ForumNeuro


Geri Git   ForumNeuro > Güncel > Siyaset Alanı
Kayıt S.S.S Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Siyaset Alanı Siyaset hakkındaki görüşler ve düşünceler...


Yanıtla
 
Forum Araçları Görüntüleme Biçimleri
Eski 24-08-2008, 17:05   #1 (permalink)
gezerff
Neuro Kanki
 
Giriş Tarihi: 17-02-2006
Mesajlar: 8,454
Rep Gücü: 22711
Rep Puanı : 5668982
gezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımaz
Varsayılan Ergenekonculara Kötü Haber..

Ergenekonculara kötü haber!


Mustafa Armağan'dan Ergenekonculara kötü haber: Bursa Nutku uydurma...




Ergenekon İddianamesi gerçek bir hazine. Elini atanı geri çevirmiyor maşaallah. Türkiye’yi “işbirlikçi ve hain cenneti” olarak gören Ergenekoncuların Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ diye yutturulan bir metni yaygınlaştırmak için nasıl çalışacakları 1918 ve 1965. sayfalarda geçiyor.
Sayfa 222’de ise Dell marka dizüstü bilgisayardaki bir yazıda Meclis’i ‘düşük’, yani gayrimeşru gördükleri, onun seçtiği Cumhurbaşkanı’nı tanımadıkları ifade ediliyor ve okuyucular Çankaya Köşkü’nün önünde “etten duvar” örmeye davet ediliyor; üstüne üstlük bu eylemin Atatürk’ün emri olduğu söyleniyor. Emir dediği de malum Bursa Nutku.

Bursa Nutku hakkında ilk kez 11 yıl önce yazmıştım; en son yazımı yazalı da sanırım 2 yıl kadar oluyor. Ulaştığım sonuçları “Küller Altında Yakın Tarih” (Timaş) adlı kitabımda topladım. Merak edenler okuyabilirler. Hoş, zaten okuyorlar da. Nitekim yakınlarda “Sabah”tan Engin Ardıç kaynak belirtmeden bir yazı kaleme aldı, “Yeniçağ”dan Arslan Bulut da hem isim vererek yararlanan, hem de yorumumdan pek haz etmeyen örtük bir eleştiriyle çıktı ortaya. Keza bir internet sitesinde alıntılanan yazıma aklıevvel bir hukukçu tehdit dolu bir mesaj yazmış; güya yazıyı yayından kaldırıp özür dilemezse site sahibi hakkında dava açacakmış. Uğurlar ola.

İyi de Ergenekoncuların gündeme getirdiği Atatürk’ün Bursa Nutku’nun mahiyeti nedir?

Güya 1 Şubat 1933’te Bursa’da Ulu Cami’den çıkan cemaatin bir kısmı, İstanbul’da bazı camilerde Arapça ezan okunduğu halde Bursa’da neden okunmadığını valiye sormaya giderler. Emniyet Müdürü vs. paniğe kapılıp Ankara’ya, Ankara da o sırada İzmir’de bir yurt gezisinde bulunan Atatürk’e telgraf uçurup ‘Bursa’da irticaî kalkışma’nın başladığı mesajını verirler. Atatürk derhal Bursa’ya gelir. İncelemeleri sonucunda önemli bir mesele olmadığını anlar ve Anadolu Ajansı’na meselenin ‘din’ değil, ‘dil’ meselesi olduğunu belirtir.

Buraya kadar okuyup da, “Ee ne var bunda?” dediniz muhtemelen. Türkiye’de, ateş olmayan yerden duman çıkarmak hususunda emsalsiz yeteneğe sahip basın varken çok ekmek çıkar bundan.

Güya 6 Şubat gecesi Gazi, Bursa’da şimdi Atatürk Köşkü olarak bilinen binada bir konuşma yapar ve konuşmasında “Görevini yapmayan kolluk kuvvetleri karşısında Türk gençliğinin bizzat harekete geçmesi gerektiğini” ifade eder. Bu, devrimlerin bekçisi olan gençliği sokaklara dökülmeye, anarşiye, kanun ve nizam tanımazlığa çağıran kışkırtıcı bir konuşmadır.

1958’de “Ulus” gazetesinde çıktığından bu yana, tam yarım asırdır vardı-yoktu diye tartıştığımız bu sözde nutuk hakkındaki görüşüm şudur:

Atatürk’ün Bursa Nutku yoktur!

Kanıtlarımı metodolojik ve olgusal olmak üzere iki düzeyde ifade edeyim:

Metodolojik kanıtlar şunlar:

1) Nutuk, kalabalık bir topluluk önünde yapılan bir konuşmadır. Halbuki Bursa Nutku’nun 13-14 kişilik bir içki sofrasında söylendiği rivayet edilmektedir. Dolayısıyla bir kere bu bir ‘nutuk’ olamaz.

