ForumNeuro


Geri Git   ForumNeuro > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi - Şiir > Edebiyat > Şairler - Yazarlar
Kayıt S.S.S Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle


Yanıtla
 
Forum Araçları Görüntüleme Biçimleri
Eski 25-01-2008, 09:36   #1 (permalink)
Gülçin123
Teğmen
 
Gülçin123's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-01-2008
Mesajlar: 378
Rep Gücü: 108
Rep Puanı : 26729
Gülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımaz
Arrow Yazarlar ve Şairlerimiz

Yahya Kemal Beyatlı
Yahya Kemal BEYATLI Dogum-Vefatl/Yeri 2 Aralik 1884/Üsküp -1 Kasim 1958/istanbul Egitim/Ögretim ilkögretimini Üsküpte yaptl, Selanikte bagledlgl ortaögretimini 1902de geldigi istanbulda Vefa Lisesinde tamamladl. Parise giderek (1903) bir yll bir kolejde franslzcaslnl ilerlettikten sonra Siyasal Bilgiler Fakültesine girdi. Dokuz yll kaldlgl Paristen döndükten (1912) sonra istanbulda üniversitede lesitli dersler okuttu (1915-1923), Urfa milletvekili oldu; (1923); Varsova(1926), Madrid(1929) Ortaelçiliklerine atandl, Tekirdag(1935-1942) ve istanbul (1943-1946) milletvekilliklerinde bulundu. Büyükelçi olarak Pakistana gitti (1948), bir yll sonra emekliye ayrllarak yurda döndü(1949). Siirleri ve Kitaplarl Klasik divan siirimizi Batl siirindeki bütünlük anlaylslyla ele aldl. Avrupa dönüsü Yeni Mecmuada <> basllglyla yaylmladlgl gazel ve sarkllarla tanlndl(1918). Bu neoklasik siirler, onun çlkls noktaslnln Osmanli tarih ve siiri oldugunu gösterdigi gibi, sonradan yeni sekiller ve sade dille yazdlklarlnda da sairin genel olarak Osmanli medeniyet ve kültürüne bagll kaldlgl görülür. Onda tarih, vatan, millet ve istanbul sevgisi, hep bu açldan islenir. Duygu, düsünce ve hayali ustallkla kaynastlran sair pek çoguna hikaye karakteri verdigi lirik-epik sairlerinin konularlnl ask, tabiyat, deniz, ölüm ve sonsuzluktan da allr. iç ahengi her seyden üstün tutusu siiri <> kabul edisi; <> siiri bir yana bütün siirlerini, bu ahengin saglanmasüna daha elverisli gördügü, aruzla yazmaslna sebep oldu. Siirlerini, makale ve hikayelerini sagllglnda kitaplarda toplamamls, eserleri dergilerde, daglnlk kalmlstl. Ölümünden sonra dostlarl ve hayranlarl taraflndan bir Yahya Kemali Sevenler Cemiyeti kuruldugu gibi, istanbul Fetih Cemiyetine bagll bir de Yahya Kemal Enstitüsü ve Müzesi açlldl(1961). Bu Enstitüsünün yaylmlamaya basladlgl Yahya Kemal Külliyatlnda sairin ilk üçü siirlerini; digerleri makale, deneme ve anllarlnl derleyen, su eserleri çlktl 1. Kendi Gök Kubbemiz (1961) 2. Eski Siirin Rüzgarlyla (1962) 3. Rübailer ve Hayyam Rübailerini Türkçe Söyleyis (1963) 4. Aziz istanbul (1964) 5. Egil Daglar (1966) 6. Siyasi Hikayeler (1968) 7. Siyasi ve Edebi Portreler (1968) 8. Edebiyata Dair (1971) 9. Çocuklugum, Gençligim, Siyasi ve Edebi Hatlralarlm (1973) 10. Tarih Müsahabeleri (1975) 11. Bitmemis Siirler (1976) 12. Mektuplar - Makaleler (1977) Eserleri Vuslat Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar, Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar, Bir hazzl tükenmez gece sanmakla zamanl, Görmezler ufuklarda safak söktügü anl. Gördükleri rüya ezeli bahçedir aska; Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarl baska; Bülbülden o eglencede feryad isidilmez, Gül solmayl, mehtab azallp bitmeyi bilmez... Gök kubbesi her lahza bütün gözlere mavi, Zenginler o cennette fakirlerle müsavi; Sevdalarl hülyall havuzlarda serinler, Sonsuz gibi, bir fiskiye.ahengini dinler... Bir ruh o derin bahçede bir defa yasarsa, Boynunda onun kollarl, koynunda o varsa, Dalmissa onun saçlarlnln rayihaslyle... Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle... Ylldlzlarl boydan boya dogmus gibi, varllk. Bir mucize halinde o gözlerdedir artlk; Kanmaz en uzun buseye, öptükçe susuzdur; Zira susatan zevk o dudaklardakl tuzdur; insan ne yaratmlssa yaratmistlr o tuzdan. Bir slr gibidir az çok ilah oldugumuzdan. Onlar ki bu güller tutusan bahçededirler, Bir gün nereden, hangi tesadüfle gelirler? Ask onlari sevk ettigi günlerde kederden Rüzgar gibidir sevk allr olduklari yerden... Geldikleri yol... ömrün lslktan yoludur o; Alemde bir aksam ne semavi kosudur o! Dort atll o gerdune gelirken doludizgin, Sevmis iki ruh ufku görürler daha engin Simalarl gittikçe parlldar bu zaferle, Gök, her taraflndan donanlr mesalelerle.
__________________
Kalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim
Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OLKalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OL
Gülçin123 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-01-2008, 09:37   #2 (permalink)
Gülçin123
Teğmen
 
