![]() |
|
|||||||
| Haber Arşivi Haber arşivi... |
![]() |
|
|
Forum Araçları | Görüntüleme Biçimleri |
|
|
#1 (permalink) |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 12-02-2008
Konum: HAKSIZLIĞIN OLDUĞU HER YER
Mesajlar: 263
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 14426
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
14.02.2008 Tarihli ''Başörtüsü Takmayan Öğrencilere Baskı'' endişesi! Başlıklı makalemde şunları ifşâ etmiştim.
..Evet, böyle bir endişe bizde de var, ama nasıl? • Bu baskı; asla başını dini inançlarından dolayı örten öğrencilerden gelmeyecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın... ..Ortalığı bulandırmak için, böylesine çok kapsamlı şer odakları varken, malûm (!) medyamız da bunlara çanak tutarken, masum kızların hakları sabote edilebilir. Diye endişelerimiz var. Üniversitelerde de “başörtüsüzlere baskı” varmış gibi göstermek, onlar için çok basittir. Malûm medyamız da, zaten bu konuda teyakkuzda olacak. • Her türlü yalan, iftira ve düzmece senaryolara bile balıklama atlayacaklar. Hattâ “bak, söylediklerimiz çıkmaya başladı” diye göbek (pardon, manşet) atacaklar… • Evet, malûm medyamız, maalesef bu konularda sabıkalarla doludur. Müftünün keçisi çalındığında bile, ilk haber olarak onlarda “müftü keçi çaldı” şeklinde manşette çıktığını, sonraki tekziplerin ise iç sayfalarda geçiştirildiğini çok gördük… Ali kalkancıları, Fadime şahinleri ve ilgili senaryoların yutturuluşunu çok izledik çok... • İşte bizim endişelerimiz, sadece bu konudaki düzmece senaryolardır... Bekleyip göreceğiz. Bu konuda keşke yanılıyor olsam... ******* Saygıdeğer dostlarım. Evet, keşke yanılmış olsaydım. Ama bunları tahmin etmek ya da bilmek, bir kehânet değildir. Yarım asırdan beri takip ettiğimiz olayların, doğru orantılı tezahür şeklidir. O makalem yayına girdikten sadece bir gün sonra, herkesin bildiği o yayın gurubunda, “Mini etek giydikleri için, kızların bacaklarına asit atıldı” şeklinde manşetlerle karşılaştık. İnanınız ki tespitlerimin doğruluğuna sevinemiyorum. Keşke yanılsaydım da o tür basının, böylesine seviye kaybettiğini görmeseydik… İlk gün, iki ortaokul öğrencisinin bacağına asit atılmıştı. Daha sonra da üç ev kadını hedef seçilmiş aynı eylem için... Bu habere atlayan bazı gazeteler, gerekçesi de kendilerinden menkul biçimde, “Mini etek giydikleri için” diye veriyorlardı haberi. Çok yazık çok… Konuyu inceleyen Mersin Valiliği'nin açıklamasında, benzer eylemlere üç de kamu görevlisi kadın hedef olduğu bildirildi. Bu kez de “Pantolon giydikleri için” gerekçesiyle karşılaşmıştık. Daha sonra da, mini etekli olmayan iki kişi daha hedef oluyor. (Topl.7 kişi) Hepsi de aynı yerde, yani Tarsus'ta... Şimdi iyi düşünelim. Bu olayı haber olarak vermek varken, niçin tamamen saptırılarak veriliyor? Evet, iki gün sonra failin yakalanmış olması, o gazeteler için büyük bir şanssızlık oldu. Kendilerine “İrtica haberi yapın” diye talimat verilenler, etrafta irtica haberi değeri taşıyan bir gelişme bulamadıklarında, elleri kolları bağlı otururlar mı? Bir taraftan senaryolar düşünülürken, hazır saptırılmaya müsait bir olay kaçırılır mıydı hiç? İşin çok daha vahim yönü de, koskoca ana muhalefet liderinin bile bu olaya yaslanarak, menfaatlenmeye çalışması olmuştur. Hatırlayınız. Sn. Deniz Baykal İzmir'de partisinin