2) Atatürk gibi kanun ve hukuka son derece titizlenen bir devlet adamının gençliği sokağa dökecek ve polis, savcı, hakim vs. devlet görevlilerini dinlememeye sevk edecek bir konuşma yapması kendisiyle çelişmesi demektir. Nitekim Mahmut Goloğlu’nun dikkatimizi çektiği gibi 2,5 ay sonra meydana gelen Razgrad Olayı’nda (Bulgarlar Türk mezarlığına tecavüzde bulunmuşlardı) gençliği yatıştırıcı bir dille konuşan ve kanunlara uymaya çağıran da Atatürk’ten başkası değildi. Dolayısıyla kanunlara uyulması hususunda bu denli titiz birinin halkı sokağa dökecek Maovarî bir konuşma yapması mümkün değildir.

Olgusal açısından bakarsak Bursa Nutku’nun sahteliğini şu kanıtlardan anlayabiliriz:

1) Atatürk’ün bütün söz ve yazışmalarını toplayan resmi yayınlarda bu nutka yer verilmemiştir. Mesela “Söylev ve Demeçler”de yoktur.

2) Atatürk’ün yaptığı her konuşmanın kaydedildiği Nöbet Defteri’nde bu toplantının kaydı bulunmamaktadır.

3) Bursa Nutku bu kadar önemli bir konuşma idiyse neden o günlerde basına yansımamıştır da, ilk olarak söylendiğinden 14 yıl sonra, yazanın da pek emin olmadığı ve kimden duyduğunu belirtmediği bir kitapta karşımıza çıkmıştır?

4) Nutku aktaran Rıza Ruşen Yücer’i Atatürk’ün çevresinden kimse tanımamaktadır. Farz edelim ki, bir şekilde o grubun arasına katıldı gazetecimiz, notunu tuttu. Ancak bu nota çıkışta el konulur ve ertesi gün Atatürk’ün onayından geçerse kendisine iade edilirdi. Kaldı ki, Atatürk, içki sofrasında konuşulanlar orada kalacaktır emrini vermiştir. Bu yüzden de onun onaylamadığı sözler yok hükmünde sayılırdı. Onaylanmış olsaydı zaten birkaç gün içinde basına yansımış olurdu.

5) Nutkun gerçekliği hususunda en ciddi kanıtlardan biri, Atatürk’ün 2. yaveri Cevdet Tolgay’ın Aralık 1966’da Milliyet’te çıkan yazısıdır. Ancak bu yazıda önemli bir hata göze çarpmaktadır. Burada konuşmanın yapıldığı tarih, 6 Şubat akşamı olarak verilmektedir. Ancak Atatürk’ü Mudanya’dan İstanbul’a götüren Gülcemal vapurunun seyir defterinde o akşam 19.30’da hareket edildiği yazılıdır. Bursa-Mudanya arasının o tarihlerde 60-70 dakikada alındığı ve vapura binmeden önce selamlaşma vs. ile yarım saate yakın bir sürenin geçtiği hesaba katılırsa Atatürk’ün köşkten en erken 17.45-18.00 civarında ayrılması söz konusudur. Sofranın en az 1-1,5 saat açık kalması gerekir ki, bu durumda saat 16 civarında akşam yemeğine oturulduğu sonucu çıkar. Halbuki Atatürk’ün en yakınında bulunanlar, mesela Cumhurbaşkanlığı Sekreteri Hikmet Bayur o saatlerde Atatürk’ün asla akşam yemeği yemediğini söylemişlerdir ki, bu durumda o sofranın da gerçek dışı olduğu sonucu çıkmaktadır.

Son sözü, Atatürkçülüğünden kuşku duyulmayacak bir isme, Falih Rıfkı Atay’ın 10 Nisan 1967 tarihli savcılık ifadesine bırakayım:

“Bursa Nutku diye Atatürk’ün söylediği bir nutuk yoktur… Bursa gazetecisinin yazdıkları kulak rivayetleridir. Atatürk son derece nizamcı ve devlet otoritecisi idi. Memlekette anarşi havası yaratmak kasdı vardır. Atatürk bu kasda alet edilmek istenmiştir.”

Ergenekonculara benden nasihat: Bursa Nutku’ndan size ekmek yok! Başka kapıya.