Gülçin123's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-01-2008
Mesajlar: 378
Rep Gücü: 108
Rep Puanı : 26729
Gülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımaz
Arrow Orhan Veli Kanık

Orhan Veli Kanık
ORHANVELİ KANIK’IN HAYATI İstanbulda doğmuştur (1914). Cumhurbaşkanlığı Bando Heyeti şeflerinden Veli Kanıkın oğludur. İlk öğrenimini Galatasaray Lisesinin ilk kısmında yapmış, dördüncü sınıfı burada tamamlamış (1925), ilkokulu Ankaraya gittikleri için Gazi İlkokulunda bitirmiştir (1926). Daha sonra Ankara Erkek Lisesine yatılı girmiş, burayı bitirdikten sonra (1933) İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne girmiştir. Ancak Fakülteyi bitirmeden Ankaraya dönmüş (1936), PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Nizamlar Bürosuna memur olarak girmiştir. Daha sonra askere gitmiş (1942-1944), terhis olunca da Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosuna girmiştir. Reşat Şemsettin Sirerin Milli Eğitim Bakanlığına getirilmesi üzerine, Bakanlığa egemen olan tutucu havaya uyamayacağını anla¤¤¤¤¤ görevinden istifa eder. Türk yazınında olduğu kadar dönemin düşünce yaşamında da önemli yeri ve etkisi olan Yaprak dergisini yayımlamaya başlamış (1 Ocak 1949), 28 sayı çıkarmıştır. Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Andayla birlikte, Nâzım Hikmetin serbest bırakılması için üç gün açlık grevi yapmış (1950), eylem geniş yankı uyandırmıştır. Ankarada bir gece sokakta Belediyenin açtırdığı bir çukura düşmüş, başından yaralanmış (10 Kasım 1950), iki gün sonra da İstanbula gitmiştir. İstanbulda bir arkadaşının evinde öğle yemeği yerken fenalık geçirmiş, hastaneye kaldırılmıştır (14 Kasım 1950). Alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi edilmiş, ancak sonradan beyin kanaması geçirdiği anlaşılmıştır. Aynı gün akşama doğru komaya giren Orhan Veli, geceleyin saat 23.20de hayata gözlerini yummuştur (14 Kasım 1950). 46 yaşında, en verimli çağında ölen Orhan Veli, özgeçmişini, şiirine içselleşmiş olan humouruyla şöyle özetlemiştir: 1914te doğdum. 1 yaşında kurbağadan korktum. 9 yaşında okumaya, 10 yaşında yazmaya merak sardım. 13te Oktay Rıfatı, 16da Melih Cevdeti tanıdım. 17 yaşında bara gittim. 18de rakıya başladım. 19dan sonra avarelik devrim başlar. 20 yaşından sonra da para kazanmasını ve sefalet çekmesini öğrendim. 25te başımdan bir otomobil kazası geçti. Çok aşık oldum. Hiç evlenmedim, şimdi askerim. Yazın Yaşamı Orhan Velinin edebiyata ilgisi daha ilkokul sıralarında başlamış, lise öğrencisiyken Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile arkadaş olmuş, bu dostluk Türk şiirinde bir dönemin başlangıcını oluşturmuştur. Lise sıralarında öğretmenleri olan Ahmet Hamdi Tanpınar, Rıfkı Melul Meriç, Halil Vedat Fıratlı ve Yahya Saim Sinanoğlunun yakın ilgisini görmüştür. Lisede Oktay Rıfat ve Melih Cevdetle Sesimiz diye bir dergi çıkarmıştır. Orhan Veli, daha ilk okul beşinci sınıfta iken yazmaya başlamış, ilk öyküsü, eski yazıyla yayımlanan Çocuk Dünyası adlı dergide çıkmıştır. Orhan Velinin düzyazıdan şiire dönmesinde, kendisinden iki sınıf önde olan Hıfzı Oğuz Bekatanın etkisi olduğunu bildirmektedir kardeşi Adnan Veli. Kanıkın ilk şiirleri Nahit Sırrı Örikin teşvikiyle Varlık dergisinde yayımlanmış, şair bu şiirlerin bazıların Mehmet Ali Sel imzasını kullanmıştır. Kanık, dönemin İnsan, Ses, Gençlik, Küllük, İnkılâpçı Gençlik gibi dergilerinde de yazmıştır (1936-1942). Türk şiirinin dönüm noktalarından. Garip ya da diğer adıyla birinci yeninin kurucusu ve kuramcısıdır. İkinci Dünya Savaşının bunalımındaki Türk insanı ve Türk edebiyatına farklı bir soluk getirmiştir.Orhan Veli bir grup arkadaşıyla yayımladığı 2 sayfalık Yaprak adı dergiyle birinci yeninin çerçevesini çizdi. Serbest şiirin, toplumcu şiirin ve şiirde bireysellikle, duygusallığın önderi oldu. Orhan Veli, Moliereden Rimbaudya La Fontaineden Mussetye uzanan bir çok da çeviri yapmıştır. ORHAN VELİ KANIK’IN Yapıtları Şiir: Garip, (1941- O. Rıfat ve M. Cevdet ile birlikte), Vazgeçemediğim (1945), Destan Gibi (1946), Yenisi (1947), Karşı (1949), Nasrettin Hoca Hikâyeleri (1949), Bütün Şiirleri (1951). Düzyazı: Yazıları (1982- 1. Cilt Sanat Nesir Yazıları (1953), Edebiyat Dünyamız (1975)
__________________
Kalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim
Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OLKalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OL
Gülçin123 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-01-2008, 09:39   #3 (permalink)
Gülçin123
Teğmen
 