genel kurulunda, bu haberi şöyle yorumladı! Basından aynen iktibas ediyorum: Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal, Mersin'in Tarsus ilçesinde 'mini etekli kızlara kezzap döküldüğü' söylentilerinin gerçekle bir ilgisinin olmadığının anlaşılmasına rağmen, yalan haberi bile bile referans gösterdi. Bile bile diyoruz, çünkü ertesi gün resmi açıklamaları dinlememesi veya gerçekleri öğrenmeden istismar etmesi çok daha büyük bir gaflet ve ayıptır. Oysaki 'şırıngalı saldırgan', “Mini etek yüzünden yapmadım” diye itiraf da etmişti. • Konuşmasının büyük bölümünde üniversitelerde türbanın serbest bırakılmasını eleştiren sn. Baykal, psikolojik sorunları olduğu açıklanan Deniz K.'nın (28) sözde mini etekli (!) kızlara kezzap dökmesini de Türkiye'deki değişime bağladı. Sn. Baykal; "..Başbakan zaman zaman çıkıyor diyor ki, 'Ne değişti, biz buradayız. Bu dönem içinde ne değişti?’ diyor. Ne değişip değişmediğini Mersin'de bacağına asit atılan kızların ailesine sor? Türkiye'de değişen var mı yok mu?" diye konuştu. ******* Efendim, yarım asırlık tecrübelerimle tekrar söylüyorum. Halka rağmen, halktan kopuk davranışlar hiç kimseye hiç bir şey kazandırmaz. Gerçekler er veya geç ortaya çıkıyor. Boşu boşuna akıntıya karşı (yani halka rağmen, zıd yönlere) kürek çekmeyin. Sadece kendinizi yorarsınız, hatta tamamen bitirirsiniz… Benim gençlik yıllarımda milyonlar satan gazeteler vardı, bugün niçin kan kaybediyorlar? Kobiler ve küçük işletmeler bile her ay toplanıp, beyin fırtınası yaparlar. Durum değerlendirmeleri yaparlar. Nerede yanlış yapıldığını tespit ederler ve düzeltirler. Bu gazeteler de böyle durum değerlendirmelerini mutlaka yaptıklarına göre ve de kendilerini bu ısmarlama (sipariş) haberlerden soyutlayamadıklarına göre, acaba sipariş haber yapmak, nerelerden-neler kazandırıyor? Akla, ister istemez bu soru geliyor. Öyle ya, bile bile LÂDES olmaz ki. İnsan, kendi kalesine gol atar mı hiç?... ******* Bu konuyu tekrar ele almamın sebebi; asla “bakınız, gördünüz mü? Söylediklerim bir bir çıkıyor” demek için değildir. Keşke yanılmış olsam da, bu entrikalar hiç olmasa… Maksadım; gençlerimizi bu konularda da bilinçlendirmektir. • Ankara Hacıbayram çarşısında, alışılmışın dışındaki asortik kişilerin, kirli sakallı ve küpeli gençlerin, sarık, cübbe ve çok sayıda başörtüsü satın almaları, esnafın dikkatini çekmiş. Birkaç gün önceki haberler arasındaydı. Lütfen bu konudaki gelişmeleri de şuurlu bir biçimde izleyelim… Bu konu da; bir provokasyon hazırlığının habercisi olarak dikkatlerden kaçmamalıdır. Titizlikle takip edilmelidir. Bir “sipariş olay” çıkarılması, en fazla bizleri üzer. Kargaşa, gerginlik ve zıtlaşmalar bizim işimize yaramaz. Bizlere barış, huzur ve mutluluk lazım… • Aslında; üç kuruşluk dünya hayatında, bu tür zıtlaşmalara hiç de gerek yok. Hepimiz Âhiret yolcularıyız. Er veya geç, inansak da inanmasak da, bütün yaptıklarımızdan hesap vereceğiz. “Âhh keşke…” dememek için, cebelleşmeyi bırakıp dünya ve Âhiret huzurunu, birlikte yakalamaya çalışmalıyız. Dünya ve Âhiret yolculuğumuzun “yol haritası” olan Kur’âna sımsıkı sarılmalıyız. Başka da çaremiz yoktur… • Çünkü hem dünya ve hem ahiretteki huzur, İslam’da ve iman esaslarındadır. |
|
|
|
|
Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz For Advertising contact ressam@gmail.com |