Mustafa Armağan / Zaman Pazar

KAYNAK:iyibilgi.com/haber.php?haber_id=83301
__________________
SİYAHIN KADERİ SUÇLANMAK,BEYAZIN KADERİ KİRLENMEK
gezerff is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-08-2008, 17:07   #2 (permalink)
yurtsever42
Banned
 
Giriş Tarihi: 20-02-2008
Mesajlar: 1,159
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 872029
yurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımaz
Varsayılan

Nutuk da Baykal tarafından yazılmış haberiniz olsun.Hatta Cumhuriyeti de Şeyh Sait kurmuş
yurtsever42 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-08-2008, 17:16   #3 (permalink)
yurtsever42
Banned
 
Giriş Tarihi: 20-02-2008
Mesajlar: 1,159
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 872029
yurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımaz
Varsayılan Bursa Nutku

Mustafa Kemal Atatürk'ün, 5 Şubat 1933 günü Bursa'da yaptığı konuşmadır

Şubat 1933'ün ilk günlerinde Bursa Ulucami'de toplanan 100 kadar kişi camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. Ayaklanma kısa sürede bastırılır. Atatürk olayın hemen ardından Bursa'ya gider. Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırada bir kişi Atatürk’e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıtaya ve adliyeye olan güveninden ötürü...". Atatürk'ün hemen konuşmakta olan kişinin sözünü kestiği ve günümüzde "Bursa Nutku" diye anılan konuşmayı yapmıştır.

Bu konuşmayla ilgili olarak Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, "Kemalizm, Laiklik ve Demokrasi" adlı kitabında şu yorumu yorumu yapar: "Tarihte bu sözleri söyleyebilen bir başka devrimci çıkmış mıdır? Başında bulunduğu devletin bile 'zaaf' içinde olabileceğini düşünen, geleceğin siyasal iktidarlardan kuşkulanabilen, ama gençliğe böylesine 'sınırsız' bir güven besleyen, böylesine 'çek' veren, gençliği böylesine 'son çare' olarak gören bir devrimci yoktur! Ve Atatürk, hem gelecek iktidarlar hem de gençlik konusunda yanılmamıştır."

Farklı görüşlere sahip kaynaklar bu nutkun gerçek olamayacağını açıklamıştır. Bunu savunanların genel tezi "Atatürk'ün gençleri anarşiye teşvik etmesinin hiçbir mantığı olmadığı" yönündedir.

Bursa Nutku'nun uydurma olduğunu savunanlardan biri olan Tarihçi Mustafa Armağan, bir makalesinde şunları yazmaktadır:

Hadisenin ceryan ettiği günlerde basında tek kelimeyle olsun söz edilmeyen -ki o zamanlar Atatürk'ün her sözü anında zaptedilirdi- bu nutku, yaklaşık 15 kişi olduğunu bildiğimiz toplantıya katılan zevat da yalanlar (mesela Kılıç Ali ile Yusuf Hikmet Bayur). Katılanların yalanladıkları, nöbetçi defterinde kaydı bulunmayan, gazetelerde esamisi okunmayan, Anadolu Ajansı'ndaki beyanatta zikri geçmeyen bu nutkun Atatürk'e ait olması mümkün değildir. Hatta bazılarına göre, Stalin'in Komünist Gençliğe Hitabı'ndan alınıp Atatürk'e yamanmıştır.

Sonradan Bursa Nutku adıyla meşhur olacak bu metin ilk kez 1947'de Rıza Rüşen Yücer'in Atatürk'e Ait Birkaç Fıkra ve Hatıra adlı kitabında görülürse de, Celal Bayar tarafından 1949'da İzmir'de yapılan II. DP Büyük Kongresi'nde okutulmasına kadar yine kimsenin ilgisini çekmez. Bayar'ın menfaatlerine bir eldiven gibi uymaktadır. Nutuk'ta 'Madem gerici CHP'yi adalet durdurmuyor, o halde gençlik yönetime el koymalıdır' mesajı bağırmaktadır. Ne var ki, nutku alkışlayan DP'liler, hasımlarının eline ne denli tehlikeli bir silah uzattıklarının farkında değillerdir.

9 yıl sonra bu defa CHP yanlısı Ulus gazetesine basılmış olarak görürüz onu. Bu defa amaç, DP'yi tehdittir. 'Gençlik, iktidara rağmen kanun-nizam dinlemeden rejimi korumak adına idareye el koyacaktır' mesajı çınlar. Tartışma alevlenince Cumhuriyet Savcısı Ulus gazetesi hakkında soruşturma açar. DP'nin bu nutku daha önce okuttuğunun ortaya çıkması üzerine ise Menderes'in baskısıyla savcılık takipsizlik kararı verir ve hadise kapanmış görünür. Ancak bir kere kılıfından çıkan silah belden bele dolaşmaya kararlıdır.