Gülçin123's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-01-2008
Mesajlar: 378
Rep Gücü: 108
Rep Puanı : 26729
Gülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımaz
Arrow Ahmet Hamdi Tanpınar

AHMET HAMDI TANPINAR (1901-1962) Istanbulda dogdu. Istanbul Edebiyat Fakultesini bitirdikten sonra, cesitli okullarda ogretmenlik yapti. Guzel Sanatlar Akademisinde sanat ve estetik tarihi dersleri verdi. Edebiyat Fakultesi Turk Dili ve Edebiyati Bolumune profesor olarak atandi. Maras milletvekili olarak parlamentoya girdi. 1962de Istanbulda oldu. Siir Kitabi: Siirler (1961). ``Denebilir ki, Hasimin sairligi, dili zamana u¤¤¤¤¤ daha sadelesmis, Hasime ozgu aciligini yitirerek Tanpinarin hayatla barisik yaradilisina uymus olarak, Tanpinarin siirlerinde de devam etmistir. Hasimin son isiklarla bulutlarin cenk ettigi, ucustugu atesli aksam havalari, yaz geceleri, mercan dallari, golleri, bulbulleri, bahceleri, Istanbulun gurultusuz bir kosesinde eski bir yali gibi Tanpinara miras kalmistir. (Necati Cumali, 1961) ``Tanpinar, siirlerinin cogunda insan kaderinin derin meselelerini, kainat ile insan varligi arasindaki munasebeti, ask, olum ve sanat konularini isler. Ruya, hayallerde gizli manalar bulan Tanpinar, siirlerini umumiyetle kapali, fakat uzak yildizlarin isiklari gibi sembollerle ormustur. (Mehmet Kaplan, 1965) Her sey yerli yerinde Her sey yerli yerinde; havuz basinda servi Bir dolap gicirdiyor uzaklarda durmadan, Esya aksetmis gibi tilsimli bir uykudan, Sarmasiklar ve bocek sesleri sarmis evi Her sey yerli yerinde; masa, surahi, bardak, Serpilen aydinlikta dallarin arasindan Buyulenmis bir ceylan gibi bakiyor zaman Sessizlik dokuluyor bir yerde yaprak yaprak. Biliyorum golgede senin uyudugunu Bir deniz magarasi kadar kuytu ve serin Hazlarin aleminde yumulmus kirpiklerin Yuzunde bir tebessum bu agir ogle sonu. Belki ruyalarindir bu taze acmis guller, Bu yumusak aydinlik dallarin tepesinde, Bitmeyen ask turkusu kumrularin sesinde, Ruyasi omrumuzun cunku esyaya siner. Her sey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda Azapta bir ruh gibi gicirdiyor durmadan, Bir seyler hatirliyor belki maceram
__________________
Kalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim
Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OLKalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OL
Gülçin123 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-01-2008, 09:39   #4 (permalink)
Gülçin123
Teğmen
 
Gülçin123's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-01-2008
Mesajlar: 378
Rep Gücü: 108
Rep Puanı : 26729
Gülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımaz
Varsayılan Aşık Veysel

