlarını, modern hayatın yerli ve geleneksel olana nasıl nüfuz ettiğini, hangi çelişkilere, trajedilere yol açtığını, neleri çürüttüğünü, nelerin eskidiğini ve nelerin yenilenmesi gerektiğini bu mahalle hayatında gözlemledi. Yenilenmekle, yerli kalmak, kendi olmak arasındaki tercihlerinin ilk çizgilerini burada idrak etti.

Ve Akif burada bir şey daha öğrendi. Her türlü kirlenmeye açık bir yoksulluğun, sade ve onurlu bir hayata nasıl dönüştürülebileceğini. Erdemli yoksulluk helal kazanç ve emek demektir, fedekarlık demektir, dayanışma demektir, karşılıksız sevmek demektir, hırs ve rekabeti ayaklar altına almak demektir. Erdemli yoksulluuğun tek sigortası vardır. Çalışmak, ölene kadar çalışmak, onurunu kaybetmeden çalışmak. Akif kendi mahallesinin yoksulluğunu, kendi haline terkedilmişliğini şöyle anlatır.

Bizim mahalleye poyraz kışın da uğrayamaz Erir erir akarız semtimize geldi mi yaz! Bahârı görmeyiz ala lâtif olur, derler... Çiçeklenirmiş ağaçlar, yeşillenirmiş yer. Demek şu arsada ot bitse nevbahâr olacak? Ne var gidip Yakacık’larda demgüzâr olacak Fusulü dörde çıkarmaz bizim sokaklarımız; Kurak, çamur.. İki mevsim tanır ayaklarımız!

Akif bu mahallede bu inaç ve gelenek ikliminin ortasında mahalle hayatını bütün renk ve çizgileriyle yaşadı.

Babası O’nu sekiz yaşından itibaren Fatih camiine götürdü. Bunu bir şiirinde şöyle anlatır.

Sekiz yaşında kadardım. Babam gelir: “Bu gece, Sizinle camîe gitsek çocuklar erkence. Giderseniz gelin amma namazda uslu durun; Merâmınız yaramazlıksa işte ev, oturun!” Deyip alırdı beraber benimle kardeşimi Namaza durdu mu, naliyle koyverir peşimi Dalar giderdi, ben atık kalınca âzade Ne âşıkane koşardım hasırlar üstünde.”

Cami, masal, oyun ve yaramazlık. Cami içinde baba ve çocuklar. Camii içinde inanç ve coşku. Camii içinde ciddiyet ve oyun. Cami içinde inanç ve çocuksuluğun sınırsızlığı. Cami içinde yetişkin ve çocuk samimiliği. Ve cami ile içiçe bir ev. Camii ile içiçe bir mahalle hayatı. Camii ile içiçe düşünce, duyarlık ve yaşama iklimi. İşte yetişkin Akif’in portresinin temel çizgilerini belirginleştiren çocuk Akif’in dünyası ya da Âkif’in içinde kendini bulduğu dünya...

Ve Akif’in mizacı.. ele avuca sığmayan bir çocuk. Çalışkan ama haşarı. Okuldan döner dönmez sokağa fırlayan, ağaçlara tırmanan, kabına sımayan bir mizaç. Masal dinlemeden uyumayan bir ruh. Uyuması için kendisine masal anlatırken anlatırken uyuyakalan Saime Hanım’ın eline mangalda kızdırdığı cevizi bırakarak yakan bir yarım kalmışlığı kabullenememezlik. Akif böyle bir ortam içinde o günün geleneğine uyularak 4.5 yaşlarında iken Emir Buhari Mahalle Mektebine başladı. Yaklaşık iki sene sonra Fatih İptidaisi’ne (ilkokul) girdi. Üç yıllık bu okulu bitirdikten sonra girdiği Fatih Merkez Rüştiyesi’ni (ortaokulunu) 1895 yılında bitirdi. Bu mezunuyet aile içinde görüş ayrılığına yol açtı. Emine Şerife Hanım, Hocazade’sinin (Annesi Âkif’e Hocazadem diye hitabederdi) sarıklı olmasını, medresede tahsiline devam etmesini istiyordu. Babası Tahir Efendi ise medresede okuyacağı şeyleri, oğluna kendisinin de öğretebileceğini ileri sürüyor, yeni açılan ve revaçta olan mekteplerden birine gitmesini istiyordu. Akif’in anne ve babası arasındaki bu görüş ayrılığı Dönemin toplumsal tercihlerindeki farklılaşmayı da ortaya koyuyordu. Bir tarafta geleneğin bütün çizgileriyle yaşadığı Fatih’te, evladını bir inanç ve ilim adamının saygınlığı içinde görmek isteyen anne diğer yanda değişen dünyanın gereklerini farkeden kendisi de bir inanç ve ilim adamı olan baba. Ne inanç ihmal edilebilirdi ne yeni gelen ve kendi şartlarını dayatan dünya. Bu açıdan bakıldığında Akif annesiyle babasının özlemini kendi şahsında bütünlemiş ve uygun bir senteze kavuşturmuş gibidir. Sonunda Tahir Efendi’nin dediği olur. Ancak Tahir Efendi mektep ve meslek tercihini oğluna bırakır. Akif dönemin en gözde okullarından biri olan Mülkiye’yi tercih ettiği için ve babasıyla birlikte kaydını yaptırır. Kayıt tamamlandıktan sonra kâtip kayıt harcı ister, Tahir efendi, Âkif’i bir köşeye çeker, kesesini çıkarır ama istenen miktarda para yoktur. Tahir efendi rehin bırakmak üzere gümüş saatini çıkarınca kâtip almaz ve kayıt harcını ertesi gün getirebileceklerini söyler. İlk gençlik yılları da çocukluğu gibi. Taşkın, ele avuca sığmaz, güçlü, sıhhatli ve enerjik. Pehlivanlarla güreşen, boğazda karşıdan karşıyla yüzen, taş yarıştıran bir ilk gençlik. Ama hep çalışkan, hep erdemli. Mülkiye’nin İ’dâdî bölümünde üç sene okuduktan sonra şehadet-nâme (diploma) aldı ve yüksek kısmına kaydoldu. Bir sene süre sonra (H.1305/1887-88) babası vefat etti. Aynı yıl evleri yanınca Mülkiye’ye nehari (gündüzlü öğrenci) olarak devam etmesi imkansız hale geldi. Mezunlarına hemen iş verileceği için o yıl açılan ve ilk sivil veteriner yüksek okulu olan Mülkiye’nin Baytar Mektebi’ne (Halkalı Baytar ve Ziraat Mektebi) leyl-i (yatılı) öğrenci olarak geçti.