1975 yılında Cafer Tanrıverdi tarafından yazılı metin olarak halka dağıtıldı. Bursa Nutku, bu defa savcılığa verilmekle kalmadı; ağır cezalık oldu Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yürütülen davada, bilirkişiye başvuruldu. Dönemin Türk Tarih Kurumu Başkanı Enver Ziya Karal ve Öğretim Üyesi Sami N. Özerdim mahkemeye Bursa Nutku metninin Atatürk'e ait olduğuna dair görüş ve belge sundular Mahkeme de, bilirkişinin görüşü paralelinde karar aldı ve böylece Bursa Nutku'nun Atatürk'e aitliği yasal kesinlik kazandı.
Bursa Nutku'nun Metni

Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek; ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek” Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haklı ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.” İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!

Son Düzenleme yurtsever42 tarafından : 24-08-2008 at 17:18.
yurtsever42 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-08-2008, 17:31   #4 (permalink)
gezerff
Neuro Kanki
 
Giriş Tarihi: 17-02-2006
Mesajlar: 8,454
Rep Gücü: 22711
Rep Puanı : 5668982
gezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımazgezerff Beni kesseler acımaz
Varsayılan

1975 yılında Cafer Tanrıverdi tarafından yazılı metin olarak halka dağıtıldı. Bursa Nutku, bu defa savcılığa verilmekle kalmadı; ağır cezalık oldu Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yürütülen davada, bilirkişiye başvuruldu. Dönemin Türk Tarih Kurumu Başkanı Enver Ziya Karal ve Öğretim Üyesi Sami N. Özerdim mahkemeye Bursa Nutku metninin Atatürk'e ait olduğuna dair görüş ve belge sundular Mahkeme de, bilirkişinin görüşü paralelinde karar aldı ve böylece Bursa Nutku'nun Atatürk'e aitliği yasal kesinlik kazandı.





Görüş ve belge sunmuş hocalar..görüşe eyvellah ama belge biraz düşündürücü..acaba bu belgeler ne tür belgelermiş..ayrıca ben bu söylemlerin kesinlikle Atatürk'ün stiline uygun olmadığını düşünüyorum..O zaman neden bu ülke bir cumhuriyet olarak kuruldu..Atatürk bir cumhuriyet kuruyor ama gerektiğinde illegaliteye başvurabilirsiniz diyor halkına..bence inandırıcı değil..sadece muhafazakarlara ve kendileri gibi olmayan diğer unsurlara ultimatom vermek amacıyla uydurulmuş sanal bir metin bence..
Ayrıca nutuk'un kitaplaştırılmasının trihi ne ve bu kadar önemli bir söylem neden 1947 yılında ortaya çıkıyor?
__________________
SİYAHIN KADERİ SUÇLANMAK,BEYAZIN KADERİ KİRLENMEK
gezerff is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-08-2008, 19:10   #5 (permalink)
yurtsever42
Banned
 
Giriş Tarihi: 20-02-2008
Mesajlar: 1,159
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 872029
yurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımaz
Varsayılan

Alıntı:
gezerff tarafından gönderildi Mesajı Görüntüle
1975 yılında Cafer Tanrıverdi tarafından yazılı metin olarak halka dağıtıldı. Bursa Nutku, bu defa savcılığa verilmekle kalmadı; ağır cezalık oldu Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yürütülen davada, bilirkişiye başvuruldu. Dönemin Türk Tarih Kurumu Başkanı Enver Ziya Karal ve Öğretim Üyesi Sami N. Özerdim mahkemeye Bursa Nutku metninin Atatürk'e ait olduğuna dair görüş ve belge sundular Mahkeme de, bilirkişinin görüşü paralelinde karar aldı ve böylece Bursa Nutku'nun Atatürk'e aitliği yasal kesinlik kazandı.





Görüş ve belge sunmuş hocalar..görüşe eyvellah ama belge biraz düşündürücü..acaba bu belgeler ne tür belgelermiş..ayrıca ben bu söylemlerin kesinlikle Atatürk'ün stiline uygun olmadığını düşünüyorum..O zaman neden bu ülke bir cumhuriyet olarak kuruldu..Atatürk bir cumhuriyet kuruyor ama gerektiğinde illegaliteye başvurabilirsiniz diyor halkına..bence inandırıcı değil..sadece muhafazakarlara ve kendileri gibi olmayan diğer unsurlara ultimatom vermek amacıyla uydurulmuş sanal bir metin bence..
Ayrıca nutuk'un kitaplaştırılmasının trihi ne ve bu kadar önemli bir söylem neden 1947 yılında ortaya çıkıyor?