AŞIK VEYSEL (1894 -1973) Türk Halk şiirinin en güçlü temsilcilerinden biri olan Aşık Veysel, Rumi 1310, Miladi1894yılında Sivasa bağlı Şarkışla İlçesinin Sivrialan Köyünde doğmuştur. Bunu Üçyüzonda gelmiş idim cihana mısraıyla kendisi de teyit etmektedir. Babasının adı Ahmet, annesinin adı Gülizardır. Aşık Veyselin kendisinden büyük Ali isminde bir ağabeyi ile kendisinden küçük Elif isminde bir kız kardeşi vardır. Veysel, yedi yaşına kadar her sağlıklı çocuk gibi büyüdü. Fakat yedi yaşında o yıl Sivasta salgın olan çiçek hastalığına yakalanarak sağ gözünü kaybetti. Bir müddet sonra da sol gözüne perde indi. Babası sol gözündeki perdeyi aldırmak için şimdi Yozgat iline bağlı Akdağmadenindeki göz doktoruna götürmeye karar verir. Ancak kader, oyununu oynamaya devam eder. Bir gün anası inek sağarken Veysel de onu seyre dalar. O sırada babası, Veyselin arka tarafından yanlarına doğru gelir. Veysel, babasının geldiğini duymaz. Babasının Veysel diye seslenmesiyle arkaya döner. Arkaya dönmesiyle birlikte babasının koltuğunun altındaki övendire (ucu çivili sivri değnek) Veyselin sol gözüne saplanır. O gözünü de maalesef kaybeder. Veysel bu olayı: Genç yaşımda felek vurdu başıma Aldırdım elimden iki gözümü Yeni değmiş idim yedi yaşıma Kayıb ettim baharımı yazımı Diyerek hüzünle hatırlayacaktır. Peşpeşe gelen bu aksilikler sonucu babası, Veyseli avutmak için halk şairlerinin şiirlerini ezberleterek oyalamaya çalışır. Veysel sever şiirle uğraşmayı... Köylerine gelen halk ozanlarını büyük ilgiyle dinler, onlara yakınlık duyar. Onun bu durumu babasının gözünden kaçmaz. Derdini unutsun diye Veysele bir saz alır. Veysel sazla uğraşmaya, çalmaya başlar. İlk saz dersini babasının yakın arkadaşı Çamşıhlı Ali Ağadan alır. Bu arada Veyselin yaşı da gittikçe ilerler. Ailesi onu evlendirmeye karar verir. Aynı köyden Esma adlı biriyle evlendirirler. Veyselin, Esmadan iki çocuğu olur. İkinci çocuğu daha on günlük iken anasının memesi ağzına tıkanarak ölür. Veysel yıkılır ama bu yıkılışla da kalmaz. Eşi Esma evden kaçar. Bu da yetmez anne ve babasını kaybeder. Felaket bir kere gelmesin, gelince üst üste gelir. Bu defa da Esmadan doğan birinci çocuğunu kaybeder. Bu felaketlerden sonra Veysel, içine kapanır. Kimseyle konuşmaz, görüşmez olur. Tek dostu sırdaşı sazdır. Sazıyla dertleşir, konuşur, ağlar... Veyselin bu durumu hem akrabalarını, hem de komşularını çok üzer. Bir araya gelip Veyseli tekrar evlendirmeye karar verirler. Evlendirirler de Veyseli. Yeni karısından Veyselin yedi çocuğu olur. Bu çocuklardan bbiri ölür ama ikisi oğlan, dördü kız altısı yaşar. Veysel bu arada başka aşıkların türkülerini çalıp söyler. Bilinmez bir nedenle hiç kendi türkülerini çalıp söylemez. Ta ki ünlü şairimiz Ahmet Kutsi Tecer ile tanışana kadar. Ahmet Kutsi Tecer, Veyseli sever, beğenir. Onu teşvik eder, kendine güvenini sağlar. İşte o zaman Veysel yavaş yavaş kendi eserlerini çalış söylemeye başlar. Cumhuriyetimizin Onuncu yılında bütün ozanlar Cumhuriyet ve Atatürk üzerine şiirler yazarlar. Bu ozanlar arasında Veysel de vardır. Yazdığı şiiri hem Ankarada, hem de İstanbul Radyosunda çalıp okur. Atatürk, kendisiyle tanışmak isterse de kısmet olmaz. Böylece Veysel, çok istediği halde Atatürkle tanışmak fırsatını kaçırır. Kendine güveni artan Veysel, artık köyünde durmaz. Adaşı Küçük Veyselle bütün yurdu gezer. Gezdiği yerlerde çalıp söyler ve büyük beğeni kazanır. Çeşitli köy Enstitülerinde saz öğretmenliği yapar. Ünü bütün yurda yayılır. 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi ona Ana dilimiz ve Milli birliğimize yaptığı hizmetlerden dolayı vatani hizmet tertibinden özel bir kanunla o günkü parayla (500 TL) maaş bağlar. SANATI VE KİŞİLİĞİ Veysel ârif bir halk adamıdır. O, tıpkı Ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi işi diyen Yunus gibi dostluk, kardeşlik ve insan sevgisiyle doludur. Kin, düşmanlık, nefret, fitne ve çekememezlik gibi kelimeler Veyselin şahsiyetinde yer bulamaz. Türk milleti iki şeye çok önem verir.
__________________
Kalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim
Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OLKalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OL
Gülçin123 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-01-2008, 09:40   #5 (permalink)
Gülçin123
Teğmen
 
Gülçin123's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-01-2008
Mesajlar: 378
Rep Gücü: 108
Rep Puanı : 26729
Gülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımaz
Varsayılan Behçet Necatigil

Behçet Necatigil1916 yılında İstanbulda doğdu, 1970da İstanbulda öldü. Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Liselerde ardından İstanbul Eğitim Enstitüsünde edebiyat öğretmenliği yaptı. Orta sınıf insanların başından geçen olayları ev- aile-yakın çevre üçgeni içinde anlatan şiirleriyle tanındı. Şiire bağlılığını hiç dinmeyen bir coşkuyla yaşamının sonuna dek sürdürdü. Ölümünden sonra bütün kitapları Cem Yayınlarınca yeniden yayınlandı. Çok sayıda radyo oyunu, çevirileri bulunmaktadır. Ayrıca hazırlamış olduğu Edebiyatımızda isimler sözlüğü isimli kitabı ölümünden sonra da sürdürülmekte olup kaynak bir başvuru kitabı olma özelliğini hala korumaktadır. Ölümünden sonra adına konulan şiir ödülü, günümüzde en önemli şiir ödüllerinden biri sayılmaktadır. Şiire başladığı dönem, Garip akımının etkin olduğu bir dönemdir. Yine toplumcu gerçekçi şiir olarak adlandırılan akımın da etkin olduğu bu dönemde söyleyiş özelliği olarak bağımsız kaldığı ve kendi söyleyişini yakaladığı kabul edilmektedir. Şiir üzerine yazmış olduğu yazıları ölümünden sonra Bile yazdı ismiyle kitaplaştırılmıştır. ŞİİR KİTAPLARI Kapalı Çarşı (1945) Çevre (1951) Evler (1953) Eski Toprak (1956) Arada (1958) Dar çağ (1960) Yaz dönemi (1963) Divançe (1965) İki başına yürümek(1968) En/Cam (1970) Zebra (1973) Kareler, Aklar (1975) Sevgilerde - (1976) Kitaplarından seçmeler Beyler (1978) Söyleriz (1980) ÖDÜLLERİ 1956 yılı Yeditepe şiir ödülü 1964 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü BEHÇET NECATİGİL (1916-1979) Kitapları: Kapalı Çarşı(1945), Çevre(1951), Evler(1953), Eski Toprak(1956 Yeditepe Şiir Armaganı,1957), Arada(1958), Dar Çağ(1960), Yaz Dönemi(1963,TDK,Şiir Ödülü,1964), Divançe(1965), İki Başına Yürümek(1968), En/Cam (1970), Zebra(1973), Kareler, Aklar(1975), Sevgilerde(Kitaplarından Seçmeler,1976), Beyler(1978), Söyleriz(1980). Yayınlanmış çok sayıda çevirileri ve radyo oyunları vardır.
__________________
Kalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim
Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OLKalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OL
Gülçin123 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-01-2008, 09:41   #6 (permalink)
Gülçin123
Teğmen
 