Âkif bu okulda kendisini derinden etkileyecek bir öğretmenle karşılaştı. İnançlı bir Türk Hekimi olan, Türkiye’ye mikrop bilimini getiren Rifat Hüsamettin Hoca. Pasteur’un öğrencisi olan bu öğretmeninden Pasteur sevgisini aldı. Mithat Cemal, Akif’in Pasteur’ün fotoğrafına bakıp hayranlıkla “Bu ne ilâhi yüzdür” dediğini, fotoğrafı öptüğünü ve ardından “Mu’tekid de! (İnançlı) eklediğini kaydeder. Çoğu kendisi gibi babasız ve yoksul öğrencilerden oluşan bu okul Âkif’e sağlam ve bir ömür boyu sürecek dostluklar kazandırdı. Yine bu okul, Akif’in sağlam bir dini bilgi ve sarsılmaz bir imanla, müspet bilimin harika bir uyumunu sağlayan zihini yapısını oluşturdu. Akif bu dönemde de Kıyıcı Osman Pehlivandan güreş öğreniyor, Çatalca köylerinde yağlı güreş tutuyor, taş yarıştırıyor, yüzüyor ve çok sevdiği mektebin “Doru” isimli atına biniyor, uzun yürüyüşlere çıkıyor Şiire ilgisi de bu yıllarda başlıyor ve okulun son iki senesinde başladı. Bunlar dönemin yaygın kanaatlerinin izlerini yansıtır ve divan şiirlerine nazireler şeklindedir. 22 Aralık 1893’te okuldan birincilikle mezun olur ve 26 Aralık’ta “Orman ve NMa’adin ve Ziraat Nezare’Baytar Müfettiş Muavini” olarak tayin edilir.

Görev yeri İstanbul olmasına rağmen Akif, 4 yıl Rumeli, Anadolu ve Arabistan’ın çeşitli bölgelerinde görev yapmıştır. Bu seyahatler Akif’in gözlem gücünü, toplumu daha yakından tanımasını sağlamış olmalıdır. Akif bu dönemdeki gözlemlerini şiirlerinde son derece gerçekçi bir şekilde kullanır. Yine bu ve bundan sonraki seyahatler Akif’in hem düşünce tarzını hem de şiir anlayışını temellendirir.