Eğer cumhuriyet elden gidiyorsa,bazğımsızlık elden gidiyorsa ülkeyi korumak için her yola başvurulur.Nitekim kendisi de aynı şekilde davranmıştır.Nutuk'da bunları detayıyla anlatır.
yurtsever42 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-08-2008, 19:10   #6 (permalink)
!!!SiLeNT!!
Uzman Çavuş
 
Giriş Tarihi: 23-08-2008
Konum: ne meraklısın yaw!!:D
Mesajlar: 59
Rep Gücü: 45
Rep Puanı : 11167
!!!SiLeNT!! Beni kesseler acımaz!!!SiLeNT!! Beni kesseler acımaz!!!SiLeNT!! Beni kesseler acımaz!!!SiLeNT!! Beni kesseler acımaz!!!SiLeNT!! Beni kesseler acımaz!!!SiLeNT!! Beni kesseler acımaz!!!SiLeNT!! Beni kesseler acımaz!!!SiLeNT!! Beni kesseler acımaz!!!SiLeNT!! Beni kesseler acımaz!!!SiLeNT!! Beni kesseler acımaz!!!SiLeNT!! Beni kesseler acımaz
Varsayılan

hayırlı olsun
__________________
ŞuNu BiLMeK GeReK Ki;
Her gecenin bir gündüzü vardır'
Tarih değil, hatalar tekerrür eder'
!_!_!_!_!_!_!_!_!_!_!_!_!_!_!_!_!_!
The more I learn, the more I forget. So why would I learn?
I know, the past will catch you up as you run faster...
'_'_'_'_'_'_'_'_'_'_'_'_'_'_'_'_'_'_'_'
!!!SiLeNT!! is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-08-2008, 19:11   #7 (permalink)
yurtsever42
Banned
 
Giriş Tarihi: 20-02-2008
Mesajlar: 1,159
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 872029
yurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımazyurtsever42 Beni kesseler acımaz
Varsayılan

Alıntı:
gezerff tarafından gönderildi Mesajı Görüntüle
1975 yılında Cafer Tanrıverdi tarafından yazılı metin olarak halka dağıtıldı. Bursa Nutku, bu defa savcılığa verilmekle kalmadı; ağır cezalık oldu Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yürütülen davada, bilirkişiye başvuruldu. Dönemin Türk Tarih Kurumu Başkanı Enver Ziya Karal ve Öğretim Üyesi Sami N. Özerdim mahkemeye Bursa Nutku metninin Atatürk'e ait olduğuna dair görüş ve belge sundular Mahkeme de, bilirkişinin görüşü paralelinde karar aldı ve böylece Bursa Nutku'nun Atatürk'e aitliği yasal kesinlik kazandı.





Görüş ve belge sunmuş hocalar..görüşe eyvellah ama belge biraz düşündürücü..acaba bu belgeler ne tür belgelermiş..ayrıca ben bu söylemlerin kesinlikle Atatürk'ün stiline uygun olmadığını düşünüyorum..O zaman neden bu ülke bir cumhuriyet olarak kuruldu..Atatürk bir cumhuriyet kuruyor ama gerektiğinde illegaliteye başvurabilirsiniz diyor halkına..bence inandırıcı değil..sadece muhafazakarlara ve kendileri gibi olmayan diğer unsurlara ultimatom vermek amacıyla uydurulmuş sanal bir metin bence..
Ayrıca nutuk'un kitaplaştırılmasının trihi ne ve bu kadar önemli bir söylem neden 1947 yılında ortaya çıkıyor?

Bu belgeyi DP kullanınca kimsenin sesi çıkmıyor ama DP karşıtları kullanınca birden belgenin sahte olabileceği akıllara geliyor.Aynı şimdi olduğu gibi
yurtsever42 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-08-2008, 19:35   #8 (permalink)
AKÇALI
Genel Kurmay Başkanı
 
Giriş Tarihi: 03-02-2008
Konum: CYBER AKINCILAR
Mesajlar: 4,170
Rep Gücü: 11015
Rep Puanı : 2749666
AKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımazAKÇALI Beni kesseler acımaz
Varsayılan

inönü ile birlikte bu ülkede çok şey deforme edildi
__________________


AKÇALI is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-08-2008, 22:57   #9 (permalink)
Alkazar_1
Yüzbaşı
 
Giriş Tarihi: 30-07-2007
Konum: Kadıköy/İSTANBUL
Mesajlar: 702
Rep Gücü: 445
Rep Puanı : 110450
Alkazar_1 Beni kesseler acımazAlkazar_1 Beni kesseler acımazAlkazar_1 Beni kesseler acımazAlkazar_1 Beni kesseler acımazAlkazar_1 Beni kesseler acımazAlkazar_1 Beni kesseler acımazAlkazar_1 Beni kesseler acımazAlkazar_1 Beni kesseler acımazAlkazar_1 Beni kesseler acımazAlkazar_1 Beni kesseler acımazAlkazar_1 Beni kesseler acımaz
Varsayılan

Atatürk'ün Bursa Nutku ile Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi birlikte okunur, değerlendirilirse, her ikisinin de aynı düşüncenin ürünü olduğu anlaşılır.