Gülçin123's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-01-2008
Mesajlar: 378
Rep Gücü: 108
Rep Puanı : 26729
Gülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımaz
Varsayılan Cahit Sıtkı Tarancı

Cahit Sıtkı TARANCI ( 1910 – 1956 ) HAYATI: 2 Ekim 1910da Diyarbakırın Camii kebir mahallesinde doğdu. Asıl adı "Hüseyin Cahit" tir. "Numune-i Terakki-i Hamidi Mektebi-i İptidaisi" ne başladığı İlköğrenimini "Mektebi-i Sultani" nin iptidai kısmında tamamladı. Orta öğrenimine Kadıköyde Saint Joseph Lisesinde ve Galatasaray Lisesinde devam etti. Ziya Osman Saba ile sıra arkadaşlığını bu yıllarda yapmıştır. Hastalandı. Tedavisi Türkiyede yapılamayınca Viyanaya götürüldü. 12 Ekim 1956da 46 yaşında Viyanada yaşamını yitirdi. ESERLERİ: Ömrümde Sükût (1933) Otuz Beş Yaş (1946) Düşten Guzel (1952) Sonrası (1957) Bütün Şiirleri (1983) Ziyaya Mektuplar (1957) ŞİİRLERİNDEN BAZILARI BİR MEMLEKET İSTERİM Memleket isterim Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun Kuşların çiçeklerin diyarı olsun. Memleket isterim Ne başta dert ne gönülde hasret olsun Kardeş kavgasına bir nihayet olsun. Memleket isterim Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun Kış günü herkesin evi barkı olsun. Memleket isterim Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun Olursa bir şikâyet ölümden olsun GÜN EKSİLMESİN PENCEREMDEN Ne doğan güne hükmüm geçer, Ne halden anlayan bulunur; Ah aklımdan ölümüm geçer; Sonra bu kus, bu bahçe, bu nur. Ve gönül Tanrısına der ki: - Pervam yok verdiğin elemden; Her mihnet kabulüm, yeter ki Gün eksilmesin penceremden! < 35 YAŞ ŞİİRİ Yas otuz beş! Yolun yarısı eder. Dantel gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider. Sakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahim bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz, Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim. Nerde o günler, o sevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim; Yalandır kaygısız olduğum yalan. Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız, Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız. Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç fark ettim taşın sert olduğunu. Su insani boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yasa gelince anlarmış. Ayva sari nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar? Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim? Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar? Neylersin ölüm herkesin basında. Uyudun uyanamadın olacak. Kim bilir nerde, nasıl, kaç yasında? Bir namazlık saltanatın olacak.
__________________
Kalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim
Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OLKalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OL
Gülçin123 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-01-2008, 09:41   #7 (permalink)
Gülçin123
Teğmen
 
Gülçin123's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-01-2008
Mesajlar: 378
Rep Gücü: 108
Rep Puanı : 26729
Gülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımaz
Arrow Cahit Külebi