Mezuniyetinden 6 gün sonra 28 Aralık 1893’te İlk eseri olan 7 beyitlik gazeli “Servet-i Fünun’da yayınlanır. Buarada çocuk yaşlarda başladığı Kur’an’ı Hıfzetme (Ezberleme) çabalarını yoğunlaştırır ve Hafız olur. 1 Eylül 1898’de 25 yaşında iken Tophane-i Amire veznedarı Mehmed Emin Bey’in kızı İsmet Hanım ile evlendi. Akif’in bu yıllarda da Maarif mecmuasında, Resimli Gazete’de şiir yazıları ile Arapça, Farsça ve Fransızca’dan yaptığı çevrilerini yayınlamaya devam eder. 17 Ekim 1906’da mevcut görevine ilâveten “Halkalı Ziraat Mektebi Mektebi’ne “Kitabet-i Resmiye Muallimi ve 25 Ağustos 1907’de Çiftlik Makinist Mektebi’ne Türkçe Muallimi olarak atanır. 23 Temmuz 1908’de İkinci Meşrutiyet ilan edilir. Akif, bu sırada İstanbul’da Umur-i Baytariye Dairesi Müdür Muavin’dir. Akif’in hemen hiçbir dönemde siyasetle doğrudan ilişkisi olmamakla beraber toplumsal sorunlarla ciddi ve yoğun bir ilgisi olmuştur. Dönemin bütün aydınları gibi çöküş şartlarının yol açtığı acıları derin bir şekilde yüreğinde hissediyor ve bir çıkış yolu arıyordu. Meşrutiyetin ilanından 10 gün sonra daha önceleri gizli bir cemiyet olarak faaliyet gösteren ve daha sonra partileşecek olan İttihat ve Terakki Cemiyetine üye olur. Ancak Akif, cemiyete üyeliğe girişin gereklerinden biri olan “Cemiyetin bütün emirlerine, bilâ kayd ü şart (kayıtsız şartsız) ittaat edeceğim” şeklindeki yemindeki “kayıtsız şartsız itaat “itiraz eder ve sadece iyi ve doğru olanlarına şeklinde düzeltilmesi şartıyla yemin edebileceğini söyler. Ve cemiyetin yemini Akif’le değişir. Akif’in karekterinin tipik bir yansıması olan bu tutum hayatı boyunca ve herkese karşı korunan bir ilkeli anlayışın tezahürüdür.




OKUDUĞU KİTAPLAR Mesnevi Hafız Divanı Gülistan Leyla ve Mecnun (Fuzuli) Victor Hugd, Lamartine, Zola, Daudet





Eserleri
Safahat 1911
Süleymaniye Kürsüsünde 1911
Hakkın Sesleri 1912
Fatih Kürsüsünde 1913
Hatıralar 1917
Âsım 1919
İstiklâl Marşı 1921
Gölgeler 1933
__________________
Kalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim
Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OLKalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OL
Gülçin123 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-01-2008, 11:40   #13 (permalink)
Gülçin123
Teğmen
 
Gülçin123's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-01-2008
Mesajlar: 378
Rep Gücü: 108
Rep Puanı : 26729
Gülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımaz
Varsayılan

bi tşk kür yokmu alllah alllah
__________________
Kalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim
Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OLKalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OL
Gülçin123 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-06-2008, 16:17   #14 (permalink)
Black1881
Acemi Asker
 
Giriş Tarihi: 27-12-2007
Mesajlar: 1
Rep Gücü: 1
Rep Puanı : 10
Black1881 Yavaş ama emin adımlarla geliyorum
Varsayılan

Allah razı olsun kardeşim
Black1881 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-06-2008, 20:41   #15 (permalink)
shexpin
Yüzbaşı
 
shexpin's Avatar
 
Giriş Tarihi: 07-08-2006
Konum: hayal kırıklığının başkenti..
Mesajlar: 720
Rep Gücü: 67
Rep Puanı : 15713
shexpin Beni kesseler acımazshexpin Beni kesseler acımazshexpin Beni kesseler acımazshexpin Beni kesseler acımazshexpin Beni kesseler acımazshexpin Beni kesseler acımazshexpin Beni kesseler acımazshexpin Beni kesseler acımazshexpin Beni kesseler acımazshexpin Beni kesseler acımazshexpin Beni kesseler acımaz
Varsayılan

teşekür..............................
__________________
UNUTMA..! SEN DOĞDUĞUNDA HERKES GÜLÜYOR FAKAT SEN AĞLIYORDUN,ÖYLE BİR HAYAT YAŞA Kİ ÖLDÜĞÜNDE HERKES AĞLASIN SEN GÜL..
...Ertan çete...

GERÇEK ÖMER MUHTAR

shexpin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Forum Araçları
Görüntüleme Biçimleri

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Saat 06:53.

Porno

Powered by vB 3.6.7
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by 3.0.0
Tercüme Eden: ReSSaM

Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz

For Advertising contact ressam@gmail.com




Şarkı Sözleri sohbet Forum
haber dizi izle dizi
1 2 4 5 6 7 8 10 11 12 13 14 15 16 22 23 24 25 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 44 45 46 47 48 50 51 52 53 54 59 66 70 77 78 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 94 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 113 114 115 116 119 120 124 125 126 127 128 130 131 132 133 134 135 136 137 138 140 141 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 159 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 240 249 250 251 253 256 257 260 267 268 269 270 272 273 274 275 277 278 279 280 281 283 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 306 307 309 310 312 313 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 346 347 348 349 351 352 353 354 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 369 370 371 372 373 374 402 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489