Benim için eğer Gençliğe Hitab varsa, Bursa Nutku (ya da konuşması) gerçektir, benim bunun için kanıta ihtiyacım yok.

Selamlar.
__________________
İYİ OLMAYI İSTİYORSAN ÖNCE KÖTÜ OLDUĞUNU DÜŞÜN
EPİKTETUS

ODTÜ ÖĞRENCİLERİNDEN OLI REHN'e

ÖZGÜRLÜĞÜ SEVİYORUZ AMA, SALAK DEĞİLİZ!!!


Alkazar_1 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-08-2008, 23:43   #10 (permalink)
Baransel
Tümgeneral
 
Giriş Tarihi: 04-05-2005
Mesajlar: 2,043
Rep Gücü: 17328
Rep Puanı : 4329110
Baransel Beni kesseler acımazBaransel Beni kesseler acımazBaransel Beni kesseler acımazBaransel Beni kesseler acımazBaransel Beni kesseler acımazBaransel Beni kesseler acımazBaransel Beni kesseler acımazBaransel Beni kesseler acımazBaransel Beni kesseler acımazBaransel Beni kesseler acımazBaransel Beni kesseler acımaz
Varsayılan

Alıntı:
gezerff tarafından gönderildi Mesajı Görüntüle
Ergenekonculara kötü haber!


Mustafa Armağan'dan Ergenekonculara kötü haber: Bursa Nutku uydurma...




Ergenekon İddianamesi gerçek bir hazine. Elini atanı geri çevirmiyor maşaallah. Türkiye’yi “işbirlikçi ve hain cenneti” olarak gören Ergenekoncuların Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ diye yutturulan bir metni yaygınlaştırmak için nasıl çalışacakları 1918 ve 1965. sayfalarda geçiyor.
Sayfa 222’de ise Dell marka dizüstü bilgisayardaki bir yazıda Meclis’i ‘düşük’, yani gayrimeşru gördükleri, onun seçtiği Cumhurbaşkanı’nı tanımadıkları ifade ediliyor ve okuyucular Çankaya Köşkü’nün önünde “etten duvar” örmeye davet ediliyor; üstüne üstlük bu eylemin Atatürk’ün emri olduğu söyleniyor. Emir dediği de malum Bursa Nutku.

Bursa Nutku hakkında ilk kez 11 yıl önce yazmıştım; en son yazımı yazalı da sanırım 2 yıl kadar oluyor. Ulaştığım sonuçları “Küller Altında Yakın Tarih” (Timaş) adlı kitabımda topladım. Merak edenler okuyabilirler. Hoş, zaten okuyorlar da. Nitekim yakınlarda “Sabah”tan Engin Ardıç kaynak belirtmeden bir yazı kaleme aldı, “Yeniçağ”dan Arslan Bulut da hem isim vererek yararlanan, hem de yorumumdan pek haz etmeyen örtük bir eleştiriyle çıktı ortaya. Keza bir internet sitesinde alıntılanan yazıma aklıevvel bir hukukçu tehdit dolu bir mesaj yazmış; güya yazıyı yayından kaldırıp özür dilemezse site sahibi hakkında dava açacakmış. Uğurlar ola.

İyi de Ergenekoncuların gündeme getirdiği Atatürk’ün Bursa Nutku’nun mahiyeti nedir?

Güya 1 Şubat 1933’te Bursa’da Ulu Cami’den çıkan cemaatin bir kısmı, İstanbul’da bazı camilerde Arapça ezan okunduğu halde Bursa’da neden okunmadığını valiye sormaya giderler. Emniyet Müdürü vs. paniğe kapılıp Ankara’ya, Ankara da o sırada İzmir’de bir yurt gezisinde bulunan Atatürk’e telgraf uçurup ‘Bursa’da irticaî kalkışma’nın başladığı mesajını verirler. Atatürk derhal Bursa’ya gelir. İncelemeleri sonucunda önemli bir mesele olmadığını anlar ve Anadolu Ajansı’na meselenin ‘din’ değil, ‘dil’ meselesi olduğunu belirtir.