Cahit KülebiZilenin Çeltek köyünde doğdu. Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Öğretmenlikten sonra bir süre yurt dışında Kültür Ateşeliği, Öğrenci Müfettişliği gibi görevlerde bulundu. Türk Dil Kurumu Genel Yazmanlığı yaptı. Şiirleri 1930lu yılların sonlarında yayınlanmaya başlayan Külebi, ülke gerçeklerini, çocukluk dünyasını, halk şiirimizden ve özellikle de türkülerimizden damıttığı, yalın, aydınlık, lirik, yer yer izlenimci öğeler taşıyan bir şiirle yansıttı. Bu özellikleriyle, çağdaş şiirimizin en çok sevilen, okunan, şiirleri gelip geçici modalar karşısında dayanıklılığını koruyan ustalardan biri oldu. Şiir kitapları: Adamın Biri (1946), Rüzgar (1949), Atatürk Kurtuluş Savaşında (1952), Yeşeren Otlar (1954), Süt (1965) Yangın (1980) (Behromoğlu) Akşamlar Hey Akşamlar Kim esir değildir Kendi içerisinde? Akşamlar hey akşamlar! Doğmasaydım eğer O küçük şehirde Kim böyle boş gezer, Yüzer gibi olur, Bir koca nehirde? Yorgunluk hey yorgunluk! İnatçı yorgunluk! Dalgın bir yüz kadar Tozlu ayakkabılar. Yorgunluk hey yorgunluk! (1944) Cahit Külebi Orhan Veli ( 1914 - 1950 ) İstanbulda doğdu. Ankara Gazi Lisesini bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edeibyat Fakültesi Felsefe Bölümüne girdi. Öğrenimini tamamlamadan ayrıldı. Ankaraya dönerek PTT Umum Müdürlüğünde, Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosunda çalıştı. Yaprak dergisini çıkardı.. Orhan Veli, sanat hayatının en verimli zamanında, bir beyin kanaması sonucu 36 yaşında öldü. Hece vezniyle yazılmış şiirleri, 1936 yılında Varlık dergisinde yayımlanmaya başladı. Şiirleri kısa zamanda ilgi gördü. Sanat çevreleri onun şiirinden bahseder oldu. Orhan Veli, kısa bir süre sonra hece veznini terk ederek, arkadaşları Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile Birinci Yeni denilen şiir akımını başlattı. Bu akımı beğenip övenler olduğu gibi, akıma karşı çıkıp sert bir şekilde eleştirenler de oldu. Orhan Veli, şiiri birtakım kalıp ve klişelerden, şairanelikten, teşbih ve mecazlardan kurtarma yolunu tuttu. Daha kısa, daha basit şekilde ve sade bir halk dili ile, gündelik hayatı ve hadiseleri şiirleştirdi. Zaman zaman, espri ve yergiye de başvurdu. Kafiyenin gereksizliğini ileri sürmüş, musikiye, şekle karşı olduğunu bildirmiş ve bu anlayışta şiirler yazmışsa da, hafızalarda kalan, gönlü okşayan, duygulu, ahenkli, vezin ve kafiyeli şiirleri olmuştur. Şiir kitapları: Garip (1941), Destan Gibi (1946), Yenisi (1947), Karşı (1949) Ağacım Mahallemizde Senden başka ağaç olsaydı Seni bu kadar sevmezdim. Fakat eğer sen Bizimle beraber Kaydırak oynamasını bilseydin Seni daha çok severdim. Güzel ağacım! Sen kuruduğun zaman Biz de inşallah Başka mahalleye tasınmış oluruz. Orhan Veli Kanık Fazıl Hüsnü Dağlarca ( 1914 - ) İstanbulda doğdu. Harp Okulunu bitirdi. On beş yıl görev yaptıktan sonra ordudan ayrıldı. Çalışma Bakanlığında iş müfettişliği yaptı. Dağlarca, kendisinin konularına göre ayrı yaklaşımlar, bağımsızlık savaşı, toplum, karşı duvar dergileri, yeryüzü, uzay, çocuklarda diye yedi bölüme ayırdığı yapıtlarında şunları dile getirir: Çocuk duygularından, çevresinden başla¤¤¤¤¤ evrene ve tanrıya kadar uzanan duyarlık, toplumsal boyutlu duygu ve düşünceler, sömürgenliğe karşı yeryüzü yurttaşlığı, destansı söyleyişli ulusal duyarlık ve övünç, çocuklarla ilgili temalar... Bütün bu yeni bakış, arayış ve deyişlerle; değişik duyarlığı ve içtenliğiyle adını Yirminci Yüzyıl Türk Edebiyatı Tarihinin doruğuna yazdıracak olan Dağlarca, özgün ve ölümsüz bir şair olarak yaşayacaktır. (A. Necdet) Çanakkalede Ölüm Sen ölüm, Evlerde pissin ama, Dağlarda iğrençsin. Sen ölüm, Birinin adi silinir de, Adin geçer ancak. Sen ölüm, Eli tutmaz olur da, gözü görmez olur da Tutarsın, görürsün oralarda ancak. Sen ölüm, Ülkelerde kötüsün ya Ülkelerarası daha çirkinsin. Sen ölüm, Sayrılıklardan sonra gelirsin peki, Şu dev gibi, su dipdiri gençlerle isin nedir? Fazıl Hüsnü Dağlarca Behçet Necatigil ( 1916 - 1979 ) İstanbulda doğdu. İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. Kars, Zonguldak ve Kabataş Erkek Lisesinde, İstanbul Eğitim Enstitüsünde edebiyat öğretmenliği yaptı. 13 Aralık 1979da İstanbulda öldü. İlk şiiri, lise öğrencisi olduğu yıllarda, 1935te Varlık dergisinde çıktı. O tarihten ölümüne kadar hep şiirin ve edebiyatın içinde oldu.
__________________
Kalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim
Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OLKalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OL
Gülçin123 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-01-2008, 09:42   #8 (permalink)
Gülçin123
Teğmen
 
Gülçin123's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-01-2008
Mesajlar: 378
Rep Gücü: 108
Rep Puanı : 26729
Gülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımaz
Varsayılan Fuzuli

FUZULİ (ölümü 1556) Türk edebiyatının en büyük şairlerinden biri olarak kabul edilir. Ama, yaşamı hakkında yeterli bilgi yoktur. Eski kaynaklarda doğum tarihi yazılmadığı gibi, doğum yeri olarak da Bağdat, Hille, Kerbela gibi değişik yerler gösterilir. Hille müftüsü Süleyman’ın oğlu ve asıl adının mehmet olduğu hemen hemen her kaynakta belirtilmektedir. Yaşamını Bağdat, Hille, Kerbela’da geçirmiş olan şairin Irak’tan dışarı çıkmadığı bilinmektedir. Şii inançlarına bağlı olduğundan Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin’in şehit olduğu yer olan Kerbela’dan şiirlerinde “Kutsal Toprak” olarak söz eder. Uzun süre Kerbela’da Hz. Hüseyin’in türbesinde kandilcilik yaparak ekmeğini kazanan Fuzuli’nin nasıl bir eğitim gördüğü bilinmemektedir. Ama şiirlerinden, Arapça ve Farsça’yı çok iyi bildiği, o dönemin bilimlerini derinliği’ne öğrendiği, astronomi ve matematik alanında çok geniş bir bilgiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Fuzuli’nin hangi ulustan olduğu da kaynaklarda tartışmalı bir konudur. Oysa Fuzuli Farsça Divan’ın önsözünde, “Buradaki gazeller Farsça’dır, ama ben Türk’üm, anadilim Türkçe’dir.” Diyerek ulusunu ve ve dilini belirtir. Fuzuli’nin özel yaşamı konusunda da çeşitli öyküler anlatılır. Bunlardan biri de, hocası Rahmetullah’ın kızına delicesine aşık olduğu ve daha sonra yazacağı “Leyla ve Mecnun” (Leyla vü Mecnun) adlı ünlü mesnevisinde bu aşkın izleri olduğu söylentisidir. Ama, Fuzuli ile sevgilisinin aşkı Leyla ve Mecnun’un ki gibi olmamış, sevgilisiyle evlenmiş ve Fazlı adında bir çocukları olmuştur. Fuzuli’nin yaşamı geçim sıkıntısı içinde geçti. Kanuni Sultan Süleyman 1534’te Bağdat’ı fethedince, Fuzuli padişahı ve komutanlarını öven kasideler yazıp padişaha sundu. Kanuni’de Fuzuli’ye günlüğü 9 akçeden aylık bağladı. Ama Fuzuli her zaman bu parayı alamıyordu. O dönemin yetkililerine yazdığı ünlü mektubu “Şikayetname”nin konusu da devlet kurumlarının işleyişindeki bozukluk ve uğradığı haksızlıktı.
__________________
Kalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim
Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OLKalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OL
Gülçin123 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-01-2008, 09:42   #9 (permalink)
Gülçin123
Teğmen
 