Buraya kadar okuyup da, “Ee ne var bunda?” dediniz muhtemelen. Türkiye’de, ateş olmayan yerden duman çıkarmak hususunda emsalsiz yeteneğe sahip basın varken çok ekmek çıkar bundan.

Güya 6 Şubat gecesi Gazi, Bursa’da şimdi Atatürk Köşkü olarak bilinen binada bir konuşma yapar ve konuşmasında “Görevini yapmayan kolluk kuvvetleri karşısında Türk gençliğinin bizzat harekete geçmesi gerektiğini” ifade eder. Bu, devrimlerin bekçisi olan gençliği sokaklara dökülmeye, anarşiye, kanun ve nizam tanımazlığa çağıran kışkırtıcı bir konuşmadır.

1958’de “Ulus” gazetesinde çıktığından bu yana, tam yarım asırdır vardı-yoktu diye tartıştığımız bu sözde nutuk hakkındaki görüşüm şudur:

Atatürk’ün Bursa Nutku yoktur!

Kanıtlarımı metodolojik ve olgusal olmak üzere iki düzeyde ifade edeyim:

Metodolojik kanıtlar şunlar:

1) Nutuk, kalabalık bir topluluk önünde yapılan bir konuşmadır. Halbuki Bursa Nutku’nun 13-14 kişilik bir içki sofrasında söylendiği rivayet edilmektedir. Dolayısıyla bir kere bu bir ‘nutuk’ olamaz.

2) Atatürk gibi kanun ve hukuka son derece titizlenen bir devlet adamının gençliği sokağa dökecek ve polis, savcı, hakim vs. devlet görevlilerini dinlememeye sevk edecek bir konuşma yapması kendisiyle çelişmesi demektir. Nitekim Mahmut Goloğlu’nun dikkatimizi çektiği gibi 2,5 ay sonra meydana gelen Razgrad Olayı’nda (Bulgarlar Türk mezarlığına tecavüzde bulunmuşlardı) gençliği yatıştırıcı bir dille konuşan ve kanunlara uymaya çağıran da Atatürk’ten başkası değildi. Dolayısıyla kanunlara uyulması hususunda bu denli titiz birinin halkı sokağa dökecek Maovarî bir konuşma yapması mümkün değildir.

Olgusal açısından bakarsak Bursa Nutku’nun sahteliğini şu kanıtlardan anlayabiliriz:

1) Atatürk’ün bütün söz ve yazışmalarını toplayan resmi yayınlarda bu nutka yer verilmemiştir. Mesela “Söylev ve Demeçler”de yoktur.

2) Atatürk’ün yaptığı her konuşmanın kaydedildiği Nöbet Defteri’nde bu toplantının kaydı bulunmamaktadır.

3) Bursa Nutku bu kadar önemli bir konuşma idiyse neden o günlerde basına yansımamıştır da, ilk olarak söylendiğinden 14 yıl sonra, yazanın da pek emin olmadığı ve kimden duyduğunu belirtmediği bir kitapta karşımıza çıkmıştır?


4) Nutku aktaran Rıza Ruşen Yücer’i Atatürk’ün çevresinden kimse tanımamaktadır. Farz edelim ki, bir şekilde o grubun arasına katıldı gazetecimiz, notunu tuttu. Ancak bu nota çıkışta el konulur ve ertesi gün Atatürk’ün onayından geçerse kendisine iade edilirdi. Kaldı ki, Atatürk, içki sofrasında konuşulanlar orada kalacaktır emrini vermiştir. Bu yüzden de onun onaylamadığı sözler yok hükmünde sayılırdı. Onaylanmış olsaydı zaten birkaç gün içinde basına yansımış olurdu.

5) Nutkun gerçekliği hususunda en ciddi kanıtlardan biri, Atatürk’ün 2. yaveri Cevdet Tolgay’ın Aralık 1966’da Milliyet’te çıkan yazısıdır. Ancak bu yazıda önemli bir hata göze çarpmaktadır. Burada konuşmanın yapıldığı tarih, 6 Şubat akşamı olarak verilmektedir. Ancak Atatürk’ü Mudanya’dan İstanbul’a götüren Gülcemal vapurunun seyir defterinde o akşam 19.30’da hareket edildiği yazılıdır. Bursa-Mudanya arasının o tarihlerde 60-70 dakikada alındığı ve vapura binmeden önce selamlaşma vs. ile yarım saate yakın bir sürenin geçtiği hesaba katılırsa Atatürk’ün köşkten en erken 17.45-18.00 civarında ayrılması söz konusudur. Sofranın en az 1-1,5 saat açık kalması gerekir ki, bu durumda saat 16 civarında akşam yemeğine oturulduğu sonucu çıkar. Halbuki Atatürk’ün en yakınında bulunanlar, mesela Cumhurbaşkanlığı Sekreteri Hikmet Bayur o saatlerde Atatürk’ün asla akşam yemeği yemediğini söylemişlerdir ki, bu durumda o sofranın da gerçek dışı olduğu sonucu çıkmaktadır.

Son sözü, Atatürkçülüğünden kuşku duyulmayacak bir isme, Falih Rıfkı Atay’ın 10 Nisan 1967 tarihli savcılık ifadesine bırakayım:

“Bursa Nutku diye Atatürk’ün söylediği bir nutuk yoktur… Bursa gazetecisinin yazdıkları kulak rivayetleridir. Atatürk son derece nizamcı ve devlet otoritecisi idi. Memlekette anarşi havası yaratmak kasdı vardır. Atatürk bu kasda alet edilmek istenmiştir.”

Ergenekonculara benden nasihat: Bursa Nutku’ndan size ekmek yok! Başka kapıya.



Mustafa Armağan / Zaman Pazar

KAYNAK:iyibilgi.com/haber.php?haber_id=83301

ERGENEKON İDDİANAMESİ O KADAR ÖNEMLİYDİ DE NEDEN 15 - 20 YIL SONRA GÜNDEME GELDİ, SORUSU GELDİ AKLIMA...

HATTA ERGENEKON DİYE BİR YAPILANMANIN OLDUĞUNDAN BAŞBAKANIN DAHİ " MİT RAPORLARINA GÖRE " HABERİ OLDUĞUNA GÖRE NEDEN 2007 BEKLENDİ VE HALEN BEKLENMEYE DEVAM EDİLİYOR...

İÇERİ TIKMAK İÇİN KENDİLERİNE KARŞIT ADAMMI ARIYORLAR ACABA...

ARAMALARINADA GEREK YOK ;

SAVCILIĞIN GİZLİ TANIK ... 'DAN ALDIĞI İFADELERE GÖRE ADAMLAR UYUŞTURUCU KAÇAKÇILARI... HATTA SÖZDE ERGENEKON ÖRGÜTÜNÜN PARA KAYNAĞI OLARAK DA UYUŞTURUCU KAÇAKÇILIĞINI GÖSTERİYORLAR... ZAMANINDA KUDDUSİ OKKIR İÇİN FİNANSÖR DEDİLER ADAMIN BAĞ-KUR'A BİLE BORCU ÇIKTI....

BEN SİZE SORARIM O ZAMAN EYYYYY TARAFLI YAYINCILAR.....

ÖCALAN ŞEREFSİZİNİN VERDİĞİ İFADE TUTANAKLARINDA TÜRKİYE'DE UYUŞTURUCU KAÇAKÇILIĞINA YARDIM YATAKLIK EDENLERİNİN TAMAMININ LİSTESİ VAR...

ALSANIZA İÇERİYE

YARGILASANIZA.....

AMA YOOOKKKKK YAPAMAZLAR, YAPTIRAMAZLAR....

CUMHURİYET OLGULARINA HAKARET ETMEK DURURKEN BUNU ASLA YAZAMAZLAR...

NEDEN İDDİANAMEDE GEÇEN 2 SEVGİLİSİ BULUNAN BAKANIN ADINI VEYA HABERİNİ BUNLARIN GAZETELERİNDEN ALAMIYORUZ DA DİĞER YAYIN ORGANLARINDAN DUYABİLİYORUZ....

YANLI YAYINNNNN.....

YETER AMA YETER..... BU KADAR DA UZUN BOYLU DEĞİL.....




DOĞRULUĞU, DÜRÜSTLÜĞÜ SAVUNUYORSANIZ DOĞRULARI SAVUNUN İŞİNİZE GELENLERİ DEĞİL....
Baransel is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Forum Araçları
Görüntüleme Biçimleri

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Saat 20:24.

Porno

Powered by vB 3.6.7
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by 3.0.0
Tercüme Eden: ReSSaM

Reklam Vermek için ressam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz

For Advertising contact ressam@gmail.com




Forum
porno sex haber dizi izle dizi
1 2 4 5 6 7 8 10 11 12 13 14 15 16 22 23 24 25 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 44 45 46 47 48 50 51 52 53 54 59 66 70 77 78 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 94 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 113 114 115 116 119 120 124 125 126 127 128 130 131 132 133 134 135 136 137 138 140 141 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 159 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 240 249 250 251 253 256 257 260 267 268 269 270 272 273 274 275 277 278 279 280 281 283 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 306 307 309 310 312 313 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 346 347 348 349 351 352 353 354 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 369 370 371 372 373 374 402 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426