Gülçin123's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-01-2008
Mesajlar: 378
Rep Gücü: 108
Rep Puanı : 26729
Gülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımaz
Arrow Faruk Nafız Çamlıbel

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL Faruk Nafiz, 1898 Mayıs’ının 18’inci Cuma günü İstanbul’da doğmuştur. Babası, Hazine-i Hassa Nezareti Nezâreti ser müfettişi Süleyman Nazif Bey; annesi, Fatma Rûhiye Hanım’dır. Baba tarafından dedesi, Maliye Şûrâsı âzalarından Mora’lı Mustafa Rif’at Efendi; anne cihetinden dedesi, Halıcılar Dergâhı Şeyhi Hacı Feyzullah-ı Nakşıbendi’dir. Faruk Nafiz, ilk tahsilini Bakırköy Rüştiyesi’nde yapmış orta tahsilini Hadîka-i Meşveret İdâdîsi’nde tamamlamıştır. Yüksek tahsil için de bir müddet Tıp Fakültesi’ne devam etmiştir. Daha Tıp Fakültesi’nde talebe iken neşrettiği şiirleriyle dikkati çeken şair, kısa zamanda şiir ve sanat çevrelerinde tanınmış; büyük takdir ve alâka görmüştür. Onun ilk şiirleri Peyâm-ı Edebi’de (1913-1914), Edebiyat-ı Umûmiye mecmûasında (1916-1919), Yeni Mecmua’da (1918), Ümîd mecmûasında (1919-1921), Şair (1918-1919), büyük Mecmûa (1919), Nedîm (1919) mecmûalarında; Birinci Kitap, İkinci Kitap gibi isimlerle, sekiz kitap halinde çıkan, şiir-nesir ve hikaye kitaplarında (1920-1921) ve Yarın (1921-1922) mecmûasında neşrolunmuştur. 1917-1918’de İleri gazetesi yazı heyetine katılan Faruk Nafiz, 1922’de bu gazetenin temsilcisi olarak Ankara’ya gitmiş, aynı yıl, Kayseri Lisesi edebiyat muallimliğine gönderilmiştir. 1924’te Ankara Erkek Muallim Mektebi, 1925’te Ankara Kız Lisesi edebiyat muallimi olmuş, ayrıca Ankara Lisesi’nde edebiyat okutmuştur. 1932’de İstanbul’da Kabataş Lisesi edebiyat muallimliğine nakledilen şair, bu lisedeki muallimliği sırasında ayrıca Amerikan Kız Koleji’nde yıllarca, edebiyat dersi vermiştir. Faruk Nafiz, 1946’da Demokrat Parti’den, İstanbul Milletvekili seçilmiş ve onun mebusluk hayatı 27 Mayıs 1960 ihtilaline kadar devam etmiştir. Bu İhtilalde, bütün milletvekili arkadaşlarıyla birlikte teklif ederek Yassıada’ya gönderilen şair, Haziran 1960’tan Eylül 1961’e kadar burada kalmış ve meşhur Yassıada muhakemesi sonunda suçsuz görülerek berâat etmiştir. Bu hadiseden sonra siyasi hayata devam etmek istemeyen şair, sadece Yassıada’da arkadaşlarıyla birlikte maruz kaldığı acı bakı’yı, çok kuvvetli ve çok manalı, dörtlükler halinde nazmederek, vaktiyle yazdığı Han Duvarları şiirine mukabil, Zindan Duvarları adıyla (1967), yassı bir kitap haline neşretmiştir. Ankara ve İstanbul’da edebiyat muallimliği yaptığı yıllarda güneş, Tavus, Hayat, Yedigün ve bizzat çıkardığı Anayurt mecmûalarında başka Ankara ve İstanbul’un muhtelif mecmûa ve gazetelerinde şiirle, fıkralar, makale ve musâhabeler neşreden Faruk Nafiz, yine İstanbul’da Akbaba ve karikatür gibi mizah mecmûalarına Deli Ozan ve Çamdeviren takma adlarıyla mizahi ve satirik manzûmeler yazmıştır. En son şiirleri İsimsiz kıt’alar başlığı altında Kubbealtı Akademi Mecmuaı’nda yayınlanmıştır. Edebî Şahsiyeti Faruk Nafiz, İstanbul’da Balkan savaşının ve Birinci Dünya Harbinin kaybedildiği üzgün çağlardaki romantik hayat içinde yetişen bir şairdir.
__________________
Kalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim
Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OLKalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OL
Gülçin123 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-01-2008, 09:43   #10 (permalink)
Gülçin123
Teğmen
 
Gülçin123's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-01-2008
Mesajlar: 378
Rep Gücü: 108
Rep Puanı : 26729
Gülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımazGülçin123 Beni kesseler acımaz
Varsayılan Halit Ziya Uşaklıgil

Halit Ziya Uşaklıgil Servet-i Fünûn Edebiyatı sanatçılarındandır. Ve bu dönemin özelikleri arasında ilk olarak dil ve üslûptan bahsedilmelidir. Çünkü Halid Ziya’nın dili demek, Servet-i Fünûn neslinin dili demektir. Bu neslin kullandığı dilin, yabancı kelime ve tamlamalarla yüklü, tam bir Osmanlıca olduğu muhakkaktır. Üslûbu ise, Türk romanında ilk defa Namık kemal ile başlayan, sanatkârane üslûbun en koyusudur. Karakter ve çevre tasvirlerinde realist okulun gözlemci ve ayrıntıcı metodunu başarı ile kullanan yazarın üslûbu, aynı okulun yalın üslûb anlayışı ile ters düşmektedir. Hayal senaryoları ile dolu olan bu üslûbu sağlamak için, yazarın sürekli bir çaba sarfettiği seziliyor. Halid Ziya’nın dil anlayışını ortaya çıkarmaya çalıştığımız bu kısa araştırmadan hareketle, Halid Ziya’nın dili kullanma eğilimini iki döneme ayırarak inceleyebiliriz: İlki Osmanlıca kelimelerin yoğun bir şekilde yer aldığı, süslü üslûb kullanmayı tercih ettiği dönemdir. Biz bu dönemi ortaya koymak için “Mai ve Siyan” romanından alıntılar vermeyi tercih ettik. İkinci dönemi ise Milli Edebiyat akımı ile gelen “dilde sadelik anlayışı” yaklaşımını benimsediği dönemdir. Bu dönemde sade, akıcı ve anlaşılır kelimeler kullanmayı tercih etmiştir. Halid Ziya’nın dil anlayışını ortaya koymak için Mai ve Siyah romanı, sanata dair I, Sanata Dair II, Sanata Dair IV eserleri incelenmiştir. Ve örnekler verilerek düşüncelerin somutlaşması sağlanmıştır. HALİD ZİYA UŞAKLIGİL’İN TÜRK DİLİ’NDEKİ YERİ NEDİR? Türk dili üzerinde en çok düşünenlerin başında hiç şüphesiz Halid Ziya gelir. O, başta Mai ve Siyah romanı olmak üzere, çeşitli makalelerinde Türk dili üzerindeki düşüncelerini, bu düşüncelerin zaman içinde geçirdiği merhale ve değişiklikleri ortaya koymuştur. Ben, bu yazıda, onun Türk dili üzerindeki düşüncelerinin nasıl ve ne şekilde başladığını ve geliştiğini ele almak istiyorum. Halid Ziya, Mai ve Siyah romanında, Servet-i Fünûn neslinin edebiyat ve sanat telâkkisini, geniş mânâsıyla hayat karşısında almış oldukları tavrı, sanatkârane bir üslûpla ortaya koyar. Bu bakımdan, bu eseri, hem bir nesil romanı, hem de Servet-i Fünûncuların edebî beyannâmesi olarak değerlendirmek hiç de yanlış olmaz. Halid Ziya burada genç şair Ahmed Cemil vasıtasıyla, mensup olduğu neslin eski ve yeni edebiyatı değerlendirmesini, Türk dilinde vücuda getirmek istediği yenilikleri, tercüme, güzel sanatlar, musikî hakkındaki görüşlerini estetik plânda ele alır. Edebiyatın temel malzemesi “dil” olduğundan, Servet-i Fünûncular gibi, romanın kahramanı Ahmed Cemil’inde kafasını kurcalayan temel mesele “dil”dir. Tanzimat’tan sonra vücuda gelen yeni edebiyat anlayışının nesiller boyunca devam eden temel prensibi, basma-kalıp, klişeleşmiş, donmuş telâkki ettikleri ve hayatın gerçeklerini ifadeden âciz buldukları Divan edebiyatını yıkmak ve onun yerine, hayatın karmaşıklığını dile getirecek yeni, orijinal ve şahsî üslûplar yaratmaktır. Şinasi’den itibaren hemen bütün edebiyatçılar, bu gayeyle dili zorlamışlar, karmaşık duygu ve düşüncelerini, kendilerine has, şahsî bir üslûpla ifade edebilmek için çeşitli denemeler yapmışlardır. Bu yüzden Tanzimat’tan sonra vücuda gelen yeni edebiyatımıza genel olarak bir “arayışlar devri edebiyatı” diyebiliriz. Mai ve Siyah romanında Ahmed Cemil, günlük dilde, karmaşık duygularını anlatacak ifade tarzı bulmakta nasıl sıkıntı çektiğini şöyle dile getirir: “Ah neler hissediyorum da tahlil edemiyorum; bir şey yazmak, o tahassüsâtın içinden bir şey çıkarmak istiyorum ama bir kere ne yazmak istediğimi tayin edebilmem; şurada - beynini gösteriyordu – bir şey var, bir şey duyuyorum ama rüyalarda tutulmayan eşkâl gibi parmaklarımın arasından kaçıyor. Bilir misin, nasıl bir şey? Bak şu şemaya, ne görüyorsun? Bir derya’yı mînâ… Gözlerinle onun içine girmeye çalış; o mailikleri yırtmak için uğraş, ne görüyorsun?
__________________
Kalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim
Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OLKalbimde sen İçimde Sen .Her şeyimle seninleyim Cemrem.Hoşgörüde deniz gibi ol.Sevgide gün batımı gibi ol.Herşeyinle Benimle OL
Gülçin123 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Forum Araçları
Görüntüleme Biçimleri

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Saat 18:56.

Porno

Powered by vB 3.6.7
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by 3.0.0
Tercüme Eden: ReSSaM

Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz

For Advertising contact ressam@gmail.com




Şarkı Sözleri sohbet Forum
haber haber dizi izle dizi
1 2 4 5 6 7 8 10 11 12 13 14 15 16 22 23 24 25 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 44 45 46 47 48 50 51 52 53 54 59 66 70 77 78 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 94 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 113 114 115 116 119 120 124 125 126 127 128 130 131 132 133 134 135 136 137